şükela:  tümü | bugün soru sor
  • cilekes nerede haber yok manga bir album yapti yapmasa daha iyiydi, dumandan ses seda yok, kargo zaten parcalandi koray arada album patlatirdi o da yok, yuksek sadakat diye bisey vardi o da yok redd falan da duyulmuyo. athena album yapmis sanirsam guzel sarki yok dus sokagi sakinleri bulutsuzluk ozlemi falan muzeye kaldirildi, noldu lan demek geciyor icimden ama aklima kramp falan geliyo onlar da topraga karismistir heralde. hepsini gectim bir zamanlar kurban vardi pentagram vardi.. sanirsam biz buyuduk ve kirlendi dunya. teoman napiyo acaba..
  • türkiye'deki rock gruplarının, müzik hayatlarına motörhead gibi başlayıp, yıldız tilbe gibi devam etmelerinden dolayıdır.

    bu arada yukarıda kullandığım yıldız tilbe örneğini küçümseme amaçlı değil, arabeske dönüşen ani tarz değişikliğini tarif etmek için kullandım. yoksa rockçıların hepsi yıldız tilbe'nin köpeği olsunlar.*
  • "mekanda müzik yapan grubun hiçbir manga şarkısı bilmemelerini.. bide bunu acı bi biçimde öğrenmek o.0"

    bende bu cümlenin kramp ünlü reflex versiyonu var da hiç girmiyim madem o konulara. buralar 2000lilerle dolmuş iyimi..

    ama pentagram'ı kurban'ı kargo'yu falan biliyorsanız en azından ona şükür.
  • 2005 yılında zirveye ulaşmıştı ki o yıldan sonra mal mal gruplar ortaya çıktı ve kalite kokanlar ise ortada yok.
  • "zaten oldu mu ki bitsin" diyenler eminim ki mor ve ötesinin maymunlu kaset kapağını bilmeyen, bir derdim var mor ve ötecisidir... duman'ın ilk albümü çıktığındaki soundundan bir haber "beni yak kendini yak" dumancısıdır"... kurban'ın ilk kasetindeki soundundan habersiz "sarı çizmeli mehmet ağa" kurbancısıdır...

    kesmeşeker'in insülin albümünün kapağını açıp saatlerce şarkı sözlerini okumamış, maximum rock programı başladığı zaman eli "rec tuşu"nda radical noise'tan bazen şarkısı için beklememiş, pentagram'ın bereket tanrısı kapaklı efsane konser kaseti olan "popçular dışarı"yı eline almamış, siyasi duruşunu bulutsuzluk özlemi denen efsaneyle beslememiş, gökhan dabak, asafated, objektif, kramp, nuri kurtcebe, kudret kurtcebe, yaşar kurt, grizu, whisky, metropolis, pickpocket , demirhan baylan, hakan kurşun, antisilence, cenotaph, black omen, zardanadam, ünlü, murat köseoğlu, deli gömleği, karakedi, diken, acil servis, nekropsi, knight errant, dr. skull ve daha nicelerini saysan yüzüne aval aval bakacak ağır liselilerdir...

    yavuz çetin'i eklemedim çünkü o intihar ettiği için ortamlarda karı kız kaldırmak adına biraz ilginizi çekti de ucundan yetiştiniz...

    kalem ile kaset sarmayı bilir misiniz? ben benim dönemimden önceki müziği merak edip plaklara ilgi duyarak öğrendim mesela... bu ülkeden bir tpao batman orkestrası geçtiğini bilirim o yüzden... neler yapıldığından haberdar oldum... peki sen?

    yüzyüzeyken konuşuruz, yok öyle kararlı şeyler, selam naber ben iyiyim, dün gece çok içtim kusura bakma gibi isimleri olan tuhaf şeylerin rezalet başlıklarından müzik kültürü edinirsen, geçmişi araştırma ihtiyacı hissetmezsen haberdar da olamazsın...

    hiç olmadı değil... bu ülke ciddi ciddi bir dönem bu konuda altın çağ yaşadı... tam "oldu" derken bir şeyler oldu ve her şey boka sardı... yazık oldu...

    bu bahsettiğim dönemin bir plak şirketinden çıkmış albümü olmayan, demo sahibi, "amatör"(!) rock gruplarını bile araştırsanız "vay anasını, neler yapılmış bu ülkede" dersiniz... o kadar çok isim var ki, şimdi burada say say bitiremem...

    pilli bebek grubunun adını ilk kez behzat ç. dizisiyle öğrenmiş bebe gelmiş burada "hiç olmadı ki yeaaa" diyor ağzını yaya yaya... şu saydığım isimlerin ahı tutar sizi...

    sevgili "sevişmek ah ne hoştur yıldızların altında" kargocuları!
    aynı grubun "yalnızlık mevsimi" diye bir albümü vardır... şarkı sözü konusunda mehmet şenol şişli'nin dünya çapında iş çıkardığı... araştırın biraz...
  • ......

    1987'de falan bara gittiğimde sahne alan grubun hardal'dan, apaşlar'dan, bunalım'dan falan haberleri yoktu. dr. skull gibi, kramp gibi, whisky gibi tıfıllardan çalıyorlardı...

    1997'de falan bara gittiğimde sahne alan grubun dr. skull'dan, kramp'tan, leke'den falan haberleri yoktu. kurban gibi, teoman gibi, kargo gibi tıfıllardan çalıyorlardı.

    2007'de falan bara gittiğimde sahne alan grubun kurban'dan, bulutsuzluk özlemi'nden falan haberleri yoktu. manga gibi, çilekeş gibi tıfıllardan çalıyorlardı.

    2017'de falan bara gittiğimde.....

    ......

    öncesi ve sonrası sonsuza giden tartışma diyelim biz buna.
  • manga, emre aydın, gripin gibilerin rock müzik yaptığı kabul etmesiyle gerçekleşen hede hödödür. demokrasimiz gibi rock müziğimiz de niteliksizdir.
  • manga rock müzikse bitsin tabii destekliyorum bitmesini.

    pentagram hala hayvan gibi ve tek. bu sene 3. kez izledim 3'ü de hayvan gibiydi. hakettiği değeri görmüyor pentagram.
  • tektipleşme sonucudur. ankara'dan örnek vereyim. bu suni ama bir o kadar umut dolu kentte, yıllar yıllar önce metro inşaatı varken, kızılay'da yollar trafiğe kapalı ve her yer inşaat artıklarıyla bezeliyken, açık hava sineması vardı! tanımadığımız insanlarla taşa toprağa oturur film izlerdik şehrin göbeğinde. şimdi ne var? bok. yani avm. millet eyçenemlerde ucuz kanserojen çin malı kıyafet alma telaşında. eskiden insanların dışı gri, içi rengarenkti. şimdilerde türbanlısı türbansızı gökkuşağı misali dolanıyor. ama içi kapkara. yalandan sohbetler, aynı müziği dinleyip aynı filmi izlemeler, whatsapptan gereksiz yazışmalar... eskiden herkesin bir safı vardı. zorla kazanılmış, uğruna epeyce şey feda edilecek saflardı bunlar. şimdilerde herkes aynı safta. bok gibi tüketiyor herkes. o yüzden kimsenin derdi yok gibi. oysaki derdin içine öyle bir girmişiz ki, herkes aynı dertten muzdarip diye kimsenin ne kıpırdamaya takati kalmış, ne de isteği. kirasını ödeyemeyen insanlar kemik çerçeve gözlükle starbucksta oturup check in yapanları süzüyor. eskiden kirasını ödeyemeyen insan çalışır, starbucksta oturmanın hayalini kurar, dertlenir, içlenirdi. kapitalizmin lolipopu kredi kartı var ya, adam en azından bir günlüğüne hülyalarını gerçek kılıyor. öykündüğü hayatı ufak da olsa kıyısından borçlanarak bir iki saatliğine yaşıyor. bu ortamda farklılık, derinlik, üretim olur mu? at izi it izine karışmış durumda. adam tekbir getirirken elinde ateist steve jobs'un icadı iphone tutuyor. konu tamamen toplumun dönüşümüyle ilgili. eskiden bu kentte adım başı rock bar vardı. siyah giyinenin de ne olduğunu bilirdin, yumurta topuklu ayakkabısının ardına basarak yürüyenin de. şimdilerde her ikisi de özbenliğini yitirdi. kentsel dönüşüm adı altında hafızalarını sildiler bu insanların. savaşmadan kazandıklarını düşündürdüler. kendilerine sunulan kredi kartları ve avmlerdeki beleş otoparklar sayesinde sınıf atladıklarını düşündüler. bu sınıfsal geçişin altını doldurduklarını düşündüler. krediyle aldıkları evlerin balkonundan halı silkelemeye devam ettiler. düşük bel çakma diesel kotları ve ne akımı olduğu belli olmayan havaya dikelmiş saçlarıyla uzaktan hoş görünen, yanlarına yaklaştığınızda "gardaş" diyen erkekler, benzer kıyafetler içindeki hatçalara ne kadar kaliteli müzik sunulabilir? ulan ben fazladan bi tane beleş albüm almak için kasetçinin verdiği karneye her aldığım albümü işaretletir, o karneyi de gözüm gibi saklardım. on albüm alınca bir tane bedava veriyordu abimiz. o albümleri yatağın başında saklardım. hayat bu kadar hızlı, anlamsız, saçma ve çelişkilerle dolu akmıyordu o zamanlar. ykm'nin önünde buluşacağım arkadaşlarımı bekleyip kaç defa buluşamadan eve döndüğümü bilirim. telefon yok, mesaj yok. aynı anda birbirimizi bekleyip de kalabalıktan birbirimizi göremeden evlere dağıldık be. hikayemiz var. çok mu matah bir yaşam sürdük? hayır. ama bu kadar hızlı ve içi boş bir yaşam değildi bizimkisi. bir şarkıyı bir yıl dinledik. öyle mi olmalı? hayır. ama o bir yıl boyunca o şarkının her hecesinde bir karşılık bulduk. şimdilerde osurup osurup ipe dizer gibi şarkı yapıyorlar. o sarkılardan oluşan albümleri de petrol istasyonlarında kasanın yanında satıyorlar. satılıyor da. ya da demek ki satılıyor. o sayede döngü sürüyor. bu ahvalde kim neden düşünsün? kim neden evine kapanıp, hayatını kendi bildiği gibi yaşayıp toplumla çatışsın? sonra bu çatışmaları binbir güçlükle derleyip de neden bu çatışmaların müsebbibi olanlara sunsun? ben olsam ben de yapmam. kaldı ki yapılmaz. öyle bir hayat kalmadı. insanlar kendilerine sunulan suni ve balon hayatlarla esas dertlerini unuttular. hatırlayacakları güne kadar ben pek bir şey beklemiyorum.