şükela:  tümü | bugün
  • sözlükte o kadar çok motosiklet kullanıcısının birkaç entry ile renk vereceği bir konu olacaktır.

    efenim şöyle ki; motosiklet te bisiklet gibi bir medeniyet ürünüdür.
    motorsikletler büyükşehirlerde trafiği hafifleten, insanların kolayca bir yerden başka bir yere ulaşmasını sağlayan, park sorunu yaratmayan, karbon salınımı konusunda 4 tekerlekli araçlardan çok daha az salınım yapan, özetle çevre dostu, yakıt tüketimi konusunda diğer araçlara nazaran ciddi cimri olan bir araçtır.
    ek olarak motosiklet kullanmanın verdiği o güzel hissiyat, rüzgarın oğlu/kızı olmak falan da insanı bu aracı kullanmaya iten yegâne güzel hadiselerin başındadır.

    gel gelelim türkiye'de her ne kadar trafik akışı kurallarla belirlenmiş olsa da maalesef hayatın gerçek kuralları -özellikle büyükşehirlerde- bu trafik kurallarını ciddi anlamda çiğniyor.
    bir kişinin yaptığı yanlış tüme çok kolayca yansıtılabiliyor.
    özellikle motosiklet kullanıcıları için bu durum geçerli. trafik akışını tehlikeye sokarcasına motorsiklet kullanan moto kuryeler bu sürecin ciddi manada yanlış işlemesine sebebiyet vermektedir.
    ama sadece suç moto kuryelerde değildir.
    trafik kültürümüzde motosiklet her zaman "sıkıştırılması cazip, kolayca sıkışık trafikte ilerlediği için nefret edilen, sözde serseri işi" olarak görüldüğü için maalesef insanların zihninde de salakça ve aptalca bir şekilde bu haliyle yaşıyor.
    üstüne bir de devlette motosiklete önem vermediği ve yüksek vergilerle satışını yaptırıp kullanımını cazip kılmadığı içinde motosiklet bizim ülkemizin kültüründe hep aşağılanan hor görülen bir araç olarak kalmıştır.

    fakat tüm bunlara rağmen özellikle son senelerde bu kültür bir nebze olsa da gelişti ve insanların bu konuda trafikte bilinçli olmasında fayda sağlanıldı.
    bu noktada ilerleme sağlanılmasında tüm motosiklet kullanıcılarının büyük emeği vardır kesinlikle...(her ne kadar devletin ya da trafik düzenlenmesini sağlayan birimlerin desteği olmasa da...)
    son zamanlarda bu gelişime en büyük katkı tabi ki de insanların sıkışık trafikten bunalıp daha hızlı ulaşım için motosiklet kullanımına yönelmesinde etkisi vardır.

    düşünsenize anadolu yakasında göztepe'de oturan biri, avrupa yakasında levent'teki işinin sabah 08.30'daki mesai başlangıcına arabayla yetişebilmek için en erken 7.15'te yola çıkmak zorunda hatta daha bile erken.
    aynı şekilde akşam dönüşü de 18.00'de mesaiden çıkıp ancak 19.30'da evine varacaktır.

    oysa motosiklet ile saat 07.50 hatta 08.00'de evden çıkmak gayet yeterli olacaktır 08.30'a levent'e ulaşmak için...akşam da en geç 18.45'te evde olacaktır en kötü ihtimalle...

    bir de trafikte durarak geçirdiğiniz zamanı, arabanın koltuğuna yapışık geçen 1.5saati ve sol ayağın artık debriyaja bas çekten ötürü uyuşmasını falan bir düşünün.
    kabus gibi değil mi?

    işte bunu düşünen ve gören birçok insan artık arabasını evinden çıkarmıyor ve işine motosikletle gidip geliyor. hem az yol parası veriyor hemde zamandan tasarruf ediyor.

    ha tabi beraberinde trafikte arabalarıyla seyreden yüzlerce trafik magandası riski de geliyor ki bunların etkilerini yaşayanların anlata anlata bitiremeyeceğini hepimiz biliyoruz...

    örneklemek gerekirse; adam arabasıyla sıkışık trafikte bekliyor, sende motorunla en sağdaki şerit çizgisinin(emniyet şeridi çizgisinin solunda kalan kısım) neredeyse dibinden giderken senin motorla geldiğini görüp aniden sağa kırıyor, senin gelişinin tam önüne...

    soğukkanlıysanız dengenizi bozmadan hemen kırıyorsunuz direksiyonunuz kurtuluyorsunuz, ama her zaman şans yüzünüze gülmüyor ve bu aracın aynasına vurabiliyorsunuz.
    tabi sonra "vay arabama çarptın serseri... "
    kavga ortamı için arkadaş zaten elinde sopasıyla iniyor arabadan ve soruyorsunuz "neden kırıyorsun, yol mu var" diye ve
    işte o anda elinde sopasıyla size şiddet uygulamak için gelen adam ağzından çıkarıyor baklayı "ben dururken sen niye gidiyorsun lan, sende gitme" diye...
    la havle diyorsunuz, sakinliğinizi en üst seviyede soğukkanlılıkla korumaya çalışıyorsunuz... tabi arada harala gürele çıkıyor...

    bu ve bunun gibi binlerce hikaye geliyor her gün bu ülkede motosiklet kullananların başına...
    kimisinde motorsikleti şuursuzca kullanan, kask takmayan, tehlikeli hareketler yapanlar suçlu,
    kimisinde de motosikletleri sıkıştırmaktan ya da onların rahatça gidiyor olmasından rahatsızlık duyan insanımsılar...

    işte bu yüzden türkiye'de motosiklet kullanmak çok zor bir iş...

    tüm motosiklet kullanıcılarının yolu açık olsun.
  • hangi şehrinde kullanıldığına göre değişiklik gösterecek eylem.
  • arazi araçlarıyla aynı hız sınırına dahil olmak, şehirdışı yolda 90km/s ile giderken radara girip ceza yemektir.

    sıkıştırılan arkadaşların yaşadıkları münferit olaylar can sıkıcı. ama uzun yıllardır ve kilometrelerdir motosiklet kullanırım ne yalan söyleyeyim, benim başıma hiç sıkıştırma vakası gelmedi. üstelik motosikletim de öyle godaman bir alet değil. aynasında farkedemeyen sürücüler olduysa da gayet normal; otomobillerin dikiz aynalarının kör noktasına bilmemkaç motosiklet sığar. her ihtimale karşı araba sollarken vs. kısacık kornaya dokunmak tedbiri birçok şeyi hallediyor.

    motosiklet kullanmaya meyil edecek arkadaşlar korkmasın diye söylüyorum. atla deve değil.
  • istanbul ve ankara'da intihar anlamına gelirken diğer illerinde rahatlık demektir.
  • misal antalya'da belediyenin trilyonlar harcayıp trafiği rahatlatsın diye yaptırdığı alt geçitlere girememek demektir. çünkü aynı belediye bir kararla tüm alt geçitleri motor hacmi ne olursa olsun tüm motosiklet sürücülerine yasaklamıştır. böylece tüm trafik problemini de şıp diye çözmüştür. gördüğünüz işte motosiklet kullanmak trafik problemlerini nasıl da çözüyor.
  • (bkz: türkiye'de motosiklet sürücüsü olmak)

    türkiye'nin her yerinde aynı zevki vermiyor. istanbul'da yaşarken, motosiklet kullandığımı zannediyordum, meğerse başka bir şeymiş o.
  • türkiyenin doğusundaki ülkelere nazaran kolay, batısındakilere kıyasla daha zor ve risklidir. şehiriçi ulaşımda kask, mont, pantolon, eldiven gibi ekipmanların gerekliliği (güneş gözlüklü ve kolunda kask ile motosiklet kullananlar bu genellemenin dışındadır) motosikleti pratik olmaktan uzaklaştırsa da her zaman araba kullanmaktan çok daha keyiflidir. park sorunu pek yaşamasanız da motosikletinizin güvenliği konusunda tedirgin olabilirsiniz. motosikletler yüksek devirli çalışan araçlar oldukları için özellikle 650cc ve üzerindeki super sport ve bazı custom modeller 1600cc benzinli bir otomobil kadar yakıt tüketmektedir.
  • istanbul gibi hem muhteşem güzellikte hem de zıvanadan çıkmış bir şehirde hem yapmak hem de yapmamak için deli olmak gereken fiil
  • cok isteyip de yapamadigim seydir. trafikteki bu magandalarla cok zor oldugunu tahmin edebiliyorum.
  • belli bir cc nin (650) üzerinde ilave far (ön aydınlatma yada sis) takılmış bir motor sözkonusuysa büyükşehir trafiğinde görülmeme riskinizin araba klasmanına yakın olduğu eylem. hele bir de reflektörlü yelek kullanıyorsanız yolların yıldızı sizsiniz.