şükela:  tümü | bugün
  • yaklaşık 1.5 yıldır sabrettiğim ama dayanmadığım herşeyi açıkca anlatmak istediğim rezalettir. çünkü öve öve bitiremedikleri sağlık sisteminin aslında ne kadar rezalet durumda olduğunu bilmenizi isterim. bu arada şehirlere ve hastanelere x,y,z gibi isimler vereceğim. kurum değil sistemin rezaletini anlatmak adına.

    2017 yılının ocak ayından itibaren annemi bi öksürük aldı ve bu öksürük zamanla artmaya başladı. kendisi emekli hemşire olduğu için bilinçliydi ve daha artmaya başlamadan hastaneye gitti.

    sağda solda kendi öve öve bitiremeyen doktorlarımız herhangi bir neden bulamadı "ciğerlerini üşütmüşsündür" dediler. baktık devlet hastanelerinde iş yok bizde özele gidelim dedik. özelden de bir sonuç çıkmadı. öksürük sürekli artmaya devam etti. sonunda annem zar zor nefes alır hale geldi ve hastaneye yatırmak zorunda kaldık hastalığının ne olduğunu bilmediğimiz halde.

    annemin eski servisinin doktoru denk geldi ve ayrıntılı incelediğinde akciğerinde emboli(pıhtı atması) olduğunu farketti ve acil olarak x üniversitesi tıp fakültesi hastanesine sevketti.

    x üniversitesi tıp fakültesi hastanesinin uzman doktorları hergün geldi gitti. hemşirelerin ölçtüğü tansiyona, ateşe vs. baktı "hmm nasılsın bugün" dedi ve gitti. bu 3-4 gün böyle sürdü. baktı ki hergün daha da kötüye gidiyor bunun nedenini araştıralım dediler. araştırıp bir şey bulamadılar. daha sonrada tamam sen şu ilacı kullan düzelirsin dedikten sonra taburcu ettiler.

    ne yazık ki kafalarındaki kadar güzel ilerlemedi herşey. yine eski doktor tanıdıklarımızdan biri eve ziyarete geldiğinde dosyalarını, mr, röntgen vs incelerken sıra dışı bi durum farketti. sonrasında hastaneye bazı testler için çağırdı gönderdi ve kanser olduğuna kanı getirdi.

    biz olayın şokunu yaşıyoruz tabi. bu arada da anadolu'nun y ilinin z ilçesinde oturuyoruz. zaten her yerde mükemmel hastaneler(!) olduğu için y ilçesi devlet hastanesinden x üniversitesi tıp fakültesi hastanesine sevkedildik.

    biz ne yapsak diye düşünmeye vakit kalmadan elden ayaktan düştü ve alelacele ankara'daki bir hastaneye yola çıktık.

    bu arada o hastane normalde bizi kabul etmeyecekti. sıradan bi vatandaş isen kafana göre bi o hastaneye bi bu hastaneye gidemezsin. tanıdıkları soktuk araya. hastane kabul verdi. gittiğimizde önce oksijene bağladılar sonrasında yoğun bakıma alındı.
    bir hafta kadar yoğun bakımda kaldı.

    kanser hastalığını herkes az çok bilir. eğer vaktinde müdahale edilmeye başlamazsa ilerler. her dakika her saniye önemlidir. meydana çıktığı organdan diğer organlara sıçramaya başlar. biz öksürükten dolayı ilk şikayete gittiğimizde ocak ayıydı. yoğun bakıma alındığında ise nisan ayının sonları gelmişti.

    onkoloji servisinin hastayı kabul etmesi için hastalığın ilerleme seviyesini görmesi gerekir. bunun içinde pet bt çekilmesi gerekir. pet bt, hastalığın vücuttaki ilerlemesini ve dağılmasını ayrıntılı olarak gösterir. bizde pet bt için sıra aldık ama sıramızı 15 gün sonrasına verdiler. 5 günde de açıklanması sürüyor. toplam 20 gün. annem gözlerimin önünde erirken hiç birşey yapmadan yapamadan tam 20 gün beklememiz gerekiyordu.

    yine tanıdıklar devreye girdi. eğer biri gelmezse sizi alırız onun yerine dediler. yaklaşık 5-6 gün sonra biri gelmemiş onun yerine bizi aldılar. pet çekildi sonuçları bekledik açıklandı ve hastalık yayılmıştı artık...

    onkoloji servisindeki doktorlara "süreç nasıl ilerleyecek toplayabilir mi kendini" dediğimde bilimsel bir yanıt bekliyordum. yanıt olarak "çok geç kalmışsınız, allah'tan ümit kesilmez" denildi. çok geç kalmışsınız dedi evet yaklaşık bi 4-5 ay geç kaldık. neden? çünkü sağlık sistemi tıkır tıkır işlediği için geç kaldık. pet'te, tomografi'de, mr'da günlerce haftalarca sıra beklediğimiz için geç kaldık. kemoterapi yapılmaya başlandı. bitiminde taburcu edildik. artık her 20 günde bir ankara'ya gidip kemoterapi almamız gerekiyordu.

    bu arada hastanede yatan hastalardan herkesin durumu iyi değildi. örneğin; eşiyle beraber urfa'dan gelen mide kanseri bir abla vardı. eşi uçak biletleri pahalı olduğu için otobüsle getiriyordu. bir süre sonra nasıl gelip gideceğiz diye düşünüyordu. çünkü asgari ücretle çalışıyormuş. urfa'dan ankara'ya gelip gitmesi iki kişi için otobüsle en az 300 tl. bir de aşti'den hastaneye gelip gitmek için taksi ücreti ödemesi var.

    ben ailemden yaklaşık 400-500 km uzaktaki bir şehirde çalışıyordum. her 20 günde bir kalkıp o şehirden z ilçesine geliyordum. z ilçesinden annemi alıp ankara'ya gidiyorduk. ilaç alınıyordu. artık kaç gün sürerse. tedavi bitiminde tekrardan z ilçesine gidip annemi babama kardeşime emanet edip tekrardan işimin olduğu şehire dönüyordum.

    tabi sıkıntılar bu kadarla kalmıyor. ankara'da gittiğimiz hastaneye oksijen tüpüyle gidip geliyorduk. çünkü nefes problemi vardı. o halde sırada bekliyorduk, sıra fişi alıyorduk, sıra bekliyorduk saatlerce, o gün gelirse sıra geliyor, yoksa ankara'da kalacak yer bulmamız gerekiyor, doktor onay verirse ilaç hazırlanmaya başlıyor ama mesai bitimi yakınsa o ilaç hazırlanmıyor çünkü çalışanlar mesai yapmak istemiyor. annem o hasta haliyle saatlerce yol gidip geliyor, sıra bekliyor, ayakta kalıyor, yeri geliyor yemek bile yiyemiyordu. bu aslında sadece bize has bi durum değildi. recep amca da bekliyordu emine teyze de bekliyordu aynı sırayı.

    aylarca gidip geldik ama bir süre sonra doktorlar kemoterapiyi kesti. hap kullanın dediler. o dönemlerde de biraz biraz toplamaya başlamıştı. bu sefer sırf doktorun hap kullanın demesini duymak için yine aynı yolları gidip gelmeye devam ediyorduk.

    zamanla anladık ki hap çaresiz kalmaya başlamış. hastalık tekrar ilerlemeye devam etmiş. bu sırada yine hastane değiştirdik. çünkü ankara çok uzaktı, annem yoruluyordu, hemde y şehrinde profesörler bakacağı için ilgi fazla olur diye düşündük.

    y şehrindeki k tıp fakültesi hastanesine geçtik. profesörler günde ortalama 25-30 hastaya bakabiliyorlar veya bakıyorlar. o gün sizin gününüz ise sabah 8'de hastanede olmanız lazım çünkü sıra gelmezse sonraki güne kalabilirsiniz. hoca farklı bir kemoterapi ilacı kullanacağız dedi. tedavi başladı. bu arada profesörün karşısına çıkmak 120 tl. çünkü sağlık hizmetleri ücretsiz ülkemizde.

    şuan süreç hala devam ediyor. annemin durumu düzelmedi ve yavaş yavaş kötüye gittiğini düşünüyorum. allah yardımcımız olsun demekten başka çare yok.

    sonuç olarak övdükleri sağlık sistemi çok iyi durumda değil. belki 90'lı yıllar dedikleri gibi çok kötüydü ama şu anda da rezaletten hallice bir durumda. insanlar yaşadıkları yerlerdeki hastanelere gidemiyor çünkü ya doktoru yok ya mr, pet vb. cihazları yok. mecburen büyük şehirlere gitmek zorunda kalıyorlar. buda ekstra mali külfet, zaman, hastalıkların çözümsüz kalmasına neden oluyor.

    edit: kaybettik.