şükela:  tümü | bugün
764 entry daha
  • çoğunluğu öğretmene isyan ederek, kendini şamar manyağı yapan hayattan sembolik intikam alma kafasındaki sınıfta; torbacı, tutuksuz yargılanan cinsel taciz sanığı, kendini mafya zanneden ağır serseriler, hafta sonu dilenmeye çıkan suriyeliler, zalımlar, tırrekler, asayiş şubenin bulaşmaya çekindiği organize suç örgütü mensupları var ve bunları en basit sınıftan atman bile mevzuata göre yasak diyoruz adam felsefeye dayalı eleştiri eksik, bunlar hep ezberci eğitimden diyor.

    bak yeğenim;
    - bir toplumun bilim ve ekonomi alanında dünyayı değiştirecek dehaları, özel çocukları vardır,
    - doktor mühendis olacak, toplumu taşıyacak zeki çocukları vardır,
    - avukat, pazarlamacı, beyaz yakalı olacak ortalama iq, çok yüksek sosyal zekaya sahip çocukları vardır,
    - gene ortalama zekaya sahip ve ağır başlı, empati yapabilen, gerektiğinde kavgadan kaçmayıp sert olabilen, çalışma disiplini ve prensip sahibi; solcu, asker, memur, yönetici adayı çocukları vardır.
    - ve laftan anlamayan, ortalama altı zekaya sahip, psikolojik eksiklik/ruhsal sakatlıklarını saldırganlık benzeri davranışlarla dışa vuran, dışarıdan normal gözükse de özel eğitim gerektiren, kendinin ve toplumun sağlığı için basit işlerle meşgul olması tavsiye edilen kalabalık bir çöp yığını vardır. bizde çok kalabalık olan bu çöp yığınının büyüklüğünü zannedilenin aksine en az eğitim belirler. beslenme, şehir plancılığı, köyden kente göç zamanı, kültür, din, genetik, iklim, toplam nüfus, tarih daha etkilidir.

    gelişmiş ülkelerde eğitimin amacı; kalabalık içinden çeşitli yöntemlerle hassas bir şekilde seçilip, kaderine "kendi tercihiymiş" gibi inandırılan bu cocuk ve gençlerden toplumun ihtiyacı olan alanlarda, ihtiyacı kadar ve ihtiyacı niteliğinde insanlar yetiştirmektir.
    gelişmeyi isteyen ülkelerde ise "ihtiyacı" kelimesini "amaçladığı" ile değiştirin(şayet ülkenin başarılı olup olmamasını o "amacın" mantıklılığı ve ulaşılabilirliği belirler) türk eğitiminin sorunu budur. sanayi sektörü donanımlı teknisyen sıkıntısı çekerken yüz binlerce fen, fizik, kimya, biyoloji, mezunu işsiz geziyor. kullanım klavuzu okuyamayan, iki tane otomobil forumunu açıp teknik sorun araştıramayacak adam el yordamıyla opel özel servisi işletiyor. herkesi eğitemezsin. eğitmeye kalkarsan bu işin doğası gereği kalite düşer, ihtiyaç duyduğun nitelikte çocukları ayıramazsın, arada yiter giderler. iş dünyası da güçlü olanın ve doğru zamanda doğru şerefsizliği yapanın kazandığı serengeti düzlüklerine döner. bu çöp yığınına bir kez kaos geldiğinde ise sana rağmen kendini yetiştiren gençlerin yurt dışına uçar gider.

    hindistan en güzel örnek. bizim ünide öğretemediğimiz konuları lisede veriyorlar ama nitelikli olan direk uçuyor. kendi ülkesi bokun içinde kömürlü lokomatiften ilkel mazotlu trene yeni geçerken dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinde hint gettoları var. her ile üniversite açmanın ne anlamı var? askerlik çağı gelmiş kazık kadar serserilere, akşam görücüsüne kahve getiren kızlara boş yere nefret ettikleri lise müfredatını öğretmeye çabalamanın manası ne?

    ülke olarak ihtiyaçlarını ve amaçlarını tespit edeceksin, hata payı ve zayiat dahil yeter sayıda nitelikli çocukları ayırıp o bahsettiğiniz felsefeye dayalı eleştiriyle, yapılandırmacı yaklaşımla en iyi şekilde eğitecek ve hak ettikleri para/konum/güven/saygıyı temin ederek istihdam edeceksin. geriye kalanlar çer çöp olmasın diye disiplini ve ahlakı ön plana alan, sert yaptırımları olan bir ortaöğretim kurumuda, hayata dönük bir eğitim verirsin. motor, elektrik dersi ver özgüveni artsın, spor yaptırıp savunma tekniği öğret saldırganlığı törpülensin, marangozluk öğret yaratıcılığı artsın, kitap okut ağırlığı olsun, götür bi iş yerinde/yaşlılar evinde/aşevinde/hastahanede/nüfus müdürlüğünde basit işler yapsın ahlakı gelişsin, camiye götür din'le tarikatlerde tanışmasın, basit matematiği, özet tarihini, dilini, coğrafyasını bilsin yeter. bir ay öğreteceğim diye çıldırdığın polinomları kaç tanesi anlıyor? gerek yok.
  • bir eğitim sisteminin var olduğu yanılgısı ile hareket etmektir.