şükela:  tümü | bugün
  • ----- ön edit -----
    arkadaşlar aşağıdaki hikaye alıntı. başlık formatı, entry'nin kendi yazdığım kısmı ve hikayenin tırnak içinde buraya aktarılmasından anlaşılır diye düşünüyordum ama anlaşılmamış demek ki bu edit'i girme ihtiyacı hissettim. lütfen bana hikayenin kahramanı benmişim gibi mesaj atmayın. saygılar.
    ----- ön edit ----

    interrail türkiye grubunda kaçış hikayesini paylaşan genç. insan ister istemez helal olsun diyor.

    "herkese merhaba, isveç'e kaçak gelerek iltica ettiğimi söylemiştim, artık isveç'te couchluk yapabilirim, akşam yemekleride benden tamamen ücretsiz! :) bugün helsingborg'da tek kişilik bir odaya yerleştirildim, benim için uzun bi süreç başlıyor, ancak türkiye'deki olaylardan ötürü burada bulduğum avukat büyük ihtimalle vatandaslık alabileceğimi belirtiyor, gelelım hıkayeme.. ukrayna havayollarından lvive bilet almıstım, turkıyedekı olaylardan 3-4 gün önce.. lviv'e geldim, trene bindim, uzhgoroda geçtim, taksiciye elimdeki haritayla burayı geçmek istediğimi söyledim, bana daha iyi bi yol bildiğini fakat fazla ücret alacağını söyledi, bende kabul ettim, sabah 3 gibiydi sanırım, ukrayna slovakya sınırna gelmiştik gümrük ışıkları gözüküyordu, aynı anda 2 türk ve 1 pakistanlı daha gelmişti, 4 kişiydik, taksiciler bizi bıraktı geri döndü, önümüzde 5 kmlık bi alan vardı, sessizce eğilerek bu yolu pek zahmetlı geçmeye başladık, ukrayna'nın gümrük ışıklarından git gide uzaklaştığımızı görünce içime bi ferahlık geliyordu,ikinci hayatıma başlayacağımı hissediyordum, 5 kmlık alana geldiğimizde risk kalmamıştı, sabah güneş doğmaya yakın geldiğimiz için slovak polisleri yoktu, otostopla kosice'ye kadar geldim, kosice'de 2 gün kaldım, çünkü sınır kontrollerine yakalanırsam isveç hayalim suya düşecekti, çekya'ya tren bileti aldım, sınır kontrolü yoktu çünkü sürekli sağlamasını yapıyordum, çekya'ya geldiğimde buraya sığınmayı düşündüm, sonrası tehlikeydi, ama kararlıydım, çekya'dan taksi tuttum, almanya sınırına kadar geldim, pasaport kontrolu olduğunu almanyadaki çok yakın arkadasım öğrenmişti, sınırına 10km kala taksiden indim, kendimi resim çekmeyi seven doğa meraklısı biri olarak tanıtmıştım, elimde telefonla resim çekiyormuş gibi yaptım, o kmler benim için ömür gibi geldi, ama mutlu sona ulaşmıştım, yürüyerek çekya almanya sınırını geçmiştim :) ve şimdi en zoru kalmıştı, almanya danimarka sınırı, bu sınırı geçmenin tek yolu danımarka plakalı bir aracın içinde gidebilmek, çünkü kontrolleri alman değil, danımarka yapıyordu, hemen facebooktan danımarka grubuna üye oldum, durumu ızah ettım, bulgar türkü bir arkadaş 500 euro karşılığında benı alıp geleceğini söyledi, kabul ettim, danımarkaya sıkıntısız geçtim, artık herşey tamamdı, danımarka'dan isveç'e geçtim, direk malmö sınır polisine sığınma başvurusunda bulundum, şuan çok mutluyum, henüz 24 yaşındayım. her günüm şu aralar boş, dil kursuna gidiyorum ingilizce isveççe ama bir şekilde başarmam gerek, dediğim gibi, isveçte'de bir eviniz var, muhakkak bekliyorum :) teşekkürlerimle.."

    debeditto: evet baya bi tartisma dondu, olay fake diyenler var ama zannetmiyorum. gercekse eleman gayet helal olsun'u hak ediyor. etikdir degildir tartisilir ama debe #2 olan bu entry'den anliyoruz ki cogumuz "son care"yi bile tartismaya acik buluyoruz. tr'den siktir olup gitme basligi uzun zamandir aktif ama hic bu kadar ciddi dusunulur olmamisti. sonumuz hayrolsun ne diyeyim. siz yine de tr'den siktir olma basligindaki metodlari bi deneyin once.

    he bi de esek gibi on edit'e ragmen hala olayin kahramani benmisim gibi mesaj atan arkadaslara da tekrar saygilarimi sunuyorum.
  • hikaye dogruysa gercekten takdir edilesi genc. suriyeli gibi sinirlari surune surune gectim diyor eleman.

    burada bi suru siktir olup gitmek isteyen insan var da iste bu adamdaki got cogunda yok. bende de yok; simdilik. ama gercekse hikaye cok guzel planlamis kacisini. ve yapilan darbe girisimi de bu planda faydali olmustur arkadasa. aslinda baska bir ulkeye iltica edilecekse su siralar tam zamani sahiden diye dusunduruyor.
  • hımm. bu hikayeyi okuduktan sonra aklımda şöyle bir şey canlandı. afyon'a ısparta'ya kadar iyice gerilip çok hızlı bir şekilde koşarsak oslo'ya kadar varabiliriz.
  • hala vatan, millet, sakarya diyen insanlar görüyorum burda. bunlar anlayamamış galiba durumu. insanların bombalarla öldüğü, her gün başka bir gücün güç gösterisi yaptığı yeri vatanım olarak kabul etmiyorum. insanlar huzursuz, mutsuz yaşamak zorunda değil. vatan nedir ya? vatan nedir? şans eseri türk doğmuşsun. vatan nedir? zilyon tane ülke var. seninkini önemli kılan ne? akıttığın kan mı? hala böyle şeyler mi düşünüyoruz? hala kanla mı yaşıyoruz? afedersin de, sikmişim ben böyle zihniyeti. refah düzeyi daha yüksek herhangi bir ülke şöyle bir göz kırpsa zerre düşünmem. biliyorum ki sen de düşünmezsin. tatava yapıyorsun. hatta o ülkenin vatandaşlığındayken başka bir ülke kırpsa yine düşünmem. koymuşum vatandaşlığına. hepimizin amacı bu dünyada maksimum rahatlık seviyesinde, huzur içinde yaşamak olduğu zaman böyle sikko vatan millet sakarya tatavaları bitecek.

    edit: bu söylediklerimden sonra bazı arkadaşlar hala kendi çaplarında devletçilik, milliyetçilik kasmışlar. benim anlatmak istediğimi anlamak bu kadar zor olmamalı. avrupaya da giderim, abdye de. mesele huzurlu hissedebilmek. her gün, günün sonunu görebilecek miyim acaba diye düşünmemek. askerlik şubesi yanında para çekerken, polisin askeriyeye baskın yaptığını görüp de acaba kaza kurşununa hedef olur muyum, boku bokuna ölür müyüm diye düşünmemek. milliyetçilik, devletçilik mi çözecek bu problemleri? benim huzurumu bozan en başta bunlar zaten. ben bu dünyaya bir birey olarak geliyorum ve bir birey olarak mutlu yaşayıp, mutlu ölmek yegane isteğim. bunun için belli kalıpların içine girmek zorunda değilim. türk, rus, alman, amerikan olmak zorunda değilim. ben insanım. ve istediğim insanca yaşamak.
  • vizeli olarak kaçıp sonra vize bitince başvurmak oluyor mu acaba diye sorgulatan gençtir. bilen yeşillendirsin.
  • hikaye. biraz daha edebi anlatilsaydi daha surukleyici olurdu.

    not: gercekten de turkiye'de hayati bir tehlikeniz yoksa kimse size siginma vermez anacim. bu hayati tehlikeyi de kanitlamaniz gerekir.
  • sığınma talebi için hayati tehlike gerekli mi emin değilim. arkadaşım, fındıklı'da oturup devlet lisesinde bedava okurken kanada'ya "biz kürt'üz çok eziyorlar bizi" diye mülteci olmuştu, şimdi de vatandaşlık almıştır.

    bu arada adamınki kahramanlık mı ondan hiç emin değilim?! "süründüm şu oldu, ışık gördüm" filan. gemiyi önce kim terk eder sığlığına girmeyeceğim ama bana ters geldi bu hikaye.
    yaşananlardan rahatsızlık duysam da, şirketimin yurt dışı ofislerinde çalış deseler koşa koşa gidecek olsam da yukarıdaki hikaye alenen kaçmak üzerine ve bana biraz yanlış geldi.
  • fake olduğu bariz olan uydurma bir hikaye. insanların gazla çalıştığını herkes biliyor, böyle dönemlerde de böyle şeylerin çıkması normal. asylum başvurusu öyle lamba gibi yapılmıyor maalesef kardeşler.

    her gördüğünüz facebook yazısına da inanmayın.
  • zamanlaması manidar. 3-4 gün önce...
    bana, fetocular için kaçış rotası vermiş gibi geliyor bu komplo günlerinde...