şükela:  tümü | bugün
  • avrupa istatistik ofisi'nin, 2019 yılı ticaret verilerini yayımladığı rapora göre, türkiye'nin, 2019 yılında avrupa birliği (ab) ile yaptığı ticarette 1,5 milyar avro fazla vermesi durumudur.kaynak
    2019 yılında ab'ye yaklaşık 69,7 milyar avro ihracat yaparken, ab'den 68,2 milyar avro ithalat gerçekleştirilmiş.

    demek ki gümrük birliğinin ülke ticaretine etkisi bazılarının da söylediği kadar olumsuz değilmiş.

    edit:burada vurgulanmak istenen ab'ye ticaret fazlası vermemizin yanında gümrük birliğinin ticaret üzerindeki etkisinin bazı söylemlerdeki gibi olumsuz olmadığıdır.

    ab gibi gelişmiş bir ekonomiyle aramızda gümrük birliği anlaşması olmasına(yani ticarette gümrük koruması olmadan) rağmen ticaret fazlası vermişiz. ticaret fazlasının sebebi ekonomik sıkıntılar, tl'nin değerinin düşük olması vs nedenlerle ithalatın azalması, ihracatın görece artmış olması olabilir. ben zaten bu ticaret fazlasını çok büyük bir ekonomik başarı olarak belirtmiyorum. daha önceki yıllara baksak büyük olasılıkla açık veriyoruzdur. bu ayrı bir konu zaten 2018 sonları ile 2019'da cari fazla vermişiz. benzer durum 1994 ve 2001 krizlerinde yaşanan döviz artışlarıyla da oldu. fakat sürdürülemedi. 2020 yılı ilk ayı itibariyle de bu yıl cari açık vereceğimiz anlaşılıyor. sürdüremiyoruz çünkü üretim kapasitemiz zayıf.

    benim belirtmek istediğim başka bir durum var. ab'ye ticaret fazlası verirken aynı şartlarda çin, rusya, iran ve abd ile ticarette açık veriyoruz. ticaret açığında öncelikle eğilmemiz gereken ülkeler bu 4 ülke. tahminimce biz gümrük birliğinden çıksak ab'den aldığımız ürün ve hizmetleri büyük oranda yine alırdık. ancak sattığımız ürün ve hizmetleri aynı oranda satabilir miydik? emin değilim.

    bunu vurgulamamın sebebi ekonomi, dış ticaret, üretim vs konularında gümrük birliğinin ülke ekonomisine zarar verdiğinden bahseden görüşler oluyor. o görüşlerin yanlışlığını göstermek.

    uzun yıllara yüksek ticaret açığı verdiğimiz ülkelerle ticaret için çözüm bulmak zorundayız. yoksa bu haliyle bizi sömrüyorlar. kimse yüksek ticaret açığına tahammül etmiyor. bakınız trump çin ile olan ticaret açığını azaltmak için pek çok yaptırım uygulamaya koydu. yanlış olmasın, ingiltere de kendisinden mal almıyor diye 1910 yılında çin'i işgal etmiş diye biliyorum. abd'nin, ingiltere'nin ticarette açık vermeye tahammülleri yok. gerekirse savaşa bile girmeye hazırlar.
    biz savaşa girelim demiyorum ancak öncelikle sorunu tespit edip, kafamızı kuma gömmeyip, çözümler geliştirmemiz lazım.

    edit 2: bir suser doğlagaz ve petrol ithal ettiğimiz ülkelerle olan cari açığı kapatmamızın mümkün olmadığını belirtmiş. doğalgaz ve petrol ithalatında bazı yöntemler geliştirilebilir. doğalgazın yarısı elektrik üretiminde kullanılıyor. elektrik üretiminde hidroelektrik, güneş enerjisi alternatiflerine daha çok yatırım yaparak doğalgaz ihtiyacımızı azaltabiliriz.
    başka bir yaklaşım da doğalgaz ve petrol satıcılarından aldığımız doğalgaz ve petrol karşılığı bizden mal almalarını istemek yoksa başka alternatiflere yönelmek olmalıdır.
    iran'dan aldığımızı doğalgaz iran'ın kendi gazı değil türkmenistan'dan alıp bize satıyor. hazar denizinin paylaşımı da tamamlandığına göre biz doğrudan türkmenistan'dan (azerbaycan ve gürcistan üzerinden boru hattı ile) alabiliriz. böylece aradan aracıyı çıkarmış oluruz.
    diğer bir alternatif de azerbaycan. azerbaycan yunanistan ve italya'ya doğalgaz satıyor. rusya'dan aldığımız gazı azaltıp azerbaycan gazına odaklanabiliriz. (bkz: #27794773).
    petrol alımında da benzer şekilde azerbaycan petrolüne öncelik verebiliriz. azerbaycan ucuz mu satıyor diyebilirsiniz. bildiğim kadarıyla doğalgazı rusya ve iran'dan ucuz satıyor. petrol için bilgim yok. ayrıca azerbaycan'la yapılan ticarette denge sağlamak bizimle rekabet halinde olan rusya ve iran'a göre daha kolay olur kanaatindeyim.
  • bilmesek inanacağız dediğim durum.
  • düşük kur etkisi olabilir belki yoksa pek inandırıcı değil.
  • yüksek kurlar nedeniyle insanlar ithal ürün tüketemez hale geldi. en basitinden eskiden cep telefonu yenileme sıklığınız neydi şimdi ne? olsa olsa bundan dolayıdır, çok fazla neden aramaya gerek yok.
  • normaldir, türkiye'de ab ülkelerinin istediği kalitede (ce sertifikalı) onlardan çok daha düşük işçilik maliyeti ile üretim yapabilen şirketler var.
  • rusya ve irandan doğalgaz alıyoruz. bu cari açığı kapatmamız mümkün değil, üstelik irana uygulanan bir ambargo da var.
    ama bir çin ve abd meselesi var.
    çinden ithal ettiğimiz ürünler ülkede bazı sektörlerin toptan yok olmasına sebep olmuştur. bunlardan bazıları gümrük vergileri sayesinde kurtarılmıştır. örneğin bisiklet ve kilit üreticileri. bunların dışında çinden etkilenen ve kapanmanın eşiğine gelen hangi sektörler var bilmiyorum, üzerinde pek bilgi sahibi değilim.
    çarpık bir serbest piyasacı anlayışla, aaa x çinde ucuz o zaman oradan alalım diyen bir ekonomiyle ticaret açıkları artış gösterecek ve ülke hiçbir şey üretemez hale gelecektir bir süre sonra.
    bunun tek yolu döviz çıkışını azaltacak alanlarda üretimi desteklemektir.
    haydi petrolde ve doğalgazda yapamıyoruz, nihayetinde coğrafyada bu ürünler yok. ama ayçiçeğinden mamul ürünler petrolden sonra ciddi döviz ödediğimiz ithal ürünlerden birisidir. tarım ülkesi ve ticari açıklarımızın en önemli sebeplerinden birisi tarım ürünleridir.
    döviz çıkışına yol açan ürünleri üretmedikten sonra ticaret açıklarından şikayet etmek anlamsızdır.