şükela:  tümü | bugün
  • bu sadece "çocuk yap ,başın bağlansın, kendi hayatına git " durumu için değil malesef bir tatile gitmek için bile "evlenirsen kocanla gidersin" "hevesin varsa kocanla yaparsin" tarzi bir çok yaptırımla karşılaşıyor olmamız.
    ailemin eğitim durumu, sosyal hayatları göz önüne alınınca dışarıdan ne kadar hayata açık ve anlayışlı bir aile modeli olsakta iş eve kapanıp o dört duvar arasına gelince sen kiz cocugusun bizim adınızı taşıyorsun otur oturduğun yerde oluyor. 30 uma girmem ramak kala değil sevgilimle bir yere gitmek dursun normal arkadaşlarımla bile 2 saatten fazla dışarı bir yere gitmenin bedelleri oluyor.
    şu sözlükte yazılanları okuyunca, erkeklerin kızlar hakkında ne kadar kötü konuştuklarına şahit olunca anlıyorum ki bu zihniyet değişmeyecek. birak sevgiliyle tatili kızlarla bir konsere gitmek bile benim gibi bir cok kiz icin cok zor. başkalarının kızları ile gezerken bir şeyler yasarken erkek çocuğu olunca sorun görmeyen ama kendi ailelerine hayatı zindan edecek bu zihniyet umarım zamanla insana insan gibi değer verecek şekilde değişir.
  • arkadaşlarımla yaptığım bir tatil planı vardı, o dönem biriyle görüşmeye başladım ve usuldendir diye onu da davet ettim. zamanı uyduğu için kabul etti, hep beraber gittik. ilişkinin gidişatında bir değişiklik olmadı, hala flört evresindeydik. tatilden döndükten kısa bir süre sonra ise bambaşka sebeplerden görüşmeyi kestik. iş arkadaşlarımdan biri "ilişkin nasıl gidiyor?" diye sordu o ara. ben de ayrıntı vermeden "bitti," dedim. arkadaşım ne düşündü ne kurguladı bilmiyorum ama "zaten siz beraber tatile gidince ben biteceğini anlamıştım," şeklinde bir cevap verdi. şaşırdım önce, ne demek istediğini sordum. "bir kız benimle tatile gidiyorsa onu cepte görür, rahatlarım, muhtemelen seninki de öyle gördü bir eşeklik yaptı, değil mi?" dedi. şaşkınlığım daha da arttı. mevcut planıma dahil edildiği için nasıl bir rahatlama yaşamış olabilirdi ki? arkadaşlarla tanıştırdığım için ciddiye aldı desem, arkadaş grubumuz ortaktı zaten, benim sevgilim olarak tanışmamıştı o kişilerle. ve beraber birkaç şehir dolaştık diye adamdan çocuk yapmaya karar vermemiştim. benim açımdan hala değerlendirme aşamasında bir ilişkiydi. fakat çevremin gözünde öyle değilmiş. ilginç olan; görüşmeyi kesme sebebim, ona normal gelen bir tavrının bana anormal gelmesi ve öyle biriyle sevgili olmak istemememdi. tatil ya da ona bağlı cepte görmeyle ilgisi yoktu hani.

    erkeklerin kafası farklı çalışıyor, epey farklı. ve bu fark gelişmiş fikirler içermiyor maalesef. hala daha bir kadını "cepte görme" gibi takıntıları var. kadının sevgisi ya da ilişkiyi kabullenişi erkek zihninde çok farklı manalara geliyor. otuzlu hatta yirmili yaşlardaki insanlarda bile böyle. anne baba dediğimiz kişiler en az elli yaşlarında, onlarda nasıl olmasın?

    ilişki denilen şey karşılıklı bir paylaşım değil ki toplumun nazarında. kadının kullanıldığı erkeğin faydalandığı bir müessese! ebeveynler bu algıyı bildikleri, daha doğrusu kendileri de böyle düşündükleri için kızlarını insanların bakışlarından korumak adına evlilik öncesi yakınlaşmalara karşılar. tatile gittiniz diye ne oluyor, bilmiyorum. ben hala düşünüyorum mesela. ya da ilişki yaşadığımız herkesle birlikte mi oluyoruz? böyle bir algı mı var, sahi? varsa çok yazık. velev ki olduk? bundan kime ne? fazla partner erkeğin kıymetini artırırken kadını neden değersizleştirsin? aa ama pardon, o anne olacak değil mi? dokunulmamış olmalı! fakat "baba" olacak kişiler her şeylerini tüm dünyaya sergileyebilirler! ahlak dediğin kadına özgü bir şey ne de olsa!

    aslı serin'in birhan keskin'e yönelttiği soru;
    "kadınların kaburgadan yapıldığına
    kadınları bile inandıran neydi birhan?"

    kadınlar "bakirelik" ya da "az sevgilisi olma" üzerinden hemcinslerine üstünlük kurmamaları gerektiğini öğrenir belki bir gün. ancak o gün erkeklerde de bu algı değişir. ama gözlemim, erkeklerden çok kadınların bu üstünlük yarışına kapıldığı yönünde.

    neyse, çok uzatmayayım. dış görünüşte avrupalı, zihniyet olarak arabik insanların yaşadığı ülkemizde sıradan bir gün işte...

    dıdıt; dün (#111397658) şöyle bir şey yazmıştım, tam üzerine iyi denk geldi. akıllı olun hanımlar, lütfen, akıllı olun. harcatmayın kendinizi.
  • dogru bir tespittir. turk aileleri kizlari kendilerine zincirle bagliyor. sonra o zincirleri kendilerinden sokup gidip kocalarina bagliyorlar.

    bu zincirleri koparmak disinda bir sansiniz yok arkadaslar. ekonomik ozgurlugunuzu kazanacaksiniz, ayri eve cikacaksiniz. ailem beni siler vs demeyin, silerse silsin. pesinizden gelip sizi tore cinayetine kurban etmeyeceklerse yapin bunu, yok onu da yapacak bir aileniz varsa artik ya baska sehir, ya baska ulke bilemiyorum o kadarini.

    ancak ekonomik ozgurlugunuzu elde edip o evden uzaklasmadikca hala cocuk muamelesi goreceksiniz. 30 yasinda ne isiniz var ailenizin evinde? siz artik bir yetiskinsiniz. ona gore davranin. aileniz artik taniyip sevdiginiz kimselerden olusan, size zamaninda bakmis olan, yasli insanlar.

    bugun siz istediginiz kisi olamazsaniz, yarin istedigi kisi olan evlatlar yetistiremezsiniz. bu duzen de boyle surup gider.

    kimse gelip "ama o kadar kolay mi?" vs gibi seyler soylemesin. ozgurlukler kolay kazanilmiyor.

    ek:

    bu eki yapmasam olmazdi. bir de soyle bir sorun goruyorum. yukarda soylediklerimi yapan kisiler bile bazen kurtulamiyor bu zincirlerden. onun nedeni de ailenizi hayatiniza cok fazla dahil etmeniz arkadaslar. hergun sictigi boka kadar arayip anasina anlatan biliyorum.

    arkadaslar belli bi yasi gectikten sonra aileniz artik sadece ara sira update verip onemli seylerden bahsedeceginiz belli bi mesafede takilacaginiz kimselerdir. bunun iki nedeni var, birincisi hayatiniza bakin, artik yetiskinsiniz sorunlari kendiniz cozun. arabayi carpar babasini arar, mutfakta bir sey olur anasini arar. lan birak. coz iste sorunlarini.

    ikinci neden ise bu ebeveyn-cocuk iliskisidir. bunu bir yonde kirmazsan hicbir yonde kiramazsin.

    bu soylediklerim istisna durumlarda ise yaramaz, dedigim gibi aileniz tore cinayeti potansiyeli tasiyan bir aileyse, sizi gorucu usulu evlendirmeyi planliyorlarsa vs. ancak bu durumun disinda kalip da "istese yapabilir" durumunda olup yapmayan cok kadin var. cocuk gibi evde yasiyorlar. benim sevgilim vardi yas 25, bogazicinde yuksek lisans yapip it gibi para kazaniyordu, evde ailesiyle yasayip aldigi maasi anasina veriyordu mesela. simdi bu kiz bir ozgurlukten bahsedebilir mi? bahsedemez.

    ek2:

    bak mesela benim anam bundan bi 10 yil once kadar, birlikte yasiyorduk o zamanlar. ben aksam eve 9-10 gibi gitmemis olursam arardi beni. eve gel diye degil de merak ettigi icin. bir noktadan sonra acmayi biraktim telefonunu. beni laf olsun diye arama sadece bir nedeni olursa ara diye cikistim her seferinde. cunku niye? ben her gun zaten eve gec gidiyordum. hani haftanin her gunu 7de gitsen bir gun gitmesen merak eder tamam da, ben zaten her gun 12de gidiyorum.

    simdi bunu niye anlattim? su yuzden, son 6-7 yildir anamdan uzakta yasiyorum. kadinla konustugumuz haftada 1 ya vardir ya yoktur. ee noldu her aksam merak edip arayan kadina? ki onun beni arama nedeni beni sikmak, eve gel demek falan degildi. gercekten merak ettigi icin ariyordu.

    su oldu arkadaslar, ben buyudum. o da bunu fark etti. buyuyen insan kendi basinin caresine bakar. ben once bunu sagladim sonra karsimdakine de bunu gosterdim. onu ikna etmedim, ona bunu gosterdim. hala evinde yasasaydim o is oyle olmazdi iste. evinde otur donunu anan yikasin sonra ben yetiskinim. bok yetiskinsin.

    ulan konu nerden nereye geldi.

    neyse, ozetle ozgur olmak icin birey olmaniz gerek, birey olmak icin ailenizden kopmaniz gerek, bir sekilde basarin bunu.
  • bunun en büyük nedenlerinden birisi türk kızlarının kendisidir. evlenmeyi bir başarı, ulaşılması gereken bir hedef olarak görüp, evlenmeden eksik olacaklarını dusunmeleridir. bu birey olamamaktir. tüm kız arkadaşlarım evlenmeye hevesli olmadığım için ayrıldı benden. şimdi kocişleri ile tamamlanmış oldular. kişi birey olmayı bilmiyorsa topluma da bahane atar kültüre de.
  • acı bir hakikattir.

    maalesef kadınlar doğduğu andan itibaren erkeğin malı olarak görülüyor.

    çocukken babası, abisi, amcası, dedesi falan üzerinde hak sahibi.

    yaşı kemale erince de başka bir erkeğe emanet ediliyor.

    o yüzden de bu ülkede kadına şiddet hiç bitmiyor.

    çünkü herkes kadını devredilen bir mal olarak görüyor maalesef.

    şiddet ve baskı kadın doğduğu andan itibaren psikolojik ve fiziksel olarak devam ediyor.

    taa ki kadın ölünceye kadar.

    hiçbir kadın özgür bırakılmıyor.

    bu durum kadınların bilinçaltına öyle bir işlemiş ki, çoğu kadın 20 yaşından itibaren zaman ilerledikçe telaşa kapılıp strese giriyor.

    çevresinden ve ailesinden bile baskı yiyor..

    bu sefer aman evde kaldın demesinler diye panik yapıyor.

    bir kısmı gelecek planlaması yapamıyor.

    eğitim ve kariyer planları sekteye uğruyor.

    illa devlet onayı, seramoni ve maddi çıkarlar karşılığında başka bir erkeğe satılacak o kadın.

    insan değil mal çünkü bu sapık ataerkil zihniyetin gözünde.
  • türkiye’nin çoğu kesiminde vardır. evlenmemişsen kesin mutsuzsundur psikolojisiyle sürekli damat adayı ararlar bekarlara . tabi bu en normal aile için geçerli, bir de anormal aile vardır ki onlar her şeyi ayarlar sana sadece evlilik cüzdanına imza atmak düşer.
    evlenirsin yine kurtulamazsın bir de çocuk yap diye baskı kurarlar. “neden çocuk yapmıyorsunuz?” , “gidin tedavi olunda bir çocuğunuz olsun?” , “ yazıkkkk senin çocuğun yok mu?” ...
  • edit: entry'me @altarin oglu tarkanim ben nickli yazardan şöyle bir mesaj geldi: " senin ben............................................................................................... anladın sen onu. 25 yaşında avukatım ben. ileride kızım olursa ben de o görüntülü arayan aile gibi olacağım hatta daha da beter olacağım. sevgilisi olmasına bile izin vermem. sen ve senin gibilerinden nefret ediyorum. seni yetiştiren annene yazık, babana yazık. yaptıklarını öğrenseler kim bilir ne kadar kahrolurlar. yazıklar olsun sana :) "

    çok üzücü gerçekten, bu terbiyesiz yazarın doğacak kızına acıyorum. ve 25 yaşına girmek üzere olan yetişkin bir bireyim özel hayatımda yaptıklarım hiç kimseyi ilgilendirmez. hastalıklı zihinleriniz ile üremeseniz keşke. gelecek nesillere yazık.

    ne yazık ki büyük çoğunlukla doğru olan önerme.

    24 yaşındayım. annem hala konusu açılırsa "evlenmeden bir erkekle yalnız kalma" ya da "evlenmeden hiçbir erkekle sarılma" gibi cümleler kuruyor. sadece evlendikten sonra yapabilirmişim bunları.

    bu nedenle sevgilim olduğunu 2 yıldır söylemedim. ekonomik özgürlüğümü kazanana kadar da söylemeyi düşünmüyorum. gerçekten anlatmayı ve normal karşılanmasını isterdim ama biliyorum ki söylediğim anda şu anki gibi istediğim zaman istediğim şekilde görüşemeyeceğim erkek arkadaşım ile. özgürlüğüm kısıtlanmaya çalışılacak, tartışmalar çıkacak.

    kaldı ki ben evlenmek istemeyen bir insanım. bunu defalarca da söyledim ben evlenmeyeceğim diye. hep fikrimin değişeceğini düşünüyorlar. ama hayır hiç sanmıyorum. fazlasıyla bireysel bir insanım. 10 yıllık en candan dostum ile bile aynı evde 1 hafta zor yaşıyorum. bunalıyorum her dakika biriyle olunca. kendi alanım olmalı, tek başıma vakit geçirebilmeliyim en azından haftada bir kaç gün. bu gibi nedenlerden dolayı evlilik ve özellikle bir gün çocuğumun olması en büyük korkularımdan. aşırı mutsuz olurdum.

    toplumun ve ailemin görüşleri umurumda değil o yüzden. kendi hayatımı kendi istediğim şekilde yaşayacak kadar güçlü olmaya çalışıyorum an itibariyle. kendi ailem bile olsa başkalarının beklentileri ile hayatımı yönlendiremem.

    başka bir örnek vereyim: 5 yıl komşu olarak yaşadığımız yakın arkadaşlarımdan biri var. kızla 5 dk uzaktaki markete gideceğimiz zaman bile zor izin alıyordu. markete vardığında annesini ya da babasını arayıp bilgilendirmesi gerekiyordu. dönerken de dönüyorum diye aynı şekilde. ve markete giderken bunu yapan ailenin diğer konularda nasıl olacağını düşünün.

    arkadaşımı en son gördüğümde çok bunalmıştı. depresyondaydı biraz da.
    arkadaşlarıyla ve sevgilisiyle nereye giderse gitsin ailesi görüntülü arama yapıyormuş ve açmazsa sapık gibi sürekli arıyorlarmış açana kadar.
    telefonu açıp ailesine rapor verip etrafı gösterip kapatmak zorunda kalıyormuş.
    çok zoruma gidiyor demişti. keza ilişkileri de ailesi yüzünden hep sallantıda oluyordu.

    ve arkadaşımın annesi öğretmen, babası müzisyendi hani okumuş, eğitimli kişilerdi.
    anlam vermek gerçekten zor. bu derece sıkan aileler var işte.

    türk kızına çok yüklenmeyin o yüzden. her gün burada başlıklar açılıyor türk kızı öyle, türk kızı böyle diye.

    bence tek yol, ekonomik özgürlük kazanıp, birey ve yetişkin olduğumuzu anlamayan aileye rest çekmek.
  • son zamanlarda duyduğum en haklı tespit olabilir lan?!!

    hatta bak entrylerime falan bakın feminizme karşı falan biriyimdir. ama bu gerçekten doğru.

    gariplerim ne istese "evlenince" deniyor. sonra "niye bu kadar evlilik delisisiniz aq kezbanları" diye bir de bizden zılgıtı yiyorlar. bu konu tartışılmalı...
  • doğru olmakla birlikte, bu mecburiyeti yaratan anne babadır, toplumdur. erkeklerin de evlenince daha özgürleştiği durumunu da unutmayalım. toplumun kadınlara baskısı durumdan dolayı da erkeklere laf söylemek biraz aşırıya kaçmış olur diye düşünüyorum. ataerkil bir toplumda, üstelik ortadoğu'da doğmanın şanssızlığı tüm bunlar. tamam kadınların evlenmeyi mecburiyetten dolayı da istemesi normal fakat erkeklerin günahı ne. bu toplumun da erkeklere farklı yönde baskısı var. hangi erkek babayla aynı evde yaşamak ister. sıfıra yakındır emin olun.
  • dogru olmayan fakat destekledigim durumdur evlenmeyin. bu ulkenin nesilinin devamini es sevgili ve anne olmayi beceremeyen psikolojik bunalimli turk karilarindan devam etmemesi ulkenin gelecegi acisindan daha eftaldir,somut karar verme yetinizdeki ve kararlarinizin sorumluluklarini alma yetersizliklerinizi erillere yuklemekten vaz gecin artik.devir fii devri degil kandirmayin kendinizi..zaten hic birimiz aslinda sizi tercih etmek istemiyoruz vatandasliktan mutevellit mecburiyetler.yoksa kir pidesi memelerinizle ,pattiz gotunuzle kim sizi ne yapsin? o dediginiz cinsel yoklugun gisesini yapip yapip agliyorsunuz.samimiyetsizliginiz de bu kadar.hic birimizin sizinle evlenmek istedigi felan yok.erkeklerin kadinlardaki gibi sacma sapan duygusal bosluklari ,mantiksiz hareket sekilleri ,ilgi acliklari yok sukurler olsun. o sizin ilkell genetiginiz bunun da mi suclusu eril?evlenmek ne ya hem bu devirde zaten .ah pardon eksi sozlukde feminazopatlar magdur olurken susuyorduk degil mi?