şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: #5954155)
  • neredeyse hepsi (istisnalar az da olsa var) için geçerli olmak üzere; aranılan bilgiye ulaşılabilecek verimli internet sitelerine bile sahip olamayan eğitim kurumlarıdır.
  • eğitime verdiğimiz önem aşırı fazla olduğundan! dolayı sayılamayacak kadar çoktur.
    millet olarak gerizekalı olduğumuzdan olsa gerek memlekette bir türlü başarılı ve yüksek standartlara sahip üniversite göremiyoruz. hani eğitime devletimiz falan çok önem veriyor sürekli yeni üniversiteler açıyor ama bunca şirket, işveren mal ya o yüzden bu kadar kendi memleketimizin üniversitelerinden mezun olanların yerine yurtdışından adı sanı bilinmeyen üniversitede okuyup gelen kişileri işe almayı tercih ediyoruz. mal dedik ya işte sürümden kazanıp yetişmemiş, uygulama eksiği ezberci sistemlerin kurbanı olmuş adamı alıp az ücrete çalıştırmak varken yetişmiş işinde gerekli nitelikleri kazanmış ama daha fazla maaş ödeyeceği kişileri işe alıyor böyle salaklık! görmedim hayatımda.
  • türkiye'de şu anda 157 üniversite varmış. bunlardan 103 devlet üniversitesi, 54 ise vakıf üniversitesiymiş.
  • her yıl binlerce yarı cahil ekip, 4 yıl sonra kara cahil hasat edebileceğiniz çorak araziler.
  • adam olmayacak kuruluşlardır. zira bir elin parmağını geçmeyecek üniversite var onlar da zaten ne kadar milli sermaye ya da itkiyle meydana gelmiştir şaşarım.

    türkiye'de üniversiteler 2ye ayrılmaktadır.

    birincisi, akademi odaklı. yani akademik gelenekten gelen. usta çırak ilişkisini belleyen kuruluşlardır. hoş bu genellemede de maalesef bazı aksaklıklar mevcuttur zira; a üniversitesi mühendislik fakültesi belki müthiş akademik bir kuruluştur ama tıp da eriyip gider, ama bu doğaldır da, kurumun vizyonudur burada önemli olan, her zaman ayrışmaya gidilebilinir. ama ayrışmadan ziyade uzmanlık, yetkinliktir önemli olan. sanmıyorum ki 157 üniversitedeki her birey yeterince yetkin.

    ayrıca üniversite bir kaç bölüm dışında(tıp, avukatlık, hendese) meslek vermekle uğraşmamalıdır. sosyal bilimcinin tabi ki sosyal bir oluşumun içine girmesi istenilendir ama zaruriyet değildir. kısacası akademi için akademi yapan üniversite olması gereken ve azınlıkta olan kurumlardır. bir diğer ünivesite ki bu tipi maalesef halkımız da biliyor,diploma için mezun veren okullar. bakınız para için demiyorum, zira özel üniversitelerde gayet kaliteli eğitimi de verebilmektedirler.

    türkiye'deki üniversiteler maalesef hem yapı itibariyle hem de işleyiş itibariyle benim ehliyet(sürücü kursu) üniversitesi diye tanımladığım kuruluşlardır. bu bakış açısından baktığımızda ehliyet üniversitelerinin ideali bir meslek ehliyeti verenidir(en azından sisteme göre). yani bir insanın trafiğe çıkmadan direksiyonu nasıl tutması gerektiğini bilmesi gerekmektedir, işte burada tam tersi yapılmakta, en karlı iş düşünülmektedir.
    yetkinliğe geri dönecek olursak işte bu nedenle tıpta ve avukatlıkta stajyerlik zorunludur. sadece teoriden ve hatta ülkeye dahi uymayan neoliberal ya da kendi öğretim elemanının karını düşünen intihal unsuru kitapları gencecik beyinlere dayatarak ekonominin nasıl işlediği anlaşılmaz. kaç iktisat hocası gazete okumaya teşvik ediyor o parlak beyinleri, hangi mektep tartışmalı bir şekilde öğrenmeyi öğreniyor. sonuç trafik kazaları ve marksist bağlamda reserve army of labour'a kaynak.
    öyle ki ben bile üniversite kurabilirim şu dönemde, hele ki adı keykubat gazi ya da sultan selim olursa direkt izin gelir. ama yetkinliğim nedir? sorulur mu? hayır, umurlarında mı: tabi ki hayır. çünkü kunatite kaliteden daha iyi ve daha seçmeni kandırır bir kalkınma indikatörüdür.

    ehliyet üniversiteciliği, sadece vergi kaçakcılığı ya da misyonerlik adı altında, yavaş ama kararlı adımlarla oluşan sosyal bir karşı-devrime "imam" ve "ummet" yetiştiren şehir hayatından uzak, sosyal normlardan bihaber, tarafsız, ya da bertaraf olmuş taraflı vasıfsız zihinler yetiştirilir. yolsuzluğun dizboyu olduğu kuruluşlarda şehven sorunlar çıkar ve sonunda çağdaş ülkeler seviyesinden hakkın hukukun olmadığı, giderek eşitsizleşen bir toplum olur çıkarız.

    başta adam olmayacak kuruluşlar dedim lakin 1930lar zihniyeti ve sonrasındaki dinamizm yakalanırsa, bir ihtimal daha vardır. lakin üniversite meslek edinme yeri değildir, bir bakış açısı vermelidir. üniversite kurulacak sermaye yerine atolyeler kurulsa, eğitim sağlansa işsizlik daha iyi olabilir. ama ne kadar işsiz o kadar düşük ücrete muhtaç insan olacağı için sermaye sahipleri de bunu istemez.
  • 2006 ya kadar
    türkiye cumhuriyeti kurulduktan sonra kalkınma atakları ile birlikte;

    1925 hukuk mektebi
    1926 gazi eğitim enstitüsü
    1930 ziraat entitüsü
    1935 istanbul mülkiye mektebi siyasal bilgiler fakültesi olmuş ve ankaraya taşınmıştır.
    1937 dil tarih ve coğrafya fakültesi
    1943 fen fakültesi
    1945 tıp fakültesi
    kurulur. ancak günümüzdeki üniversitelerin ilk kuruluşları şöyledir.

    1933 istanbul üniversitesi
    1944 istanbul teknik üniversitesi
    1946 ankara üniversitesi

    daha sonra demokrat parti dönemindeki eğitim hamleleri görülür. 1955-1957 arası dönem faaldir.

    1955 karadeniz teknik üniversitesi - ege üniversitesi
    1957 erzurum atatürk üniversitesi

    2 yıl sonra gene demokrat parti döneminde
    1959 odtü

    daha sonra 1970 yılına kadarki 11 yıllık sürede yalnızca
    1967 hacettepe üniversitesi

    1971 yılında boğaziçi üniversitesi
    1973 dicle-çukurova-anadolu üniversiteleri

    cumhuriyetin 50 yıllık dönemindeki toplam üniversite sayısı 12 dir.

    3. beş yıllık plan ve 4. beş yıllık plan dönemleri ile şehirlerin gelişmişlik seviyelerine göre düzenlemeye gidilmiş ve;
    1974 (sivas)cumhuriyet üniversitesi
    1975 (malatya)inönü-(elazığ)fırat-(samsun)19 mayıs-(konya)selçuk-(bursa)uludağ üniversiteleri
    1978 (kayseri)erciyes üniversitesi

    ancak kurulan bu üniversitelerin akademik personel ihtiyacının karşılanmasında güçlük çekildiği için 1981 e kadar ankara istanbul ve izmir dışındaki üniversite öğrencisi sayısı toplam üniversite sayısının %7 sidir.

    1982 yılında 8 üniversite birden kurulmuştur
    (istanbul)yıldız teknik-marmara-mimar sinan-(ankara)gazi-(izmir) 9 eylül-(antalya) akdeniz-(edirne)trakya-(van)yüzüncü yıl

    ve vakıf üniversiteleri. ilki
    1984 bilkent üniversitesi

    bu tarihten sonraki 8 yıllık sürede kurulan tek üniversite
    1987 gaziantep üniversitesi

    1992 yılı 24 üniversite kurulması ile önemlidir. 23 devlet 1 vakıf
    vakıf- koç üniversitesi
    toplamda sayı 53 olmuştur. 51 devlet 2 vakıf

    1993 (eskişehir)osmangazi üniversitesi
    1994 galatasaray üniversitesi

    1994 yılından sonra üniversiteleşme vakıf üniversiteleri ile sürdürülmüştür.
    çağ-yaşar-izmir ekonomi üniversiteleri dışında vakıf üniversitelerinin tamamı istanbul ve ankarada kurulmuştur.
    25 vakıf üniversitesinin 16 sı istanbuldadır.

    2006 yılı 1992 den sonraki büyük hamledir. 15 üniversite aynı anda kurulmuştur.
    toplam üniversite sayısı 93 olmuştur.
    ahi evren-kastamonu-düzce-mehmet akif ersoy-uşak-rize-namık kemal-erzincan-aksaray-giresun-hitit-bozok-adıyaman-ordu-amasya

    bilgiler:süleyman demirel üniversitesi sosyal bilimler enstitüsü dergisi
    yıl/volume: 3, sayı/issue: 5, 2007, 133-150 doç. dr. sevil sargin