şükela:  tümü | bugün
  • fiyat/performans olarak gereksiz pahalı olması asıl sebep, çok şaşıracak bir durum yok ortada. "kıç kadar arabaya o parayı vereceğime şunu alırım" diyor insanlar, ki haklılar da. niş bir sınıf, özellikle smart ve fiat 500 gibi araçlar.
  • renault zoe türkiyeye ilk geldiğinde deneme sürüşü yapmak istemiştim o ara ankaradaydım bir yeri aradım şok oldular verdikleri billboarddan bunun için benden başka arayan olmamış. bırakın almayı insanlar merak bile etmiyor. hayret ediyorum hala.
  • çok şaşırdığım bir durum, hele ki istanbul gibi yoğun trafikli bir bölgede. mini arac derken bildiginiz smart,twizy tarzı tiplerden bahsediyorum, veya 4 koltuklu minikler de olabilir(polo ve clio'dan küçük olanlar ama). mesela geçen yıllarda bir araştırmaya göre istanbul için tasarlanan bir bataryalı elektrikli aracın menzilinin ortalama 60 70 km olması istanbullular'in çoğu için yeter, şehir içi çok uzun mesafe sürülmuyor. bu tarz minik arabaları paris,berlin,roma gibi yerlerde görürsünüz çok sık. devletimiz bu aracların vergisinde iyilestirme yapmalı, halk bunları almaya teşvik edilmeli.
  • çünkü trafikte biçerler.

    cevabı sorunun içinde saklı.
  • ebat görgüsüzü bir millet olduğumuz içindir. ebat olarak büyüklük heybet, güç göstergesi olarak görülüyor bizim toplumda. aslında ortadoğu toplumlarının hepsi böyle. işlevsellik, kullanım kolaylığı falan hep ikinci planda oluyor. bu görgüsüzlük ev için de araba için de, başka şeyler için de söz konusu.

    t: doğru bir tespit
  • türklerin, genel olarak geniş aile ve arkadaş grubuyla gezme alışkanlığının sonucudur.
  • arabanın ulaşım değil, statü aracı olmasından kaynaklıdır. dünya'nın nüfus yoğunluğu açısından en kalabalık (2019 rakamlarına göre 22. diye hatırlıyorum) şehirlerinden birinde yaşıyorsun, yılda 2 kez tatile gideceksin de bagaj lazım olacak diye koca götlü sedan arabalarla ya da "yerden yüksek" argümanıyla * suv ile gezmeye çalışıyorsun. 10 kilometre yolu 2 saatte gitmeye ne kadar gezmek derseniz artık.

    türkiye'nin büyükşehirlerinin çoğunda vw up, * opel adam, fiat 500, renault twingo, kia picanto gibi araçlar cirit atmalı. şöyle söyleyeyim, uzunluk açısından baktığında, 10 tane fiat egea sedan * sığdırdığın yere neredeyse 13 tane vw up * sığdırıyorsun. bu da neredeyse 30% yer tasarrufu anlamına geliyor. bulunduğun sokağa 10 yerine 13 araç park ettiğini bir düşün bakalım. ve bu trafikte her gün milyonlarca araç dolanıyor.

    kısacası, türkiye'de, özellikle de nüfusu 2-3 milyonun üstünde olan şehirlerde, inatla büyük araba tercih edip a segmenti araçlara burun kıvırmak, bir de bu araçları kadın arabası gibi bir cinsiyeti aşağı bir özellikmiş gibi kullanarak küçümsemek, hem medeniyetsizlik, hem de öğrenilmiş geri zekalılıktır.

    5 yıl sonra o koca götlü araçlarınızı "arka koltuğa kimse oturmadı", "bagajı çok az kullanıldı" diye överek satarsınız. sonra ben burada bu kitleye geri zekalı dedim diye de bana kızarsınız. vallahi kamera şakası gibi insanlarsınız.
  • ya statüsünü sikeyim sebep o değil, daha az önce bundan bahsediyorduk eşimle.

    minik araç benim çok sevdiğim, kullanmamın kolay olacağı ve okula giderken falan fırt fırt kullanabileceğim, park edebileceğim mükemmel çözüm gibi. ama bizim tek atımlık barutumuz var arkadaşlar, çoğu türk insanının olduğu gibi.

    bizim otomobil ihtiyacımız bir yerden bir yere gitme anlamında olmuyor ki. çok şehir içinde oturmuyoruz evet ama eşim işine servisle gidiyor, evimizin önünde otobüs durağı var merkezi yerlere kolay ulaşabiliyoruz, günlük alışverişi yapabileceğimiz marketler yürüme mesafesi. araç bana ne zaman lazım, mesela bizim 3 kedimiz var onları veterinere götürürken lazım. şehir dışında oturduğumuz için toplu alışveriş yapacağımız zaman, mesela ikeaya veya metro markete gittiğimizde lazım. ailelerimiz şehir dışında, onları ziyarete gittiğimizde lazım.

    sedan veya ufak araç aldık diyelim, kedileri arka koltuğa koysak düşüyorlar, durmuyor. güvenli değil. (taksilerde defalarca maceramız oldu) en güzeli üstünü açabileceğin bi station wagon veya hatchback bi araç. siz hiç ikeaya gidip bir şey beğenip "lan nasıl taşıycaz şimdi bunu" diye geri bırakmamış olabilirsiniz ama bizim başımıza çok geldi. sırf bu yüzden gereksizce online alışveriş yapıyoruz. hadi hepsini geçtim ne zaman anneme gitsem bidonlarca turşuyla geri dönüyorum arkadaş.

    bizimki çok da tipik bi türk ailesi bile sayılmaz bak bizim çoluk çocuğumuz yok daha. ama bu bi örneklem. baktığımız zaman benim ihtiyacım c segmenti bi hb veya suv olmuş oluyo. station yine bi seçenek ama fiyat olarak bakınca insan sw yerine bi suv alırım altı yüksek olur yaylaya çıkarım diyo, çünkü türkiye sadece istanbul değil ki. yollar istanbulda bile bok gibi. aracın altının yüksek olması lazım ki yolda bırakma alt takımları.

    ekonomi o kadar sik gibi ki biz ihtiyacımıza göre araç alamıyoruz, ihtiyacımıza göre araç alamadığımız için de otomobili lüks olarak görüyoruz. benim şehir içinde kullanmak için ufak bi araç, şehir dışı ve diğer tüm bagaj ihtiyaçlı işlerim için bi sw veya sedan almaya yeter bi ekonomim olsa gider alırım, panda da alırım 500 de alırım yaris de alırım ama benim tek atımlık barutum var kardeşim. bana akıl verme bana para ver.
  • türk aile yapısına uygun olmayan segmentte olduğu için.
  • türk halkının büyük sevmesi yüzündendir.

hesabın var mı? giriş yap