şükela:  tümü | bugün
  • mensubu bulunduğunuz bakanlıktaki görevlilerin bile size önyargılı olmasıdır.

    ayrıca güvenliğiniz onların garantisi altındadır. ülkenin en zor yerlerinde bile rahatça öğretmenlik yapabilirsiniz. öyle kaçırılmadan falan korkmaz öğretmenler bu ülkede. ne de olsa fedakarlık gerektiren bir meslektir öğretmenlik.
  • eger meslege yeni basliyorsaniz ölüm size daha yakindir.

    (bkz: #25533563)
  • her şartta bayrak nerede biz oradayız diyebilmektir.
  • zar zor üniversiteyi bitirmişsindir. 20 küsür yaşınızın ardından branşınızla zerre alakası olmayan renkli parlak sınav sektörü yayınlarıyla düzeyli bir ilişkiye başlarsın..aylarca ya da yıllarca atamayı bekler olmuşsundur, kendini haksız yere her işe yaramaz hissettiğinde, çevredeki bazı cehalet temsilcilerinin salak mı lan bu niye atanamıyo bakışları altında günleri ızdırapla yemişsindir. sokakta bi okulun yanından geçerken teneffüste dışarıdaki çocukları, öğretmenleri görüp, ben de öğretmenim ya lan bakmayın böyle saç sakal karışık gezdiğime diyesin gelir.

    stajyerliğin yahut ücretli öğretmenliğin kursağında yara gibi kalmıştır, dayanamaz olursun eğitim bilimlerine kitaplarına daldıkça, bi saat derse girsem nolur lan sanki diye düşünürsün, hayali öğrencilerin olur ya da eski öğrencilerin hayalin olmuştur, diğer öğretmen adaylarını tanırsın, kimisi çoktan atanmış sayar kendini, kimi daha ne gördüğünün farkında değildir, çoğu pırıl pırıldır, sınav var önünüzde tabi atanma hayallerinizi, umutlarınızı paylaşırsınız, atanamazsak kafe açalım muhabbetlerine dalarsınız..sonra yine yürekte boşluk, seni anlayan ya da anlamayan ailen, anlasalar da ellerinden çok şey gelememesi, verdikleri umut ve sana seni hatırlatan harçlık. sınava çalışmak zorundasındır, düştüğün en berbat durumda da yine çalışmayla tutunurusun umutlarına, esas isyanın çalışmaya değil içine düşmek zorunda olduğun ne kadar uğraşsan da sesini anca duyurabildiğin kavanoz gibi sistemdir. haksızlığı bağırdıkça karşılığını görememen, gönlünün umutsuzluğa düşeyazması..sonunda yine hayallerinin yanına dönmek, gelecek, öğrenciler, para, evlilik ve var olmanın diğer heyecanları...tamamsın artık zaman gelmiş, sınav gladyatörünün dövüş zamanı, elinden geleni yaptın. çok yakında belki artık hayallerin, hayal dediğin de kat yat değil tabi muhtemelen tek derslikli bahçede iki üç ağacı olan okul, çocukken ilkokul kitabında görüp resmini çizdiklerinden, sınav açıklanır, sınav iptal edilir, tekrar sınav yapılır sonra, umudun hırsızlığa dönüştüğüne bile şahit olmuşsundur, bütün bunları yaşarken askerde bile olabilirsin.

    hakkın olanı nimet gibi sana sundukları bir öğretmen alımı haberinden sonra artık umudun elini tutmaya izin vermiştir, internetten okullara bakarsın sanırsın okulu satın alacaksın, şartları nedir ne değildir öğrenirsin aslında bir bakıma kendine ev alacaksın gözünü yumup nere olursa giderim de diyebilirsin, ayağını yerden kessin yeter. kalbinin çok istediğine beyninin çaresiz kaldığını anlarsın, gerisini numaranı girdiğin ekran söyleyecektir, ya yine en başa döneceksin ya da başını sokacağın kutu gibi bir okulun olmuştur artık, köy, kasaba, dağ başı ya da şehir bi işin vardır artık, geleceğin başladığı yerdesindir, büyüyünce olucam, yapıcam dediklerinin başındasındır. ilk gördüğün şey diğer öğretmenler olur, gerçek başlı başına yanındadır, işin ciddiyetini görmeye başlarsın, öğretmenlerin o meşhur hesap düşkünlüklerine şahit olursun, bazılarının eğitimcilikle zerre alakalı olmadıklarını görürsün içinden sayarsın onlara, anlamaya çalışırsın, hak verdiklerin olur, hak vermediklerin zaten senin nasıl bir öğretmen olmaman gerektiğini gösteriyordur.

    yoksulluğu görürsün çocuklarda ailelerinin ilgisizliğini, hayatlarının tek güzel şeyinin o dört derslikli okula gelmek olduğunu görürsün köy çocuklarının, ellerindeki tek şeydir bu okul, arkadaşları, kızdıracak olsalar da güvendikleri öğretmenleri, yeni bir dünya ararlar sizde ışıl ışıl gözleriyle, her yeni öğretmen yeni bir umuttur onlar için, yitirmelerine izin vermeyin bu umudu. çoğunun daha önceden yetersiz eğitim aldıklarını görürsün yıldırabilir bu seni, bu başarısızlık kızdırır derste seni ama bilirsin ki sorumluluk onlarda değil başarısızlığı gördükçe onlardan vazgeçen, soğuyan, suçlayan, aşağılayan öğretmenlerde ve velilerde..senin işin sadece sınıf defterlerini doldurmak, e-okul'a bilgi girmek değil, cehaletle nasıl savaşılır öğrenmek olur. hem onların, hem diğer öğretmenlerin hem velilerin hem de kendi cehaletinle..öğrenciler gözlerinin içine bakmaya devam eder, bana bişeyler kat diye bağırırlar adeta sana, kıyamazsın. erkek öğretmene de çiçek getirirler sen şaşırsan da bunun onun için ilginç bir yanı yoktur, seviyodur seni, atatürk'ü gördünüz mü diye sorarlar size gayet de içten bi şekilde, tarihi bilmeseler de önemli biri olduğunu biliyolardır atatürk'ün ve senin de o derece önemli olduğunu düşünüyolardır, bazen kimin gerçekten öğretmen olduğuna karar veremezsin böyle durumlarda.

    güzeldir öğretmen olmak, çok güzeldir. dünyanın her yerinde güzeldir öğretmen olmak ama türkiye'de öğretmen olamamakla başlar.
  • tartışan ve soru soran çocukların ormanda kendi kendine büyüdüğünü sananlar tarafından kolay ve rahat olarak görülmektedir. oecd ülkeleri içinde ders saati en fazla olan öğretmen hangi ülkede dersiniz? evet bildiniz suudi arabistan.
  • tüm yaşanan zorlukların yanında; 1 yılın, yaklaşık 200 günü ***** tatil yapmak demektir.
  • (bkz: kebap is)
  • "ehehe 3 olmadan evinizdesiniz, mesai öğlen bitiyor işte" diyen mallarla cebelleşmek zorunda olmaktır.

    o 3 dediğin saatten sonra öğretmenin yapması gereken işlemler mesaiden sayılmaz bu mallarca.

    yazılı hazırlama, yazılı okuma,proje-performans ödevleri okuma (ki bana proje-performans ödevleri adetle değil kiloyla gelir), zümre,şök,plan,ridef,adey,rita,iks,sınıf rehberlik evrakları,kulüp evrakları,toplum hizmeti,stratejik eylem planı,belirli gün ve haftaları planlama uygulama,veli toplantı davetiyeleri,toplantı tutanakları,öğrencilerin okudukları kitapların raporları,milli eğitimin verdiği rezil kitaplar birşey kazandırmadığı için çalışma kağıtları hazırlama,dyned uygulaması ve raporları ve arada meb ve okul müdürlüğünün istediği tonla evrak.
    "bunları kim uyguluyor yea" diyenlere sesleniyorum. ben bunların harfiyen uygulandığı bir okulda görev yapmaktayım.

    bunlar mesaiden,işten sayılmıyor mu?
    mesela bir nufus memurunun işi evraktan ibarettir.
    bizim işimiz de ders+evrak ile doludur.

    "öğretmenler 30 saat çalışıyor gerisi yatış" sanıyorsanız ve gelip burada bu yönde fikir beyan ediyorsanız "bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak" tabiri sizler için yaratılmış demektir...

    ve öğretmenlik bu kadar muhteşemken(!) sizce neden bütün öğretmenler yaz tatili olmayan, 8-5 mesaisi olan okul idareceliği için can atarlar sizce? ders+evrak yükünün ağırlığından olabilir mi?

    evet öğretmen camiasının içerisinde ne yazık ki hala dinozorlar bolca bulunmaktadır.
    ve bu dinozorlar genelde merkez okulları ele geçirdiği için gözünüzün içine onlar sokulmaktadır devamlı.

    ama onlara sallayacağım derken sobalı,derme çatma köy okullarında dişini tırnağına takan,gerektiğinde ücret beklemeden ders bitimi de okulda kalan , hayatı köyden ibaret olan öğrencilerin dışarıdaki kocaman dünyanın hayallerini kurmaları için didinen öğretmenleri de harcamak nedir acaba?

    keşke az daha eksik okuyup öğretmen olsaymışsınız hepiniz.
  • formasyonun yok diye kpss'ye girememek, girsen de atanamamak, yani devletin seni öğretmen olarak görmemesi ve kabul etmemesi demek.

    ama sonra her nedense(!) kadroları boş kalan okullar için ücretli öğretmenlik yapmayı göze aldığında (yani kadrolu bir öğretmenin yarı maaşına çalışıp, emek hırsızlarının ekmeğine bal sürmeye maddi sebeplerden ötürü mecbur kaldığında) o seni atamayan, o seni öğretmen olarak görmeyen devletin, atanmak için bir tarafını yırttığın okullardan birine ne hikmetse(!) hemen yerleştirebilmesi demek.
  • ek ders ve etütlerle 2600+ lirayı haftalık 40 saatin altında çalışarak kazanabilirler, rakam belki çok değil ama kendileri gibi 4 yıllık bir lisans eğitim programını bitiren bir çok vatandaştan daha az mesai yaparak daha fazla kazanabilen meslek grubudur. branş öğretmenlerinin belli kısmı özel dersler ve branşa yönelik kurslarla mesai saatleri dışında bu paranın birkaç katını rahatlıkla kazanabilir. buradan daha az kazanmalılar gibi bir anlam çıkmasın, özel sektorde çalışan bir mühendis genellikle haftanın 6 günü 72 saat çalışarak kazanır bu parayı. tebeşir tozu ve yüksek sesle konuşmak faranjit yapabilir ama kimyasal solumak, uykusuzluk ve dikkatsizlikten herhangi bir uzvunu koparmak gibi riskleri yoktur.