şükela:  tümü | bugün
  • çoğu öğretmen için bence de doğru olan, ama doktorlara pek uyarlayamayacağım düşüncedir.

    bana göre öğretmenlerin aslında belli yaş gruplarına öğretmeleri gereken şeylerden 20 yıl uzakta olmalarında milli eğitim'in ezberci ve salla başı al maaşı felsefesinin etkisi çoktur, gerisini de aldıkları maaşın yarısını giyime kuşama verip etek altı uzun çizmeler ve at üreme organı büyüklüğünde metal takı kombinasyonuyla onlar da aynı mavi önlük giyen öğrenciler gibi kendilerini tek tip haline getirerek, hatta kişilikleri yokmuş gibi sanki yetişkin bireyler değillermiş gibi birbirlerine "burcu hocam, enver hocam" gibi hitaplarla artık tektipliğin dibine vurarak hallederler. yine de geçmişte kalmış, içi geçmiş şeyler yerine az da olsa gelişime açık, esnek bir müfredata sadık kalabilseler, faydalı işler çıkarabilecek idealist öğretmenler azınlık olsalar da varlar.

    doktorlar için durum farklı. türkiye'deki sağlık sistemi gerçekten çoğu ülkeden iyi durumda ama doktorların kalitesi yüzünden en çok beyin göçü (dış ülkelere doğru tabi) yaşayan ülkeler içinde de ilk sıralardayız. sen git kaç sene latince terimlerle ıvırla zıvırla uğraşıp kafayı çizecek kadar uğraş doktor ol, tam mesleğini en iyi şekilde yapıp ilk hedefini insanlara yardım etmek olarak belirle (biraz cücü filmlerindeki replikler gibi oldu ama çoğu başlangıçta böyleler), sonra atıldığın ssk veya herhangi bir devlet hastanesinde sırf gazı olduğu için veya can sıkıntısından günde 2 kere muayeneye gelen emeklilerle, ne kadar laf anlatmaya çalışsan da kafasında yarattığı hastalıktan başka birşeye inanmaya niyeti olmayan kara cahillerle uğraş, maaşın da herhangi bir memurdan pek de fazla olmasın.

    sonuç tabi ki beyin göçü olacak başka çaresi yok. sorun doktorların kalitesizliğinde değil
  • türkiye'de doktorlar kaliteli midir kalitesiz midir bilemem ama diğer mesleklere göre çok iyi eğitildiklerini düşünüyorum. kıyaslamak için farklı ülkelerdeki doktorları da görmek lazım tabi. ancak şunu söylemek çok abes kaçmayacaktır, bizim doktorlarımızın götü kalkık. kendisini herhangi bir meslek elemanından farklı gördükleri kesin, daha çok yaratıcı, ben olmazsam boku yediniz modunda bakan insanlar. ve insani ilişkileri çok kısır, belki yoğun çalıştıkları için olabilir ancak hastalarla iletişimleri sıfıra yakın.

    bunun dışında hastanın hastalığı hakkında bilgilendirilmesi sürecinde yoklar. bi hastalığınız var doktora muayeneye gidiyosunuz adam yazıyo ilaçları gönderiyo, karşısındaki insanı rahatlatmak, bilgilendirmek, hastalığın sebebi sonucu hakkında konuşmak sanki kendi görevleri değil de lütuf gibi biişey bizim doktolarımız için.

    eminim şimdi sağlık sisteminden, ne kadar yoğun çalıştıklarından falan bahsedecekler ancak bu ülkenin kaymak tabakasını oluşturur doktorlar, yaptıkları işe göre de iyi para aldıklarını düşünüyorum. diğer meslek elemanları da çalışıyorlar, yan gelip yatmıyolar tek emek veren siz değilsiniz.
  • muhtemelen doktor olmayı isteyip veya ailesi tarafından doktor olması istenmesine rağmen doktor olamayan insan söylemi. aynı kişinin doktorların çok para kazanmasıyla alakalı şikayetleri, saçma düşünceleri olması kuvvetle muhtemeldir. omuz cerrahisinde, behçet hastalığında dünyanın en iyi doktorunu bulunduran, dünyaca ünlü kişilerin estetik için sıra beklediği bir cerraha sahip olan, onkoloji alanında yurtdışından akın akın hastanın geldiği bir ülkenin doktorlarına bunu söylemek biraz cahilcedir.
  • hemşirelik mesleğini 10 yıldır yapıyorum ve bu meslekte gördüğüm kaliteli doktor sayısı 10 değildir herhalde. "hasta ölmek üzere" dersin " novalgin yap" der. sapasağlam gelen hastanın durumu doktor ilgisizliğinden kötüye gider elinden birşey gelmez ne yapılması gerektiğini bildiğin halde. bazen söylersin " şöyle mi yapsak "diye sırf inadından yapmaz. sen söyledin ya . hele bazı cerrahlar vardır ha kasap süleyman efendi ha bu. bir tek hasta kesip biçmeyi bilirler. hastanın kardiyolojik durumu, yaşının 80 i geçkin olması, üre kreatin durumunun böbreklere zarar vermesi, elektrolit dengesizliği, hastanın psikolojik durumu umurlarında değildir. çünkü onlar sadece ameliyat yapmakla mükelleftir. ama hizmet puanını bilgisayardan girme bak ne oluyor. takip etmeleri gereken hasta değil sanki. hizmet puanı. bunun için bitirmiş o okulu.
    ama genellemek herzaman yanlış tabi. sözlükte ki doktor düşmanlığı bazen abartılıyor. yukarıda ki örnekler baz alındığında ne yazılsa haklı olunabilir ama ben "hastam öldü daha çok gençti" diye ağlayan doktoru da biliyorum hastasına elleri ile yemek yedireni de. konsültasyona gelip hastanın içler acısı halini görüp "içine sıçmış hastanın pezevenk. bunlara kim doktorluk diploması veriyor" diye sinirleneni de. aldığı parayı sonuna kadar hakedeni de gördüm bir kuruşunu dahi haketmeyenini de.
  • yurtdışındaki doktorları house m.d. ve grey's anatomy'den takip edenlerin sanrısıdır.
    yurtdışında muayene veya tedavi süreci geçirenler tersi görüşte.
  • http://www.radikal.com.tr/…eid=941434&categoryid=77

    çiçeği burnunda bir doktorun ağzından dinleyelim..
  • bilgisi sadece üre-kreatininden ibaret olanların bile laf söyleyebilmesi bile doktorlarımızın ne kadar kalitesiz olduğunun göstergesi. üre nedir, kreatinin nedir desek, efenim böbrek? der ama laf kalitesizliğe geldi mi susturamazsın. yardımcı sağlık personeli adı üstünde, doktorun uygun gördüğünü yapıp susacaksın. çünkü iş sorumluluğa geldi mi doktora bok atmayı çok severler. he canım doktor kalitesiz, ama önce sen injeksiyonunu yap gerisine karışma.
    mevzuya dönelim, doktor kalitesiz...evet belki ama kaliteli olan ne var? hastane mi, ambulans mı? bakan mı?doktoru oltanın ucuna takıp hastanın önüne sallandıran yönetim mi? yoksa kendine muayenehane açmayı primer görev olarak anlamış olan öğretim üyeleri mi?
    neyse hadi doktor kalitesiz, tamam kalitesiz yav bitti.
  • damar yolu açmak, steril spanç hazırlamak gibi işlerle uğraşması gereken hemşireciklerin hakkında konuşmaması gereken insanlardır. hadi spançlar seni bekliyor katlamaya devam.
  • (bkz: beni türk doktorlarina emanet edin)

    ve hatta ;

    beni avrupada bile türk doktorlarina emanet edin!

    bunu öylesine yazmadim. yurtdisinda hastalanip (üsütme, soguk alginlinli vs. olsa dahi) doktora gidince görürsünüz ki o kadar alete, teknolojiye vs. vs. ye ragmen adam bir türlü teshis koyamaz. valla koyamiyor yasli basli doktor bile. akcigerlerine bakar, nefes testine sokar kac kez. akcigerlerinin %74 ünü kullaniyorsun diye, tutar sana astim hastasi olmamana ragmen astim ilaci yazar. kontrole cagirir sonrasinda. ilaci kullanirsin, gidersin, ikina ikina o nefes testinde zoraki %76ya cikarirsin sonucu ancak. astim olmadigini ve astim ilaclarinin ise yaramadigini bu yolla ispat edersin.

    hayir anlamadim, acaba bir hata yaparlarsa ve de kiside olumsuz bi etki yaratirsa o kisinin kendini dava etmesinden mi korkuyorlar nedir?

    hadi ben önyargiliyim diyelim. o ülkenin kendi vatandasi olan arkadaslarim bile "her doktora gitme, her yazdigi ilaci kullanma, hemen antibiyotik yaziyorlar, doktor secmek cok önemli" demekteydiler.

    tanim: katilmadigim önermedir.