şükela:  tümü | bugün
  • türkiye ampute milli futbol takımının dünya şampiyonu olması neticesinde bir kez daha ayyuka çıkan olgu. aşağıdaki yazının bizleri gururlandıran sporcularımızla bir ilgisi olmadığını ifade etmek isterim öncelikle. yaşattıkları gurur için kendilerine sonsuz teşekkür ederiz, var olsunlar.

    bu ülkede tarihimizde sık tecrübe etmediğimiz bir başarıya tanık olduğumuzda, ki ekseriyetle sporun çeşitli dallarında yaşanıyor bu, sürekli aynı şeyi yapıyoruz. zafer kazanan sporcu veya takımın muvaffakatiyetini, onları servet sahibi yaparak ödüllendirmek, tabiri caizse paraya boğmak. bir üçüncü dünya ülkesine yakışır şekilde "derhal şampiyon olanı zengin edelim, bu onlara yeter" mantığı gütmenin nelere mal olacağından bihaberiz. yanlış anlaşılmasın; ben oyuncularımızın gündem olmasına, kendilerine yoğun ilgi ve sevgi gösterilerinde bulunulmasına karşı değilim. mümkünse sabah akşam ana haber bültenlerinde yer alsınlar, spor sayfalarında yaptıklarından söz edilsin.

    öncelikle şunlara bir göz gezdirmenizi rica ederim:

    (bkz: ali ağaoğlu'nun ampute oyunculara ev vermesi)
    (bkz: d. kupası primlerinin ampute milliler'e verilmesi)

    bunlar benim hatırımda kalanlar yalnızca. erdoğan yine talimatı vermiş 15 temmuzdaki gibi, bilhassa kötü repütasyona sahip iğrenç yalakalar para yağdırıyor milli oyuncularımıza. geçen yine haberlerde okudum; demet akalın "aslanlara bir yirmi bin de bizden" gibi saçma sapan bir paylaşımda bulunmuş sosyal medyada. sakın bu kadını eleştirmeyelim görgüsüz diye. çünkü bakıyorum bu platformda bile "kendisini sevmem ama bıdı bıdı bıdı" yazanlar gördüm. zaten sıklıkla yazmayan birisi olarak beni dolduran nokta bu oldu. neden mi?

    bu yazılanların, yapılmasını istenenlerin tek bir adı var arkadaşlar: sadaka. kültürsüz ve kifayetsiz muhterisleri kastetmiyorum yalnızca. katılamadığımız dünya kupasının primlerinden, fatih terim'in tazminatına kadar bu insanlara verilmesini önerdiğiniz her şey sadaka. ve dahi büyük hakaret. çünkü bunu yaparak zaferi taçlandırmıyor, muzaffere de "yaptıkların yeter, artık rahat bir hayat sür" diyerek "katlandığı acıların" diyetini ödüyorsunuz aklınızca. sakat olduklarını hissettiriyor, başarılarını tekrarlama ve hatta yeni ampute sporculara örnek olma yolunda demotive ediyorsunuz. bu söylenen ödül ve primlerin tamamı gerçekleşsin ne olur söyleyeyim size: bu sporcular bu işi bundan sonra zevk için yapar, halefleri ise para için. hiçbiri sporun asıl amacı olan "başarı" için yapmaz. tam bu noktada başka bir soru geliyor aklıma: ya millilerimiz ingiltere'ye finalde kaybedip ikinci olsaydı? nasıl bir ödül biçerdiniz kendilerine?

    merak ediyorum; neden acaba hiçbir basın yayın organında "şu paralarla tesis yapalım, bu paralarla ampute futbolunun bilinirliği artıralım, anadolu'da uzuvlarını kaybeden gençleri de spora sevk etmek için kaynak yaratalım" denmiyor? nedenini ben söyleyeyim: çünkü böylesi daha kolay ve vicdanen rahatlatıcı da ondan. "çuvalla para verdik, daha n'apalım" demek daha az uğraş gerektiriyor da ondan.

    şundan eminim ki ülkedeki bu sadaka kültürü değişmediği müddetçe son dönemde tecrübe ettiğimiz ramil guliyev ve ampute milli futbol takımınını dünya şampiyonu olması gibi tarihi başarılar ilk ve tek olarak kalmaya devam edecek. politik doğruculuk uğruna bir süre geç girdim bu yazıyı ancak hissettiklerim bu.

    "yalnızca eleştirmişsin, çözüm önerisi getirmemişsin" denmemesi adına kendi fikrimi de beyan etmek isterim. eğer daha önce karşılaşılmadığı için mevzuatta yoksa bir yönetmelik hatta günümüzde kanun hükmünde kararname ile ödül ve prim sistemi getirilir ve bu iş devlet kanalıyla olur. altını çiziyorum, yalnızca devlet kanalıyla. zira bu insanlar afetzede veya düşkün değil aksine bu ülkeye kıymetli bir altın madalya armağan etmiş başarılı sporcular. tepeden tırnağa, cumhurbaşkanından sıradan vatandaşa her birimizin o "sakat" kafalarımıza bunu sokmamız gerekiyor.