şükela:  tümü | bugün
  • leninizmin önerdiği öncü parti konseptiyle, allahçı komünist parti tarafından gerçekleştirilmiştir ve allahçı komünist proleter türkiye*nin kuruluşuyla sonuçlanmıştır.

    kendini proletarya zanneden burjuva devrimciler bunu hazmedemiyor, o nedenle allahçı komünist partinin her türlü hareketinin, türkiye proletaryası tarafından destek görmesi onları çıldırtıyor. ancak allahçı proleter devrim mantığı çerçevesinde rant, yolsuzluk, torpil ve benzeri şeyler gayet tutarlı, çünkü zarar gören genellikle beyaz yaka burjuva kesim oluyor, meyvelerini yiyen ise partinin politbüro üyeleri.

    hayaller kızıl bayraklar, marx posterleri ve kirilce, hayatlar yeşil bayraklar, tayyip posterleri ve arapça.

    ters köşe oldunuz sevgili burjuva devrimciler, bu saatten sonra olsa olsa karşı devrim yaparsınız, onu yapmak için de proletaryayı karşınıza almanız gerekir.
  • (bkz: kirilce)

    dünya üzerinde kirilce diye bir dil olmayıp, 9. yüzyılda “aziz kiril” tarafından yunan alfabesinden uyarlanarak icat edildiği ve slavlarca benimsenerek dillerine alfabe yapmışlardır.

    ayrıca yazarın tanımladığı proleteryaya, lümpen proletarya denilmektedir.
    lümpen proletarya; sınıf bilinci olmayan, devrime katılmak için özel bir nedeni bulunmayan ve hatta, var olan sınıf yapısının korunmasının çıkarlarına daha uygun olan -çünkü lümpen proleterya hayatı sürdürebilmek için genellikle burjuva ve soylu sınıfa (aristokrasiye) bağlıdır- insanları kapsamaktadır. marx'a göre lümpen proletarya grubuna; bütün sınıflar tarafından istenmeyenler dolandırıcılar, itimat hilebazları, genelev sahipleri, çaput ve kemik tüccarları, laternacılar, dilenciler ve toplumun diğer kimsesizleri de dahildir. dolayısıyla marx, lümpen proleteryayı devrim karşıtı bir güç olarak görmekteydi.
  • ahahah ülkenin yarısını lümpen olarak tanımlamak da "gerçek sosyalizm bu değil" tayfasına yakıştı.

    sor bakalım proletaryanın iki direği, fabrika işçisi ve tarım çalışanları, kimi destekliyor?

    türkiye'nin lümpen ekibi hem akp hem hdp arasında dağılır, ancak akp seçmeninin tamamına lümpen demek net mallıktır. lümpenden fazla işçi ve tarım ile uğraşanları barındırır.

    ve türkiye'de proletaryanın sınıf bilinci gayet yerindedir, bu "kandırılmış halk" numaralarını yemez. o nedenle burjuva devrimcileri çıldırtacak şekilde her türlü yolsuzluğa, burjuvayı yaşam tarzı üzerinden alınan vergilerle ezmeye laf söylemiyorlar. her şeyin farkındalar, sınıf olarak çıkarlarına uygun.

    bu arada arapça alfabe de, dil de olabiliyor sivri zekalı dostum.
  • dandik önerme. not funny.

    evet isminden de anlaşılabileceği üzere proletarya diktatörlüğü totaliter bir ideolojidir, çünkü diktadır. bununla birlikte her dikta proletarya diktası olmadığı gibi, her totaliter rejim de proletarya diktatörlüğü değildir. gerçek sosyalizm odur budur muhabbeti bir yana, teorik olarak sosyalizmi diğer diktalardan ayıran şey üretim araçlarının mülkiyetinin kolektif hale getirilmesi ve proletaryanın/ dolaylı olarak onu temsil eden devletin kontrolüne verilmesidir.

    bakıyoruz. türkiye'deki üretim araçları devletleştirilmiş midir? hayır. o zaman proletarya diktasından söz edilemez. (nokta) bilakis yoz otokratik bir clientelismin zirvesinde seyrediyoruz.

    buna benzer serzenişlerle son zamanlarda git gide daha sık karşılaşıyor ve bu liberal taifenin solcu nefretinin nereden geldiğini anlamakta zorlanıyorum. yanlış ağaca havlıyorsunuz. faşizm ülkeyi sıradan geçirmekle meşgul, hala eşitlik, adalet ve dayanışma arayışındaki ahı gitmiş vahı kalmış sola sallıyorsunuz. küçüklüğünüzde işçi çocukları topunuzu mu patlattı evladım?
  • eski dünyanın jargonu ve yaklaşımlarıyla bugünü açıklayabilmenin çoktan imkansız ve karşılıksız hale geldiği realitesi kabul edildiğinde, türkiye'de proleter devrimin 2002 yılında seçimle aşamalı progresyonuna başladığı ve proleterlerin türkiye'de iktidarı halen elinde tuttuğu, devrim aşamalarına da son birkaç senedir cüretkar bir şekilde geçtikleri söylenmelidir. bunları bugünün gözüyle irdelemek, anlamak önemlidir.

    ideallerdeki romantik proleterya iktidarı hayali başka bir şeydir, fiiliyatta vücut bulmuş hali akp iktidarıdır. bugünün hakikati de, safi lümpen türk proleteryasının yegane siyasi karşılığı da budur.

    kusura bakma bay engels. bay bauer'in aslında haklı olduğunu bugün görüyoruz, yaşıyoruz. tıpkı 1989-1990 sürecinde ve sonrasında kautsky'nin aslında hiç de dönek olmadığını ve öngörülerinde fevkalade haklı olduğunu gördüğümüz gibi.

    düne dair ne varsa dünde kaldı. başka bir dünyanın hikayesiydi onlar. bugün daha başka bir dünyadayız artık.
  • sosyalizme dair böyle safsata başlıklar populer bu aralar.

    gerizekalı mısınız troll müsünüz bilmediğinizi mi bilmiyorsunuz anlamıyorum ki...

    cahil turnusolu başlıktır.
  • arkadaş zihinsel engelli sanırım.
    şizofren olsa böyle saçmalamazdı çünkü bu başka bir kafa.
  • sosyalist devrim rüyası burjuvazinin afyonudur başlığında irdelendiği gibi hırçın, rüyaları yıkılan sosyalistler damladı bile.

    gerçek şu ki türkiye proletaryası, gayet net akp'lidir. %51 ile falan da değil, ezici çoğunlukla. ve her burjuvazi tarafından anlam verilemeyen hareketi (yolsuzluğa ses çıkarmamak, "çalıyorsa benden çalıyor" vs) proleter devrim çerçevesinde değerlendirirsek gayet mantıklı geliyor.

    ancak proleter devrimi bütün gerçekliği ile ortaya koyan, proleter devrimin simgesi olan ak-saray'dır. burjuva devrimciler, sürekli "halk için" bu proleter devrimin simgesine saldırmak istese de (örn. saray masrafı ile fakir fukaraya patates dağıtmak başlığında), bu tür girişimler bizzat proletarya tarafından engelleniyor. seçimlerde "sarayı yıkacağız" "sarayı bilmemneye çevireceğiz" diyen partiler, proletarya tarafından tokadı yiyor, zerre destek görmüyor. çünkü ak-saray, başarılı proleter devrimin simgesidir, ve ona dokunmak karşı devrimcilik olarak algılanıyor. burjuva devrimciler "halk açlık içindeyken günde kaç milyon harcanıyor saraya" diye saçını başını yolsa da proletarya, açlıktan ölmek üzere olsa dahi bu tür karşı devrimci girişimlere izin vermeyecektir. bunu bizzat kendileri de söylüyor.
  • sozluk’teki siyaset basliklari icinde acik ara ilk 10’a girebilecek dogrulukta olan sosyolojik saptama.

    musluman solcularda, daha dogrusu ortadogu gibi ulkelerde yasayan solcularda bir cesit anlama bozuklugu var. onlar hristiyan temelli ulkelerdeki gibi burada da solculugun ve devrimciligin alt tabakadan yayiyalacagini ve gelisecegini saniyorlar, fakst bu durum hristiyan dunyasinin tam tersi. islamiyet cok ama cok sert kurallari olan ve hala etkinligi kuvvetli olan bir din. hristiyanlik artik kendini insanlara dikte edemiyor. ki bunun da kirilma ani 17.yy’dir. fakat islam dunyasinda hala bir kirilma noktasi olmadi. herneyse, konumuza geri donersek, ulkede gelir durumu en dusuk kitlede ne hak, hukuk istegi ne ozgur bir dunya ne de demokrasi vs istegi yok, butun bunlari gectim kendi ailesi icinde bile bunu talep eden ve saglayan yok. belki de maslow hiyerarsi ile aciklanabilir.

    siz saniyorsunuz ki ulkedeki muhafazakar milliyetci kitle yogun bir propagandaya maruz kaldi ve gercekten habersiz bircareler ve ondan dolayi akp/mhp secmenleri oldular. guldurmeyin adami. butun bunlar onlarin kendi tercihi. oyle kurtarilmayi falan da beklemiyorlar. ne zaman ki kendileri bu durumdan sıkılır, o zaman belki degisir.

    tam aksine cogu ortadogu ulkesine, komunist terminolojisine gore “burjuvazi” olarak tanimlanan orta ve ust gelirden, iyi egitimli ve seckin kimseler bu cografyanin asil laiklik/esitlik/hak hukuk savunuculadi durumunda. muhazafakar bir anadolu sehrinde kapitalist avm’ler olmasa oruc tutmayanlar mazlum anadolu esnafinin dukkanlarini acmamasi yuzunden ac kalacak! burjuvazi doga kolejini, bahcesehir kolejini acmasa anadolu’da imam hatip lisesinden ve egitimi yerlerde devlet liselerinden baska bir yere gidemeyecek insanlarin cocuklari.

    gecin bu fakir, ferasertli, mazlum anadolu halki goygoyunu. cogunlugu su anki yonetimsen ufak tefek durumlar haricinde gayet memnunlar.