şükela:  tümü | bugün
  • sokakta, toplu taşıma etrafında, kitap fuarı çıkışlarında, cami etrafında ve hatta her yerde görülen dilenci tipleridir. kısaca bunlara değinecek olursak:

    1-) "yolda kaldım, bir yol parası var mı?" diye soran dilenci.

    bunlar genelde gideceği toplu taşıma araçlarına 500 metre uzaklıkta konuşlanırlar. araca binenden değil inenden para isterler. hem uzaklık hem diğer faktörleri düşünürsek, "madem gideceksin gel akbil basayım" seçeneğini devre dışı bırakmak için olabilir. sizden parayı alınca çekip gitmez, bir sonraki hedefe yönelir.

    2-) "oğlum ekmek alacağım, bir ekmek parası var mı?" diye soran teyze.

    bu teyzemiz genelde market veya alışveriş merkezleri etrafında konuşlanır. işini oturarak yapar. ekmek parasını verseniz bile oturmaya ve beklemeye devam eder.

    3-) "evde bebeğim var, bakkaldan bir süt alır mısınız?" diye soru soran bayan.

    bu bayan da genelde market ve bakkalların etrafında görülür. süt ister alırsınız. 5 dakika sonra gider sütü geri verir, parasını alır.

    4-) "öğrenciyim karşıya geçeceğim, bir vapur parası" diyen genç.

    bu da genelde deniz kıyısında görülür. yine tahmin ettiğiniz gibi akbil basmaya yakın yerde değil, caydırıcı ve para alacağı uzaklıkta durur.

    5-)otogarda "gideceğim şehire param çıkışmadı, 10 liranız var mı?" diye soran amca.

    bu amca da genelde esenler otogarında görülür. otobüse binmişsiniz, hareket saatini bekliyorsunuz, hop bu amca otobüse biner ve meşhur sorusunu sorar.

    6-) hasta kağıdıyla kapı kapı dolaşan dilenci

    bu dilenen arkadaşımızın elindeki rapor artık okunmayacak hale gelmiştir. bakarsınız doğru mu diye hiçbir şey anlaşılmaz. soru sorarsınız tam olarak anlatamaz. sorulara hazırlıksızdır. rapor zaten okunmamak için, tamamen formalite icabı taşınır.

    7-) "sağır ve dilsiz" yazısı yazan dilenci

    bu dilenci tipi her yerde görülür. kendisini rahatsız etme zahmetine katlanmaz. yazar yazıyı, oturur avını bekler. doktor değilseniz, teyit etme şansınız da yoktur.

    8-) "açım" yazan yerli veya suriyeli dilenci

    bunların da hiç konuşmasına gerek yok. yazar yazıyı, görünüşünü acıklı hale getirir ve bekler.

    9-) hasta uzvunu gösteren dilenci

    bununla bir cami avlusunda karşılaştım. adam sağlam görünüyordu. geldi, paçasını sıyırıp bacağındaki morluğu gösterdi. para istedi, sesini acıklı hale getirdi. yanımızdaki eleman para verince hemen başkasına yöneldi.

    bunların dışında yardım adı altında dergi, kitap satanları da vardır. onlar dilenci mi değil mi tam karar veremedim ama satış şekilleri gayet başarılı.

    1-) engelli dergisi satmaya çalışan bayanlar.

    bunlar da genelde alışveriş merkezleri ve kitap fuarları etrafında konuşlanırlar. bir tanesiyle cnr expo kitap fuarı çıkışında karşılaştım. dergiyi ücretsizmiş gibi bana uzattı. ben de alma gafletinde bulundum. sonra ezberlediği ve herkese söylediği metni anlatmaya başladı. engelli kelimesi geçtiği için yaptığı kurnazlığa canım sıkılsa da dergiyi aldım. dergi 3 lira dedi, 5 tl verdim para üstü de vermedi. alışmış aq. "para üstü de neymiş aa ayıp sana" der gibi baktı.

    2-) kendi yazdığı kitabı satmaya çalışan emekli öğretmen.

    bu da genelde okulları dolaşır. emekliyim diye giriş yapar. ortamı yumuşatır. öyle bir intiba oluşturur ki almayan kendini o...çocuğu gibi hisseder. alırsın kitap tırt çıkar. kitaptan bir cümle örneği verecek olursam "bizim köy eskiden hep dutluk idi" gibi ,adam ne kadar saçma şey varsa doldurmuş

    3-) engelli tiyatrosu için bileti satan engelli bayan

    engellilerin tiyatro yapması, kendini geliştirmesi iyi bir şey. hatta her sağlam birey bir engelli adayıdır, amenna. ama bu bayan da örneğin tiyatro kadıköy semtinde ise, o bütün istanbula bilet satar. yahu tek seans tiyatro yapıyorsun, bütün istanbula bilet satıyorsun. kaldı ki engelliler, tiyatro filan dediği zaman bütün akan sular durur. ne bir belge gösterilir, ne de bir form filan. sadece bir bilet vardır üzerinde 10 tl yazar. herkes bu bileti alır. çünkü söyleyiş şekli isteyen alabilir değil, bileti alın, siz gelmezseniz bile bir arkadaşınıza verirsiniz.formalite.

    daha bir sürü para isteme, toplama şekli vardır.bütün bunların bende oluşturduğu durum tam anlamıyla bir "güvensizlik"tir. ulan kim gerçekten ihtiyaç sahibi kim değil, istanbul ve hatta türkiye'de dolaşan ahlaksız insanlar yüzünden anlaşılamamaktadır. bu insanlar yüzünden (bkz: konyada donan ayaz bebek) gibi gerçek ihtiyaç sahibi insanlar gözardı edilmektedir.bu toplum mu böyle yoksa bütün dünya mı böyle şark kurnazıyla dolu yoksa biz mi safız? anlamadım gitti.

    bursa'da engelli taklidi yapan dilenci

    dilenmek varken neden çalışayım

    istanbulun zengin dilencileri

    bankadan 1,5 milyon parasını almaya geldi
  • dün gece türkiye'ye kesin dönüş yapan izmir'li bir dostumla sohbetimizde bulduğumuz dilenci tipleri; türk dilenciler ve suriyeli dilenciler.
    suriyeli dilencilerin inanılmaz ısrarı, yüzsüzlüğü, para alamayınca küfür etmesi hatta agresifleşmesi ve çoluk çocuk organize olarak sokaklara dağılması yüzünden türk dilencileri özlediğini soyledi. "kendi insanımız öyle miydi, yok derdin giderdi ne versen razı olurdu. ötekiler yüzünden onları görmez olduk. bundan sonra para isteyene izmir marşını okutucam.."
    ne tip olursa olsun türk dilencisi daha edepliymiş:)