şükela:  tümü | bugün
  • yıllardır söylenen geyik... mi acaba?

    gidişat böyle olursa, orta direk dediğimiz kesim 'harcama kapasitesi' açısından tüketim alışkanlıklarını ciddi anlamda değiştirmek zorunda kalacaktır yakın zamanda.

    bilindiği üzere, bir ülkedeki iç tüketimi belirleyen küme her zaman orta sınıf(tükete tükete avcundakini bitirir) olmuştur. nüfusun sosyo-ekonomik dağılımında normal dağılım eğrisi'nin ortasında yer alır(normalde). dolayısıyla esnaf veya üreticilerin gerek ithal ürün alımı olsun gerek iç üretimi, bu kitlenin ihtiyaçlarına yöneliktir. (ihtiyaçları da hiç bitmez nedense) ki serbest meslek erbapları ya da tüzel kişilere karakter verenler de piyasada kendilerine alt/üst - orta sınıfta yer edinebilsinler, daha büyük başları doyurabilsinler.

    bir kaç sene öncesine kadar, aylık 3.500 dolar maaş alan herhangi bir 'orta sınıf aile', günümüzde 3.000 hatta 2.000 dolar alsa öpüp başına koyacak vaziyette.

    2.000 dolar bak, aylık! (new york'a gidip, orta sınıf new york'lu gibi yaşa bakalım 1 hafta...)

    neyse, döviz kurunun piyasaya olumsuz etkilerini tekrar bir düşünelim bakalım:

    - öncelikle, 2-3 sene içinde kullanılamaz hale gelen elinizdeki teknolojik ürünlerin fiyatlarını düşünün,
    - yurt dışından ithal kozmetik ürünleri düşünün,
    - yine, yurt dışından ithal edilen çimento, demir, vb malzemelerle yapılan evleri, rezidansları düşünün, ha istanbul'da bu aralar ev satın almayı düşünmeyin.
    - yabancı dilde eğitim verilen üniversitelerde okutulan yabancı kaynakları düşünün, sadece düşünmeyin okuyun bunları.
    - arabasıydı, yurt dışı tatiliydi, petrolüydü, uzaaar gider.

    evet... döviz kuru nedeniyle bunların tl fiyatlarına yansıması, alım gücünün zayıflaması, ülkemizde orta sınıf kavramını aşağıya çekmiş ve çekmeye devam ediyor. evet, kimisi alabilir bu ürünleri alır da hafta sonu kahvaltısından mı kısar artık yoksa sanatsal aktivitelerinden mi, bilemem...

    üst sınıf da acı çekiyor tabii kur mevzusundan ama yara bandı alacak durumları her zaman var.

    lafta her ne kadar atıp tutması iki dudağa baksa da, çare; yerli üretim, tersine beyin göçü, genç girişimcilerin desteklenmesi. pek tabii en öncelikli çare ise halkın can güvenliği, toplumsal nefretin ve kutuplaşmanın önüne geçilmesi. akabinde, yurt dışıyla ilişkiler zaten gelişir kendiliğinden...

    etrafıma bakıyorum da akli denge menge, 7'den 70'e millet kafayı yemek üzere...
  • "kalmıştır ama azalmıştır" şeklinde katkıda bulunacağım söylem. kendim de sayısı giderek azalan orta kesim bir vatandaşım.
    akraba ve komşularım da öyle. çok zengin veya çok yoksul insan yok.
  • maalesef acı ve hızlı bir şekilde gerçek olmaktadır. toplumu ayakta tutan bu sınıf, ağır dolaylı vergilerle ve hayat pahalılığıyla çökmektedir. mesela eskiden bir ev ve araba almak ulaşılabilir bir ideal iken şimdi orta sınıf mensupları için ufukta gittikçe uzaklaşan cılız bir ihtimale dönmüştür. üstelik milyon dolarlık servetlerini oturduğu yerden götüyle üçe beşe katlayanlardan daha eğitimli, kültürlü, işinde gücünde düzgün insanlar olmalarına rağmen.

    eskiden her ay tasarruf yapıp belki ilerde bişeye sahip olabilirim motivasyonu yok oldu. düşünsenize orta sınıf mensubu ortalama bir memur veya beyaz yakalı her ay maaşının yarısını kenara atsa bile (ki böyle bir şey zaten mümkün değil) en uyduruk arabaların yüz bin, biraz yaşanılır evlerin neredeyse milyonla ölçüldüğü bir ortamda ne s.ke yarar?

    bu vahşi ortamda ya keyfi yerinde bir tuzu kurusun ya da orta sınıf adı altında kendini kandıran bir iyimser.