şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bu akımdan en çok asistanlar etkilenmiştir.
  • çok parası olup da ego sorunu olandan daha iyidir. (bkz: çok parası olanı adam sanmak)
  • hocalarda bu kadar afra tafra olmamasına rağmen,akademisyenlerin bu kadar burunlarının kalkık olmasını hala anlayamadığım bi mevzu. bu sorunun temelinde ufaklıktan gelen bir baskı kurma çabası da olabilir,öğrenciyle araya mesafe koyma yöntemi de olabilir.

    ancak sonuç olarak ortada böyle bir problem ve bu problemden kaynaklı iletişim sıkıntıları var.
  • ben çektim sizde çekin mantığına dayanıyor olabilir.
  • kendilerine yakştırılan hoca sıfatından ötürü uzmanlık alanları olsun olmasın herşeyi kendilerinin bildiklerini zanneder ve konunun uzmanının konuşmasına izin vermeyebilirler, saygıyla dinlemek denilen şeyden tamamen bihaberdirler.
  • karşısındakine köpek muamelesi yaptıklarından,gördüğümüz sorunlardır.

    var böyle pezemenklerden (evet pezemenk) bizim okulda da.geçen gün derste lafı ağzıma soktu.tüm amfiyle göz göze getirdi beni.teşekkür ederim sayın akademisyen.

    (bkz: çok çirkin ve aptalsın keşke ölsen) *
  • yine türkiye'deki akademisyenlerin bu konu ile alakalı olarak araştırmalar yapıp, makaleler yazmaları ve sonuçlarını seminerlerle kamuoyuna açıklamaları gerekmektedir.

    çok efendi, saygılı hocalarımı tenzih ederim, ama askerlik yapmış olanların bildiğini farz ederim, akademisyenlerin çoğunda bir subay egosu (askerliğini yapanlar ve babası anası astsubay olanlar iyi bilir, bilmeyenlere açıklasınlar) , bir dünyayı ben yarattım ve herşeyi sizden daha iyi bilirim havası var. kesinlikle çok itici ve mide bulandırıcı.

    öncelikle ne zaman akademisyenlerce yürütülen bir projeye finansman sağlanacak olsa hiç bir kamu görevlisi (bizim x kurumu diyelim) gönüllü olarak dosyayı almak istemez. neden? türk akademisyenlerinin gereksiz egoları - kibirleri- karşı tarafa yansıttıkları dünyayı biz yarattık ve hepinizden üstünüz herşeyi sizden ve hepinizden daha iyi biliriz havaları - hah işte neyse diyelim ki piyango size çıktı. karşılaşacağınız sorunlar ve tavırları aşağıda şöyle bir inceleyelim;

    öncelikle değerli hocalarım evrak işleri ya da bürokrasi olarak gördükleri işlerden anlamadıkları gibi bunlar çok önemsiz ben o kadar önemli bir insanım ki bu tür işlerle uğraşamam asistanım ile kontak kurun modunda işe başlarlar. dııtt! kardeşim; sen proje işlerinden sorumlu olarak senato kararı ile atanmışsın, sadece senin imza yetkin var! ödeme emri verme, proje evrakları inceleme yazışma konuşma sadece sende yetki?! dur ne yapıyorsun?

    değerli hocam, senin önemsiz diye küçümsediğin bürokratik işler o muazzam paraların akıtıldığı ve güzel eserler ortaya çıkan projelerin arka planlarında para aktaran kurum ve proje kontrolunu yapan imzaları atan kişiler için önemli, ki o kurum iç işleri - sayıştay ve kurum içi denetimlere tabiidir. yani kim ister ki saçma sapan evraklarla uğraşmak? o beni bunlarla uğraştırmayın havaları çok ayıp oluyor. zorunuza gitse de siz de ugrasacaksınız.

    gel gelelim hocalarımızın sürekli ünvanları ile size hitap ettirme gayretleri. tamam eyvallah, bunu da anlıyorum, o kadar emek vermişsin, bir yard. doç , bir doç. olmuşsun da hocam her telefon görüşmesine merhabalar ben yar. doç xxx yyy demen ki cep telefonlarından konusuyoruz ortada bir sekreter aktarması falan da yok ayıp olmuyor mu? yani gereksiz. ha karşılığında hocam merhabalar demek lazım ama siz böyle ünvanınızı kafamıza kafamıza koydukca biz de bey hanımlı konusuyoruz. eahh bu konu umarım anlaşılmıstır. o ne lan oyle ha bire yar doc hulya bılmem ne? hıı buyrun hulya hanım..

    evet, konu uzuyor ama en önemli noktaya geldik. hakediş mevzuları, proje süreçleri, görünürlük kuralları ve buna benzeyen birçok alanda emin olan bu işi defalarca yapan ve bu konu üzerine master yapan üstatlarımız kadar derin bilmiyorsunuz. yani sizden bir işi hocam şunu bu şekilde yaparsanız bizim proje mevzuatlarımıza uygun olur, görünürlük rehberimize uyar vs vs dediğimizde bozulup da bize nezaket sınırlarını aşani terbiyesiz hakaretlerde bulunmanız acıkcası cok komık ve uzucu oluyor. ustune ben su kadar senedır bu kadar proje yuruttum de tubıtak ıle calıstım da demenız karsı tarafta "bana ne be yarraam bızım mevzuatımız farklı aq ısıne gelırse" gıbı kufurlu dusunceler uyandırıp hem de gereksiz yere hakedişinizi beklemenize yol acar. acıkcası bu sizi de baglamaz. neden mi? cunku sız unıversitenizin mali işlerinden zerre anlamadıgınız gibi oradaki muhasebe görevlilerinizi de zor durumda bırakmaktasınız.

    velhasıl gereksiz bir ego görüyorum bazı akademisyenlerde... olum bi soluklanın la bi! dünyayı siz yaratmadınız olum, herkes sizin ögrenciniz değil öyle azarlamalar falan noluyor?

    amk bir de hocam mevzuatımıza uygun şu şu şekilde yapalım dedikten sonra gelen cevap mailinin altına atar yapıcam karsı tarafı soyle bı ezeyım bakayım diye her mail imzasından farkı olarak bılmem ne docent bılmem ne başkan yardımcısı bılmem ne unıversıte bılmem ne uyesı seklınde ek unvanlar koymanız acıkcası komık. ama gel desek ingilizce konusalım hık mık edersin.

    la biz de tezsiz de olsa yuksek lisans yaptık kardeşim. nedir bu havalar amk? akademisyen olmak nedir yani he ne? adamı hasta etmeyin.
  • varlığıyla gerçekten barışık olmayan, öz değerinin belli koşullara bağlı olmasına izin veren, yani aslında kendini değerli hissetmek için başkalarını küçük görmeyi gerekli kılan bir egonun sorunudur. özellikle akademik hayata giriş amacı bilim yapmak değil de kariyer yapmak olan akademisyenlerde görülür. onlara göre ünvanın kadar önemlisindir.

    tezimde kullanmak istediğim iki ölçeğin iznini almak üzere biri alanında çok tanınan, yeni şeyler üretmiş amerikalı bir profesör diğeri de sayılı çalışması olan türkiyeli bir yardımcı doçent olmak üzere iki akademisyene format olarak aynı, eşit ölçüde saygılı birer mail atıyorum.
    profesör çok ilgili. uzun açıklamalar yapıyor, araştırdığım şeyi merak ediyor, bulgularını bana da gönder diyor.
    yardımcı doçent ise iki kelimeyle cevap veriyor. cevap olumlu ama üslup yakışıksız. ne bir selamlama var, ne doğru dürüst bir cümle, ne de iyi bir dilekle bitiriş. ama o iki kelime bence çok şey anlatıyor. demek istiyor ki "kullanacaksan kullan, ne halin varsa gör. zaten ben o çalışmayı yayın olsun diye yaptım, kimin ne için kullandığını merak etmiyorum, umrumda değil. seni de önemsemiyorum çünkü önemli olan benim. atıfta bulunman işime yarayacak olmasa cevap bile vermezdim."
  • yoksun olduğu bilgi ve kültür birikimini şişen egosuyla tamamlamak isteyen akademisyen sorunudur!