şükela:  tümü | bugün soru sor
  • doç. dr. sait yılmaz'ın türk amerikan ilişkilerinin tarihine ve abd'nin türkiye'deki güç unsurlarına ışık tuttuğu kitabı. kaynak yayınları'nın bastığı 408 sayfalık faydalı bir esere benziyor.

    http://www.idefix.com/…iskiler/urunno=0000000586293
  • "abd'nin türkiye'yi kontrol altına alma stratejisi
    türkiye gibi siyasi homojenliğini ve ekonomik gelişmesini tamamlamadan dışa açılan, ulusal devlet yapısı geçirgen ve hassas, ulusal güç unsurları sürekli dezenformasyona uğratılmaya çalışılan, örtülü faaliyetler ve propagandayla güvenliği ve bütünlüğü istikrarsızlık unsuru haline getirilen devletlerin uluslararası alandaki güvenlik rolü, halklarını saldırı ve iç savaşlar karşısında sosyal ve fiziksel olarak koruma ve ulusal kimliği muhafazayla sınırlı kalmaktadır. türkiye cumhuriyeti tarihi beş siyasi döneme ayrılabilir:**

    1. cumhuriyet'in ilanıyla başlayıp 1950'lere kadar devam eden türkiye'nin bağımsız ve laik duruşunun tavizsiz bir şekilde korunması,
    2. 1950'lerde başlayan, ana ekseninde abd-türkiye ittifakının olduğu soğuk savaş dönemi; bu dönemde sağ-sol çatışması zirve yaparken, islamcılık ve bölücülüğün uyanışı,
    3. 12 eylül 1980 darbesi'yle dinci akımların önünün açılması, komünizme karşı "islam kalkanı" hazırlanması,
    4. soğuk savaş sonrası türkiye'nin ab üyelik sürecinde yaptığı reformlarla ulus devlet dokusu ve güvenlik kurgusunun bozulması,
    5. 2000'li yıllarla birlikte abd menşeili ılımlı islam projesinin gülen hareketi ve akp hükümetiyle türkiye'de hayata geçirilmesi.

    türkiye'de neoliberal iktisadi politikaların uygulanması "24 ocak 1980 kararları"yla başlamış ancak bunun için gerekli ortam 12 eylül 1980 darbesi'yle sağlanmıştır. türkiye benzeri pek çok ülkede (şili, arjantin, pakistan, brezilya, uruguay vd.) de bu dönemde darbeler olmuş ve bu ülkeler, 1990 sonrasında "washington konsensüsü" olarak adlandırılan "köktenci piyasa"* politikaları uygulamaya zorlanmışlardır. 2001 yılı türkiye örneğinde olduğu gibi çok direnenler "piyasalar" tarafından cezalandırılmıştır. cezalandırma sonrasında bu ülkelerin ulusal pazarları ve kamuya ait tekelleri büyük ölçüde yabancı sermaye ve onların taşeronu yerli büyük sermaye arasında paylaştırılmıştır. 2001 krizi türkiye tarihinin en geniş kapsamlı sermaye transferlerine sahne olmuştur. bir yandan kamu sermayesi ve ekonomi alanı yerli/yabancı sermayeye devredilirken, diğer yandan 1980 sonrası izlenen ekonomi politikalarının sonucunda yozlaştırılan bürokrasi ile yerli özel sermayenin bir bölümü yine bu gruplar arasında paylaştırılmıştır.

    ab projesi yine türkiye özelinde, öncelikle bu paylaşımın hızlandırılması ve tamamlanması sürecidir. bu süreç, siyasal ve ekonomik egemenliğin, "postislamist" olarak tanımlanan akp aracılığıyla dolaylı olarak yine kendilerine geçmesi sürecidir. son dönemde yaşanan akp ve büyük sermaye arasındaki sıkıntıysa bu paylaşımda özellikle 2007 sonrasında yeşil sermaye için verilen kavgadır.

    1990-2001 arası türkiye'de politikacılar ile sermayenin kirli ilişkiler içine girmesi, sistemi bir meşruiyet ve işlerlik krizine sokmuştu. diğer yandan ab süreciyle birlikte, türkiye'de sermaye ve medya tekelini elinde tutanların işe aldığı ikinci cumhuriyetçi postmodernler, ülke içinde manipülasyoncu yeni bir kadro oluşturmaya başladı. ab tarafından istenilen yarı-çevre konumunu ve abd tarafından dayatılan "tüketici devlet"* görevini üstlenen bu kadro; ülkenin laik düzenini kökünden değiştirmek isteyen islamcı projeyle birlikte işbirliği yapmaya başladı. ***

    1995 yılında başlayan fetullahçı kesimin iktidarı ele geçirme mücadelesi, 2002 yılında akp'nin iktidara gelmesiyle yeni bir sahfaya girdi. akp'nin iktidara getirilmesi, hem ulusal pazarın nihai paylaşımının tamamlanması hem de abd'nin ortadoğu'da girişeceği yeni maceralara ses çıkarmayacak bir "tüketici devlet"in oluşturulması yönünde atılmış bir adım oldu. türkiye, abd ve ab hegemonya kurgusu içinde içerden ve dışarıdan ağ stratejisiyle ılımlı islam devleti modeline dönüştürülme sürecine sokuldu. bu süreçte türkiye'nin gündemi kısırlaştırıldı, ab reformları ülkenin güvenlik parametlerinin aşındırılmasında hızlandırıcı bir altyapı sağladı.

    abd ve ab'nin kurguladığı ülke içi medya sermaye tekeli, üniversiteler, sivil toplum örgütleri içine yuvalanan postmodern bir tabakanın oluşturduğu propaganda ve etki ağı; ab reformlarına devam baskısı altında ülke içi birlik, ulusal değerler ve güvenlik parametrelerinin çözülmesi işlevini yerine getirirken irtica ve bölücülük de ab süreciyle siyasallaşarak amaçlarına ulaşma yönünde önemli mesafe kaydetmişlerdir. türkiye'ye ab üyelik sürecinin verilmesiyle başlatılan dönem içinde söz konusu ağ vasıtasıyla güvenlik kurumları etkisiz ve inisiyatif kullanamaz hale getirilmiştir. bu kurumların işlevsiz hale getirilmesinin yarattığı karışıklık, iktidar partisinin de işine gelmiş, böylece türk dış politikasının ve güvenlik sorunlarının yönetimini tekeline geçirmiş, uygulanan politikalar devlet politikasından çıkıp parti politikası haline gelmiştir.

    türkiye'nin soğuk savaş'tan günümüze devam eden yapısal güvenlik sorunları, abd'yle gittikçe çakışan çıkarlarımız ve ab üyelik sürecinin neden olduğu güvenlik aşınmaları karşısında çok daha belirgin hale geldi; sorunlar gittikçe kapsam değiştirirken mevcut iktidarın niteliği nedeniyle güvenlik yapısındaki iç tıkanıklıkların artması, durumu daha da içinden çıkılamaz hale getirdi.

    » 1997'den itibaren devlet içinde derin devlet ve çeteleşme bahanesiyle istihbarat organları baskı altına alındı, bu tür organların görüş bildirmesi bile demokrasi karşıtı olay haline getirildi.
    » 2003 yılındaki reformlarla milli güvenlik kurulu (mgk) ve güçlü örneklerine rağmen mgk genel sekreterliği'nin devlet güvenliğiyle ilgili işlevleri (istihbaratın yönlendirilmesi ve koordinasyonu, propaganda ve psikolojik savaş ile örtülü operasyon ve faaliyet konularında onay ve hukuksal meşruiyet zemini olma) yok edildi.
    » hâlihazırda abd ve ab tarafından dayatılan kürt sorunu'nun demokratik çözümü ve anayasa tartışmaları; bir yandan türk silahlı kuvvetleri'nin terörle mücadelede pasifize edilmesi ve etkisiz hale getirilmesi, diğey yandan türkiye'nin federasyona dönüşmesi için iç hukuka yönelik düzenlemelerin yapılmasıyla ilgili bir kurgu gündemde tutulmaktadır.
    » bu dönemde ulusal hukuk sistemi de siyasallaştırılarak, yasama-yürütme-yargı dengesi tamamen yürütme lehine değiştirilmiş, cumhuriyet'in temel ilkelerine aykırı oluşumların önü açılmış, ülke kutuplaştırılarak iç çatışmalara zemin hazırlanmıştır. bu kapsamda kolluk kuvvetleri de kendi yetkilerini pek çok kez aşarak siyasi iktidarın her türlü muhalefeti susturma aracı haline gelmiştir.

    bu dönüşümün tamamlanmasında abd ve akp arasındaki ittifak artık bir sona gelmekte, köşeye sıkışan türk hükümeti abd'nin isteklerini kamuoyuna kabul ettirmekte zaman kazanmak istemektedir. abd ise akp'yi köşeye sıkıştırmak için her fırsatı kullanmaktadır. gezi parkı eylemleriyle ilgili recep tayyip erdoğan'ın abd'ye tepkisi üzerine abd'nin eski ankara büyükelçisi james jeffrey bir açık oturumda şunları söylemektedir: ***

    "türkiye'nin yaklaşımı daha çok 'içişlerimize nasıl karışma cüreti gösterirsiniz' şeklinde. evet, gösteririz, çünkü siz bu kulübün bir üyesisiniz. kendinizi izole edemezsiniz, mürekkebinin silindiği 150-200 yıllık viyana kongresi'ni ortaya koyup, 'içişlerimize karışamazsınız' diyemezsiniz."

    abd'nin unuttuğu şey, türkiye'nin hiçbir zaman sömürgeleştirilememiş, emperyal bir idare ya da egemenlik altına girmemiş, bağımsızlığını kendi kazanmış bir ülke olmasıdır. siyasi partilerden sivil toplum örgütlerine kadar her konuda türkiye'nin içişlerine karışmakta sakınca görmeyen abd'nin ankara büyükelçileri, son on yılda türk hükümetlerine akıl vermenin ötesine geçmiştir. 2003 yılından beri akp iktidarı, ırak'ın kuzeyinde kürt bölgesi oluşumuna göz yumma ve iyi geçinme, demokratik açılım, suriye'de karışıklık çıkarma, iran'la iyi ilişkilere son verme ve füze kalkanının türk topraklarına kurulmasına göz yumma gibi ülke çıkarlarına taban tabana zıt olan konularda abd çıkarlarına hizmet etmek için ikna edilmiş; türk kamuoyu ve aydınları üzerinde gündemi karartma, uyutma ve susturma amacıyla psikolojik operasyonlar ve ergenekon benzeri komplolar düzenlenmiştir."
    sait yılmaz - türkiye'deki amerika, mart 2014, s.260-263.