şükela:  tümü | bugün
  • açıkça ırkçı olanlar da vardır elbet, ama çoğu insanımızda, kendisinin dahi farkında olmadığı bir ırkçılık ve ayrımcılık vardır.

    "ama başka ülkelerde de öyle" olması bizi mazur göstermez; iki yanlıştan bir doğru çıkmaz.

    uzun uzun yazıp izah etmektense, bu örtülü ırkçılığı bir kaç örnekle açıklayalım.

    - "komşularımız kürt/alevi, ama çok iyi insanlar"
    (alt metin: default olarak öyle olmamamaları gerekiyor, ama hayret, öyle bunlar!)

    - "beni hep yabancıya benzetirler"
    (alt metin: bu "yabancı" mutlaka anglo-sakson kökenli avrupalı ya da amerikalıdır. hiç olmadı, ispanyol, italyan felandır. böyle diyen birinin, "beni hep yabancılara benzetirler, aynı bangladeş'li gibiyimdir" diyebileceğini düşünebiliyor musunuz?)

    - "çok beyaz tenliyim, güneşte kalamıyorum, kahretsin!
    (alt metin: beyaz ırka aitim ben. "aynı marsık gibiyim, fellah gibiyim" diye "şikayet" eden bulamazsınız)

    - araplarla, kürtlerle, ermenilerle, alevilerle, çingenelerle ilgili deyişlerin neredeyse hepsinin aşağılayıcı nitelikte olmasına ise değinmeye bile gerek yok (arap yağı fazla bulunca kıçına sürer, kuyruklu kürt, kürt ne bilmiş bayramı, zır zır içer ayranı, ermeni gelini gibi (kahpe), çingen çalar, kürt oynar, çingeneden çoban, yahudiden pehlivan olmaz, "mum söndü" vs)

    - benim alevi/kürt/ermeni arkadaşlarım bile var
    (tebrikler! normalde olmaması lazım, ama çok yüce gönüllüymüşsün!)

    türkiye'de ırkçılık, o çok eleştirdiğimiz abd, ingiltere ve hatta güney afrika'dan, israil'den bile daha yaygın ve derindir. bahsedilen ülkelerde, yukarıdaki örneklerden birini bile dillendirseniz, sokağa çıkacak haliniz kalmaz. ama bizde bu kadar yaygın olması bir yana, insanlar nerdeyse farkında bile değil.

    sadece, bu hakaretlere ve ayrımcılığa muhatap olanlar farkında, ama ne söyleseler terörist ve hain ilan edildiklerinden susturulmaları da kolay oluyor.
  • karadeniz ve orta anadolu olmadığı halde yaşadığım yerde de sıklıkla denk geldiğim ve her denk geldiğimde mümkün mertebe karşı durduğum olgudur. üzgünüm ama gerçek bu.
  • aleviliğin sadece, ne olduğu belirsiz bir "hazreti ali'yi sevmek"e indirgenip, onun dışındaki bütün bir inanç ve uygulamalar bütününün yok sayılıp yasaklanması.

    kürtlüğün ayrı bir bireysel ve grupsal aidiyet olduğunun reddedilip sadece kültürel bir motif olarak kabullenilebilmesi.
    (ki çoğunda o bile yok)
  • ayrımcılık düşman yaratmak vb devlet eliyle kasten nesillere enjekte edilmiştir. bu kimi kesimlerde bir yerden sonra ırkçılık mezhepçilik gibi şeylere sebep olur.

    gerçi bir dönem direkt ırk üzerinden badana boya yapmıştır devlet, kasmamıştır kendisini. bunun çeşitli sebepleri var. cumhuriyet kurulurken bütün ülkeyi tek tip (türk, laik ama sunni) insan üzerine inşa etme arzusundan tutun da dünden bugüne gelen iktidarların siyasi çıkarlarına zemin hazırlamasına kadar bir dolu alanda geri kafalı insanlar (ırkçı mezhepçi vb) gerekli olmuş, işe yaramıştır.

    üretim bandı kabaca şöyle; sistemin ürünü (yukarıda anlattığımız tip) bir ailede doğ > okula git beynin yıkansın > askere git beynin yıkansın > işini kur medya ile beynin yıkansın. onlarca yıldır faal olan bu tezgahtan aklı başında, uygar birinin çıkması zor. bu fabrika sayesinde ırkçılık başta olmak üzere türlü ayrımcılıklar bizim millete şah damarından daha yakındır. çoğu farkında bile değildir, söyleyince anlamaz, abarttığınızı alınganlık ettiğinizi düşünür, sizin kabilenin zaten hep böyle olduğunu filan anlatır. ha uygar demişken, ben bu memleketin çoğu yerini dolaştım, çalıştım bulundum ettim. yine bu memleketin en ideal modern uygar avrupalı kabul edilen yerinde yaşıyorum, gizli-açık bilinçli bilinçsiz ayrımcılığa ırkçılığa genellemeye ve buna benzer türlü leşliğe burada maruz kaldım, tanık oldum. hem de öyle sadece "çomarlardan" değil bayağı kendisini -belli bir lokasyon veyahut çevrede doğduğu için otomatikman- ülke ortalaması üstünde kaliteli kültürlü uygar sananlardan gördüm bunları. hatta bazıları taşradaki cahillerden beterdi.

    bizim bir çok konuda alacak daha çok yolumuz var dostlar. bizim okur yazar, kendini aydın ayrıcalıklı sanan insanımız bile gayet sıkıntılı ve kibrinden bunu göremiyor. bizim önce bunları düzeltmemiz lazım. zira bunların durumu daha alttakilere kıyasla fevkalade üzücü. bu arkadaşların bir çok yönü alışkanlığı tamirat yetiştirme vb imkanı oldukları halde, pek kendini yetiştirme imkanı olmadığı için cahil kalanla aynı seviyede, gerçekten korkunç bir durum.
  • 1. si alevilik bir ırkı tanımlamaz. bilim insanları ırk olgusunun, güç çıkarlarına hizmet edecek biçimde kültürel olarak üretildiğini ileri sürmüşlerdir. ırkçı düşünce böyle bir işleve sahiptir fakat ırk olgusu ancak kısmen kültürel ya da toplumsal olarak yapılandırılmıştır. diğer etnik gruplara karşı sahip olduğumuz olumsuz düşüncelerin çoğu korku, kıskançlık, kin ve nefret gibi duyguları dile getiren kültürel üretimlerden kaynaklanır. yani sözlük'te arap ırkından nefret edilmesinin asıl sebebi onların dini, dili ve kültürünün etkisinde ezilmemizdir. bir kısım insan geri kalmışlığımızı buna bağlıyor ki, ben de bu konuda onlarla hemfikirim. dolayısıyla burada bir ırka olan nefrettense kültür emperyalizmine olan bir nefret var.

    kendisini belli bir ırka, yani kültüre ait gören her toplum bu endişeleri taşır. kürt, türk, ingiliz, fransız, ermeni, hepsinde anlattığınız bu gizli ve açık ırkçılık var. bu; belirli bir ırka-milliyete ait bir olgu değildir. ulusalcılık, milliyetçilik ve dinler olduğu sürece dünyanın bundan kurtulması da pek mümkün gözükmüyor. dünya'nın düzeni de şimdilik böyle işliyor. umarım bir gün hayaller gerçek olur ve sınırların kalktığı sınıfız-devletsiz bir dünya'ya evriliriz.
  • gizli falan değil, açıktan faşistim. kendi düşencelerini mutlak gerçekmiş gibi anlatan herkese de açık faşizm uyguluyorum.
  • acı bir şekilde bir çoğu milliyetçi olduğunu sanar ama gerçekte ırkçıdırlar. yabancı düşmanlığıyla yanıp tutuşurlar.
  • kavanozda yaşayıp kavanoz dışında başka bir dünya ve hayat olamayacağını düşünen balık gibidirler. bulundukları kavanozdaki balık cinsine ait olmayı üstünlük olarak görmek bir yana, bir de bu çoğunluğa sığınıp atıp tutmayı doğal bir hak bellemişlerdir.