şükela:  tümü | bugün
  • dayı-amca farketmez, yengeler.
  • miras hakkı olan erkeklerin karıları.
  • tek sebebi insanların kendi gelirlerinin (mesleklerinin) veya yaşadıkları ülkenin sosyal adaletinin olmaması. o zaman da standartlarını yükseltebilmenin ilk akla gelen namuslu ve yasal yolu aile büyüklerinin ölmesi ve miras yoluyla mala mülke konmak oluyor. mesleğin olsa veya devletin seni aç bırakmayacağından emin olsan miras için de çirkinleşmeye gerek kalmaz.
    ayrıca “biz türklerin aile yapısı çok sağlam. anne babamıza bakıyoruz. gavurlar 18 yaşına gelince evden ayrılıyor, anne babalarına da bakmıyorlar” gibi samimiyetsiz yalanları da bırakalım artık. anne baba veya evlat sevgisi dinden milliyetten bağımsız bir konu. bizim çocukları 18 yaşında bırak kendileri ayrılmayı kovsan evden gidemezler çünkü devlet yeterli okul, yurt ve burs imkanı sağlamaz. yaşlılara da bakmazsak mirası bize değil de bakana verirler diye korkudan sevgi saygı gösteriyoruz. herkesin kendine yetecek kadar bir gelir sağlayacak mesleği olsa bu sahte sevgi gösterilerine ve iğrenç miras kavgalarına da gerek kalmaz. dahası miras kavgalarında o hani çok sevip saydığımız için baktığımız !!ölmüş büyüklerimizin arkasından da neden yaşarken bana şunu bunu vermediler diye küfür ediyoruz. bu iğrenç döngüyü de yahu biz ne kadar iyi insanlarız diye birbirimize ve kendimize yutturuyoruz.
  • tamamen çarpık insan ilişkileri, ölümün hak görüldüğü kadar mirasın da helal görülmemesi ve adalet duygusunun gelişmemesidir.

    fiilen avukatlık yapmıyorum ama miras konusunda uzlaşmalarına yardımcı olduğum çok fazla insan oldu. sık gördüğüm şeyleri yazayım:

    "kardeşime sağken şunları şunları şunları verdi, bana vermedi"
    bunun için miras hukukunda sağlararası kazandırmaların tenkisi gibi bir olay var. ama işi uzatır. bunun yerine bir zahmet ölmeden önce çoluğunuzu çocuğunuzu çağırıp "bak yavrum sana şunu şunu şunu verdim, ölürsem şöyle bir adaletsizlik olacak, bu yüzden xxx mallarımı bu kişiye bırakıyorum" sonra da alırsın bi kağıt kalem, yazarsın gider ya notere ya sulh hukuk mahkemesine teslim edersin konu kapanır. senin mallığın yüzünden avukatların da devletin yargısının da mesaisi harcanmamış olur. ama bu yapılmıyor. neden? "böyle yaparsam öbür çocuğum darılır." işte bu noktada hep aklıma victor hugonun olduğunu hatırlıyorum (yanlışsam düzeltin) şu sözü geliyor: iyi olmak kolaydır, zor olan adaletli olmaktır.

    sık duyduğum diğer bir cümle:
    "ben sağken anneme-babama çok destek oldum, para verdim, benim miras payım daha fazla olmalı"
    yine burda da öncekine benzer bir olay var. sağlığında gelirinden mirasbırakan için harcama yapana bir miktar fazla pay verilebiliyor ama uygulandığını hiç görmedim. fakat yine doğru olan mirasbırakanın ölümünden önce buna önlem alması. diğer mirasçının saklı payına dokunmaksızın pekala miras paylarını düzenleyebilir. birine diğerinden daha fazla mal bırakabilir.

    "ben erkeğim, islam'da böyle bir şey yok. benim payım iki pay."
    bunu en son söyleyeni çok kötü silkelemiştim. "namaz kılıyor musun" dedim, hayır. "bankada paran faizde dimi" dedim, "evet" dedi. "abi sen defalarca bana beş dakikaya geleceğini söyleyip saatlerce bekletmiştin dimi" dedim sessizlik oldu. vurdum kafasına: namaz yok, faiz var, yalan var. ben nasıl inanayım senin müslüman olduğuna? hem şimdi mi geldi müslümanlık aklına? dipnot olarak belirtmek gerekir ki eğer bir anne/baba islami miras paylaşımı mevzuunu kafasına takıyorsa vasiyetname düzenleyerek miras paylarını buna uygun belirleyebilir, önünde bir engel yok sadece saklı payına dokunmaması gerekiyor kadın mirasçının.

    "o dönem biz üstüne düşmedik"
    bakın bunu bizzat kendi üst soyumdan duydum. babamın dedesi ve babaannesinin ölümlerinden 40 yıl kadar sonra terekenin paylaşımını yaptık. o dönem aklına gelmedi de 40 yıl ne yaptın? mirası paylaşanlar da torunlar. yani adamlar ölüyor, onların çocukları da ölüyor, en son bizimkilerden de ölümler başlayınca "ya bizim köyde tarlalar vardı onları bi paylaşalım" diye akıllarına geliyor. yerleri kimse de bilmiyor, artık tapu kaydında ne çıktıysa. ki biz sadece bana göre üçüncü derece üst soyumuzunkilere bakabildik. bildiğimiz kadarıyla onların anne/babalarının payları da henüz bölünmemiş. yani kurcalamaya kalksak bir miktar daha çıkacak. mirası bölüşmemek neyin artistliğidir; ilginç....

    daha da yazardım ama yoruldum, hadi selametle...

    edit: 30 kadar mesaj gelmiş. çok istedim fakat hepinize tek tek yazamadım. fırsat buldukça cevap vermeye çalışacağım ama cevap alamazsanız da kusuruma bakmayın lütfen.
  • zamanında bölüşülmemesi. böldürecek mekanizmanın olmaması.
  • o. çocuğu dayıdır, her ailede vardır
  • misal 4 kardeş olan dedelerin malı mülkü zamanında paylaşmaması. ertelene ertelene gelen bu durumu 20 tane torunun çözmeye çalışmak zorunda olması.
  • değersiz diye kız çocuklarına layık görülen arsaların yol geçmesi, köprü yapılması, turizm tesisi açılması gibi sebeplerle kıymete binmesi sonucu dayıların oruspu çocukluğu yapması.
  • iki yüzlülüktür. ataların hiçbir çocuğuyla kötü olmamak için zamanında mirası pay etmeden ölmesidir. “yaşarken bana iyi davransınlar, kimse arkamdan kötü konuşmasın, ben öldükten sonrada birbirilerini mi boğazlarlar, bir ömür konuşmazlar mı artık gerisi onların problemi” diyip, şark kurnazlığıyla geçen bir ömrü, iki yüzlülükle taçlandırmalarıdır.
  • açgözlü ve egoist kişiler. bu bazen dayınız, bazen damadınız bazen de babanızdır. belki de sizsinizdir.

    yıllarca bu hususlarla boğuşan biri olarak nacizane tavsiyem ölmeden önce malları ve paraları paylastirmaniz veya yiyip bitirmenizdir.