şükela:  tümü | bugün
  • bu iddianın doğruluğu ne kadar uzaktan baktığınıza göre değişir.

    örneğin trabzon'dan bakınca, türkiye ortadoğu'da değil, merkezde bulunuyormuş gibi gözüküyor.

    düzenleme: (bkz: başlık başa)
  • "türkleri çok seviyorum. tarih boyunca kahramanlıklarıyla, cesaret ve atılganlıklarıyla kendilerini kabul ettirmişlerdir. milli ve manevi değerlerine bağlıdırlar. dostluklarına güvenilir, düşmanlıklarından korkulur...

    tarih boyunca islâm alemi türklerden faydalanmıştır. türkler güçlü oldukça islâm alemi rahat ve huzur içinde olmuştur; zayıfladıkça, islâm alemi ezilmiş ve horlanmıştır. türkler islâm'ın koruyucu gücü olmuşlardır.

    ancak ne yazık ki, bazı islâm ülkeleri, emperyalist güçlerin oyununa gelerek türklere ihanet etmişlerdir. türklere ihanet ederek arkadan vuranlar belasını bulmuştur. bugün bazı islâm ülkelerindeki çıkmazlar ve sıkıntılar, bu tarihi hatanın bedelidir.

    şimdi gururla söylemek istiyorum ki, çeçenler tarih boyunca türklere bağlı kalmışlar ve tarihin hiçbir döneminde ihanet etmemişlerdir.

    bugün ise, türkiye'yi yönetenler o yüce değerlerden çok uzaklar. halbuki türk milleti, maddi ve manevi değerlerine bağlı olduğu sürece yücelmiş ve yükselmiştir. ve dünya tarihinin akışına yön vermişlerdir. o yüce değerlerden ayrıldıkça küçülmüşler ve sıkıntılara düşmüşlerdir. unutulmasın ki, türkiye hem türk dünyasının, hem de islâm aleminin ümit ışığıdır. bu ışığın sönmesi hem islâm aleminin, hem de türk dünyasının karanlığa gömülmesi demektir"

    cahar dudayev (1944 - 1996)
  • nedense zoruna gidiyor bu coğrafi gerçeklik bazı insanların. çoğu firmanın internet sitelerinde, kullanma klavuzlarında bunu görebilirsiniz.

    asyalı olmaktan utanan vatandaş şimdi ortadoğulu olmanın sıkıntısında.. ah avrupa ah..
  • "orta doğu" teknik üniversiteli arkadaşlarımın reddettiği bir gerçek ne yazık ki. len türkiye'nin tamamını düşünün, bir kaç yer hariç neremiz avrupa'ya benziyo?
  • balkanlar, ortadoğu, avrupa, doğu avrupa, kafkaslar, karadeniz, akdeniz, doğu akdeniz, asya, batı asya. ülkemizin o "ehi ehi" diye dalga geçtiğiniz ortaokul derslerinde okutulan özel "jeopolitik" konumunun sonuçlarından sadece biridir.
  • hüzünlere gark eder..

    malum orta doğu ülkelerinde insan kalitesi, insana verilen değer ortada. bu ülkelerle aynı çatı altında anılmak kimsenin gururunu okşamaz. coğrafi olarak bölgenin yakınında olmak kültürel etkileşimi kaçınılmaz kılar. bu yüzdendir ki ülkemiz insanı orta doğu insanından pek de farklı değildir. gelişmişlik düzeyi farklı olsa da kültür aynı olunca aynı sorunlardan muzdarip olunur. yıllardır türkiye'deki problemlerin temeli de budur. sorunlar hep dış kaynaklara, yabancı güçlere bağlanır. biz mükemmel bir imparatorluğun torunlarıyız ya bizde hiçbir problem yoktur, mükemmelizdir. hep bu dış güçler karıştırıyor algısı da geleneksel algı şeklimizdir..

    sorunlar ülkenin iç dinamikleri temellidir, dış güçlerin de etkisi 'sıfır' değildir. dış güçlerin yaptığı kendi kendimize açtığımız yarayı kaşımaktan ibarettir. bir yara varsa elbet kaşıyanı olur bu dünya böyle saçma bir dünya işte, ne yapalım. önemli olan ülke içerisinde problem oluşturacak zeminlere mahal vermemektir. dış işlerinde sorunsuz olmak isteyen bir ülke öncelikle kendi içindeki sorunları halletmelidir. ama mevzu bahis türkiye ise içeride sorun bitmez, biri azalır diğeri başlar, tam o bitti derken öbürü patlak verir..

    orta doğu insanı gibi gözünü kırpmadan adam öldürme kıvamında değiliz çok şükür ancak gidişat pek de iç açıcı değil. ülkede şiddet haberleri aldı başını yürüdü. silahların konuştuğu kavgalar, karısını bıçaklayan harifler, ufacık kızlara hatta hayvanlara tecavüz eden vahşiler, sokaklarda barikat kurup ateşe veren gençler, biber gazı kapsülünü eylemcinin kafasına nişanlayan polisler bunların hepsi aynı kendini kaybetmişlik duygusuyla ilişkili. sabır denen şeyin artık tükenmesi işte tam da bu noktadadır, insana verilen değerin azalması noktasında..

    malesef beğenmediğimiz orta doğu ülkelerinden pek de farkımız yok. geçmişimiz daha farklı, yaşam biçimimiz daha farklı, eğitim seviyemiz daha farklı ancak türkiye'de büyüyen herkes aynı arabesk kültür ile yoğruldu, en "marjinal" solcusundan tut da dincisine, milliyetçisine, kemalistine kadar; modernlik içerisinde, kaliteli bir yaşam süren yurttaşlardan tut da dar gelirli, saçma sapan yaşamaya mahkum edilen yurttaşlara kadar aynı arabesk kültür içerisinde büyüdük. bu da bizi "medeni" avrupalı'dan ayırıp "vahşi" orta doğulu'ya benzeten şeyin ta kendisidir..
  • türkiye'yi alçaltmaz veyahut yükseltmez. türkiye'yi yükseltecek olan bizzat içinde yaşayan insanlardır. bir ülkeyi hükümetlerden çok insan kalitesi belirler. yani akıllı insanların yaşadığı ülkelerde genelde refah seviyesi yüksektir.

    toplumlar hak edildikleri şekilde yönetilirler vesselam.
  • hem yanlış hemde doğru bir durumdur. yanlış anlaşılmasın ama, ortadoğu ülkesi olmak gibi bir isteğim yok. fakat ne ortadoğu ne bir avrupa ülkesi nede kendimiz olabiliyoruz. en büyük sorunumuz bu olmalı. kültür ithal eden, yedi cihana hükmettik diyerek zamanında en büyük imparatorluğa sahip olduğumuzu düşünürek mastürbasyon yapmaktan öteye geçemiyoruz.

    bir adam çıkıyor sonra; kültür ithal etmekte çığır açmış, kendini dışarıya kapamış, teknolojiyi öcü diyerek kovalamış ve bu sebeple batışını hızlandırmış bu devletin sonuna yetişebiliyor ancak. hükmettiği toprakları tek tek kaybeden bu devletin kalbi işgale uğruyor sonra. bu adam ne mi yapıyor dersiniz ? vakit mücadale vaktidir deyip düşüyor yollara. ferman çıkarıyorlar adına. ölüm fermanı. umursamıyor, çünkü yalnız değil; kandırılmış fakat içindeki doğruları henüz kaybetmemiş halkı topluyor arkasında. harp üstüne harp yaşamış ayakta zor duran bu büyük devleti tekrar ayağa kaldırıyor. kaldırıyor ama kolu bacağı kırılmış, topallıyor. çünkü düşünmeden onu ringe çıkaranlar tarafından pohpohlanmış. yaralar sarılıyor, aydınlık bir gelecek yazılıyor. emsali görülmemiş bir model ortaya çıkıyor. bu adam bunu görmüş olmalıki bundan neredeyse bir asır önce, hem laik hemde müslüman olabilecek insanlar yetiştirebilmek adına çabalıyor.

    nitekim bu adam bir ölümlü. nihayetinde ölüyorda milyonları ağlatarak. yanında olmuş, yalakalığını yapan, sırtlan gibi hazırda bekleyenler koyuluyor hemen işe. yapabildikleri en iyi meziyet olan din ve mağduriyeti kullanıyorlar. henüz bataklıktan yeni kurtulanları tekrar bataklığa çekmek için çabalıyor bu mahluklar. çekiyor olmalılar ki demokrasiyi sadece sandıktan ibaret sanıp iktidar olduklarında,kendilerinden olmayanı; yani bu bahsettiğimiz adamın arkasından ağlayanları ayırıyorlar. dışladıktan sonra sıra itibarsızlaştırmaya geliyor sıra. sesini yükseltenin sesini kısıyor, onları karanlığa mahkum ediyor ve mağduriyet ile üste çıkıyorlar. tutmuyor oyunları. sonları hazin oluyor. fakat amaçlarına ulaşıyor ve karşıt kutuplar yaratabilmeyi başarıyorlar.

    onca gelgitlerden sonra aradan yıllar geçiyor ve tarih tekerrür ediyor. avrupa ülkesi miyiz yoksa ortadoğu mu diye kafalarda soru işaretleri kalıyor. beyinleri işleye işleye ilerlemesini engelliyorlar çünkü. medeniyeti bir canavar olarak gösterip din ile beyinleri uyutuyorlar. ve oyunları yeniden bozulmak üzere. can çekişen bir yaratığın son çırpınışlarında etrafına düşünmeden zarar vermesi çok normal olsa gerek.

    kendimizi bulabilsek eğer çok şeyler yapabileceğiz. ama örümceklerin ağlar ördüğü beyinler ne yazık ki buna izin vermeyerek bizleri ilerlemekten alıkoyuyor. ne avrupa ne ortadoğu, sadece kendimiz olabilsek keşke.

    bahsettiğim bu adamın ismini görünce rahatsız olanlar ve onu hain olarak yaftalayanlar; ortadoğu ülkelerinin hallerini görüp halen onlar gibi olabilmek uğruna can atıyor.

    öyle bir adam ki bu, halen adıyla, şanıyla kalplerimizde sevgiyle yaşıyor. mustafa kemal atatürk eğer yaşasaydı bu halimize bakıp ne derdi acaba ?
  • orta doğu ülkesiyiz evet. eğer demokrasiye laikliye cumhuriyet yapımıza tekrar kavuşacaksak seve seve direniriz seve seve orta doğu ülkesi oluruz hiç sorun değil.