şükela:  tümü | bugün soru sor
  • türkiye'de; özellikle 2002-2007 arasında oluşan ve ondan sonra geçen 11 yılda kemikleşen bir seçim ve seçmen realitesidir.

    birileri çıktı bize birer kimlik dağıttı, kimliğimizin yanında da bize 3 düşman kimlik tanıttı ve bizi oralara hapsetti. bu yüzden artık kendi partimizdeki tasvip etmeyeceğimiz şeylere bile sessiz kalıyoruz, çok sıkıştırılırsak "ne yapalım gidip de x1/x2/x3'e mi verelim" diye demagoji yapıyoruz. (bkz: kimlik siyaseti) işte bunu yapanlar; en geniş kimliği sahiplenenler ve kendisi dışında kalanları matematiksel olarak kilitleyenlerdir.

    vallâhi bu eskiden böyle değildi. insanlar -özellikle sağ seçmen- "bu sefer de şunu deneyelim" diye her seçimde adres değiştirir, yanlışını gördüğünü hemen bırakırdı.

    artık türk halkının %85'i parti tabelalarının putperesti, partilerin kadrolu seçmenidir.

    akp %40
    chp %23
    mhp %11
    hdp %11

    bunlar bu sınırlardan çıkamaz. farzımuhâl; rte akp'yi abdullah öcalan gibi de yönetse (yaşandı) bunlar gider oy verir, alparslan türkeş gibi de yönetse (yaşandı) gider oy verirler. bu %23 chp'li; partileri ulusalcı, ergenekoncu olduğunda, siyasi yelpazede en yakın oldukları parti mhp olduğunda da gider oy verirler, partileri kürtçülerin, sezgin tanrıkulu'ların, canan kaftancıoğlu'ların eline geçtiğinde, hdp ile yağlı ballı olduğunda da oy verirler. aynı şeyler mhp'nin ve hdp'nin taraftarları için de geçerlidir.

    seçimler bunlar için birer nüfus sayımıdır. asıl sonuçları değiştiren, küçük miktarda da olsa etkileyen aydınlık fikirli, özgür %15'lik kesimdir. ha ne acıdır ki bunlar da baraj sistemi nedeniyle yine bu dörtlü içinde dağılırlar ve maalesef günün sonunda kimlik siyasetine hizmet etmiş olurlar.

    iyi parti'yi burada iki cephede inceleyebiliriz.

    1. iyi parti de tabii ki büsbütün bu sistemin dışında değil. bu 4 kütüğün dışından gelen bir hareketin oy havuzu zaten %15. bunun tamamını alması da tabii mümkün değil. iyi parti de bu sistemde vârolabilmek için mhp kütüğünün içinden yol aldı. mhp teşkilatlarının ve seçmen tabanının yaklaşık %70'ini alarak bu sisteme girdi. yoksa ne mhp 11 puanın altına düşerdi, ne de oyuna başka bir aktör girebilirdi. yani iyi parti'yi en azından ortaya çıkışı itibariyle büsbütün sistemi/paradigmayı bozan bir oyuncu olarak görmek yanlış. iyi parti, mhp kütüğünün bölünmesi/transferi yoluyla oyuna girdi.

    2. iyi parti oyuna girişi açısından paradigmayı bozmasa da sistem içindeki rolüyle bir nebze bu oyunu bozan/bozma potansiyeli olan bir faktör. çünkü bu 4 partiden de oy alma imkânı vardır. inşallah artık akp'lileri kandırırken "ne yapacaksın oğlum, başka alternatif mi var, gidip atayis cehape'ye mi oy vereceksin", chp'lileri kandırırken "ne yapacaksın, sen de mi tayyipçi olacaksın, mecbur gene chp'ye oy vereceğiz" ve hatta mhp ve hdp'lileri kandırırken de benzer cümleler kuramayacaklar. bu oyun bozulursa bu 4 kütükten de oy alma potansiyeli olan iyi parti ve benzeri alternatiflerle bozulacak inşallah.
  • destek olalım

    --- spoiler ---

    muhtemelen 1982 ve sonrası doğan nesildir. öncelikle borderline kişileri tanımlayalım: gri renleri olmayan, her şeyi siyah ve beyaz olarak gören insanlar. sonra 1982 doğumlulara neden borderline dediğimizi belirtelim: 28 şubat 1997 tarihinde 15 yaş olan ve sonrasında gelişen olaylarla kişiliği şekillenen insanların bu kuşakta olduğunu düşünüyorum. o günden beri insanlar hep "bizden ve onlardan" olarak ayrılıyor ve bizden değilsen düşmansın anlayışı ile olaylara yaklaşılıyor. negatif entropi ülkede seçmen oranının sadece %15 olduğunu söylemişti. geriye kalanların ise olaya tamamen kendi yankı odasından baktığı tespitini yapmıştı. seçim sonrası ipsos anketi sonucu hesaplandığında bu oran sadece %11. yani türkiye'nin en iyi ihtimalle sadece %20'si siyah ya da beyaz değil gri ve objektif değerlendirme yapmaya çalışıyor. tabii ki kimse tarafsız olamaz. sözlükteki tartışmalarda bunun örneğini de görüyoruz. mesela ne zaman hdp-pkk ekseninde bir tartışma dönse bir taraf diğerini habur karşılaması ve oslo görüşmeleri sebebi ile suçlarken diğer taraf bir oy ince'ye bir oy hdp'ye kampanyası, canan kaftancıoğlu ve kk'nın açılım politikası üzerinden suçluyor. beyazlar siyahları, siyahlar beyazları suçluyor. kimse birilerinin hem oslo görüşmelerine hem de "bir oy ince'ye bir oy hdp'ye" kampanyasına karşı olabileceğinin düşünmüyor. mesela feminizm konusu. şimdi girisini bulamadığım bir yazarın tespiti idi: "ezilmeyen kadınların ezmeyen erkekleri ezilen kadınları kullanarak ezdiği düşünce akımı". nokta atışı bir tespit. burada ne zaman çankaya-kadıköy-izmir ekseninde ifade edilen kadınlar eleştirilse hemen ezilen kadınlar örnek gösterilerek eleştiri okları kendilerinden uzaklaştırılmaya çalışılıyor. ne zaman da ezilen kadının hakkı savunulsa söyleyene meriç damgası vurulabiliyor. bu giriyi refere ederek yazdığım birkaç giriden sonra aynı gün bana hem meriç hem de kadın düşmanı diyerek mesaj atan yazarlar oldu. iki taraf da harranlı gülo ile seda yelkenci'nin farklı eksenlerde olduğunu algılayamıyor. özellikle dördüncü nesil feminist yazarlar eski girilerimi inceliyor, hatta bir iki tanesi özelden de beni tanıyor, kadın tavlayamayan abazan ergen yorumu yaparak da kişiliğime sataşamayınca iyice sinirleniyorlar. (bkz: orta seritte 90'la gidene selektor yapmak) başlığında da bu tavrı görüyoruz. iki şeritli yolda 90 km/saat hızla gitmek isteyen birey sıkıntı çekiyor. sağ şeritten gitse 50-60km/saat hızla giden kamyonlara takılıyor, sol şeride geçse 120 km/saat hızla giden araçlara yol vermesi gerekiyor, zikzak yapmaktan yoruluyor, üç şeritli yolda aceleciler soldan, ağır kanlılar sağdan gider; ben de sakin sakin orta şeritten giderim diyen şahıs orta şeritten giderken hala selektör yeyince sinirleniyor, bunu ifade ediyor. o da ne ağırkanlı adam acelecilerden şikayet eden hakkında "oh, iyi oldu" şeklinde giri yapıyor. çünkü kendisi borderline beyaz olduğu için insanların ya siyah ya da beyaz olması gerektiğini düşünüyor, grinin siyah tarafından taciz edilmesine hak veriyor. yıllarca bu sarmaldan nasıl çıkarım diye düşündüm ve sonunda bu sarmaldan çıkmak için 3 konuda kendini eğitip düşünce şeklini bu araçlarla yeniden düzenlemek gerektiğini fark ettim: (bkz: epistemoloji), (bkz: mantık), (bkz: istatistik). bu üç disiplini bilmeyen şahıslar bir o tarafa bir bu tarafa yuvarlanmaya maalesef ki mahkumlar
    --- spoiler ---