şükela:  tümü | bugün
  • başlık ''türkiye'nin haftalık çalışma saati bazında liderliğe koşması'' olacaktı sınıra takıldı.

    oecd ülkeleri arasında kolombiya'dan sonra en çok çalışan ülkeymişiz. gelir bakımından ise son sıralardayız.

    kaynak.
  • insert here ‘köle’.
  • he he köle. toplam kaytarma süresi çalışma saatinden düşülsün listede en dibe düşeriz. köleymiş.
  • hasiktir ordan diyorum. çalışma saatinde yapılan geyikler, oynanan oyunlar, izlenen filmler çıksın sen o zaman bak. ona bakarsan kağıt üzerinde ekonomimiz iyi; eğitim düzeyimiz yüksek; yönetim şeklimiz cumhuriyettir. yersen.
  • burada kaytarma, oyun oynama, dedikodu yapma sürelerinden yakınan her kim varsa işte en çok kaytaranlar onlar.

    (bkz: kişi kendinden bilir işi)
  • taylorist etki taşıyan saatlerdir.
  • verimsiz 8 saat olacağına verimli 6 saate bağlayalım işi o zaman. ayrıca gençler o kaytarmalar, filmler falan herkes için geçerli değil. çoğu yerde nefes aldırmiyorlar çalışanlara.
  • şunda bile çalışanın kaytardığı süreyi hesaplayıp durumu savunan salaklar var. emekçinin emekçiye, insanın insana yaptığını kimse yapmaz. askerde de böyledir, herkes zanneder ki komutan sikiyor, oysa askerin askeri siktiği kadar kimse kimseyi sikmez. malsınız mal.

    aynen canım aynen siz türkiye'deki işçilerin çalıştığı ortamı kendi sikik plazanızla karıştırdınız galiba. beyaz yakasına attırdığımın çocukları. akp size müstehak amk. ananızı siken patronlar size müstehak. iş yerlerinde kendi iş arkadaşının yüzüne gülüp patronun götüne dilini sokan, iş arkadaşını yarı yolda bırakıp satanlar bunlar işte. iflahı sikilen koca bir fabrika birlik olup da "bu çalışma süreleri fazla" diyemez. çünkü aralarından bazı haysiyetsizler çıkıp "bij pajar günü de geliriz aybi, bij çalışırız bije para lazım aybi" derler. bu toplumun şerefi bozulmuş şerefi.

    herkesi kendiniz gibi yattığı yerden para kazanan asalaklarla karıştırmayın. japonya örneği verenin de götünü sikim. biz japon değiliz, kültürümüz farklı. kaldı ki japonlarda senede kaç kişi bunalıma girip harakiri yapıyor haberin var mı piç? çok seviyorsan götünü japonlara siktir. çok acıtmaz hem.

    şimdiden not: henüz japonya örneği veren olmadı ama orospu çocuğunun teki kesin verecektir.
  • şaşırtıcı olmayan durum.

    bu duruma gelinmesinin en önemli nedeni yanlış eğitim politikalarının uygulanması. iktisatta yedek işgücü diye bir kavram var. işgücü talebi sermaye birikimine paralel artmadığında bir işsizler ordusu birikir. işsizliğin artması ise ücretleri düşürür. her ile üniversite açılması, sağdan soldan mantar gibi türeyen dershaneden bozma üniversiteler, çok gerekliymiş gibi sürekli kontanjanları artan bölümler derken geldiğimiz nokta çok mesai düşük maaş oldu.

    yedekte çok fazla insan var, iş için rekabet çok yüksek. bu yüzden çalışanlar iş bulmak ve buldukları işleri kaybetmemek için her türlü olumsuz şartları kabul ediyorlar. çalışanlarını haftanın altı günü çalıştıran şirketler var ülkemizde. iş kanununa göre yasak olmasına rağmen sözleşmelerde yaptıkları çeşitli alicengiz oyunlarıyla çalışanları yasal haftalık çalışma saatinin çok üstünde çalıştırıp, ekstra mesai ücreti de vermiyorlar. o çalışan tuttuğu takımın şampiyonlar ligi maçı için stada gidemiyor, sevgilisi ile vakit geçiremiyor, sinemaya tiyatroya gidemiyor, arkadaşları ile buluşamıyor. o yorgunlukla kendisine kalan tek gün olan pazar gününü de yorgun argın evde uyuklayarak geçiriyor. sonra bu insanların mutlu olmaları bekleniyor.

    çalışma şartlarının düzelmesinin tek yolu toplu bir şekilde greve gitmekti. beyaz yakalılar sadece iki gün topluca grev yapıp işi bıraksalar çalışanlarına köle muamelesi yapan bütün şirketler tutuşur ama bunun da daha önce belirttiğim gibi bilinçli olarak mahvettikleri eğitim politikası ile önüne geçtiler. işsizliğin yüzde 15, genç işsizliğin yüzde 27 olduğu bir ülkede hiçbir çalışan grev yaparak işini kaybetme riskini almak istemiyor. bu yüzden her sene şartlar daha da kötüleşiyor.

    bu çalışma koşullarının kısa vadede düzelmesi ihtimali bir gergedanın tiyatro oyunu yazması ihtimalinden daha düşük ne yazık ki. büyük rezillik gerçekten.
  • "bizim millet tembel" diye ahkam kesen patron yalakaları bu yalanları somut verilerle çökertilince kaytarma diye subjektif ve ölçülemeyen bir kriter uydurmuşlar.

    günümüz çalışma hayatında çalışanlar başta güvenlik (!) kameraları olmak üzere, türlü bilgisayar sistemleriyle, parmak okuma cihazlarıyla hatta bazen çiplerle, gps ile kontrol edilirken hangi kaytarmadan bahsediyorsunuz.
    marketlerde, kitapçılarda, avmlerdeki dükkanlarda çalışanların oturmaları hatta sırtlarını yaslamaları bile yasak. hatta bazı anlı şanlı kolejlerde öğretmenlerin oturarak ders anlatmaları yasak.
    çağrı merkezlerinde çeşitli kademelerde çalıştım. işçinin çağrı karşılamadığı zamanlarda dahi telefonuna bakması, yanındakiyle birkaç kelimenin ötesinde laflaması yasak. onun da ötesinde o kadar büyük bir takip altındalar ki kaçta bilgisayarlarından sisteme giriş yaptılar, kaçta çıktılar ve ne kadar mola kullandılar hepsi saniye saniye ölçülüyor ve epi topu yarım saat olan yemek molasını iki üç dakika aşınca bile uyarı yiyor hatta prim alamıyor vs...

    bu gerçek ortadayken hala "kaytarıyorlar" diye yorum yapan ahlaksızdır ve yalancıdır.

    ha bu arada, boktan patron şirketinde çalışanı günde 10 saat mesaiye tabi kılıp şirketten öğle arasında bile dışarı çıkmasına izin vermezsen, üstüne de işi olmasa bile cumartesi günü 4-5 saat çalıştırırsan ve de karşılığını vermezsen adam da kaytarır. sen çalışanı çalıştırmak için insafsız olursan o da kaytarmaya o kadar hevesli olur.
    ne kadar ekmek o kadar köfte.