16254 entry daha
  • 3. yılına girdiğim hede. ulan 3 sene önce ne heyecanlıydım bee..

    geçen sene edeka'dan lagavulin alıp, yanıma aldığım viski bardağı ile eve yakın bir masa/bank kombinasyonu üstünde, güneşin ışıldaması, kuşların bahar geldi laa diye ötüşünü dinleyip ( gece 03:00 de ötmeye başlayan kuş da var ), karşıdan geçen polisin gel lan buraya gbt ver diye yanıma gelişini izleyerek geçirmiştim. şaka la şaka 3 senedir hiç kimlik soran olmadı. götüme alet tutan güvenlik de olmadı (*)

    yarın az da olsa yağmur yağacak gibi. o yüzden edeka'dan talisker alıp evde ufak bir kutlama yaparım diye düşünüyorum.

    3 senedir bir izmirli olarak alışamadığım tek şey havalar. 2 hafta önce lan düzeldi havalar bisiklete devam edebilirim ( kışın karda bisiklet sürmek çok zevkli ) derken 3 gün kar yağdı eridi yağdı. ondan önce bisiklete bakim yaptım, continental lastik taktım, fren ve vites telleri, hortumlar, pabuclar hep yeni. 3 gün sürdü bakım. negzel kanal açmışım videolar hızlanacak. siktir git artık olm, adamın canını sıkma diye söylendim durdum.

    almanların gısgandığı şey kesin hava!

    tabi hava iyi olursa o bank yine beni bekliyor *

    -------------

    almanya'nın sokak kuşları:

    link

    konserci arkadaşların ötüşünü dinleyerek saat kaç anlayabilirsiniz.

    singdrossel (bkz: ardıç kuşu) çok güzel ötüyorsun olm!

    -------------

    not: solda haftada bir gün izmir başlığı coşuyor. çok güzel yaw, bok kokuyor bilmem ne. izmirli abartması işte. türkiye'nin her şehri bildiğin köy lan, hindistan gibi. enson 2 sene önce geldim kesin hala hindistan gibi çöp içindedir ülke. sınırdan girince anlıyorsun hindistana geldiğini...

    haa özlediğin bir sey yokmu diyebilirsiniz. 90 larda alsancak ortaokulunda başlayan ergenliğim sonra gençliğim, iş hayatım orada sokaklarda kaldı.. bir de yazlığı özledim :(

    burası da çöplük oldu zaten. ne kadar çok çöpten bahsettim değil mi? umarım memnunsundur esesci, ameleler çalışıyor neden memnun olmayasın ki* bara akıyor bara!

    takip ettiğim bir şey yok. gülüp geçiyorum, eğlenceli ülke lan aslında*

    not2: mesaj atıp kafa sikmeyin gençler. kendi yolunuzu kendiniz bulun.

    aklıma gelmişken geçenlerde hanımın araba patladı lan. debriaj balatası gitti yolda kaldı. 2 sene önce izmirde bir usta iyi yapmıştı. araba tek kapı opel astra 2.0 dı. güzel arabaydı, çok gezdik onunla. onun harici gösterge ışıkları gitmişti. enson airbag ışığı yanıyordu. kesin obd reset istiyor. zaten o arabaya tüv çıkmazdı. hazırlıklıydık. kenarıya 3bin€ biriktirmiştik. acele araba almamız lazım oldu. aylardır hanımı bekleyen 2009 opel astra h bulduk. zaten hanım azılı bir opel fanatiği* km de iyi. içi çok temiz. alman birisi kullanmış daha önce. 4 tane yeni kışlık lastiği de var. eee aldık gitti aracı. hanım mutlu ben mutlu. ne yani kredi çekip 15-20bin€ luk araba mi alalım. neden borca girelim salakmıyız? görgüsüz almancımıyiz biz olm. amaç işe gidip gelmek. tam bir alman mantığı.

    abisinin temizlik şirketi olan birisiyle tanışmıştım. 2017 e200 mu ne almış bu, 22bin€ falan. şirket üzerinden, vergiden düşüyor falan. ayni sahteliği tr de özürlü babası üzerinden araç alarak yapmış.
    çook küfür yediniz haberin olsun deyince, bön bön baktı davşan gibi* ağızlarından allah falan düşmez hak adalet falan derler. bilirsiniz o tipleri. neyse bu tr ye gidecem yazın deyip duruyordu. pandemi patlayınca o da patlamış. geçenlerde gördüm araba onunmuydu bilmiyorum ama altında polo vardı. güldüm geçtim. bunun bir de kiralık arabayla artizlik taslayanları var.

    lan zaten 10-15bin€ üstü araba alan salaktır lan almanya'da. sıfır alan bildiğin kerizdir. 2. el piyasa yok. bak minibüs tarzı karavan dersin o zaman kredili çekilir. 50-60bin€ dan başlıyor. var öyle düşünceler...

    araba dediğin şeye binersin seni bir yere götürür, hepsi aynı işi yapıyor bu kadar basit amk.

    haa eski araba mı? 100€ ya çöpe attık*

    görsel
    görsel

    entry çöp ile bitmiş, çöpten uzak durun gençler. ömrünüze yazık...

    not3: 2 ay kullanılmış 4 adet kışlık lastik var. 50-60€ ya bırakırım. uğraştırmayın olm adamı ebay ve ebay kleinanzeigen ile..
  • 3 senedir "kesin yapacağım" şeklinde kafama koyduğum hedef. peki nasıl oldu da daha 3 sene önce ülkeme deli gibi aşıkken, mesleğimi burada yapıp ülkeme katkı sunmayı arzularken ve az da olsa atalarıma olan borcumu ödeyeceğim düşüncesinden buralara geldim? yavaş yavaş oldu. önce güvenimi kaybettim. cebimde küçük bir çakı olmadan dışarı çıkamıyordum, sokağa çıktığım her gün -istisnasız her gün- taciz ediliyordum. sadece ben değil bütün arkadaşlarımdan aynı şeyi duyuyordum. gerek bakışlarla gerek iç çekip oflamalarla sürekli tacize uğrama durumu vardı. bir süre sonra o kadar alışmıştım ki fark etmiyordum bile.

    sonra inancımı kaybettim. ben çok çalışıp iyi notlar, bölümler, okullar hedeflerken başkalarının sırf bağlantıları sayesinde oturdukları yerden 3 maaş aldığını gördüm. kendini işine adayan ama belli bir kitleyi savunmadığı için önüne sürekli taş koyulan insanlar gördüm. ve anladım ki çalışarak bu ülkeye katkı sağlamak çok zor. çünkü en ufak sivriliğimizde ne teröristliğimiz kalır ne vatan hainliğimiz. peki neden böyle oluyor? ben çalışkan ve başarılı olmak peşindeyken ülkem beni desteklemesi gerekirken neden daha da aşağı çekiyor? sonunda bu ülkeye gerçek bir katkı sunmanın tek yolunun ülkenin başında olanları değiştirmek olduğunu fark ettim. diğer türlü ne kadar çalışırsak boş. hep bir engel var.

    daha da sonra yurt dışını tanıdım. en küçük avrupa ülkesinde bile insanlar buradan çok daha değerliydi. saygınlar ilk önce, insan gibi yaşıyorlar. çalışıp emek veriyorlar ve o emek oturduğu yerden 3 maaş alan, yolsuzluk yapan dingillere değil kendilerine dönüyor. bir öğrenci durumu yoksa burs alıyor ki o burs o öğrenciye her yönden yetiyor. canım ülkemde ise şansın varsa 2 hafta yeter. ben aylarca biriktirdiğim harçlığımla doğuda bir şehri 2 gün gezince kendimi şanslı bulurken onlar dünya turu planları yapıyor. ama paradan çok güven durumu çekiyor beni. insanların gece dışarıda istedikleri gibi gezebildiklerini duyunca şok oldum. ben gün ortasında bile güvende değilken onlar gecenin karanlığında benden daha güvende.

    bunlara benzer onlarca hatta yüzlerce düşünce her geçen gün daha çok gün yüzüne çıktı bende. artık ülkemi geliştirmek değil yaşayabilmek istiyorum. insanca, güvende, huzurlu bir şekilde yaşamak istiyorum. çünkü ben mutsuzsam, huzursuzsam ne kendime ne bir başkasına hayrım yok. son olarak sandıkta vereceğim oylar dışında da bu ülkeye bir katkı sunabileceğimi sanmıyorum. ha başkalarının ceplerini doldururum o ayrı.

    edit: şurada yazdıklarımı ortalama zekaya sahip bir insan okursa durur, düşünür, sorgular. bana katılmasa bile ülkede yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu fark eder. ama bazıları o kadar gerizekalı ki yazılanları ağızlarından salya akarak okuyup anında saldırıya geçiyor. bir an olsun düşünüp yorumlamıyor. yemin ediyorum köpek gibi yaşamaya layıksınız! sizi ne kadar sömürseler az. ay sonunu kuru ekmekle getirmeyi, insan gibi yaşayamamayı sonuna kadar hakediyorsunuz! vasıfsız primatlar.
  • toplumsal psikoloji ve antropoloji profesörü (bkz: robert b. edgerton)'ın hasta toplumlar isimli çalışmasına göre hasta toplumlar kendi bireylerine o kadar çok acı verirler ki birey o toplumdan kaçmak ister ve fırsatını bulduğunda da kaçar.

    görüldüğü gibi türkiye'de veya başka ülkelerde görülen ülkeyi terk etme güdüsünün arkasında ülkeden ziyade yaşanılan toplumu terk etme fikri yatıyor gibi görünüyor. toplum sağlığına verilen değer arttıkça ülkede yaşam daha sahiplenici ve mutlu olacaktır umarım.
  • https://www.cumhuriyet.com.tr/…ndermek-lazim-951630
    uçak biletlerinizi en sevdiğiniz lider karşılıyor, siktirolup gidebilirsiniz
140 entry daha