şükela:  tümü | bugün soru sor
  • hayvan şoklama merkezi.

    daha askere bile gitmemiştim, 12-13 sene önce falan. baba almış kurban bayramı için bir koyun bağlamışlar arka bahçeye. bayrama da 2-3 gün var. rengi kahverengi böyle, suratı sürekli gülüyor gibi tam komedi eleman. lan dedim nasıl kestiricez bunu? uysal böyle, fena bir şey.

    neyse, ertesi gün sabah gazete okuyorum, bir baktım diyanet işlerinden bir adam açıklama yapmış. işte ölmediği takdirde şoklatıp bayıltmak sorun değil gibisinden. lan dedim şoklatalım o zaman bunu. oldu bittiye gelsin eleman için.

    118 den aldım çevre kesimhanelerin numarasını aradım tek tek. hiçbirinde şoklama sistemi yok. hatta adama diyorsun ben koyunu şoklatcaktım, adam da sana soruyor nasıl şoklanıyor diye. sonra dedim ben en iyisi diyaneti arayım. madem fetvayı veriyorlar nerede şoklandığını da biliyorlardır. belki de kendileri şokluyordur.

    onlar da bilmiyormuş hatta türkiye'de olmayabilirmiş. madem yok ne fetva veriyosun? ya da söyle, türkiye'de yok de belirt bir şekilde? neyse, arkadaş dedi tahtakale'den alayım yarın bir şok aleti biz kendimiz şoklayalım en iyisi. hani kadınların çantalarında sapıklar için taşıdığı o şok aleti. neyse, aldı geldi bu. çat çat çat çat... çok fena ses çıkıyor. ama illa değdirmek lazım çarpması için. neyse, kesim zamanı geldi, kalktık sabah bayıltıcaz bizim elemanı kesilmesi yaklaşınca. sonra düşündük, lan ya ölürse? biz nereden anlayacaz ki öldü mü bayıldı mı? sonra dedik insan bayıldığına göre koyun da bayılır. hem dedik kasap var ya kesen ona sorarız bayıldı mı öldü mü. o bakar kalbi neredeyse atıyor mu, atmıyor mu... neyse, çıkardım aleti boynuna tuttum çat çat çat hayvanda bir numara yok. nereye tuttuysam hayvan tepki vermiyor. hayvan bir tek sesten korktu çat çat çat. millette bize bakıyor ne iş bunlar diye. ses fena. 4-5 yerine tuttum bir numara yok. lan dedim acaba bu çarpmıyor mu? öyle ya görüntüden ibaret de olabilir alet. bileğime bir tuttum ne olacak diye, daha ikinci çatlamada bileğimden böyle bir şey beynime sıçradı. yürüdü resmen bileğimden beynime doğru. az daha tutsam kesin bir şeyler olacaktı. tutamadım zaten ahh dedim fırlattım. bayılırdım herhalde. daha evvel hiç çarpılmamışız ne bileyim. millet de hala bize bakıyordu denyo mu bunlar diye.
  • bu şeylerin aslında olmadıgı herkes tarafından bilinsede kabul edilmez.
    (bkz: demokrasi)
  • (bkz: muhalefet)
  • (bkz: robinho)
  • (bkz: dünya starı)
  • laik demokratik türkiye cumhuriyeti devleti

    bu yukarıdaki beşlemeden yalnızca "türkiye" ve biraz da "cumhuriyeti" vardır mesela, o kadar.
  • (bkz: fizik kurallari)
    metrobus ve bilimum otobuse imkansiz denebilecek sayida insanin sigabilmesi ancak fizik kurallarinin yoklugu ile aciklanir. benzeri hindistanda var.
  • (bkz: habeas corpus)

    not. sanki sezar'ın köpeğiyim de o yüzden latince yazıyorum. bireylerin habeas corpus denen hukuki güvencesi türkiye'de mevcut olsaydı yahut bu ilke baştacı edilip gereken önem verilseydi, bu deyimin günlük dilde kullandığımız güzel bir türkçe karşılığı da olurdu. sözlükten bakıp da ihraz emri gibi bir türkçe karşılıkla gelmeyin, o bambaşka bir şey; o bir celp belgesi olan subpoena'nın karşılığı. biz burada muhakeme sürecindeki bir teknik detaydan değil bir hukuk prensibinin türkçede tesmiyesinden söz ediyoruz. bulana veya getirene yüz bin lira veriyorum. habeas corpus'u türkiye cumhuriyeti'nin her köşesinde hakim kılabilecek bir siyasi parti bir gün çıkarsa ona da oyumu veriyorum.