• herkesin bir süreliğine yapması gerek bunu. bir ayağınız yurtdışında olacak, ama istediğiniz zaman döneceksiniz.

    anne babanın sürekli kavga ettiği bir evde yaşadığınızı düşünün, ama yine de eviniz evinizdir.
  • bir anlık gazla heves edilip sonra vizeydi carttu curttu binbir türlü çileyi düşününce "ne uğraşıcam ya otur oturduğun yere" düşüncesiyle sonlanan hayaller silsilesi.
  • mezun olmaktan sonraki başlıca hedefimdir.

    utanmadım sıkılmadım, sekizinci sınıfta daha aklım yürümeye yeten bir bebeyken bu kadarı aldım ben. ona göre liseye gittim, ona göre üniversite tercihimi yaptım. iktidara laf etme zahmetine dahi katlanmayacak biri olarak, son zamanlarda ülke yürütülüşündeki değişikliklere bakarak "hay anasını, ben ni kadan mikemmel ni kadan süperli bi insanım yea" diye düşünüyorum. bu ülkede hiçbir şey yapılmaz artık arkadaş. çocuk falan büyütülmez, o çocuğun geleceği olmaz. her şeyi geçtim, bu ülkede yakında müslüman değilsen nefes bile alınmaz.
  • nereye yahu? asıl goy goy yeni başlıyor.

    (bkz: return of the fetto)

    edit: demiştim
  • su ana kadar yazilmis tum entry'leri okudum. siktirip gitmenin anlaminin ustune cikmis hemen hemen tum yorumlar. gitmek' diye alirsak meseleyi, ne gitmek ne de kalmak mutlu/huzurlu yapacaktir bizi. ben ulkesine hemen hemen hic aidiyet hissetmeyen biriyken ilk uzun kalisli yurt disi isimden donerken, ucaktan istanbulun isikli gece goruntusu gorulebilir oldugunde kendimi aglamamak icin zor tutmustum. bu sevdiklerimizle, sehirle, yasanmislikla onla bunla bir suru seyle baglantili elbet. ama kendime bile tam olarak itiraf edemedigim bir gercek var ki adi turkiye ozlemi.

    bu git gellerin ardindan tam olarak yerlestim bir yigin zorlukla. bu surecte de hep derdim ki cok sukur ki bu yer degisimine mecbur oldugumdan yada siyasi nedenlerle yapmiyorum, oylesi daha zor gelir diyordum. ancak son bir senedir var olan gidisat siyasi problemleri de bu degisimin bir parcasi, zorunlulugu haline getirdi ve bu cok aci.

    bir cok kisi farkli ulkelerle turkiyeyi kiyaslamis, tekrar etmeye gerek yok. artilari, eksileri saymakla bitmez.
    ama kocaman bir arti vardir ki o yeni gittiginiz yerde asla olmayan, sizi dunyaya yeni gelmisle yarin olecekmis arasindaki cizgide yasatan, surekli ama ile baslayan cumleler kurdurtan, duygulari yeni ogrenmeye baslarmiscasina acemilik cektirten, zaman kavramini sorgulatan, benliginizi kavrama noktasindaki tum asamalari resetleyen, bundan sonrasinin iyi olacagini sacma sapan bir his olarak kalbinize ataclayan, ters giden bir konuda 'buranin kurali boyle' yaklasimini sorgusuzca kabullenmenizi saglayan ve daha sayfalarca sayabilecegim yiginlar halinde ustunuze gelen duygularla bas etmeniz icin debelendiren o duygu var ya ona iste huzur ismini verin, aidiyet diyin, medeniyet diyin her ne ise o hep eksik kalacaktir. yillarca biriktirilmis dostluklarin, ortamlarin yeniden insa edilmesi turkiyeden daha kapitalist yasantilarin hakim surdugu (us ve uk icin soyluyorum) memleketlerde gercekten cok zordur. cunku yasam bicimi denen sey para ustune kuruludur. buralarda bir arkadasinizin evini tasimasi konusunda yardim ettiginizde karsiliginde para teklif edilir ve almaniz konusunda cok israr edilir. bunu hele bir turk ile yasarsaniz size daha once yedigi kaziklardan oturu teklif ettigi parayi almazsaniz enayi olacaginizi soyler ve oyle bir ruh haline burunursunuz ki evet ya ben bunun icin ne kadar da cok yardim ettim hem ne kadar da cok vakit ayirdim, bu parayi sonuna kadar hak ediyorum dersiniz. neden cunku buranin kurali budur.. bu soylendikten sonra hersey mubahtir. aksini iddaa ederseniz siz daha alisamamissinizdir yada kerizsinizdir.

    siktir olup gidecek olanlar paranin harbi harbi tanri oldugu ortamlara alissinlar. o standart ornekleri bir kenara koysunlar ve dostlugun, arkadasligin sadece birer kelimeden ibaret oldugunu gorsunler. turkiyede su soyle, eger suraya gidersem boyle degil yada burada bunlara katlanacagima disarida sunlara bunlara katlanirim gibi soylemlerle bas edilebilecek seylerden bahsetmiyorum.

    siktir olup gidecek arkadas yalniz olmaya ve paranin kendisini satin alacagina hazir olsun. sonra sokakta bira icip dagitir mi, barlarda kizlara naber dediginde iyilik senden naber cevabini alip rahatlar mi bilemem.
    ancak insanin var olusundan beri birbirinden farklilik gosteren kisisel ahlak, terbiye, aileden gelen kazanimlar, vs. noktalarinda, alismis oldugu en azindan yakin cevresindeki genel yaklasimi bulamayacagi asikardir. toplumsal konularda ise tam tersidir. hangisini daha cok ozleyecegine gore karar vermelidir. sahsen ben dostluklarimi, karsiliksiz iyilikleri tercih ediyorum. bu ozlem beni ulkeme geri dondurecek kadar mi henuz bilmiyorum cunku kolayina alisilmis toplumsal kurallar da var bir yanda. ozetle biri digerinden daha iyi degildir. dunyanin en mutlu ulkesi diye bisi yok maalesef. ne aradiginizla nereye siktir olup gideceginiz dogru orantilidir.
  • denediğim ve çok memnun kaldığım gidiştir. fakat kimsem olmasa daha çok hakkını verirdim. insan düşünüyor ve geri dönüyor en nihayetinde.
    aranızda bunu okuyup kimsesi olmayan varsa entry'nin sonunu beklemeden çeksin gitsin derim.
  • bir sinirle gündeme taşıdığım, ancak nedenlerini yazmadığım beyan. entrylerin tamamını okudum ve çok güzel açıklanmış sebepleri. benim de sebeplerim var.

    kimisi diyor ki "haklısınız ama durup savaşmak lazım." hrant dink de öyle diyordu. "hazır cennetlere gitmektense kendi ülkemi cennet yapmak isterim." ama o, öldürüldü. turan dursun da öldürüldü.

    ben annemin artık ağlamasını istemiyorum "senin ölümün bir köşe başında cesedin bulunarak olacak" diyerek. neden mi? ben eşcinselim, dinsizim ve özgürlükçüyüm. bu sebeple ölüm tehdidi aldım daha iki gün önce. younow denen amele dolu bir kanalda birkaç özgür düşüncemi açıkladım diye hem de. ilerde yazar filan olup bunları daha geniş kitlelere taşıdığımı düşünsenize.. kelle koltukta gez her gün. yok kardeşim. sikerim ülkesini de, cennetini de. milletini de, toprağını da, doğduğum şehrini de. ben yaşamak istiyorum. çoğu sözlükçü gibi "özgür yaşamak" değil, yalnızca "yaşamak". ve yaşamıma devam etmek için bu ülkeden siktir olup gitmem lazım.

    muhtemelen 2 sene sonra kanada'ya gidicem yüksek lisansa, onun için çabalıyorum ve aynı zamanda vatandaşlık isticem. iltica edicem. türk vatandaşlığımı da sildiricem. hayatımın geri kalanında "where are you from?" sorusuna, hayatımın 23 yıllık dönemini umursamadan "canada" dicem. tek hayalim bu.

    halen "siktir pezevenk istemiyorsan" demeye devam mı edeceksiniz, yoksa beni korkutup kaçırdığınız için biraz kendinizle yüzleşecek misiniz?

    halen "durup savaşmaya devam et korkak" mı diyeceksiniz, yoksa bana hak verecek misiniz?
  • vicdansız, godoş davranışı. neymiş? yasaklar koyuluyormuş. neymiş? bombalar patlıyormuş. neymiş? kürtaj yasaklanmış, huzurun kaçırılmış, hrantlar öldürülmüş, denizler asılmış, kaypakkayalara işkence edilmiş, katladilmişler. sevgilini metroda öptüğünde "ahlak kurallarına uyun" anonsu yapılıyormuş, tecavüzcüler serbest kalıyormuş, muhalif ses çıkaranın başını kesiyorlarmış, eylemlerde gencecik insanların kafasını kırıyorlarmış, hayat sömürüp kan içiyorlarmış.

    daha önce de söyledim; bizi, bizden de ötesi bu memleketi bunca zaman başı boş bırakan (bırakmayanları hariç tutuyorum) analarımızı, babalarımızı, amcalarımızı, dayılarımızı sikseler az. şimdiye kadar siktir olup gidenler, ses çıkarmayan, boynunu büküp "olsun, yasaksa ona göre davranırız artık" diyen ezikler, ezilmeye bayılan, melankolik tipler yüzünden benim ömrüm sikildi ve hepsini aynı kefeye koyuyorum, kusuruma bakmayın.

    hepiniz lazımsınız lan anlamıyor musunuz?
    bırakıp gittikçe, ses çıkarmayıp kendi götümüzü kurtarmaya yöneldikçe, bezdikçe daha da fazla boka batıyoruz.
    vicdanımız köreldi en başta. insanlar fikir alış verişi yapmayı istemez oldu yüzyüze. tartışmayı unuttuk. her konunun sonu taraftarlığa, holiganlığa çıkar oldu. adama "sikecekler seni" desen, "neden lan? kim, neden, nasıl?" demeden önce sana bok atacak, senin kötü yanlarını serecek.
    boğazımıza kadar boka battığımız bir düzende herkes karşısındakinin kusurunu, kötülüğünü ortaya serme peşinde. yap bunu, bu güzel bir şey. ama çözüm üret be amına koduğum. karşındaki senden daha boksa, sen melek olmuyorsun öğren bunu artık.

    çok saptım konudan. gitmeyin lan hiçbiriniz. hepiniz kalın olum. yalnız başımıza yaşadık şimdiye kadar. bir kere de birleşelim lan. bir kere de "hep birlikte" toparlamaya çalışalım her şeyi lan. inanın beklediğinizden çok daha kolay kalkarız ayağa. aynı hataları yaptıkça, birbirimizi yalnız bıraktıkça çok daha kötüye gidecek buralar. gitmeyin lan, godoşluk, vicdansızlık yapmayın olum.
  • küfür etmeden derdini anlatamayan, eleştiriyi hakaretle karıştıran, başkalarının düşüncelerine saygı göster(e)meyen insanları görme sıklığım arttığı için hayalini kurmaya başladığım olay.
  • bir kuskunlukle cikip gitmektir.

    ama gidilen yerin daha iyi bir yer oldugunu sanarak gitmek iste yikimin ayri bir surecidir.

    amerikaya git istersen, almanyaya da gidebilirsin.. evet aslinda haklisin, fabrika iscisi olsan, tarlada isci olsan, sayginsin almanya da; bi kac gun ustu basi pis pasakli ama evsiz modunda degil emekci modunda takilmisligim vardir. hakikaten insanlar saygi duyuyorlar. bi farklilik var hissediyorsun.

    uzerinde isci tulumu varsa sana farkli bir muamele yapilmiyor alisveris merkezine girebiliyorsun.

    mesela kisisel olarak ben; basardim bunu. o kadar cok kotuluk gordum ki; sirf beni kendilerinden biri sandilar diye belki de ama ben o topraklara ait bile degildim zaten.

    turkun kotulugu yine kendisine en cok. ondan olursan dusmansin resmen ona. oyle seyler yasadim, oyle seyler gordum ki, sahit oldugum hayat hikayeleri ve bu hayatlarin kisacik bir surede sona erisi karsisinda, bu vahset karsisinda dona kaldim.

    simdi bu gece de aslinda icimdeki kalan son insanlik kirintisini uzaya dogru sallamis bulunuyorum.

    ben yorulmusum artik. genc yasimda tukenmisim. bu kadar kotuluk...

    ote yandan yine de sesleniyorum; bedavaydi zaten o topraklar.

    insanlar dogduklari topraklari kolayca terketmezler. kan dokuldu, yok kutsaldi falan diye degil.

    binlerce yilin kulturu vardir seni farkli kilan digerlerinden, digerlerine benzemek istemezsin. atalarindan ogrendiklerin vardir. bal birasi yapmayi bilmez turkler mesela, balli votka yoktur oralarda, ihtiyaclari da yoktur. polonyali krallar hic bir zaman arap bolgeleriyle ilgilenmemistir mesela, gucu olmadigi icin degil, tapinak sovalyelerini yenecek ordusu olan bu krallar oraya gitmemis cunku ciddi anlamda bal yok, bi de cok sicak. gereksiz degil bu bilgiler kanittir.

    ote yandan, bedava mi turkiye? her gelen yasakta terkedeceksin.
    dunyanin her yerinden insan vardir. objektif olarak soruyorum, bir istanbul dan daha guzel baska sehir var mi? bir izmir kadar sicak kanli? anadolu kadar da misafirperver olunan bir baska yer?

    nereye gidiyorsun?