şükela:  tümü | bugün
  • vatandaşı olmasak iyi ülke aslında geyiği yapıp, siyasi gündemden eğlence yaratarak ağlanacak halimize güldüğümüz günler yaşıyoruz. bugünkü genç neslin görüp sosyal medyada yazdığı hikayeler aslında çok yıllardır süregelen durum. ülkenin hiç bir zaman tam anlamıyla beli doğrulamamış ki gönlünce eğlensin.

    batının ahlaksızlığını almak diye tabir var. zira batının hangi ahlaksızlığını aldıysak onu da yüzümüze gözümüze bulaştırıp yine sıkıcı hale getirmeyi başarmışız.

    yılbaşı kutlamasına karşı değilim, banane lan isteyen istediğini kutlar. ancak türkiye'de (ki eğlencenin çoğu istanbul'dadır) hangi yılbaşı kutlaması tacizsiz geçmiş? halloween başlığına yazdığım #46692465 nolu entryde neden bayramlarımızın ve kutlamalarımızın sıkıcı olduğunu kısmen anlatmışım.

    herkesin çocukken gördüğü "uslu dur" baskısına karşın pısırık bir nesil yetişiyor. "olm biz çok yaramazdık, ağaçlara tırmanırdık sürekli düşerdik" değil bahsettiğim. gördüğüm çocukların çoğu adını sorduğunda annesinin eteğini çekiştirip, cevap vermiyor.

    neden felsefe ve tiyatro yunan'da gelişmiştir sorusunun cevabını yıllardır, refah seviyesinin yüksek olmasına bağladık. iyi çok güzel. bugünkü toplumlara bakarsak bunda muhtemelen değişme yok. dolayısıyla siyasi refaha kavuşmayan ülkelerin eğlenceli şeyler yapmasını beklemeyelim...

    yoo ama dur dostum... bu afrika'da açlıktan kırılan bir takım milletler, burun kıvırıp baktığınız çingeneler eğlenmeyi bilmiyorlar mı? dumba dumba davullara vurup zurna çalmıyorlar mı?

    kapitalizmin çok yapay ve içi boş kapsamını almışız dostum biz. yılbaşı kutluyoruz fiks menüye dandik yerlerde dünya para veriyoruz. sokaklarda tacize uğruyoruz.

    eğitim seviyesi tabi ki önemli, ancak bizim en büyük eksiğimiz sanat, müzik ve sevgi. çocukluğundan beri sanat diye el işi dantel yapmayı öğrenen kızlarımızın bugün yeni gelin evlerinde modern mobilyalarını estetik şekilde dekore etmesini beklememek lazım.

    açız ama olsun lan birbirimize yeteriz diyip vur patlasın çal oynasın diye oynayan çingene figürü var. bugün varoş diye adlandırdığınız, orta-düşük gelirli ailelerin hiçbirinde bu yok. çünkü her şey ayıp, her şey günah... senden olmayanı kına, eleştir, benimseme, dedikodusunu yap özetle insan sevgisinden yoksun çocuk yetiştir. sonra vay efendim komşuluk öldü. benim ailem, büyüdüğüm yer küçükçe bir ilin filanca bir mahallesi. oldum olası sıkıcılıktan ölen. sözde herkesin "müslüman" olduğu sevgiden uzak bir yer. toplum bilimleri üzerine master yapmışım da gelip tepeden inme anlatmıyorum bu tespitleri. ben de sobalı evde büyüdüm, bizim de en büyük eğlencemiz bizimkiler izlemek, mandalina kabuklarını soba üstüne koymaktı.

    her şey ayıp, her şey günah diye diye kısıtladığınız çocuklar, bugünün yetişkinleri oldular. çevresine bakıp halen orda var olan sebepsiz sıkıcılık içerisinde yaşıyor. dan dun düşünmeden konuşan siyasetçilerin capslerine gülüyoruz çok güzel de. bu adamların hep fotoğrafları ya mitingde ya mecliste ya da davet yemeğinde çekilmiş oluyor. hangi birinin zeybek oynarken fotoğrafı var? denize girerken var? ya da kanada başkanı gibi hint dansı yaparken var? (hadi siyasi kompliman yaptın diyelim) yok. çünkü her şey günah, her şey "elalem ne der", her şey ayıp...

    işyerlerimizin hepsi sıkıcı. dev plazalarda, ofislerde çalışıyoruz hepimizin esasında çok ilginç karakterler var hayatlarında. belki de ceo'nuz o gömleğin altına metallica tişörtü giydi geldi. ama o adam şirkette insanların "profesyonelliğie yakışmayan şeyler" kapsamına kodyuğu şeyleri yapmıyor, yapamıyor abicim. iş yaşamında yakışmayan ve ayıp olan davranışlar yalan dolan, dolandırıcılık, sözünde durmama, başkasının sözünü kesmeme, iş etiği filan olmalı... sabah işe şarkı söyleyerek girsek sanki ayıp... ne ayıp! sen dinlemiyor musun müzik? bu çok küçük örnek... yaz sıcağında özellikle erkekleri o kumaş pantolon ve tabanı kötü iskarpinlere mahkum etmek ayıp değil de, şort giyip işe gelmek mi ayıp? etik dışı? bakınız zuckerberg'e. adam kot tişört, hatta yazın şort parmak arası terlik takılıyor... demecinde diyor ki "benim her sabah ne giyeceğimi düşünmek için harcayacak gereksiz vaktim yok." sürekli siyah tişört mis gibi... neden çünkü ayıp değil.. neden çünkü neden olmasın ki?

    defol git bu ülkeden diye linç edecekler olacaktır. hemen linç etmeyi çok seviyoruz.

    ama kardeşim, anla ki bu ülkede eğlence adı altında bahsi geçen hiç bir şey eğlenceli değil.

    arkadaşlarla eğlenmeye çıktığın akşamlarda mal mal oturup bira içip, kös kös evine döndüğün mü eğlence? yoksa filanca ünlü klüplerde şişesine 500 tl verdiğin cıptıs müzikli para tuzağı mı eğlence?

    "bayram" dediğin günlerde için sıkıla sıkıla akraba ziyareti mi eğlence?

    - yaşamı, yaşamayı, insanları sevmiyoruz > sıkıcıyız.
    - boş boş duyar kasıp, klavye delikanlılığı yapıyor. elimizi taşın altına koymuyoruz > sıkcıyız.
    - sanat, müzik bilmiyoruz > sıkcıyız.
    - sohbetlerimizin içi boş, çoğunlukla dedikodudan ibaret > sıkıcıyız.
    - sosyal medyada zaman geçiriyor, hep aynı sıkıcı şeyleri paylaşıyoruz > sıkıcıyız.
    - üç beş arkadaş toplandığımızda kendi kendimize eğlence yaratamıyoruz, dedikodu yapıyoruz > sıkıcıyız.

    daha da sayarım... ayıplar, günahlar, elalem ne derler sarmış dört yanımızı. kendimizi bıraksak belki eğlenmeyi ve mutluluğu keşfedeceğiz. ama yapamıyoruz. çünkü sıkıcı olmak hayat bicimi olmuş bize, normalleşmiş.
  • (bkz: bor) minerallerinin çok fazla olmasından kaynaklanan durum. (bkz: boring)
  • okurken sıkıldım..
  • herkes milliyetçilikle, dinle, elalem ne derle kafayı bozmuş. toplumsal bir cinnet hali mevcut.

    yaşamdan zevk almak, eğlenmek lüks olmuş.

    adeta yeryüzündeki distopya.