16007 entry daha
  • bugün yan dal uzmanlık eğitimi aldığım kurumda bir konsey sunumu yaptım. sunumum diğer sunumlara benzer olmasına rağmen sadece güncelleme niteliğinde olması gerekiyormuş bu nedenle beklenenden biraz daha uzunmuş, düşünememişim. konseydeki diğer branşın hocasıyla bizim hoca münakaşaya girdiler, benim slaytımdan bağımsızdı kavgaları aslında.

    konsey online olarak yapılmıştı, bittikten sonra kapım güm güm vuruldu, hastalar konsey sırasında içeri girmesin diye kilitlemiştim. açtığımda 50 yaşındaki erkek hocamız elleri kapıma vurmaya devam ederek gözlerini kan bürümüş şekilde (mecazen değil, gerçekten fiziki şekilde) hastaların, sekreterlerin, asistanların, öğrencilerin gözü önünde avazı çıktığı kadar bu hastanın konseye çıkmasını kim istedi, bu ne rezalet diye bana bağırmaya başladı. konseye çıkmasını isteyen genç hocanın adını söyledim. o bağırırken gayri ihtiyari evet hocam diyerek başımı salladım, cevap veriyormuşum sayarak tam gidecekken geri döndü, bir şey demeden ters ters baktı.

    ne konuştular genç hocayla bilmiyorum. odasından çıkarken tekrar karşılaştık hocayla. bizim bölümümüz alan olarak küçücük bir yer, polikliniklerle hocaların odaları aynı daracık alanda. herkesin duyabileceği kadar avazı çıktığı kadar "sizin canınıza okuyacağım! her şeyin müsebbibi sizsiniz! daha nasıl sunum yapılır bilmiyorsunuz!" diye bas bas bağırmaya başladı. yine tüm ahali duydu bana bağırıldığını. başka bir genç hoca da birebir şahit duruma.

    sonra da öğleden sonraki başka bir konseyde yine sunumumun ne kadar eksik yanlış olduğuna dair saat 14.00'ten saat 15.00'e kadar bölümün tüm hocaları tarafından yine yeniden ismim verilmeden ancak gayet bariz bir şekilde azarlandım. sanırım özür dilemem beklendiğinden bana da söz verildi, özür dilemeyip bu kadar süre ayırarak bana verdikleri "eğitim" için teşekkür ettim sadece. bu kadar korkunç ne yapmıştım bilemeden, sadece hastayı düzgün, elimden gelen en seri şekilde ama ayrıntılı şekilde sunmuştum, bu kadar korkunç ne yapmıştım anlayamadan...

    yaşadığım şeyin fiziksel ve psikolojik olarak saldırı unsurları barındırdığını, tehdit içerdiğini ve herkesin gözü önünde olması nedeniyle itibarsızlaştırıldığımı düşünüyorum. etik kurula başvursam ya da tutup dava açsam elimde hiçbir kanıtım yok. şahitlerin hiçbirinin olayı yansız, yüksüz, yargısız anlatabileceklerine ise inanmıyorum. bana destek olacak, doğru ifade verecek kimse yok. ya duymadıklarını söyleyecekler ya hatırlamadıklarını...

    sanırım dişimi tırnağıma takıp derece yaparak sınavla girdiğim bu kurumdan istifa edeceğim. 32 yaşında bir kadın uzman hekimim ve bugüne kadar hiçbir insan beni bu şekilde tehdit etmemişti.

    bana yapılanın hesabını sorabilmek istiyorum, ancak ne yapabileceğimi bilmiyorum...

    cebimde yurt dışında bir ülkede yaşamak için çalışabilmek için iznim var, doktorluğumu yapabilecek sertifika sınavımda ise sadece bir basamak sınavım kaldı, tamamlamak üzereyim... ancak ben yine de ülkemde kalmayı tercih etmiştim, ülkemde eğitim almak, kendi toprağımın insanına hizmet etmek istemiştim... o nedenle bırakmıştım sertifika sınavının peşini... şimdi bu koşullar altında eğitimime devam edebilmek için gitmekten başka çaremin kalmadığını hissediyorum...
  • bu basligin mudavimi olacagimi, bu eylemi gerceklestirmeden once yazmistim; nihayet eylemi gerceklestirmis biri olarak yaziyorum: buna gercekten inanirsaniz, gercekten bir gun yapiyorsunuz.

    hani inanmak basarmanin yarisidir diyorlar ya, yine atalarimizin soylediklerinin arkasindayim.

    maalesef bir yerde ne vatan sevgisi, ne dogdugun buyudugun yer, ne anilarin, ne yasanmisliklarin onemi kaliyor. ulkenin geldigi hali goruyorsun, cehaletin gunden gune arttigini, bu cehaletin bilincli eylemlerle gunbegun pekistirildigini, toplumun her alanina kok saldigini, insanlarin medeniyetten her gecen gun daha da uzaklastigini, her gun kadin cinayetleri haberleriyle gune basladigini, nufusun buyuk cogunlugunun aclik ve yoksulluk sinirlari icinde yasadigini, calisan insanlarin hak ettiklerini kazanamadiklarini, dolandiricilarin yolsuzluk yapanlarinsa yere goge sigdirilamadigini, memlekette bir gram nefes alacak yesillik birakmadiklarini, birilerine rant saglamak icin peskes cekilen topragini- kurumlarini, odedigin vergilerin nerelere gittigini bilemedigini ama nedense hizmet olarak hic sana geri donmedigini, egitimin her gun daha da kalitesizlestigini, universitelerin iclerinin bosaltildigini...ve bunun gibi bircok sebebi bir arada goruyorsun, dusunuyorsun, yasiyorsun, sonra bunlarla daha fazla yasayabilir miyim diye idrak etme noktasina geliyorsun ve sonunda memleketi terketme karari aliyorsun. sonra aldigin bu karari uygulamaya gecirmeye karar veriyorsun ve bi bakmissin ki, elin ogullari sana gercekten hak ettigin degeri veriyorlar, gel diyorlar, gel bizim icin calis bize katki sagla diyorlar.

    henuz belki kisa bir zaman oldu ama, her gun haberleri ve ulkede neler olup bittigini yakindan takip ediyorum. su ana kadarki surecte, yaptigim eylemin hakliligindan hic suphe duymadim, umarim gelecekte pismanlik da duymam.

    belki de ben bu ulkeden s*ktirip gitmesi hayirli olmus biriyim. bilemedim.
  • ciddi anlamda düşündüğüm şeydir.

    öyle saçma bir toplum haline geldik ki, kimse çalıştığı kurumdan, okuduğu okuldan, yaşadığı hayattan memnun değil. çünkü olmak mümkün değil. yıllarca çalışıyorsunuz, torpilli herhangi birileri herhangi bir yerde önünüze geçiyor. hem de birçok kez. bu düzene kim dur diyecek bilemiyorum fakat ben değilim. umarım bir gün çok uzaklardan revize ederim yazdıklarımı.
  • kendimi de geçtim, ilerideki çocuklarım için gerçekleştireceğim eylemdir. merak etmeyin yavrularım... anneniz köpek gibi çalışıyor kaçmak için. dayanın.
10 entry daha