şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ekim 2017'deki aa haberine göre mit verileri hariç 3.341.358 kişi.

    "aa muhabirinin, devlet personel başkanlığı verilerinden derlediği bilgilere göre, eylül ayı itibarıyla devlet bünyesinde milli istihbarat teşkilatı kadro ve pozisyonları dışında 3 milyon 341 bin 358 kişi görev yapıyor.

    çalışanlardan 2 milyon 449 bin 538'i memur, 17 bin 400'ü hakim ve savcı, 128 bin 277'si öğretim elemanı, 163 bin 800'ü sözleşmeli personel, 320 bin 591'i işçi (kamu bankalarında çalışanlar dahil), 20 bin 363'ü geçici personel ve 241 bin 389'u askeri personelden oluşuyor."

    peşin not: şucu, bucu diye yaftalayan fetöcüdür. tartışmak istiyorsanız mesajla tartışabilirim. edit kasamayacağım bu entry'e hiç.

    ---

    toplumdaki memurluk algısı bildiğimiz üzere "devlete kapağı atmak"*.

    ee? iyi de devlet, üretim yapıp memurun maaşını ödemesinde yardımcı olacak girişimlerde yer almıyor ki? devlete para kazandıran kurumlar da yıllar içinde özelleştirildi. bu ne anlama geliyor?

    devlete kapağı atmak = özel sektör çalışanlarının sırtına binmek

    hadi, "topluma iyi hizmet verilebilmesi için bu kadar çok memur var" diyelim. peki.

    ulan maaşımı almadan bir kestin zaten. 40 yaşında emekli ettiklerine, hiçbir işe yaramayan binlerce memura, mültecilerin sağlık giderlerine falan pay ettin oradan. "net maaş" adı altında üç kuruş da hayatta kalayım da seni beslemeye devam edebileyim diye bıraktın bana. tamam mıyız buraya kadar? devam ediyorum.

    atıyorum "yeni kimlik alayım" diye nüfus müdürlüğüne gidiyorum. hop, "para ver". niye? ıvırı zıvırı geçin kardeşim. niye? sosyal devlet değil miydi burası? niye kulak mememi okşamaya başladı nüfus memuru?

    ---

    bakıyorum kendime ve çevremdeki insanlara. yakın zamanda devlet hastanesine randevu ile gitmeyi başarabilen bir arkadaşım var. arada anlattırıyoruz kendisine nasıl bir yer olduğunu. ben en son 1,5 sene önce göz için randevu almıştım. akşam polikliniğiydi. mülteci olarak gelmişiz de sınırda sağlık kontrolündeymişiz gibi bir ortam vardı. sağlıkta devrim hee. bir de muayene ücretini nereden kestiklerini hala keşfedemedim. devrim kısmı burası olabilir.

    ---

    akşam iş çıkışı bara gittim. esprim hazır. arkadaşı aradım "geliyor musun? yanımda kim var tahmin edemezsin" diye. geldi bir süre sonra. merakla "kim var?" dedi. "devlet" dedim. anlamadan güldü. "her bira aldığımda bir tane de devlete ısmarlıyorum, tokuştur" dedim. anlayıp güldü. ben üzülüyorum ama. neyse. yarasın devletime.

    ---

    trt'nin iştahlı, kocaman bir canavar olduğuna kanaat getirdim ayrıca. ne verirsen yiyor. "elektrik parası mı o? nom nom nom!". veya radyolu duşakabin mi var? hemen lifini alıp geliyor. bence mit ile beraber trt de dahil edilmemiştir memur sayısına. saymaya korkmuşlardır.

    şaka bir yana, 2012'de 7000'den fazla kişi çalışıyormuş trt'de. 2018'i bilemiyorum. malum, diziler falan hep dış yapım. afiyet olsun.

    sabaha kadar örneklerim de hava güzel. devletle biraz dolaşmaya çıkacağız. karnı acıkmış.

    kpss'ye çalışanlara başarılar.
  • hiç de aslında düşünüldüğü şekilde değildir, kamu personelinin istihdam sayısına bakılırken nüfusa oranı önemlidir ki oecd ülkeleri içinde düşünüldüğü rekor türkiye'nin değil. oecd: memur sayısı fazla değil
    bir iş bul bence, gereksiz tanım yapıp demogoji kasmanın anlamı yok o memurlar olmazsa devlet dediğin kavram ayakta duramaz. ha şunu söylesen kabul edilebilir, kamu istihdamında personellerden yeterli verim elde edilemiyor vesaire gibi, ama orada da kamu hizmet sektöründe karlılık esas olmadığı için gerekirse 10 kişiye hizmet verebilmek için 10 kişi istihdam etmen gerekiyor... uzar gider