şükela:  tümü | bugün
  • --- spoiler ---

    üst edit: bu başlık pek siklenmeyecek gibi duruyor ama çok da önemli değil. beni takip eden 3-5 badim olduğunu biliyorum. onlar için yazdım. diğerleri okumasa da olur.
    --- spoiler ---

    belli siyasi gelenekleri olan ve o geleneklerden kopmamış bir çok batı devletinde siyaset " kalıplarla " " genellemelerle " okunabilir.

    ancak türkiye'de böyle bir şey mümkün değil. çünkü türkiye'de siyaset büyük bir kesimi siyasi bilinçten yoksun kitlelerin oyuyla kuruluyor.

    erdoğan'ın ilk dönemlerindeki başarısını şu şekilde açıklıyorum:

    (bkz: akp'nin başarısını anlamak) bu entry ise akp'nin hala nasıl iktidarda kalabildiğini açıklıyor. öncelikle bunu belirteyim.

    sanılanın aksine akp'yi akp yapan şey politize olmuş fanatik seçmeni değil. o kefenliler, resmi gazeteye inanmayan dayılar, hüloğğğ diyen teyze. bu tip insanların oranı maksimum %15.

    erdoğan'ın gücü bu insanlardan gelmiyor.

    erdoğan'ın gücü " apolitik " seçmen gruplarından geliyor.

    bu şu demek:

    mesela muharrem ince yandaş gazetecilerin olduğu bir programa çıkıyor, miting yapıyor vs.

    bu programı biz politize seçmen grupları takip ediyoruz. mitinglere biz gidiyoruz.

    apolitik seçmenin bunlar umrunda değil. eğer herhangi bir tv kanalında aynı saatte sevilen bir dizi varsa apolitik seçmen gruplarının bu hiç umrunda değil.

    ancak bu tür sevilen programların olmadığı bir saat dilimi var.

    19.00-20.00 arası. haber bülteni saati.

    işte bu saatte eline kumandasını alan sıradan bir vatandaş kanalları gezerken fox tv'ye uğruyor mesela. aynı küçük bir çocuk gibi, hemen sıkılıyor. 5 dk izliyor geçiyor. diyor ki aa evet muharrem ince iyi konuşuyor. ama sonra diğer kanala geçiyor.

    açıyor a haber'e. dün muharrem ince habertürk'teydi. yandaş gazetecileri morartmıştı. ama işte bu apolitik seçmen o sırada dizi izliyordu. bu programı izlemedi. çünkü siyasete senin kadar ilgisi yok. açtıysa bile 5 dk baktı geçti.

    ama şimdi zapping yaparken a haber'e ya da atv'ye geldi.

    ve karşısında gördüğü şey şu : " muharrem ince yerli otomobile karşı "

    ve ertesi gün iftarda sohbet ettiği bir aile bireyine, mesela bana söylediği şey şu: " ya başlarda güzel güzel konuşuyordu da saçmalamaya başladı bu da "

    şimdi burada konuyu değiştirelim biraz.

    toplumun her grubunda pasif ve aktif üyeler bulunur. pasif üyeler dinleyici konumundayken aktif üyeler grup adına kararlar alırlar. konuşurlar. çünkü söyleyecek bir şeyleri vardır.

    işte bu apolitik seçmen grubu bu işlerden hiç anlamıyor. bir grubun bir boka ilgisi olmayan ya da bilgisi olmayan üyesi bu insanlar.

    ve bu tür insanların eğilimli olduğu davranış mevcut düzenin devamıdır.

    eğer onlara bir sebep vermezseniz aynı muhtara oy atarlar. bir sebep olmazsa aynı belediye başkanına, aynı milletvekiline, aynı başkana oy atarlar.

    çünkü değişim bilgi ve ilgi gerektirir.

    ama bu insanların ne ilgisi ne bilgisi var.

    mesela çok leş bir telefon kullanıyorlar. ama bilmiyorlar ki daha iyisi var, üstelik hesaplı da. bilmedikleri için, telefona ilgileri olmadığı için bozulana kadar aynı telefonu kullanmaya devam ediyorlar.

    bozulduğunda da muhtemelen aynı markanın bir üst modelini satın alıyorlar.

    işte bu insanlar zapping yaparken onlara sürekli verilen " daha iyisi yok bak adam saçmalıyor siz en iyisi mevcut düzene oy verin hem zaten ülke çok iyi. bakın %7.4 büyüdük falan filan " mesajı düzenli olarak veriliyor.

    bu propagandanın ilk adımı adaylardan bazılarını yok saymak.

    " bak dostum sen yıllardır oy atıyorsun, pusulada hep bir dünya adam vardı zaten ama küçük küçük etkisiz saçma sapan adaylar, bunlar da öyle işte. işçi partisi gibi bir şeyler. ya da ldp "

    bu mesajı seçmen aldı bu 1.si.

    ondan sonra adım 2'ye geliyoruz.

    muharrem ince'yi kendine rakip seçen erdoğan bir seçim yapmak zorundaydı. aynı anda 5 adayla mücadele etmek kafa karıştırırdı ve bu mesaj vermenin aslında çok zor olduğu kitleye mesaj vermesini zorlaştırırdı.

    çünkü böyle kitleler için en iyi mesaj sürekli tekrarlanan istikrarlı mesajdır.

    erdoğan ince'yi seçti.

    ve ince tv programlarına çıkmaya başladı.

    o seçmen grubu bu tv programlarını izlemiyor. sen ben izleyip gaza geliyoruz. hayal kuruyoruz. umut doluyoruz.

    ama inanın bu apolitik akp seçmeni bunu hiç önemsemiyor.

    hiç düşündünüz mü bu ülkenin neredeyse %50'si akp'li iken neden fox ana haber reytinglerde hep birinci?

    çünkü bu insanlar baştan sona bir haber bülteni izlemiyor.

    bu insanlar ilgisiz. ilgi çekici bir şey bulana kadar kanalları geziyorlar.

    işte o sırada daha önce " propaganda materyali toplamak " için tv'ye çıkartılmış " seçilmiş aday " 'ın 3-5 sözünü görüyorlar.

    aa muharrem sarayı yıkacakmış bu ne saçma şey.

    aa muharrem yerli otomobile karşıymış.

    son derece basit 3-5 cümle'nin sürekli tekrarlanması ile bu seçmen elde tutuluyor.

    ahmet hakan'ın falan programlarının tek amacı bu programların " muhalefetin eline geçmemesi ".

    yoksa bu tür cnn, ntv, habertürk siyaset kuşakları bu seçmene hiç ulaşmıyor. aynı mantık yazılı medya için de de geçerli. bir çok gazete sadece " muhalefetin elinde olmasın diye " akp'nin elinde. birileri okuduğu için değil.

    akp bu seçmen kitlesini çok iyi tanıyor. kendine kimin oy verdiğini çok iyi biliyor. muhalefetin okuyamadığı durum bu. mitingler kalabalık olduğunda başarıya ulaştıklarını sanıyorlar. oysa akp'nin %40'ı akp mitinglerine bile gitmiyor.

    akp sadece " rastgele karşılarına çıkan siyasi materyallerin " kendi propagandaları olmaları için mücadele ediyor.

    kısaca türkiye'de son 5-10 yıldır siyasete " tv'de zapping yaparken oyları alınan apolitik akp seçmeni " yol çiziyor.

    kişi bir kez politize olduysa her türlü sınırlamaya rağmen meral akşener'i takip edebilir.

    tıpkı muhafazakar bir insan olan babamın politize olmuş şahsından ötürü halk tv izlemeyi öğrenmiş olması gibi.

    ama bu seçmen grubu politize değil ve onların bu tür programlar umrunda değil.

    onlar çayını içip krakerini yiyip dizilerini izliyorlar.

    hani demiştim ya; bu insanlar grubun pasif üyeleri, değişim olması için sebep gerekli, sebep yoksa aynı düzeni devam ettirmeye meyilliler.

    işte bu seçmen grubunun bir değişime katılması için onlara bir sebep vermeniz gerekir. sebepleri olmadığı sürece kanalları gezerken " ya muharrem de saçma adammış reis iyi devam edelim böyle " diyecekler.

    muhalefet bu gruba mitinglerle ulaşamaz. siyaset kuşağı tv programlarıyla ( 21.00'dan sonra yayınlanan programlar, bu seçmen grubu dizi izlerken yani ) u l a ş a m a z!

    onlara nokta atışı sebepler vermeniz lazım.

    ülkenin genel probremleri değil, küçük grupların büyük problemlerini bulmanız lazım. ve kanallar zapping yapılırken bir şekilde karşılarına çıksın diye de bunu sürekli tekrar etmeniz lazım.

    atanamayan öğretmenler, bedelli askerlik, emeklilikte yaşa takılanlar benim bildiklerim.

    bu apolitik grubu küçük gruplara bölüp her grubun büyük derdini bulup oralardan saldırmanız lazım.

    zaten apolitik oldukları için onlara bu sebebi verirseniz, sürekli tekrar eder, propagandayı düzenli yapar ve ciddiyetinizi gösterirseniz bu insanlara ulaşırsınız.

    cambridge analytica skandalını biliyorsunuzdur. internet üstünden nokta atışı propaganda. tam da şuan türkiye'de muhalefetin ihtiyacı olduğu gibi. amerika seçmeni ile türk seçmeni arasında baya benzerlik var. cambridge analytica'yı almanya'da ya da finlandiya'da uygulayamazsınız. o kadar etkili olmaz.

    ama cambridge analytica'yı türkiye'de şuan uygulasanız iddia ediyorum akp'yi tarihe gömersiniz.

    eğer bu seçim kazanılacaksa apolitize seçmenin politize olmasıyla ya da bir değişimin parçası olmak için sebep bulmasıyla kazanılacak.

    bunu yapmadığınız sürece sabah akşam nagehan'a ayar da verseniz, kapak üstüne kapak da yapsanız, mitinglere milyonları da toplasanız para etmez.

    tekrar söylüyorum, akp'nin gücü hüloğğğ seçmen grubu değildir. o grubun oylarının %10-15 düzeyinde olduğuna inanıyorum.

    akp'nin gücü apolitik seçmenidir. akp'nin yaptığı bütün propagandaları bu iddiam üzerinden değerlendirin.

    bana hak vereceksiniz.

    edit: türkiye'de siyaseti bu şekilde okuyan bir insan olarak muharrem ince'nin bu bakış açısına göre artıları da eksileri de var. bu kısmı uzun uzun yazmaya üşendim. mesela artısı stand-up tadında takılması. ilgi çekiyor ve o " 5 dk "'yı uzatıyor. eksisi, yerli otomobil olayında bildiğin sıçtı. o malzemeyi nasıl verirsin be adam. neyse efkarlandım yine.

    falan filan işte.