şükela:  tümü | bugün
  • ayşegül'ü hala tatilde sanan insanların olması.

    oysa ki;
    ayşegül tatilden geldi
    evlendi
    çoluk çocuğa
    torun torbaya karıştı

    yok hala ayşegül tatilde

    (bkz: ayşegül tatilde)
  • (bkz: televizyon)
  • türkiye'de kitap okunmaktadır. bu yanlış bir bilgidir. türkiye'de görece olarak az kitap okunmasının sebepleri dense belki bişeyler çıkar ama ülkemizde kitap okunmaktadır. sadece tuna kiremitçi, orhan pamuk, ayşe kulin kitapları bile çoğu ülkenin toplam okunan kitap sayısından fazladır kanımca.
  • halkı bilinçlendirmemektir. bugün asgari ücret alan bir insan, orhan pamuk'un 600 küsür sayfalık cevdet bey ve oğulları'na nasıl verebilir 33.50tl? burada devletin koyduğu vergilendirme sistemi ön plana çıkmaktadır. devlet istese kitaplardan aldığı vergiyi indirebilir. ama indirmemektedir, çünkü mevcut siyasi iktidar bundan çok güzel nemalanmaktadır. buradan çıkarılmaması gereken yorum, vergi kaldırılırsa muhalefetin oyları toplayacağıdır. zaten adam gibi kitap okuyan bir insan yorumlar, sistemi eleştirir, etrafa şüpheyle yaklaşır. nihayetinde, düşüncesinin yattığı yöne doğru hayat yatırımlarını yapar. bu siyasi de olur, kültürel de.

    velhasıl, eleştirel düşünüşün temelinde kitaplar yatar. bu, genç yaşta aşılanması gereken en önemli unsurlardan biridir. gel gör ki bizim zorunlu eğitim çağımızda okutulan kitaplar ile, ütopyamızdaki okutulması gereken kitapların ikisi de kitap olarak algılanıyorsa; topluma afyon çoktan karıştırılmıştır...

    edit: editör arkadaşları olan bir yazar uyardı, kitapların son kullanıcıya kadar ulaşan maliyetleri 10-12 civarındaymış en fazla, üzerine kendi fiyatlarını koyuyormuş yayınevleri.

    öncelikle elimizde resmi bir dayanak olmadan buna inanmadığımı belirtirim. eğer gerçekten öyleyse de suç yine devlete düşüyor, çünkü üst fiyat limitini belirleyip piyasaların tekelleşmesini ve kartelleşmesini önlemesi gerekir. bizzat anayasanın 167. maddesinin 1. fıkrasında da bu yazmaktadır.

    edit 2: diğer düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar da devlet zoruyla fiyatları indirebilir ve vatandaşının sosyal ve kültürel hayatının niteliğini arttırabilir.

    eğer firmalar zarar ediyorlarsa yeri geldiğinde devlet bütçesinden zarar edenlere destek yapabilir.
  • nedeni ülkedeki kitap fiyatlarının yüksek olması değildir. kitapların pahalı olmasından yalnızca kitap okuyanlar şikayet eder. (bir servet ödeyerek sahip olduğum kitapları işsiz kaldığımda ekmek parası için elden çıkarırken anladım ne berbat bir ülkede yaşadığımı.)

    sokağa dostoyevski külliyatını serip "bedava!" diye bağırsanız bile, üç kağıt oynatan birinden çok daha az ilgi görürsünüz. ben asıl mesele konusunda ahkam kesecek değilim; çünkü konunun çok derin olduğunu düşünüyorum. bizde yazılı gelenek olmayışından tutun da matbaanın geç gelmesine kadar bir sürü sıkıcı konudan söz edilebilir.

    ama başlık altında ahkam kesip, (başlık dedim, boyum devrilsin) "tabii" yazmayı bilmeyenlerle ve günlük politik saçmalıkları bu işin bir parçası yapmaya çalışanlarla eğlenmek hepimizin hakkı diye düşünüyorum.
  • seksenli yıllar ve özal... bildiğin özal, 12 eylül'ün mimarlarının koruduğu, kolladığı, ülkenin, devletin çehresini "liberal" bakış açısıyla "serbest piyasa" kurallarına göre değiştiren özal.

    bu beyefendinin zamanında hemen her şeye zam yapılırdı, lakin kağıt, bildiğin sistematik bir zam fırtınasına tutuldu; özellikle de gazete kağıdı; ardından özelleştirmeler vs.

    bu yakın tarih açısından ele aldığımızda nedenlerden biri olarak söylenebilir, ama acı gerçeği gizler.

    bu ülkede adama "felsefe yapma" derler, "edebiyat yapma ulan" derler. dinime saygısızlık yaptı diye, ramazan'da su içti diye adam öldürürler, inandıkları kitabı okumazlar. hoş, hayatı kitap gibi okumuşlardır ama.

    peki, benzer şeyler başka hangi ülkelerde, hangi toplumlarda vardır?

    böyle ülkeler, toplumlar varsa, bunların ortak "eksik" noktaları nelerdir?

    özetle, acı gerçek ve tek kök neden sanayileşememektir.

    sanayileşme salt fabrikayla olmaz, hele otoyollarla hiç olmaz. e, fabrikayı yaptın, otoyol yerine denizyolu ve demiryolu sağladın, olur mu? yine olmaz!

    sanayileşme imam hatiple olmaz, hele imam hatipleri meslek lisesi olarak görmüyoruz diyen ve dini eğitimi meşrulaştıran talim terbiye kuruluyla hiç olmaz. e, teknik lise açtın, teknik eleman yetiştirdin, olur mu? yine olmaz.

    sanayileşme salt bir teknolojik hareket değildir, toplumsal bir olaydır. toplum sanayileşir, insanlar sanayileşir.

    sanayileşme, evrimi reddeden profesörlerle, kuran'la dünyayı ve evreni açıklamaya çalışan üniversitelerle, bu ortamda yetişen öğrencilerle olmaz. hele hele, laikliğin ne olduğunu anlamamış insanlarla hiç olmaz.

    nasıl olur?

    principia ile olur.

    gökten indiği sanılan kitapların doğmalarını bir kenara bırakıp bilimin salt yol gösterici olduğunu anlamakla olur, ki buna laiklik denir.

    türkiye'de kitap okunmamasının nedeni insanların, devletin, kurumların laik olmamasıdır.

    edit büdüt : sonradan eklenen kısımlar talep üzerine silinmiştir.
  • (bkz: internet)

    eskiden yoktu, simdi var...
  • tembellik .
    bu kadar basit , kitaplar laik değildi , pahalıydı, dedelerimiz okumuyordu gibi söylemler çok gerçekçi olamaz zannımca . okumuyoruz çünkü tembeliz . çünkü elimize aldığımız kitap çoğumuz için söz dizisinden başka bir şey ifade etmiyor. bu yüzden, yalnız okumak için değil düşünmek için de tembeliz . oysa ki kitaplar düşündürmek , düşüncemizi geliştirmek için vardı . hoş artık onlar da çağa uymuş durumda , çoğunu okurken beyninizi kullanmanız bile gerek yok . sizi şaşırtacak , heyecanlandıracak,utandıracak küçük detaylarla pek çok kitap peynir ekmek gibi satılıyor, görüyoruz. okunmasın mı? okunsun elbette ama kitap okumanın ne demek olduğu biraz anlaşılır , belki neyi neden okumamız gerektiği zamanla da olsa kavranır ihtimali için. yoksa bir kitap sizi düşündürmüyorsa , bir tane olsun fikir edinmenizi sağlamıyorsa bu okuyorsunuz demek değildir.
  • kitap okumanin özendirilmemesi akla ilk gelen neden olabilir. evde kimsenin kitap okumadigi, sürekli tvlerdeki dizi fimlerin takip edildigi bir evde büyüyen cocuk, kitap okumanin hazzindan belki kendisi birgün kesfetmez ise mahrum kalacaktir. bunun disinda görsel medyanin genclerin ilgisini daha cok cekmesi, egitime verilen önemin giderek azalmasi, genclerin zengin, ünlü v.s. olmayi ilim ve irfan sahibi olmaktan daha önemli görmeleri veyahut bu sekilde yetistirilmeleri.
    son olarak eklemek isterim ki;
    "kitap okumayan bir kimsenin, okuma bilmeyene karşı bir üstünlüğü yoktur."