şükela:  tümü | bugün
  • maatteessüf ki gerçek. öncelikle potansiyel sazanlari uyarmak adina su noktayi vurgulayim; tek tük sporcu gecici olarak yetisiyor. sonra onlar da fos cikiyor. kof cikiyor. curuyor. curumeyen, senelerce, yasi elverdigince bizi dunya capinda basariyla temsil eden birkac sporcumuz da var, idi, eskiden. ama o kadar.

    lakin sporu ve sporcuyu ciddiye alan ülkeler fabrika gibi kendi sporcusunu yetistiriyor. çunku bu isi ciddi yapiyorlar. yatirimlari tesisleri yasam duzenleri sporla sporcuyla kol kola yuruyor.

    bizde boyle olmamasinin sebebi ne ola? uzunca sure en onemli sebep olarak hayat sartlarinin turkiye'de epey zor ve refah duzeyinin ortalamanin altinda olmasini dusundum. asil sebep olarak bunu one surmek dogru degil. cunku bizden daha fakir bir cok ulke belli spor dallarinda ortaligin a.q.yor. hem de senelerdir. teniste sirp, boksta küba, futbolda latin..etc ekollerini kim gormezden gelebilir? haa demek ki refah seysi, fakir olmak mazeret degil. olamaz.

    alismadik seyde don durmaz dusturundan hareketle su sey one surulebilir, kucuklukten tesvik edilmiyoruz, egilimimiz varsa bile ozendirilmiyoruz heves ettirtilemiyoruz. bu spor denen sey yirmi yasindan sonra baslanacak bir sey degil. kisi bir spor bransina egilimi oldugunu farkettiginde cok gec oluyor. nice yetenek nice potansiyel sampiyonlar boylece yitip gidiyor. aci bir durum.
    tesvik dedik ozendirilme yok dedik, burda en onemli rol devlete dusuyor. kanaatimce bir yerlesim biriminde en az okul sayisi kadar spor tesisi olmasi gerek, nasil ki haftanin koca bes gunu beyin egitilmeye calisiliyorsa, sporcunun ya da sporcu adaylarinin da duzenli sekilde vucutlarini timar etmesi elzem. butun bunlar eksik olursa neslimiz gotlu gobekli olur. o basta dedigim tek tuk basarili sporcular bile cikmaz. cikmiyo zaten. :(

    gereksiz dipnot: olimpiyatlarda en az bir kez yer alabilmenin hayatimda en cok istedigim seylerden biri oldugunu 27 yasimda farkettim. gunluk egzersizler disinda profesyonel sporla ne yazik ki hicbir ilgim yok.
  • türkiyede sporcu yetişmemesinin en büyük nedeni paradır. parası olanların sporla pek işi yoktur. çok ender görülğr hem zengin hem de sporcu olanlar. sanırım nba tarihinde bir lary bird vardı. başkaları varsa da ben bilmiyorum.
    zengin bir boksör veya atlet göremezsiniz, zengin sporu olatak tenis, eskrim gibi alanlara bakmak gerekir.
    bir spor ayakkabının 400 tl civarlarında olduğu, bir shortun 130 tl olduğu, bir t-shirtün 100 tl olduğu bir ülkede sporcu yetişemez.
    sporcu dediğimiz kilinin ekstra beslenmesi gerekir, kaliteli proteinler ve kaliteli karbonhidratlarla beslenmek hiç de o kadar ucuz değildir.
    misal su topu oynuyorsunuz ve günde 3500-7000 kalori almanız gerekiyor. herhalde doğru bir şekilde beslenmeye kalksa bu sporcu aylık ortalama 3000-7000 tl gıda harcaması yapması gerekir.
    türkiyede hem spor malzemelerine hem de beslenmeye para ayırabilmek pek de mümkün değildir.
    üstelik toplumun geniş kesimleri sporla beraber iş hayatını sürdüremez. insafsız mesai saatleri insanlara bu fırsatı vermez.
    insanların spora başlaması gereken lise ve geliştirmesi gereken üniversite gibi yerlerde öğrencinin spor yapması adına pek de başarılı değillerdir.
    hal böyleyken spora profesyonelce yaklaşan kurumların da eksikliği ortadadır.
    siz hiç iyi bir futbolcuyu üniversite takımına katmak için çabalayan rektör, dekan gördünüz mü? ya da lise müdürür? veya herhangi bir aporcuyu.
    bırakın liseyi veya bir üniversiteyi gelecek vaadeden bir sporcuyu spor akademisine almak isteyen birilerini veya sponsor olmak isteyen birilerini görsünüz mü?
    ben göremedim.
    sporcu yetiştirmek yatırım işidir ama ülke yatırım dediğinde sadece beton algıladığı için sporcu yetişmesini beklemek ancak çok büyük rastlantısal bir olaydır.
    330.000 izlanda vs 75.000.000 türkiye gibi bir gerçeklikte var ortada.
  • 'ne yetişiyor ki sporcu yetişsin' diye sordurtandır. bu ülkede bu saatten sonra angut dinci tüccardan başka ne yetişir? yıllardır sürdürülen politikalar, düzenlemelerin amacı bu değil miydi? beyin yerine kuş boku taşıyan bir kervan sürüsü. al bir kuruşa sat 5 kuruşa kitlesi.

    ha ama bu kitlenin elemanlarına ne olduğunu sorsan, 'sen daha bu ülkenin gerçeklerini kabul edemeyen bir muhalifsin' der. gerçekten de kuş beyinli olduğunu kabul eder ve bununla övünmeye kalkar. fikirsel iktidarsızlığından haz alır. çokluğuna falan güvenir lafta, kendisi beş para etmez olduğu için.

    bu insan artıkları hıyar tarlasında bitsin serpilsin diye her bok yapıldı, tezgah hazırlandı. siz hala sporcu istiyorsunuz bu tarlada. çünkü siz 'bu ülkenin gerçeklerini ve çoğunluğunu kabul edememiş marjinallersiniz'. tamaaaam?!
  • başlığın kendisi bile neden olduğunu söylüyor bize: çünkü sporcu yetişen bir şey değildir. sporcu yetiştirilen bir şeydir.

    bir problemi çözmek için doğru yerden başlamak gerekiyor. siz soruna sporcu yetişmemesi diye bakarsanız, çözüm bulmanız biraz sor. türkiye'de sporcu yetiştirilememesi derseniz, sporcu yetiştirebilmeye biraz daha yaklaşmış olursunz. böyle kendi kendine sporcuların meyve sebze gibi yetişmesini beklerseniz, daha çok bekleyeceksiniz ve asla yetişmeyecekler.
  • sporcu yetiştirilmesi için önce insan yetişmesi lazım. biz daha doğru düzgün insan yetiştiremiyoruz ki profesyonel sporcu yetiştirelim.