1. artık canına tak edenlerin ciddi ciddi istediği eylem. elimde olsa ne aile ne dost demeyip anında siktir olup gideceğim. ama imkan yok lanet olsun. geçen yıllarda türban takmadı diye kızlarını öldüren bir pakistan kökenli aileyle ilgili haber okudum ve olay kanada'da oluyordu. düşündüm böyle geri zekalılar kanada'da yaşayabiliyorken ben neden hala buradayım. adamlar medeniyetin göbeğinde orta çağı yaşamaya çalışıyor, biz ortaçağda medeniyeti. ne kadar gururuma yediremesem de artık şu klişe yurt dışı evlilikle gitme fikrini düşünürken buluyorum kendimi. o kadar nefret ettim. 2 önce mezun oldum ve hala işsizim, koduğum memleketinde sağlık güvencem bile yok. hastalansak geberip gideceğiz. aylık para yatırmalıymışım sağlık güvencem için. lan çalışmıyorum ben ne parası? memlekete bak ne ala. yolda yürürken zıplayıp kopardığım erik hariç hiçbir şey çalmadım bu yaşıma kadar, işte bizim hatamız bu. yazacak çok şey var ama bu bile içimden gelmiyor. cidden gitmek istiyorum buralardan. ben gibi bir yurt severi bile bu hale getirdiniz ya tebrik ediyorum.
  2. nerede ise 10 sene oldu bunu yapalı. tavsiye ederim.

    çoğunlukla siktir olan sen olmuyorsun iş imkanları, ayrımcılık, yaşama hakkı tanınmaması ve gelecek kaygısı ile siktir ediliyorsun.
  3. maalesef benim de katılacağım eylemdir.

    eskiden mücadele etmeye inanırdım. bir şeyleri değiştirebileceğime, katkıda bulunabileceğime, az da olsa insanların daha mutlu olabilmelerini sağlayabileceğime falan. şimdi baktığımda gördüğüm manzara çok değişik. aklımda kurduğum mutluluk tahayyülü, insanların istedikleri değilmiş meğerse. insanlar kendilerine verilen kadar mutlulukla yetinmeyi tercih ediyorlarmış. beş lirası olanın elinden üç lirası zorla alınsa bile, üç lirasını geri istemek yerine, iki lira ile geçinebilmenin bir yolunu buluyormuş. itiraz etme kültürü bu ülkeyi terkeyleyeli çok olmuş. herkes son moda telefonların, son moda elbiselerin, son moda dizilerin, son moda futbolcu transferlerinin peşindeymiş. peki biz onca copu neden yedik? onca cümleyi neden türettik? onca umut tohumunu hangi çorak tarlada harcadık. peki bunca gencin emeğini hangi canavar iç etti. söyleyenler doğru söylüyor, gittiğimiz yerde de bizi hazır bir şey beklemiyor olacak. oralarda sıfırdan başlayacağız. ikinci sınıf olacaksınız deniyor, doğrudur ama bazı ülkelerin ikinci sınıflarına yaklaşımları bile bizim buradaki birinci sınıf halimize gösterilen yaklaşımdan daha ileri.

    ilyas salman'ın çok güzel bir albümü vardı. trenle almanya'ya gurbetçi giden bir insanın hikayesini anlatır, arada türküler söylerdi. orada anlattığı bir hikayenin sonunda şu anda tamamen katıldığım şu cümleleri kurar ilyas salman:

    trende konuşuyorum, benim gibi avrupaya satılmışlarla
    ''nereye gidiyorsunuz? kardaşlar, bacılar'' diyorum.
    ''niye gidiyoruz, bak ne güzel çağ atlamışız''

    ak sakallı gün görmüş biri acı acı baktı yüzüme. dedi;
    ''oğul'', ''o çağ atladık diyenler atladılar, biz çukurun bu tarafında kaldık, arkalarına bakmadıkları için bizim çukurun bu tarafında kaldığımızı görmüyorlar''

    bazıları susuyor, kayada ses var; bunlarda yok. diyorum;
    ''haklısınız kardaşlar, sesimiz olsaydı türkiye'de konuşurduk''

    ve sadece gidiyorlar.
    bırakmışlar şarkılarını türkülerini, uşaklarını eşeklerini, analarını babalarını
    sanki alamanı bize verecekler, nah verecekler.
    ne akılsız insanlarız la
    bizim başımızdakiler verdiler mi ki, bunlar versinler?
    bunlar da 1 verip 5 alacaklar

    baktık türkiye'ye, gözümüzle baktık, gönlümüzle baktık
    dedik;
    ''o kadar güzel ki memleketimiz
    o halde paylaşak. ama bi baktık o kadar küçük ki
    biz alsak hırsızlara kalmayacak''

    ''en iyisi gidek''

    ***

    başka da diyeceğim yok!
  4. bir anlık gazla heves edilip sonra vizeydi carttu curttu binbir türlü çileyi düşününce "ne uğraşıcam ya otur oturduğun yere" düşüncesiyle sonlanan hayaller silsilesi.
  5. mezun olmaktan sonraki başlıca hedefimdir.

    utanmadım sıkılmadım, sekizinci sınıfta daha aklım yürümeye yeten bir bebeyken bu kadarı aldım ben. ona göre liseye gittim, ona göre üniversite tercihimi yaptım. iktidara laf etme zahmetine dahi katlanmayacak biri olarak, son zamanlarda ülke yürütülüşündeki değişikliklere bakarak "hay anasını, ben ni kadan mikemmel ni kadan süperli bi insanım yea" diye düşünüyorum. bu ülkede hiçbir şey yapılmaz artık arkadaş. çocuk falan büyütülmez, o çocuğun geleceği olmaz. her şeyi geçtim, bu ülkede yakında müslüman değilsen nefes bile alınmaz.
  6. nereye yahu? asıl goy goy yeni başlıyor.

    (bkz: return of the fetto)

    edit: demiştim
  7. su ana kadar yazilmis tum entry'leri okudum. siktirip gitmenin anlaminin ustune cikmis hemen hemen tum yorumlar. gitmek' diye alirsak meseleyi, ne gitmek ne de kalmak mutlu/huzurlu yapacaktir bizi. ben ulkesine hemen hemen hic aidiyet hissetmeyen biriyken ilk uzun kalisli yurt disi isimden donerken, ucaktan istanbulun isikli gece goruntusu gorulebilir oldugunde kendimi aglamamak icin zor tutmustum. bu sevdiklerimizle, sehirle, yasanmislikla onla bunla bir suru seyle baglantili elbet. ama kendime bile tam olarak itiraf edemedigim bir gercek var ki adi turkiye ozlemi.

    bu git gellerin ardindan tam olarak yerlestim bir yigin zorlukla. bu surecte de hep derdim ki cok sukur ki bu yer degisimine mecbur oldugumdan yada siyasi nedenlerle yapmiyorum, oylesi daha zor gelir diyordum. ancak son bir senedir var olan gidisat siyasi problemleri de bu degisimin bir parcasi, zorunlulugu haline getirdi ve bu cok aci.

    bir cok kisi farkli ulkelerle turkiyeyi kiyaslamis, tekrar etmeye gerek yok. artilari, eksileri saymakla bitmez.
    ama kocaman bir arti vardir ki o yeni gittiginiz yerde asla olmayan, sizi dunyaya yeni gelmisle yarin olecekmis arasindaki cizgide yasatan, surekli ama ile baslayan cumleler kurdurtan, duygulari yeni ogrenmeye baslarmiscasina acemilik cektirten, zaman kavramini sorgulatan, benliginizi kavrama noktasindaki tum asamalari resetleyen, bundan sonrasinin iyi olacagini sacma sapan bir his olarak kalbinize ataclayan, ters giden bir konuda 'buranin kurali boyle' yaklasimini sorgusuzca kabullenmenizi saglayan ve daha sayfalarca sayabilecegim yiginlar halinde ustunuze gelen duygularla bas etmeniz icin debelendiren o duygu var ya ona iste huzur ismini verin, aidiyet diyin, medeniyet diyin her ne ise o hep eksik kalacaktir. yillarca biriktirilmis dostluklarin, ortamlarin yeniden insa edilmesi turkiyeden daha kapitalist yasantilarin hakim surdugu (us ve uk icin soyluyorum) memleketlerde gercekten cok zordur. cunku yasam bicimi denen sey para ustune kuruludur. buralarda bir arkadasinizin evini tasimasi konusunda yardim ettiginizde karsiliginde para teklif edilir ve almaniz konusunda cok israr edilir. bunu hele bir turk ile yasarsaniz size daha once yedigi kaziklardan oturu teklif ettigi parayi almazsaniz enayi olacaginizi soyler ve oyle bir ruh haline burunursunuz ki evet ya ben bunun icin ne kadar da cok yardim ettim hem ne kadar da cok vakit ayirdim, bu parayi sonuna kadar hak ediyorum dersiniz. neden cunku buranin kurali budur.. bu soylendikten sonra hersey mubahtir. aksini iddaa ederseniz siz daha alisamamissinizdir yada kerizsinizdir.

    siktir olup gidecek olanlar paranin harbi harbi tanri oldugu ortamlara alissinlar. o standart ornekleri bir kenara koysunlar ve dostlugun, arkadasligin sadece birer kelimeden ibaret oldugunu gorsunler. turkiyede su soyle, eger suraya gidersem boyle degil yada burada bunlara katlanacagima disarida sunlara bunlara katlanirim gibi soylemlerle bas edilebilecek seylerden bahsetmiyorum.

    siktir olup gidecek arkadas yalniz olmaya ve paranin kendisini satin alacagina hazir olsun. sonra sokakta bira icip dagitir mi, barlarda kizlara naber dediginde iyilik senden naber cevabini alip rahatlar mi bilemem.
    ancak insanin var olusundan beri birbirinden farklilik gosteren kisisel ahlak, terbiye, aileden gelen kazanimlar, vs. noktalarinda, alismis oldugu en azindan yakin cevresindeki genel yaklasimi bulamayacagi asikardir. toplumsal konularda ise tam tersidir. hangisini daha cok ozleyecegine gore karar vermelidir. sahsen ben dostluklarimi, karsiliksiz iyilikleri tercih ediyorum. bu ozlem beni ulkeme geri dondurecek kadar mi henuz bilmiyorum cunku kolayina alisilmis toplumsal kurallar da var bir yanda. ozetle biri digerinden daha iyi degildir. dunyanin en mutlu ulkesi diye bisi yok maalesef. ne aradiginizla nereye siktir olup gideceginiz dogru orantilidir.
  8. denediğim ve çok memnun kaldığım gidiştir. fakat kimsem olmasa daha çok hakkını verirdim. insan düşünüyor ve geri dönüyor en nihayetinde.
    aranızda bunu okuyup kimsesi olmayan varsa entry'nin sonunu beklemeden çeksin gitsin derim.
  9. bir sinirle gündeme taşıdığım, ancak nedenlerini yazmadığım beyan. entrylerin tamamını okudum ve çok güzel açıklanmış sebepleri. benim de sebeplerim var.

    kimisi diyor ki "haklısınız ama durup savaşmak lazım." hrant dink de öyle diyordu. "hazır cennetlere gitmektense kendi ülkemi cennet yapmak isterim." ama o, öldürüldü. turan dursun da öldürüldü.

    ben annemin artık ağlamasını istemiyorum "senin ölümün bir köşe başında cesedin bulunarak olacak" diyerek. neden mi? ben eşcinselim, dinsizim ve özgürlükçüyüm. bu sebeple ölüm tehdidi aldım daha iki gün önce. younow denen amele dolu bir kanalda birkaç özgür düşüncemi açıkladım diye hem de. ilerde yazar filan olup bunları daha geniş kitlelere taşıdığımı düşünsenize.. kelle koltukta gez her gün. yok kardeşim. sikerim ülkesini de, cennetini de. milletini de, toprağını da, doğduğum şehrini de. ben yaşamak istiyorum. çoğu sözlükçü gibi "özgür yaşamak" değil, yalnızca "yaşamak". ve yaşamıma devam etmek için bu ülkeden siktir olup gitmem lazım.

    muhtemelen 2 sene sonra kanada'ya gidicem yüksek lisansa, onun için çabalıyorum ve aynı zamanda vatandaşlık isticem. iltica edicem. türk vatandaşlığımı da sildiricem. hayatımın geri kalanında "where are you from?" sorusuna, hayatımın 23 yıllık dönemini umursamadan "canada" dicem. tek hayalim bu.

    halen "siktir pezevenk istemiyorsan" demeye devam mı edeceksiniz, yoksa beni korkutup kaçırdığınız için biraz kendinizle yüzleşecek misiniz?

    halen "durup savaşmaya devam et korkak" mı diyeceksiniz, yoksa bana hak verecek misiniz?

türkiye'den siktir olup gitmek hakkında bilgi verin