şükela:  tümü | bugün sorunsallar (9)
10665 entry daha
  • şimdi buraya geleli yarım sene oldu. artık kötü ve iyi taraflarını yazabilirim. çok iyi süper haberlerim yok. türkiye belki cehennem avrupa(avusturya) kesinlikle cennet değil olsa olsa araftır.

    kötü yönleri:
    +avrupada başkentte değilsen hayat o kadar yavaş ve monotondur ki kendini asabilirsin.

    +ingiltere hariç ülkenin dilini öğrenmen gerekecek benim açımdan 28 den sonra almanca çok tatlı bir aktivite değil.

    +bekleme süreleri devlet dairelerinde doğrudur. ehliyetimi verdim sınava giriş belgeni gel 6 ay sonra al dediler. size gelecek seyleri takip etme vs gibi imkanınız yok. postayla gelir diyorlar. 2 3 ay sonra kafasına göre geliyor.

    +kim ne derse desin insan anadilinde konuşmayı özlüyor. cevremde tek türk veya yakın tadıgım biri yok. bu derin bir yalnızlık hissine sebebiyet veriyor.

    +ingiltereye gitmiyorsanız ingilizceniz yeterli olmayacak!

    +garip ve saçma vergiler var, mesela televizyon varsa evinde 20 25 euro aylık vergi veriyorsun. boyle garip birçok şey var. mesela park yeri satın alma vs vs.

    +doktorlar genelde ilgili. bir şekilde(!) uzmana ulaşırsanız iyi bakıyorlar. ama uzmana ulaşmak bazen şurdan daha çık demek gibi birşey.

    +servis, usta, el ve emek işleri inanılmaz pahalı.

    +herşey para. mesela burger kingdeki tuvalet bile paralı. çamaşır makinası aldın onu eve getirip kurmak paralı. her kalem paralı.

    artıları:
    +daha iyi maaş ve elde kalan birikim
    +trafik yok heryerden heryer maximum 30 dk evine yuruyerek 20 30 dkda gidebilirsin.
    +besin kalitesi yüksek
    +hobin varsa ve edinmek istiyorsan herşey mevcut sadece ülkenin dilinin ogrenmen sart.
    +tek baına insanlar iyi anlayışlı ama ne zaman gruplaşırlar. o zaman çekirge kıvamına bürünüp değişik hal alıyorlar. o derin sağcı altyapıyı hissediyorsun.
    +alkol ucuz :)
    +araba kısmen ucuz.
    +sessizlik huzur seviyorsanız. heryer ihtiyar huzuru.
    +müthiş doğa. bazen müthiş az gelir. bisikletle 30 40 dk şehrin dışına sürdüğünüzde ağzınızı açık bırakacak manzaralarla doludur.
    +dil öğrenip kendini geliştirebilirsin.

    %100 kar yok. birşeyleri verip birşeyleri alıyoruz.....
    bunu kafanıza yazın sonra hüsran yaşamayın.
  • kişisel tercihler, zevkler üzerinden genellemeler yapılan başlık. ki normaldir.

    misal kimisi için avrupa'nın küçük şehirlerindeki sakinlik, bazen sokaklarda insan olmaması bıkkınlık kaynağı olabilirken bana 14 yıl istanbul'dan sonra kalp masajı etkisi yaptı. lan ilacım, ihtiyacım buymuş. kaldı ki o sokaklarda olmayan insanlar genelde ya barda, ya clubta, ya başka bi etkinlikte. evinde sürekli uyuyor değil yani. neyse.

    karşılaştırmak için en önemli çıkış noktası şu olmalı: ne iş yapıyorsun?
    adresin belli olsun diye çalışıyorsan, gayrimenkul zenginiysen, kısacası tuzun kuruysa türkiye cennettir. paranla avrupa'da bulamayacağın hizmeti alır, istediğin yerde istediğinden uzak mis gibi yaşarsın. düzenli masajını falan yaptırırsın. avrupa'ya gelip bi ton gelir vergisi ödeyeceğine aldığın ferrari'yi şirket arabası diye gösterir geçersin. dertsiz başa dert almaya gerek yok.

    ha maaşlı çalışansan -asgari ücretli, mühendis, doktor hiç fark etmez- ve başka bir gelirin yoksa türkiye'de yaşamak -yabancı dilin ve diploman varsa- son derece mantıksız. ha yine yaşarsın, aileni bırakamazsın, memleket özlemi dersin. ama içi mantıkla dolmaz onun.

    her alanda en iyi olan ülke diye bir şey yok. her yerin artısı eksisi var o na da eyvallah da türkiye ile almanya gibi ülkelerle yaşam kalitesi olarak "karşılaştırmanın" nedeni sen türkiye'den çıktığın için. iran'dan çıksan iranla karşılaştıracaktın. olay bu.
  • bunu basit makine mantığıyla ve termodinamikle benzetebiliriz.

    ne diyor basit makine mantığı , işten kazanırsan vakitten kaybedersin. yani kuvvet kolu uzadıkça kaldırabileceğin ağırlık artar ama yoldan kaybedersin. makara ve palanga sistemleri gibi yani.

    ne istiyorsunuz ? bu soruyu kendinize sorun.

    sevdiklerinizden binlerce km yol uzatıp , daha rahat bir hayat yaşamak mı?

    avrupada hayat o kadar rahat ki burada yazılan problemlerin ana kaynağı o aslında. hizmet sektörü neden kötü avrupada? e adam çalışmasa da devlet adama bakıyor zaten. garson adamın iş çok umrunda değil. atılırsa atılsın. iş veren için de kolay değil. çalıştıracak garson bulamıyor. beğenmediği adamı kovmaya kalksa çalışacak adam bulamaz. bankalar da böyle. çalışanlar hobi olarak çalışıyor.

    peki girdiğiniz market, tabac ne bileyim restautant ı kim işletiyor? türkler polonyalılar arnavutlar araplar ve zenciler. çalışanlar da bu milletlerden kaçak gelmiş insanlar. buralarda hizmet bulursunuz. inşaat firmalarında hizmet bulursunuz ama başka konularda bulamazsınız. avrupalı adam çalışmaz.

    bu sarı yelekliler olaylarına bakmayın siz. fransada fakir adam yoktur. çalışmadığı halde halinden memnun olmayan adam vardır. aldığı yoksulluk maaşını beğenmez. işsizlik maaşını beğenmez.

    ben otomobil hastası bi adam olduğum için geldim avrupaya. yoksa türkiyede halimden memnundum. benim hayalimdeki hayatı türkiyede yaşamak çok zordu. yoksa çok da meraklı değildim ailemi bırakmaya. rahatımı bırakmaya. 12 yaşından beri çift kişilik yatakta yatan , istanbulda 2 ayrı noktada kendi odası olan eskişehirde 2 ayrı noktada kendi odası olan bi adamdım. hepsi de çift kişilik yatak vardı :) bilgisayarımın karşısında berjer vardı. geldim burda 80 santimlik yatakta yatıyorum 3 aydır. hayallerim için.

    varsa motivasyon kaynağınız ve götünüz buyrun gelin. ama bıraktığınız şeylerin yüzde 90 ının kıymetini buraya gelince anlayacaksınız.

    burası cennet mi? değil. türkiyeden iyi mi? benim için evet. önceliğinize göre değişir.
  • herkesin önemsedikleri ön sıraya koydukları farklıdır.

    türkiye'den siktir olup gitmek de buna göre alınacak bir karardır

    mesela insanların bir çoğunda pompalı tüfek olması. sevinince havaya ateş açılması.

    yaya geçidinde arabaların durmaması.

    trafikte her gün 3-4 saatimin gitmesi. yolda yürürken insanların çarpa çarpa geçmesi. her yerde çok fazla insan olması.

    insanların birbirine rahatsız edici şekilde bakması. herkesin çok tahammülsüz olması.

    ülkede modern bir gelecek görememek.

    bunlar temel motivasyonlar peki bunun karşılığında feda ettiklerimiz neler. tabi ki de pek çok var.

    sevdiğin yemekleri bir telefonla sipariş edemezsin. anadilinde arkadaş çevresi bulmakta zorlanırsın vs.

    kendi dilinde doktor bulamamak çok kolay değildir.

    ailenden uzaktasındır. bir çok şeyi kaçırırsın.

    yani çok kaderci bir insansan, türkiye'de yaşayabilirsin sanırım çünkü herşeye allah'ın karar verdiğini düşünüyorsundur vs.

    değilsen türkiye'de yaşamak oldukça zor bir tercih.
  • gecen gün emin çapa’nin roportajinda zaten soyledi adam, kalbur ustu, zengin otesi insanlar hala memlekette ama sermayelerinin yizde 80 ulke disina gitti bile, herkes ordan ev aldi, is kurdu ama yarim ayak hala ulkedeler, şu an ulkede kalan inanin ki, sen ben 5-10 ise yaramayan ve fakir kesim kaldi,

    şöyle dusun suriyede savas ciktiginda tüm zenginler turkiyeye geldiler, aradan bazi fakirler veya zenginlerin akrabalari da geldi. tüm kalanlar savaşiyor, biz de burda savaşacak olan kesimiz aslinda.
  • ara sıra aklıma gelen düşüncedir. iş için 3-4 ayda bir pakistan'a gidiyorum ve döndüğümde ülkeden gitmeyi düşündüğüm için kendimden utanıyorum.

    1 yıl biriktirmeye çalıştığım para ile 1 haftalık prag, viyana, roma vs. bir avrupa şehrine gidiyorum bu sefer de dönünce, kendimi hala burada durduğum için utanırken buluyorum. bu ne yaman bir çelişkidir. ne oldurur ne de öldürür dedikleri gibi bir ülkeyiz bence.*
  • artık daha da çok istediğimdir.
  • aynı başlığa ikinci entrysini giren ezik suser olarak : *

    şimdi meselenin birden fazla olayı var gençler bakın anlatayım

    1. bir kere bu gitme isteği yeni değil. benim aklımın erdiği zamanlardan yani seksenlerden beri var. öncesinde de kesin vardır. yani akp döneminden oluyor kısmını unutun. eskiden de böyleydi ileride de böyle olacak.
    doksanlarda hem vasıflı hem de vasıfsız pek çok arkadaşım yurt dışına gitti. kimi oralarda evlenip barklandı hayat kurdu, kimi 3-5 sene sonra geri geldi. kimi de bildiğin yalama oldu * 3 sene dışarıda 5 sene ülkede gibi gelip gidip hayatlarına devam ediyorlar. aslında ben de gidebilirdim diğer herkes gibi ama iş ciddiye bindiği an bir iki hesap yazıp her seferinde vazgeçtim. buradaki durumum belli aslında bildiğin (bkz: halimiz itten beter keyfimiz paşada yok) durumları *

    2. gidip de orada sürekli kalmanız da gerekmiyor aslında bakın vedat milor diye biri var mesela. ne zaman cv sini görsem bildiğin ezikleniyorum ya la. hiç bir zaman o kadar olamayacağını bilmenin verdiği kıskançlıkla karışık hayranlık var bende ona karşı. yani gidersin, bir süre kalır geri dönersin, olmadı bir daha gidersin. nasıl istersen ortada sadece tek bir seçenek yok

    3. en can yakıcı madde de bu aslında. hayatımda ufuk açan sayılı olaylardan birisiydi o yüzden anlatayım. doksanların başında çiçeği burnunda üniversiteli olarak akıyorduk ortamlara lakin ortamlar tatmin edici olmaktan çok uzaktı. sürekli çevremdekilerin şikayetleri vardı. nasıl üniversite lan burası doğru dürüst bir şey yok teknoloji yerlerde imkan desen zaten arama şöyle kötü, böyle dandik vs gidiyordu.
    bir gün efsane hocamız vardı derste lafı geçti, nazımızın da geçmesi ile sınıf neredeyse komple yardırdı esti gürledi. sonuç olarak biz bunu hak etmedik bu üniversite dandik dedi sınıf. ben sadece dinledim. içimden hak versem de dışarıdan yorum yapmaya gerek duymadım çünkü zaten her şey söyleniyordu.

    hoca şöyle uzunca sınıfı süzdü ve hala hatırladığım o efsane konuşmayı yaptı. (sürekli dandik kelimesini vurgulayarak)
    evet gençler bu üniversite dediğiniz gibi dandik. ama siz de anca bu dandik üniversiteyi hak edecek düzeydesiniz. eğer ana-babanız zengin olsaydı şimdi bilkent de okuyordunuz. eğer vasat olmasaydınız, (eliyle yön göstererek) şu taraftaki odtüye girmiştiniz bunların hiçbirinden bahsetmiyordunuz. peki ne oldu ?
    üniversite sınavında anca bu dandik üniversiteyi kazanabilecek kadar başarı elde ettiniz o yüzden buradasınız. bu saatden sonra ya kim olduğunuzu kabul edersiniz buraya uyum sağlarsınız, ya daha çok çalışıp bir senenizi yakarsınız ama odtüye gidersiniz. gözünüz korkmasın odtüdekiler sizden daha iyi değiller sadece daha çok çalıştılar, o yüzden oradalar sizde çalışın siz de hak edin, ya da çalışmak zor geliyor diyorsanız her hafta piyango bileti alın. ikramiye çıkarsa parasıyla bilkente gidersiniz milyonda bir bile olsa öyle bir şansınız her zaman var demişti.

    bu konuşması aklıma nasıl kazındı ise ne zaman her hangi bir şeyden şikayet eden olsa direkt aklıma geliyor. (bir de eliyle işaret ederken yaklaşık 45 derece hatalı göstermesi geliyor, sebepsiz gülümsüyorum*)

    önce kim olduğumuza bakalım; bizler dünya üzerindeki orta halli ülkenin hayalleri büyük insanlarıyız.

    yapılacak belli
    1. kendinize hedef ülke belirleyin o ülke için ne yapabilirsiniz? en kısa zamanda nasıl tutunursunuz , ne iş yapabilirsiniz hesabınız yapın ve hemen şimdi çalışmaya başlayın. bir kaç yıl içerisinde istediğiniz seviyeye her türlü gelirsiniz zaten. yeter ki hedefleriniz tutarlı, çalışmalarınız azimli olsun.
    2. piyango bileti alın olmadı altılı falan oynayın. milyonda bir tutarsa o parayla gider yaparsınız bir şeyler.
    3. ilk iki maddeyi de yapamıyorsanız o zaman bulunduğunuz ortamda koşullarınızı biraz daha iyi hale getirmeye ve mutlu olmaya odaklanın.

    (bkz: hayırlı işler selami abi)

    ps: bu arada ek bilgi vereyim. okulumuz da dandik falan değildi arkadaş. dışarıda ne zaman sorsalar ;
    - öğrenci misin ? hangi üniversitede okuyon ?
    -- xx üni
    - oo çok iyi, peki hangi bölüm
    -- xxx
    - oo çağın mesleği. ne güzel bak önünüz açık

    şeklinde tepkiler alıyorduk. sanıyorum hoca da dandik kelimesine içerleyip bizimle ağır konuşmuştu *
  • finlandiya'ya git dicem ama orası da karışık :/
  • yıllarca devletin bizlerden toplanan vergilerden sağladığı bütün imkanları, bursları kullanarak okuyan, tam yetişip ülkesine faydalı olma zamanı gelince yurt dışına giden kişiler en basit ifadeyle nankördür. ülkelerinde savaş çıkınca savaşmayıp kaçan suriyelilerden hiçbir farkları yoktur.

    başka bir ülkede dışarı beyin göçü böyle çok olsa eminim gitmeyi yasaklarlar veya en azından 5-10 yıl zorunlu hizmet şartı getirirler. bizde de böyle bir çözüm bulunmalı.
    ----------------------------------------------------------------
    @luxetveritas (teşekkürler) yazdı: "entry'nizi yeni okuyorum. ülkeyle bağını koparmamak, yardım etmek vs. konusunda katılsam da şu an üniversitede okuyan ve yurtdışına gitmeyi kafasına koymuş biri olarak asıl ülkenin imkanlarını sömürenler, akpliler ve yandaşları, vergi borçları silinen firmalar, her seçim öncesi belediyelerde kaldırımları söküp yeniden yapanlar vs.dir. orta ve alt sınıfın çalışmak isteyen çocukları mı nankör?" >>>cevabım>>> yöneticilerin hataları var. adaletsizlikler var. ama durum böyle diye bırakıp gitmenin yanlış olduğunu düşünüyorum. yurtdışına gidip o ülkelerin gelişmesi için çalışmak yerine ülkemizde yönetici olmak ve şartların düzelmesi için çalışmak daha iyi olmaz mıydı?

    @bilir misin (teşekkürler) yazdı: "atatürk gitmemiştir." >>>cevabım>>> bu başlıktaki en güzel entry'dir. yazara mesaj yazarak da teşekkür ettim. atatürk'ün zamanında ülkemiz çok daha kötü bir durumdaydı. yöneticiler ülkeyi diğer ülkelere teslim etmek istiyorlardı. atatürk isteseydi yurtdışına gidip çok daha zengin olabilir, çok daha rahat bir hayat sürebilirdi. ama o, kalıp mücadele etmeyi seçti. işte olay bu.

    @zinaedenzidan (teşekkürler) yazdı: "fark şu: o zaman halkın çoğu atamızı destekliyor, şimdi çoğu arap yalakası." >>>cevabım>>> arapları sevmeyenler hala çoğunlukta. eğer bir kişi cumhurbaşkanı adayı olup yalnızca onların oyunu alsa bile cumhurbaşkanı seçilir.

    @faikbey (teşekkürler) yazdı: "bursu tc'den değil, gittiğim ülkeden aldım. türkiye'nin a.ına koyayım. işgal olsun, yansın bitsin." >>>cevabım>>> ne yazık ki yurtdışına giden kişilerin çoğunluğu bu görüşte.

    @turkishamnesiac (teşekkürler) yazdı: "türkiye, içinde malesef bulunuyor olmaktan son derece nefret ettiğim ve tiksindiğim yer. defolup gideceğim ve kurtulacağım güne kadar işkence çeker gibi sabrediyorum, ya çatlayacağım ya da kafayı yiyeceğim." >>>cevabım>>> doğru olanın bir insanın kendi ülkesinden nefret etmesi değil, onu sevmesi, daha güzel bir ülke olması için çalışması olduğunu inşallah en kısa zamanda anlarsınız.

    @pabloprefix (teşekkürler) asıl nankör olanın benim babam olduğunu yazdı. >>>cevabım>>> oysa o, benim babamı hiç tanımıyor. babam bir kere bile yurtdışına çıkmadan emekli olana kadar bu ülke için çalıştı.

    @her zaman ki (teşekkürler) yazdı: "söylediklerine katılmıyorum çok acı bir genelleme olmuş. 15 yaşında türkiye'ye gittim. lise ve üniversite okudum 12 sene de çalıştım, vergi ödedim. maddi imkânlarım çok iyi olmasına rağmen, azıcık bile geleceğe dair umut görmediğim için tekrar türkiye'den ayrıldım. ülke için çabalayanlar var ama ülke yönetimi nankör..."

    @dilci02 (teşekkürler) yazdı: "herkes kendi ödediği verginin hizmetini alıyor. kimse kimsenin yerine vergi vermiyor."

    @wonderkid91 (teşekkürler) @dilci02 ye cevap olarak yazdı: "kardeş herkes kendi ödediği verginin karşılığını alıyor demişsin ama kaçak elektrik bedeli ne o zaman?"

    @anubiscan (teşekkürler) burs alınca hizmet şartı vb konulabildiğini, mezun olunca hemen gitmenin zor olduğunu, böylece mezunların bir süreliğine de olsa ülkemize faydalı olmak zorunda kaldıklarını yazdı.

    @luxetveritas (teşekkürler) yazdı: cevabınıza saygı duyuyorum, ama farklı düşünüyoruz. 1.si (bi entryde de gördüm, zaten ekonominin en temel ilkelerinden biridir) türkler başka ülkelere para kazandırıyor diye türkiye'ye hainlik yapmıyor. ben trde türk patronun altında çalışıp 3000tl alıyorum, ama almanyada alman bir işverenin altında 2000€ kazanıyorum, birinde 400€ biriktiriyorum ve türkiyeye istediğim gibi yatırım yapabiliyorum, 3bin kazananın para biriktirebileceği meçhul. ticaretin 1.kuralı win-win'dir. en ilkelinden: traktörüm yok, tarlamı sürmek istiyorum, yabancı malı traktör mü almalıyım, yoksa yabancı malı diye almamalı ve ilkel yöntemlerle mi devam etmeliyim..

    atatürk gitmemişti, siz de gitmeyin demek sığ bir yorum, buna:
    1) bende o cesaret yok, hapse girmek istemiyorum da diyebilirim.
    2) atatürk vahdettini tanıyordu, vahdettinin emriyle gönderildi, ondan önce osmanlı tarafından berline sofyaya gitti vs., biz o politik/ekonomik güç ve saygınlığa sahip değiliz de diyebilirim.
    3) gençlerin ülkeyi değiştirmeye çalışma girişimleri, protestolar; devlet-medya-halk tarafından "bunlar terörist" e dönüyor/döndü, bundan sonraki bir protestoda bunlar darbe yapıyor seçimle gelmiş hükümeti hedef alıyor diye hedef gösterilecek, ki zaten o yüzden pek protesto göremiyorsunuz, diyebilirim.

    ayrıca ülke fakirleşiyor, kutuplaşıyor, kaynakları yandaşlara peşkeş çekiliyor evet. ama ülkenin çoğunluğu içki pahalı olsun, başkalarının özgürlüğüne karışalım, sadece bayram ve cuma namazlarında doluyo ama olsun cami yapılsın, dinimiz elden gitmesin ama fakirleşelim kabulümüz diyorsa zaten bizim yaşamımıza burda saygı duyulmuyor diyip farklı ülkelerde yaşamak çok normal. akp'ye oy vermiş/vermemiş, dindarlığı algılayış/yaşayış tarzı ne olursa olsun birçok insanın özgürlük ihlalleri(benim gibi yaşasın) ve liyakat(benim adamım/hemşehrim gelsin) konusundaki ahlak anlayışı zaten akpnin yaptıklarının halk tarafından meşru görülmesine yol açıyor. o zaman zaten herkesin ahlaki değerleri sorgulaması, ya biz dini hep şekilci yaşamışız, haksızlıklara karşı çıkmamışız diye özeleştiri yapması zamanı geldi de geçiyor.

    son olarak benim de gelecek üzerine görüşüm şu: şimdiye kadar devlet avrupadaki türklerin görüşlerini diyanet vs. aracılığıyla kontrol etti, kamuoyu oluşturdu vs. ancak şu an yurtdışına giden türkler önceki gidenlerden daha yetkin, çalışkan vs.(genel konuşuyorum) bu yüzden 3-5 yıl içinde bu türkler hem güçlü bir lobby oluşturacak hem de bazılarının "çomar" dediği insanları etkileyecek :)

    @bilir misin (teşekkürler) yazdı: "bu ülke bizim yuvamız herkes yuvadan uçabilir ama o yuvayı mutlaka özler. özlemeyenlerin yuvası artık başka bir yer olmuştur zaten."

    @delge (teşekkürler) asıl sorunun ülkemizdeki adaletsizlik olduğunu, burs ve yardımların adaletli bir şekilde dağıtılmadığını, gitmek isteyenlerin borçları yüzünden gidemediğini yazdı. sonra şöyle ekledi: "zaten ben ülkemi çok seviyorum. ben bu topraklara aitim. zaten paran yoksa dünyanın neresine gidersen git zordur. amerika'da avrupa'da herşey hazır pakette. ne kadar sağlıklı olur? biz en azından doğal beslenebiliyoruz. onların öyle imkanı bile yok. zaten avrupa şaka maka bizi kıskanıyor şanlı tarihimizi topraklarımızı. bize düşman olma nedenleri bile belli. demek ki zamanında iyi koymuşuz ki bizle sürekli uğraşıp duruyorlar. aslında adalette biz halkın elinde olan bir şey. aile içi adalet sağlasan bile bu da bir şeydir. vicdan sahibi olmak önemli bir şey."
    ----------------------------------------------------------------
132 entry daha