şükela:  tümü | bugün
701 entry daha
  • üniversite sınavlarında adını soyadını kodla 2 şer soru yap tüm öğretmenlik branşları önünde..
    odtü,boğaziçi gibi okulların bile öğretmenlik bölümleri 20 bin 30 bin sıralamadan öğrenci alıyor.diğer okulların halini siz düşünün..
    hayatında hiç ders çalışmamış insanlar öğretmenlik kazanıyor (!)
    vizeleri finalleri çok kolay,geçme notları düşük
    velhasıl çok vasıfsız insanlar öğretmenlik okuyor öğretmen oluyor (!)
  • bu gibi başlıklara cevap verip kendinizi ifade etmeye çalışmayın. çünkü ne söylerseniz söyleyin anlamazlar. sözlükte hangi meslek eleştirilmiyor? her meslekten insan birbirini eleştiriyor. bir gün eczacılık gereksiz görülüyor, bir gün avukatın aldığı para gereksiz görülüyor, polis onlara göre hep aynı fikirlere sahip insanlar. toplumdaki her kesimden insanı, her meslekten insanı aşağılayarak egolarını tatmin etmeye çalışıyorlar. balık baştan kokar misali kendinden olmayanı eleştirip yerden yere vuruyor herkes. vasıfsız olan herkesin polis ya da öğretmen olduğunu söyleyerek ego tatmini yaparlar. şehit polis fethi sekin'den utanın.

    bir insan çocukluğundan beri öğretmen ya da polis olmak istemiş olabilir. hayali bu olabilir. hayatınızda karşılaştığınız öğretmenler hep kötü oldu diye ülkedeki tüm öğretmenleri aynı kefeye koyup eleştiremezsiniz. öğretmenler sadece bir iki yıl önce açılmış üniversitelerden mezun olmuyor. bu ülkenin en iyi üniversitelerinde de eğitim fakülteleri var. size göre başarılı olmak sınavla ölçülüyorsa iyi üniversitelerin eğitim fakültelerinin giriş puanlarına bakın.

    size yer yer hak veriyorum. öyle öğretmenler gördüm ki çocuğum olsa okula göndermek istemem. bir diğer yandan öyle öğretmenler biliyorum maaşının yarısını öğrencileri için harcayan, öğrencilerini çocukları gibi görüp elinden geleni yapan. her meslekte olduğu gibi bu mesleğinde iyisi kötüsü var. eleştirirken düşünerek eleştirin herkesi aynı kefeye koymayın. sizlerin mesleğinde herkes mi işini çok doğru yapıyor? hepsi mi kendini geliştiren, entelektüel insanlar?

    eleştirmeden önce... eleştirmek mi? yerden yere vurmadan önce durumu iyice araştırın, öğrenin ve ondan sonra ne yaparsanız yapın. bu aralar öğretmenlerin yüksek lisans ve doktora yapması gerektiği gündemde. o kadar haklısınız ki. kesinlikle gerekli bir şey. ama oraya varmak için yapılması gereken o kadar çok şey var ki. şu an milli eğitimde çalışan kaç ücretli öğretmen var biliyor musunuz? öğretmen derken gerçek öğretmenlerden bahsetmiyorum. herhangi bir bölümden mezun olmanız yeterli. mesela;

    https://i.hizliresim.com/nz6byg.jpg

    ücretli öğretmenlik görevlendirmelerindeki rezalet başlığında bunun gibi listeleri daha ayrıntılı inceleyebilirsiniz. şu an milli eğitimde 100 binin üzerinde öğretmen açığı varken 80 bin civarı ücretli öğretmen çalıştırılıyor. bu insanların yaptığı hatalardan tüm öğretmenleri sorumlu tutamazsınız. bu hakkı verenlere yüklenmelisiniz.

    2016'da öğretmen atamalarında mülakat geldi. olmalı mı? bana göre kesinlikle olmalı. hatta eğitim fakültelerine girişte de mülakat yapılmalı. tıpkı finlandiya'da olduğu gibi. ama hakkıyla yapılmadıktan sonra neye yarar. binlerce öğretmenin hakkı yenildi. düşük alan neden düşük aldığını bilmiyor. kimi öğretmenin 5 dakikada mesleğini nasıl yapacağına karar veren jüri kimi öğretmene 30 dakika boyunca sorular soruyor yetmiyor siyasi sorular soruyor. sınavın bir başarı kriteri olduğunu düşünmüyorum ama 60 kpss puanının mülkatla 99 olmasını kabul edemem. mülakat sonuçlarına bir örnek:

    https://i.hizliresim.com/a1q067.jpg

    bu liste +5-5 sistemi geldikten sonra yapılan bir puanlandırma. öğretmenleri eleştirmeden önce sistemi eleştirin. gerekirse haklarını savunmalarına yardım edin. herkesi aynı kefeye koymayın. okulda çalışan herkes öğretmen değil yani. bana göre eğitim fakültesi mezunu olan herkes de öğretmen değil. ama bu diğer tüm meslekler için geçerli. okul insan yapmıyor maalesef kimseyi.

    ağzını yaya yaya yüksek lisans yapsınlar, doktora yapsınlar demek kolay. yapmalıyız da. ama atanacak olanlar mülakatla belirleniyorken neden yüksek lisans yapsın bir öğretmen? arkası olmadan atanmanın şansa bağlı olmaya başladığı bir sistemde neden yüksek lisans ya da doktora yapsın bir öğretmen?
  • doğru önerme. çok kalitesiziz gerçekten. o kadar kalitesiziz ki, 0-6 yaş arasında gelişimin en önemli olduğu dönemde harikulade eğitim veren anne babalardan alıyoruz 7 yaşında, enkaza çeviriyoruz hep. kafalarında prens, prenses taçlarıyla gelip her istedikleri saniyeler içinde olması gerekir sanan minnoşlar... "çocuğum neden okul başkanı olamadı, oyları tekrar sayın" diyen bilinçli(!) anneler... "nerde oğlumu iten çocuk" diye sınıfa girmeye yeltenen kahraman babalar... eğitimi özelleştirme işini emin adımlarla nihayete erdirme gayretindeki politikacılar... herkesin bunca kaliteli olduğu ortamda öğretmeni azad edin artık.

    devenin boynu hesabı eğitim. neresi doğru ki?
  • 2000'li yılların gelişi ile artan üzücü ve düzelmesi olanaksız gerçeklik.
  • öğretmen olmadığım için tamamen dış gözlemlerle yorum yapacağım bir tespittir.

    öncelikle bu tespitin saçma olduğunu söylemek gerekir.

    söz konusu meslek grubuna mensup insanların kalitesi, türkiye'de yaşayan aynı seviyedeki (üniversite mezunu) insanların kalite ortalamasının çok üzerindedir.

    bunu rahatlıkla söyleyebilecek kadar çok öğretmen tanıdım. bir çok arkadaş grubum ve akrabalarım arasında çok sayıda öğretmen vardır. mesleğim dolayısıyla, yurdun bir çok yerinde yaşadım. her bölgeden öğretmenlerle yakınlığım oldu. ayrıca çocuklarım dolayısıyla veli- öğretmen iletişiminde defalarca bulundum. bütün bu gözlemlerim ve tecrübelerimin ışığında, öğretmenlerin büyük bölümü; fedakarca mesleklerini yapan, kültürlü, bilgili, insancıl ve entelektüel insanlardır.

    birkaç kötü örnek veya internetten seyrettiğiniz bir iki video, bu meslek grubunu kalitesiz olarak nitelendirmenize yetmez. herhangi bir mesleği de bu şekilde karalayamazsınız.
  • tevhid-i tedrisat kanununa geri dönüş yapabilirsek hayırlısıyla hepsinden kurtulacaz.
  • bu alanda yeterince bilimsel çalışma olmamasından dolayı sorunların tam olarak tespit edilememesinden kaynaklananan bir kalitesizliktir. pedagoji alanında, bilimsel çalışmaların hep statüko seviyesinde kalıp bir türlü pratiğe dönüşememesindendir. mesele piyasadaki öğretmenlerin kalitesizliği değil, onları yetiştiren ve müfredatları hazırlayan çoğu üçkağıtçı akademisyenlerin kalitesizliğidir, iş görmezliğidir.
  • 1 ders saati 30’u aşkın bireyle bir arada bulunmamış, bulunamayacak insanların çözebileceklerini sandıkları durum. yazılanları gülerek okuyorum. aynen devam.
83 entry daha