şükela:  tümü | bugün
  • dikkat ceken husus.
    dusunsenize crematoriogibi basarili roman uyarlamalari, bbc'nin cok uzamayan house of cards gibi eski dizileri varken, fransizlar 8 bolumluk les revenants ile basariya kosar, braquo ile amerikan dizilerini ekarte ederken, turk tvlerinde 90 dakikalik 30-40 bolumluk sezonlardan bahsediyoruz.

    biri de cikip pamuk'un sessiz evini dizi olarak 8 bolum cekelim, insanlara muthis bir hikayeyi iletelim demiyor.

    umutla beklemeye devam.
  • her dizinin en az iki saat olduğu ülkede çok da zor olmaması gereken şey.
  • gerek duyulmadığındandır.

    özel bir prodüksiyonla uğraşılmasına gerek yoktur. zira gündemi takip etmek bu açığımızı kapatıyor zannımca.
  • yapımcıların ve kanal patronlarının aç gözlü olduğu bir ülkede mini dizi hayali kuran gariban türkiye halkı
  • sebebi televizyon piyasasının denklemi içerisinde mini-dizilerin -ve benzeri yaratıcı, görece kısa ömürlü işlerin- yerinin olmamasıdır. ana akım televizyon kanallarının yaratıcılık gibi bir kaygıları yok, çünkü hala bin yıllık hikayelerden sündüre sündüre, bol bol ekmek yiyebiliyorlar. şu anda televizyonun izleyici kitlesinin de televizyon içinde ve dışında alternatifleri pek az. bu durumdan şikayetçi olsalar dahi dönüp dolaşıp yine televizyon karşısına oturuyorlar.

    çook fazla ekonomik ve siyasal ayrıcalıklarıyla büyük medya holdinglerinin** ve televizyon dışında fazla seçeneği ve alışkanlığı olmayan geniş kitlelerin içinde bir de bbc, svt benzeri seviyeyi yükselten bir kamu yayıncılığı anlayışı da yok, hatta olanı da tarumar edilmiş. (durumun vahametini anlamak için (bkz: trt)) sonuçta ister istemez risksiz, vasat, uzun süreli ve karlı işlerle devam etmemek doğal olarak kimsenin aklına bile gelmiyor.

    aslında türkiye'de son on yıldır sayısı bir elin parmağını geçmeyecek ve neredeyse hepsi bir şekilde yayından kaldırılmış örnekleri saymazsak dizi ve televizyon filmi de yapılmıyor.

    tam bir alan razı veren razı durumu.
  • o 1.5-2 saatlik diziler 40-50 dakikaya inse mini-dizi gibi gelir heralde bizim insanımıza. o açıdan mini-dizi kavramı buralara çok uzak.
  • acun ılıcalı'yı zengin eden bir sektörden mini dizi beklemek de bizim naifliğimiz olarak tarihe yazılsın.