şükela:  tümü | bugün
  • bu başlığı açmış bulunmak ile birlikte burada gireceğim entryler ile temel gayem; benim gibi politik reklamcılık alanına ilgili bireylerin yarının türkiyesi'nden dünün türkiyesi'ni merak edip araştırdıklarında ellerinde hazır bir kaynak bulunması. iş bu entryler son derece öznel yorumlar içermekle birlikte herhangi bir kronolojiden uzak bu alanda üretim yapan birisinin şahsi gözlemleridir.

    politik reklamlar; türkiye'de seçim sonuçlarını çok etkilemese de hep dikkatli gözlerle izlemişimdir. iş bu entry'de ilk aklıma gelenleri yazacağım aklıma geldikçe de yeni entryler ile devam edeceğim.

    söz gelimi ilk başarılı örneklerinden biri olarak demokrat parti'nin meşhur yeter! söz milletin afişi ile başlamak lazım. afişte karanlığın önünde duran devasa bir el var. milleti temsil eden bu el 1946'da yapılan açık oy gizli tasnif seçimlerine direk olarak eleştirisini getirerek, vurgusunu yapıyor. mesela 'artık söz milletin' demek yerine 'yeter! söz milletin' diyerek bıkkınlığı vurgulamasının yanı sıra 'hileli seçimi' kabul etmeyeceklerinin de mesajını veriyorlar.

    tabiki bu başarılı reklamı yapan aynı demokrat parti iktidarını güçlendirdiğinde ilk iş afiş ile propaganda'yı yasaklıyor.

    kronolojik olarak gitmeyeceğim. çünkü krolojik giden anlatıları sevmem. buradan da henüz marjinal taşra partisi olduğu günlerde refah partisi'nin meşhur şarkısı refahın vakti geldi yi irdeleyeceğim. öncelikle döneminin islamcı kimliğine göre son derece reformist bir şarkı. dile dolanıyor, oynak ve akılda keyifli bir şekilde kalıyor. şarkının bütün mesajı o günlerde şeriat ve şiddet ile özdeşen refah'ın aslında sandıkları gibi öcü olmadığını anlatmak üzerine odaklı. bunu da akıllıca bir şekilde oryantal bir ritim ile anlatıyorlar.

    'dillerde türkülerle, ellerde çiçeklerle, gönülde sevgilerle'

    gelin birlik olalım, el ele tutuşalım, sevgiyle buluşalım.'

    hem stratejik olarak kitlelere kendini kabul ettirmek için hem de oluşan antipati ortamını tamamen değiştirecek kadar başarılı bir iş. netekim bu şarkıyı kullandıkları 95 seçiminde; hem istanbul hem ankara'da yerel yönetimleri almışlardı da. istanbul için anketlerde 4. gözüktükleri bir seçimden başarıyla çıkmalarında o günün seçmen kitlesinin 4 büyük partiye bölünmesinin (2 büyük sol parti; shp, chp 2 büyük sağ parti; anap, dyp) etkisi çok büyüktü ama taşradan şehire akan varoşların radikal görüşlere olan sempatisi ve göç ile değişen seçmen kitlesi de büyük etkendi.

    simmel 'the metropolis and mental life' adlı makalesinde şehirleşmeyi 2 şekilde anlatır. istanbul'da olan ise onun tanımladığı; giderek bireyleşmeye ve rasyonelleşmeye kayan şehirliliğin aksine şehri kasabalıların basmasıyla cemiyet'ten cemaat'e dönüşen bir metropolün devasa bir konya olması.90'lı yılların ilk yarısındaki göç dalgasının büyük şehirlerde en çok refah'a yaradığı muhakkak.

    refah'ın vakti geldi şarkısını yapan özcan abimiz bu sefer de akp için bir şarkı besteledi. açık konuşayım seçimden sonra dahi yutubdan açıp açıp yazımız bir kışımız bir diye dolaşırdım. benim kanaatime göre türkiye seçim tarihinin en iyi seçim şarkısıdır bu. 2011 seçimlerine bu şarkı ile hazırlanan akp'nin mottosu 'biz birlikte türkiyeyiz'idi.

    bu seçimden önceki konjöktüre bakmak gerekirse; bir önceki seçimde 2009 seçimlerinde akp %39 ile ilk defa oy kaybına uğramıştı. hemen yaklaşık potansiyel %9 oylarını almış iki partiyi fesh edip (has parti, dp) içlerinde erittiler ve bu seçim şarkısının havasıyla girdikleri 2011 seçimlerinde %49.83 oy aldılar. muhteşem bir planlama ile konsolide edebilecekleri bütün seçmeni etraflarında toplayıp 66 şehirde 1. parti olarak çıkmışlardı. şarkıda verdikleri 'biz birlikte türkiye'yiz' mesajının seçmene nasıl geçtiğini şöyle özetleyeyim: chp; ege ve akdeniz'de 4 kıyı kentini kazanırken akp 6 şehir kazanmış.

    şahsi kanaatime göre türkiye seçim tarihinin en başarılı reklamcılık örneklerinin birçoğunun arkasında rahmetli erol olçok var. 2006-2016 arasındaki akp'nin seçim stratejileri ve reklamları kolektif olarak üretilmiş en iyi reklamcılık örnekleri. bugünlerde ise 'unutma' serisi dışında bütün işleri berbat ve hatta rezalet. türkiye gibi ülkelerde seçmene mesajını iletebilmek çok önemli. akp ise bugün mesajını hilal kaplan gibi faruk acar gibi vasatlarla iletmeye çalışıyor halbuki şu an ürettikleri işlerin çoğu antipati yaratan işler.
  • iyi parti'ye geçecek olursak; kendimi de içerisine koyacacağım orta üst segmente yönelik gördüğüm en başarılı işleri yapan parti. burada bir dilemma ortaya çıkıyor; meral akşener'in defaatle dile getirdiği gibi hedef kitle şayet iç anadolu'da yaşayan sağ eğilimlere sahip amcalar mı yoksa bu tarz kavramlarla haşır neşir olmayan ama milliyetçi muhafazakar, geleceği konusundaki kaygılı gençler mi? ulaşılmak istenen kitle birinci seçenek, yani köy kahvelerinde okey atıp memleket kurtaran amcalar ise reklamlar son derece başarısız ve gereksiz tekrar yapan işler ama yok 18-25 ve 40 yaş altı seçmen yegane amaçlanan seçmen ise o zaman çok başarılı.

    amerika'da insanlar super bowl izlemekten ne kadar zevk alıyorsa super bowl reklamlarını izlemekten de o derece keyif alırlar. super bowl arası reklamlar bir anlamda reklamcılığın oscarları gibidir. kurumlar en kreatif işlerini burada yayınlarlar. şöyle örnek vereyim thy'nin 120 milyon izlenen reklamı da ilk kez super bowl'da gösterilmiştir.

    iyi parti'nin reklamları da işte super bowl reklamları gibi. üretilirken zeki yöneticilerinin 'ben olsam bunu beğenirdim' diyeceği türden işler. google ads viralı mesela. tam olarak dediğim; okumuş, avrupai, zekaya sempati besleyen insanlara yönelik bir iş. hakeza bugün taylan yıldız'ın paylaştığı akıllı telefon konseptli iş. büyük ihtimal bütçe sıkıntısından dolayı ajans ile çalışmak yerine kendileri üretim yapıyorlar ve bu da onların haliyle profesyoneller gibi düşünmesini engelliyor. anadolu'ya hitap eden iş yapmak yerine her defasında halihazırda kendilerine sevgi besleyen kitleye subliminal mesajlarını veriyorlar. gelgelelim bunlar aşılmayacak şeyler değiller. bu seçimden sonra hazineden alacakları destekle birlikte iyi parti'nin uzun vadede akp'nin 2006-2016 arası ürettiği seçim stratejilerinin en iyi takipçisi olacağı son derece bariz.

    chp ise maalesef statüko denince akla gelebilecek yegane kurum. son derece vasat, basmakalıp sloganlar ile hiçbir yaratıcılığı olmayan içerikler üretmekten başka yaptıkları bir şey yok. bugüne kadar en başarılı bulduğum işleri 7 haziran 2015 seçimlerinden önce kullandıkları 'milletçe alkışlıyoruz' lardı. gelgelelim son derece agresif bir dil kullanılarak yapılan bu reklamların temel etki noktası ve hedef kitlesi yine batılı seçmendi. ironi yaparak bir şeyin kötü olduğunu anaakım seçmene anlatma şansınız yok. mesajınız son derece basit ve vurucu olmalı. bana kalırsa iktidar değilseniz mutlaka da pozitif olmalı ama bu milletçe alkışlıyoruz tam aksine ayrıştıran ve ötekileştiren bir kampanyaydı. seçmenini konsolide etmekten başka da bir işe yaramadı. buna rağmen başarılıydı çünkü bugüne kadar yaptıkları diğer işlerin hiçbiri seçmeni konsolide dahi edemeyen, berbat ve zekadan yoksun üretimlerdi. düşünün ki dünyanın en saçma sloganı 'ekmek için ekmeleddin'i de üreten aynı kişilerdi.

    7 haziran 2015 deyince hdp kampanyasına değinmeden olmaz. bir önceki paragrafta belirttiğim her şeyi son derece doğru yapan bir seçim stratejisi güttüler. yine benim çok sevdiğim seçim müziklerinden biri de bizler hdp bizler meclise dir. linke tıklayan arkadaşlar bir şey dikkatinizi çekti mi? matematik olarak 'aynı yoldan geçmişiz biz' in birebir aynısı değil mi? her tipten insanı bütünleştiren, ana akım seçmeni yücelten ve onları hep beraber olmaya çağıran pozitif mesajlar. peki bu mesajlar karşılık buldu mu? tıpkı 'biz birlikte türkiye'yiz sloganını ürettiği günlerde tarihinin en yüksek oyunu alan akp gibi hdp de bu pozitif mesajlara yasladığı seçim stratejisinin sonunda tarihinin en yüksek oyunu %13 almayı başarmıştı. 7 haziran'daki hdp bu ülke tarihindeki bir parti adına en büyük kırılmayı gerçekleştirmişti ve ellerinde erdoğan'a olabilecek en büyük alternatif demirtaş vardı. bütün her şeyi nasıl berbat ettikleri ve ondan sonraki fiyaskoların da başka entrylerde konuşuruz.