şükela:  tümü | bugün soru sor
  • aganın bokunun üstüne bok olmaz ama bi yandan da yedi küsür şiddetindeki deprem ile istanbul'un yarısının yok olacağını ön görüyoruz. demek ki mühendis te pek yok. mühendisliği, malzemeyi ekonomiye bağlayıp kurtarabiliyorsak. pek ala mimarlığı, mimarları da kurtarabiliriz. yersek tabi.
  • sabah sabah nerenizden uyduruyonuz la böyle şeyler dediğim önerme.

    not : tabii yok lan ben daha mezun olmadım.
  • kanımla canımla katıldığım önerme.
    3 tane 5 tane istisna var diye onlarca üniversitenin her sene verdiği mezun yığınını yok sayacak değiliz. sadece msü, itü, ytü, odtü her sene kaç yüz mezun veriyor, çıkan gurüh ne? en fazla rendercı.
    arkadaş biraz estetik kaygınız olsun, biraz yenilikçi olun; bizimkilerde en fazla ego var. hayır bir sike yarasan ya da yarayacak bir bakışın olsa egona da razı oluruz, ama sen safi egosun ve hiç bir kabiliyetin yok.

    çözüm nedir bilmiyorum ama.. gidip döve döve (bkz: dieter rams) 'ın bütün çalışmalarını mı göstermek lazım, zorunlu danimarka, isveç, italya gezileri mi düzenlemek lazım ortaokuldaki gibi.. mimari tarih okuyorlar da kafalarda canlanmıyor demek ki, daha kolay anlaşılır endüstriyel tasarımlara yer vermek işe yarayabilir belki bilmiyorum.
    ama bir şekilde mimarlık mezunu bu hırto kitlenin adam edilmesi lazım.

    ek: bir dostumuz su videoyu eklememi rica etti:
    https://youtu.be/2romxecypoe
  • gaudi'yi getirsen imar yönetmeliğinden, güdük imar planlarından, belediyelerde çalışan raportörlerin, şeflerin cehaletinden, koruma kurullarının insiyatif alamamasından dolayı herkesle hemen hemen aynı ürünü vereceği, derdini bir türlü anlatamadığı ortamlarda hevesinin kırılacağı, mimarlar odası'nın kifayetsizliği, müşterinin cehaleti yüzünden üç kuruşa beş liralık projeyi yarı zamanda yapmak zorunda kalacağı, bazen yapı denetim kanunu yüzünden projenin inşa sürecinin tamamen dışında kalacağı bir ülkede anlamsız serzeniştir.

    önceki sene şaşırtıcı bir biçimde bu sorunları yaşamadan çok severek bir proje yaptım. özendim de, mal sahibi de açık fikirliydi, parası azdı ama iyi olsun istedim. şansına belediyedeki mimar da gayet keyif aldı süreçten. çok güzel bir ürün çıktı ortaya. sonra mal sahibi işi devretti, kendi de uzaklara bir yere gitti. cephesi için biraz pahalı ama özgün bir sistem bile geliştirmiştik hey gidi...

    ruhsatı aldık, müteahhit işe başladı, yapı denetim şirketi işi üzerine aldı, ben süreç dışındayım artık.

    el birliğiyle projeyi bir güzel bozmuşlar, tadilat projesiyle falan da düzeltilecek tarafı kalmamış. zaten gerekli ara ruhsatları falan da almadan bodoslama yapmışlar binayı. bana tadilat projesini çiz diye geldiler, ne yaptınız siz dedim, ben tadilat çizersem yıkıp yeniden yapacaksınız binayı. kaba inşaatı bile hatalı. döşemeler hatalı, asansör mevzuata uygun değil, koridor genişliklerini daraltmışlar falan. para vermeyi de düşünmüyorlardı tadilat projesi için. çünkü ne ki yani iki tane çizik atacaksın! fiyat teklifi verdim. çıkacak masrafları söyledim. kalsın biz imar affına başvururuz dediler.

    şimdi görseniz o çirkin binanın mimarına sövesiniz gelir biliyorum, ama o bina bir mimarın projesi falan değil. doğaçlama inşaat. en ucuz malzeme. çözülmemiş detaylar. çirkin ötesi bir cephe kaplaması. ve imar affı geldiği için benim bir mimar olarak müdahil olabileceğim hiç bir şey yok, günün birinde o binayı yıkıp yeniden yapmaya kalkarlarsa belki benim arşivdeki projemi kullanırlar.
  • lafa gelince mangalda kül bırakmazlar! icraat sıfırın altında!!! hem teoride hem pratikte zayıflar. bazı mimarlık ofislerinin yabancı mimarlarla calışmasına şaşırmamalı.
  • arz talep dogurur. turkiyede ölü doguyor bu cocuk, cok ozel isler disinda. dolayisiyla kimse bol keseden sallamasin. tarihi eserin sunger bop oldugu bir ulkeden bahsediyoruz.
    tabi norvec fiyortlarindaki konsept mimari tasarimlara bakinca erekte oluyorsunuz amk.
  • iç mi, dış mı?
    komiklik sorusunu akla getiren iddia.
  • cahil cühela bir iddia. türkiye projenin değerinin olmadığı bir ülke. bu sadece mimarlık için değil tüm düşünce ve teknik temelli bilimler için geçerli. bugün bir makine mühendisinin taahüt için çizdiği projenin bedeli yok bir mimarın yaptığı tasarımın bir değeri yok. maalesef yok. kimse tasarıma para vermiyor vermek istemiyor. çünkü kağıtta gördüğü şeyin değersiz olduğunu düşünüp ben mala para veririm diyor. ortaya çıkan ürünün temeli olan projeye verilen bedel koca bir sıfır. dolayısıyla türkiye mimarlar değil müteahhitler ülkesi oluyor. müteahhit kendisini yücelten zihniyete dayanarak birbirinin kopyası , niteliksiz , hiç bir akıma uymayan kötü yapıları yapıyor ve alıcı da m2 kaygılı olduğu için bu ürünü alıyor.

    bu sadece konut için değil tüm yapılar için geçerli. biraz yarışmaları takip ederseniz çok güzel işlerin tasarlandığını görürsünüz. ama biraz daha ilgili olup yarışma projelerinin uygulanmış haline bakarsanız yarışmayı kazanan proje ile ortaya çıkarılan ürün arasında ki fark gözlerinizi kanatabilir. yarışma şartlarının içinde projenin özgünlüğünü koruyan tek bir şart yoktur. aksine ödül parası verildikten sonra uygulayıcı istediği şekilde projeyi değiştireceğini bildirir. parayı verenin o olduğu düşünülünce makul bir istek gibi geliyor ama sonunda gelinen nokta cahil cühela bir ahmağın türkiyede mimar olmadığını iddia etmesi oluyor...

    bu ülkede osmanlı-selçuklu mimarisi diye bir şey türedi... yıl 2019 hala mimar sinan taklidi camiler yapıyor ve üstlerine geçmiştekinin benzeri olmak dışında hiç bir işlevi ve manası olmayan kubbeler konduruyoruz. biz derken bunu kimlerin yaptığı ortada tabi... çağı takip edememenin sebebi talep edenin çağdaşlığı reddediyor olmasıyla da alakalı... bu durumda tabi ki yıllarca süre gelen eğitimsizliğin çok büyük etkisi var.

    bütün bu olumsuzluğun yanı sıra ülkemizin yetiştirdiği pek çok mimar ve mimar grupları var. biraz sektörü araştırarak başarılı işlerinden haberdar olabilirsiniz. en önemlileri ülke siyasetinin modern türkiyeyi kurma gayretiyle uğraştığı zamanlarda iş yapmış büyük isimlerin çocukları olsa da yeni nesilden de bir şekilde başarıya ulamış isimler var. en azından ofis yapılarının iç mekan tasarımları ile başarılı işlere imza atmış çok iyi firmalar var.
  • avrupa'da form follows function
    türkiye'de cash flows müteahhit

    türkiye'de mimar vardır, işini yapmasına müsaade edilen mimar yoktur.

    en az metrekareye, en çok konutu/ofisi/mağazayı, en az masrafla sığdıran, en dandik malzeme ile en gösterişli! cepheyi/mekanı yapan mimar başarılıdır türkiye'de maalesef.
    ortaokul mezunu adam, bünyesinde çalıştırdığı 5 yüksek mimarın maaşının toplamından kat kat daha fazla kazanır. tek sebebi biraz sermayesi, biraz tanıdığı çevresi olması.

    mesela rezil bir örnek, sözde içmimar, hollanda'da tasarım eğitimi almış tarkan önal.

    bu da rezil portfolyosu, bu adam milyonlar kazanıyor. başka bir şey demeye gerek yok sanırım.