şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: liyakat sizlere ömür)
    var olduğu tartışılır şey.

    bleufonce'un sayesinde (ve anlayışına güvenerek) alıntılıyorum.
    yazıda ilk dikkatimi çeken şey tarihi oldu, böylece bu topraklarda liyakatsizliğin ne kadar eski bir kurum olduğunu tekrar algıladım, akp döneminde değil sadece, belki 300 yıldır belki daha fazladır böyle olsa gerek. kurumsallaşmış kötüyü yıkmak çok zor, yerine iyisini yapmak daha da zor. evet türkiye cumhuriyeti'ni kastediyorum:

    "
    liyakat sizlere ömür

    ....

    31/01/2002 (424 defa okundu)

    nejat eren: eski dış ticaret müsteşarı

    ülkemizde kamu yönetiminde özellikle son yıllarda 'kadrolaşma' hareketinin giderek yaygınlaşmaya başladığı gözlenmektedir. esasen bu kadrolaşma hareketi, bazı kurumlar bakımından son derece geleneksel bir yapı arz etmekle birlikte, bu kurumlara yeni eklemeler olduğu dikkati çekmektedir.
    bu kadrolaşma hareketinin hangi kurumlarda veya hangi siyasi parti tarafından yapılmakta olduğu sorusundan çok, iki hususun sorgulanması gerekmektedir. bunlardan birincisi, kadrolaşmaya izin veren personel politikaları, ikincisi ise, kadrolaşmanın yarattığı idari deformasyon ve erozyondur.
    öncelikle personel politikalarının irdelenmesi gerekmektedir. görev ve sorumluluk verilen kurumlar, bu görev ve sorumluluklarını yerine getirme konusunda yegâne araçları olan personeli seçme ve atama açısından 'dış etkilere' açık bir konumda bırakılmaktadır.

    aileden masonik bağlara
    bu dış etkiler, ailevi ilişkilerden, feodal arkadaşlıklara, masonik bağlardan siyasi talimatlara kadar yaygın bir yelpazede kendisini göstermektedir. liyakat, basiret gibi özelliklerin hiçbir şekilde kıstas olmadığı bu türden atamalarda, 'eşitler arasında' tercih yapılmasından, 'dışardan' yüksekokul bitirmiş gece bekçisinin 'genel müdür' olarak atanmasına veya seçim kaybetmiş bir siyasi parti yandaşının müsteşar yardımcılığı ile teselli edilmesine kadar varan çeşitliliğe rastlamak mümkün.
    bu müdahalelerin nereye kadar vardığı çok önemlidir. zira, dış etkilerin geçmişten bu yana mevcut olduğu izahtan varestedir. sorun bu türden atamaların toplam içindeki ağırlığıdır. her hal ve kârda onaylanması mümkün olmayan bu haksız görevlendirmeler, sınırlı sayıda olduklarında, kurumlara atfedilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinde ciddi bir sıkıntı yaratmayabilirler. bir başka ifade ile bu türden kişiler idari görevlerini yerine getirmez, tam aksine kurum içinde 'idare edilir'.

    kadro ele geçirme
    ancak, dışarıdan müdahale yoluyla atananların
    sayısında artış olduğunda, öncelikle bu kişiler arasında bir dayanışma ortaya çıkar. mesleki yetersizlikten duyulan eziklik, işlerin yapılmasında kifayetsiz kalma gibi duygular, diğer kadroların da ele geçirilmesi zorunluluğu doğurur. böylece bu türden sıkıntıların yaşanmasına gerek kalmayacaktır. bazı işlerin neden yanlış yapıldığı, yapılması gereken işlerin neden yapılmadığı gibi gereksiz sorular soranlar 'nadas'a bırakılır.
    'devletin işi her zaman yürür' anlayışı çerçevesinde işlerin yapılıp yapılmadığı yahut da iyi yapılıp yapılmadığı veya hangi işlerin yanlış yapıldığı gibi hususların hiçbirinin sorgulanmasına gerek kalmaz. bir anlamda kurum 'işlerin kötü gittiğinin dahi farkına varmayan kişiler' tarafından yönetilmeye başlanır.

    personele sirayet
    diğer taraftan, bu sürecin uzunluğuna bağlı olarak, mesleki deformasyon kurumun diğer personeline de sirayet eder. devlette en önemli eğitim, amirlerin memurlarına aktardıkları tecrübe ve birikimden müteşekkildir. haksız bir şekilde görevlendirilen mesleki ehliyeti haiz olmayan kişilerin astlarının eğitimine katkıda bulunmaları beklenemez.
    keza, başlangıçta amirlerinden daha ehil konumda olan personel de önceleri bazı yönlendirmelerde bulunmaya çalışır. eskiden kalan bilgi ve görgüsü ölçüsünde işlerin kalitesini yükseltmeye çaba gösterir. ne yazık ki tepki alamaz. amirler mesleki yetersizliklerinin farkındadır ve bu yetersizliğin kısa vadede kapatılmasının mümkün olamayacağının bilincindedir. bu tür çabaları şiddetle reddeder. memur zaman içinde deforme olmaya başlar.

    duruma uyum sağlamak
    çünkü, kendisinden iş talep edilmemekte, yaptığı işlerin kalitesini yükseltecek, yönlendirecek kimse bulamamaktadır. bir süre sonra uyum sağlar duruma. sadece kendisinden istenenleri, istenildiği kadar yapmaya başlar. eğitim iki taraflı olarak durur. ne amirin memuruna verebileceği bir şey vardır, ne de memur üstlerine katkı yapma konusunda isteklidir.
    bir de madalyonun diğer yüzü bulunmaktadır. geçmişte kurumun işlerini yapmakta olan nitelikli personel bir kenara itilir. kendilerine iş verilmediği gibi, dışarıdan işlere müdahale etmelerini engellemek için gereken tüm önlemler alınır. böylece bu nitelikli personelin de eğitim süreci kesintiye uğratılır. memuriyet aslında yukarıdan sürekli dolması gereken altı delik bir kova gibidir. bir yandan iş yapıldığı sürece yukarıdan dolan bilgiler, diğer yandan düzenli olarak astlara aktarılmaktadır.
    bu süreç kesintiye uğradığında, başka bir ifade ile, kovanın dolma süreci durduğunda, alttaki delik nedeniyle birikimler tükenmeye başlar. bir anlamda uzun süre nadasa bırakılan toprakların erozyona maruz kalarak verimsizleşmesinde olduğu gibi, nitelikli personel de niteliklerini yitirir. bu duruma bir tepki olarak kurumdan ayrılmalar başlar. bu durum doğal olarak kurumun iç meselesi olarak kalmaz. devlette kurumlar işbirliği ve koordinasyon halinde çalışmak zorundadır. bir süre sonra kurumdan gelen yazı ve görüşlerin kaliteleri bariz şekilde düşer. toplantılarda kurum adına verilen görüşler anlamsızlaşır veya kimse bir görüş beyan etmemeye başlar. artık süreç tamamlanmıştır.
    "
    http://www.radikal.com.tr/…02/01/31/haber_27937.php
  • fetö yüzünden ebesi bellenmiştir. benim dönemimde nerede üniversite sınavından iyi sonuç alan biri var orada fetöcü var. lan bi de bu şerefsizler yüzünden ailem tarafından eziklendim. neymiş çoban sınavda birinci olmuş yav he he alayınız kopyacısınız. son 15 hatta 20 yılda makam mevkiye gelmiş kisilere güvenmemek lazım. titre sahip kişilerin çoğu tırt.