şükela:  tümü | bugün
  • anlatma kabiliyeti olmayan,
    soru soramayan,
    öğrencilerle tartışamayan,
    öğrencileri araştırmaya yöneltmeyen,
    kendilerini geliştirmeyen (tamam ekonomik sorunları olanlar vardır ama özel okulda çalışanların durumlarını da görüyoruz)
    analiz yapamayan yüzlerce öğretmen nedeniyle gayet doğru önermedir.
  • (bkz: #21204989)
  • tersi olması bir mucize olurdu. çünkü türkiye'deki öğretmenler türk eğitim sisteminin yetiştirdiği öğretmenlerdir. saçma sapan şeyler ezberleyerek, saçma sapan okullardan mezun olmuş, milli eğitim bakanlığı'na bağlı ya da yök'ün gölgesi altında eğitim veren insanlardır.
    ama aralarındaki cevherleri, gerçekten öğretmen idealizmine sahip olanları da diğerleriyle aynı kefeye koymamak, ellerinden öpmek lazım.
  • kadrolu sistemden tayinle atamadan kayanaklanır. çözüm mümkün olabildiğince yalnızca sözleşmeli öğretmenliğin sağlanmasıyla mümkün. öğretmenler hiç akıllarından geçmeyen, istemediklere yerlere atanırlarsa ve istedikleri görevleri ve öğrencilere ulaşmak için kendi kalitelerini artırmaları öğrencileri için uğraşmaları beyhude bir çabaysa her geçen gün kalitesi düşen bir öğretmen profili normal karşılanmalıdır. bunları ben değil 40 yıl öğretmenlikten milli eğitim müdürlüğüne kadar çeşitli görevlerde bulunmuş kimseler söylemektedir. sözleşmeli dediysek tabi ki şimdi ki gibi 600 lira maaşla çalıştırlması değil. ama her öğretmenin iistediği okulla sözleşmeli olarak çalışması. ve okullarında aile birlikleri tarafından yönetilmeli. ya da başka çözümlerde olabilir.
  • üniversiteden mezun oldukları ilk durumu ele alırsak bir mühendis ne kadar kalitesizse, öğretmen de o kadar kalitesizdir. ancak kalitesiz mühendis iş bulamayacak, bulsa bile iyi para kazanamayacağı için kendini geliştirmek zorunda kalır. buna karşılık öğretmen kapağı devlete atınca tek derdi aldığı maaşın azlığı olur. 5 saat fazla ek ders ücreti almak için kırk takla atan öğretmenimizin, öğretmenlikle ilgili tek bir sıkıntısı olmaz. ve maalesef öğretmenlerin böyle olmayanları istisnadır.
  • genellemek elbette yanlış, istisnalar elbet mevcuttur da; hırsızların bile öğretmen yapılabildiği bir ülkedir bahsettiğimiz bu ülke, nerde kaldı kalite.

    (bkz: kpss 2010 kopya skandalı)
  • öğrencileri araştırmaya, sorgulatmaya yöneltmemesi öğretmenlerin kalitesizliğinden ziyade öğrencilerin ilköğretim sonunda gireceği tamamen ezbere dayalı oks ve lise sonrasında gireceği yine ezbere dayalı ygs/lys gibi sınavlarla da alakalıdır biraz. çünkü öğrencilerine arştırma görevi veren öğretmenler her daim veliler tarafından şikayet edilen öğretmen olur. şikayet gerekçesi de hazırdır: "bu çocuklar lys'ye girecek; test çözmeleri gerek" bu durumda öğretmen ya tüm şikayetlere kulağını tıkayıp doğru olanı yapacak ya da "gerçekçi" davranıp öğrencilerin gerçeğine (oks, lys gerçeği) uygun test merkezli öğretime geçecek. ortada oks ve lys gibi tamamen ezbere dayalı belirleyiciler varken öğrencilerini ezberci eğitimden uzak tutamayan öğretmeni suçlamak biraz insafsızlık gibi.

    tabii ki bu gerçeği öğretmenleri haklı çıkarmak için yazmadım ama bir tespit yaparken de tespite konu olan şeyleri biraz nüanse etmek gerekir sanırım.
  • bir çoğu öss'de aldığı puan sonucu, çevre baskısıyla öğretmen bari ol söyleminden yola çıkarak, istemeden, sadece üniversite okumak ve meslek sahibi olmak; belki de aileleri oğlum/kızım üniversiteyi kazanamadı dedirtmemek için öğretmenlik bölümlerini tercih yapmışlardır. bi anlık kararla istemediği bir bölümü okuyup, onu hayatı boyunca sürdürmek zorunda olan biri ne mutlu olabilir, ne de yaptığı işte verimli. sadece öğretmenlik değil, tüm meslekler için geçerli olduğunu düşünmekteyim.
  • (bkz: formasyon)
  • genellemek yanlış olur ama öğretmen maaşlarına zam yapılıp öğretmenlik puanları artınca aşılabilecek problem.