şükela:  tümü | bugün
  • türkiye'nin yıllardır süregelen, bir türlü rayına oturtulamamış en önemli iki sorunundan biridir. ilki için (bkz: turkiyedeki egitim sistemi)
  • olum zamanlamasi uzerine kurulu sistem.
  • sorunun kendisi değil, sonuçlarından biridir, asıl sorun, türkiyedeki sosyal güvenlik sistemidir.. "o ne ya ben bilmem güvenlik müvenlik" diyenler muasır medeniyetlerde* emekli başına kaç çalışan düştüğünü, türkiye'de ise çalışan başına kaç emekli düştüğünü öğrensinler..
  • adaletsizliklerle dolu bir sistemdir.

    bir gün annem hastalandı. karnı o kadar ağrıyordu ki, kadıncağız iki büklüm olmuş, kıvranıyordu. evimize yakın diye önce gazi hastanesinin aciline götürdük. orada bir süre bekledik. sonra görevli sordu:
    -isminiz? yaşınız? şikayetiniz? -güvenceniz?
    yakınlarınızı dışarıya alalım, sizi biraz bekleteceğiz.

    "biraz" bekledik, sonra pılı pırtı topladık, hacettepe hastanesi'ne gittik.

    -hastanın adı?, yaşı?, şikayeti?,güvencesi?.. siz oturun biraz biz sizi çağırırız...

    annem kıvranıyor...

    teyzemle konuştuk, hacettepe'nin yataklı kısmı iyidir, acili kötüdür, eğer acilde doktor bulursanız şaşkınlıktan öleceğim dedi de ben umursamadım.
    bekle, bekle, bekle... sıra gelmiyor. çalışanlara da kızamıyorum, eminim onlar da canlarını dişlerine takıp koşturuyorlar ama olmuyor işte. koşullar kötü, doktor az, hasta çok.

    annem de sarardıkça sararıyor. yanımızda biraz para var ama özel hastaneye yeter mi emin değiliz. annem de tutturmuş bir kere "önemli bir şeyim yok" diye, eve gitmek istiyor.

    en sonunda annemi de ikna ettik, o insan selinin içinden ite kaka çıktık, acilde olmasına rağmen vizite gitmiş olan doktorların mekanından ayrıldık ve güven hastanesi'ne gittik.
    -hastanın adı?, yaşı?, şikayeti?, güvencesi var mı?, ödeme şekli? muayene ücreti x lira. nasıl ödeyeceksiniz?

    içeri buyrun...

    sonra çıktık hastaneden güle oynaya ama, kafama takıldı bir kere...

    o anda paramız olmasaydı ne olacaktı? diyelim ki yok iste, ne güvencemiz, ne gelirimiz, ama hastayız işte, insanız...

    ne olacaktı o zaman?

    bir yanda bir tanecik doktor görmek için otur bekle, öte yandan 3 doktor başında seninle ilgilensin... çok güzel, işte türkiye'deki sağlık sisteminin adaleti! artık türk milletinde bu kadar dindarlık (yoksa başka bir kelime mi gelecekti buraya?) varken ilahi adalet istemekten başka çare kalmıyor galiba. öldükten sonra eşit olur fakirle zengin belki diye...

    insan canıyla uğraşıp zamanla yarıştığı bir anda 1 saat bekletilince, sonra da parayı bastırdığında işinin yapıldığını görünce sorguluyor:

    bu böyle mi olmalıydı?

    edit:
    acı acı öğrendim ki, parayı bastırsan da bir halt olmuyormuş bazen. sevdiklerini kaybedebiliyormuş insan* basit bir doktor hatasıyla...
  • istinye devlet hastanesinde ben ve randevu masasındaki beyfendi arasında geçen diyalog sanırım türkiyede sağlık sistemini özetler:

    - merhaba feci şekilde üşüttüm ilaç yazdırmam lazım yazdıracağım ilaç da belli zaten
    - yok olmaz öyle muayene olmanız gerekmekte mutlaka
    - tamam farketmez oluruz olalım yani hemen
    - olmaz öyle randevu lazım önceden ben hemen bakıyorum kulak burun boğaz bölümünden muayene randevusu için (biligsayardan bakıyor)... hmm haftaya çarşamba uygun gelebilirsiniz
    - oha ne çarşambası ya bugün çarşamba zaten. ben bi haftaya kendiliğimden iyileşirim zaten lan üşüttüm sadece!!?
    - niye kızıyosunuz beyfendi
    - kardeşim üşüttüm ilaç yazdırıcam sağlık karneme ilaç alacam ki okula gidebileyim biraz ayakta tutsun
    - üzgünüm çarşambadan önce bişey yapamıyorum
    - sizin sağlık sisteminize de hastanenize de randevu sisteminize de...
  • yeni çıkan yasalarla (bkz: genel sağlık sigortası) özel sektörün eline ,oradan da doğası gereği kapitalizme teslim olmaya mahkum sistemdir..artık o pırıl fayanslı özel hastanelerin karşılarına da birer sabahçı kahvesi şart olmuştur.
  • olmayan sistemdir.eğer birileri ölüyorsa takdir i ilahi dir,ölmüyorsa yinetakdir i ilahidir.temeli bu mantığa dayanmaktadır artık.
  • türk usulü işkence.!
    diş ağrısından kıvranıyorsunuz, müdahele gerekiyor, kurumunuzun tabibine gidiyorsunuz, diyor ki burada yapılacak iş değil, devlet hastanesine gönderiyor, devlet hastanesine adımınızı atınca zaten "ben böyle sağlık sisteminin içine tüküreyim" diye sinir yapıyorsunuz, etraftaki insanların durumunu görüp, kendi halinize şükretmelimisiniz onu düşünüyorsunuz, o esnada bir nebze geçiyor diş ağrısı... bekliyorsunuz, allem edip kallem edip doktora ulaşıyorsunuz, sen marmaraya gitmelisin en iyisi diyor, diyor da, sonra ekliyor, ben direkt seni marmara'ya sevk edemem, önce başka bir yere sevk etmeliyim diyor... küfretmek istiyorsunuz ama "dişimm" diyebiliyorsunuz ancak... yanıyorsunuz, gözünüzden yaş geliyor... doktor beyler devam ediyorlar... "aaaa ama olmaz ki sen şimdi bana boş sevk kağıtı ile gelmelisin ki, seni yollayacağım yer de bu kağıttan seni marmaraya sevk etsin"... sözler kifayetsiz kalıyor... ağzınızdan "burda yapılamaz mı bunun tedavisi" diyorsunuz son bir çare... doktor gözlerinizin içine bakarak başını sallıyor... "anladım" diyorsunuz... talukatına sayıyorsunuz sağlık sisteminizin o esnada... "tamam ben boş sevk kağıtı ile geliyorum" diyorsunuz... kurumunuza dönüyorsunuz... durumu anlatıyorsunuz... memurunuz "ama olmaz ki bizim diş tabibimiz var, boş sevk kağıtı ile gidilemez, bununla gidilecek başka yolu yok" diyor... bu sefer alenen küfretmeye başlıyorsunuz... şakaklarınıza ulaşan ağrınız ile birlikte odanıza gidiyor, yarını bekliyorsunuz...
    -ağlıycam galiba...
  • 1961 yılında çıkarılan 224 sayılı "sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi hakkında kanun" ile bölge bazlı,
    5.000-10.000 nüfusa 1 sağlık ocağı olacak şekilde(md.2),
    bir sağlık ocağının hizmeti en az bir hekim ve yeter sayıda yardımcı sağlık personelinden teşekkül eden bir ekip tarafından yürütülür(md.10),
    bu bölgelerdeki sağlık hizmetlerinden faydalanacak vatandaşlar -acil vakalar haricinde- önce sağlık ocaklarına başvurur orada tedavisi mümkün olamayacaksa sırasıyla sağlık merkezlerine, hastanelere, eğitim hastanelerine sevk olunurlar(md.13),
    acil vakalar hariç olmak üzere; sevk zincirine uymayan hastalar, bölgesi dışındaki bir sağlık ocağına başvuran hastalar, mesai saatleri dışında nöbetçi olmayan bir hekime muayene olmak isteyen hastalar ücret ödeyecektir. bunun dışındaki hastalardan ücret alınmaz.(md.14)
    sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi en geç 1992 yılı sonunda tüm yurt sathında tamamlanacaktır.(md.20)

    sağlık sisteminin belkemiği olan bu kanun hala yürürlüktedir...

    ancak sevk zincirinin kaldırılması, her ilacı her doktorun yazamayacak olması ve aile hekimliği sistemi bu kanunun hangi maddesine uydurularak çıkarılmıştır meçhuldür.
  • genel sağlık sigortası, saglikta tasarruf tedbirleri, butce uygulama talimati, aile hekimliği sistemi derken tamamen özelleştirmeye doğru giden, sosyal devletin ruhuna fatiha okutan ve sağlığın ticarete dönüşmesine çanak tutan gelişmelerle geldiği korkutucu nokta ve bu noktaya getiren zihniyet hakkında fikir vermesi açısından aşağıdaki linke bakılması şart olan sistem.

    http://www.milliyet.com.tr/…/07/21/son/sonsiy03.asp

    eczane çıraklarının da eğitim verilerek eczacı yapılmasını öneren çıkacak mı diye beklemedeyim.