şükela:  tümü | bugün
  • acaba nedir nedir?
  • (bkz: islam)

    islam "donmuş" bir dünyadır. evrilemez. rönesans da mümkün değildir, reform da mümkün değildir. aydınlanma çağı yaşayamaz, yaşayamayacaktır da zaten...

    ileri gidemediği, gidemeyeceği için geri gitmiştir. ancak "gayrimüslim bilimini ithal etmekle" yetinecektir. en fazla yapabileceği iran gibi "nükleer artistliğe" kalkışmaktır, o nükleer gücü de gayrimüslim keşfetmiş, gayrimüslim uygulamıştır çok önce.

    petrol çıkarmayı da amerikan mühendislerinden öğrenirsiniz ve ancak onlarla ortak olarak para kazanırsınız.

    tepki olarak teröre başvurduğunuzda da, amerikan kulelerine çarptığınız uçağı icat edenler gene amerikalı iki kardeştir.

    çünkü tren kalkmış ve kaçmıştır bir kere. ikinci trene bilet alır biner, arkasından gidersiniz, onun geçtiği istasyonlara ulaşırsınız da, ama daha hızlı gidip onu geçecek bir lokomotif tasarımı yapamazsınız. o hep önde olacaktır.

    o zaman da iyi niyetli olanlar işte böyle "birbirimize sarılalım, el ele verelim, sevgiyi saygıyı bozmayalım" gibi saf ve temiz avuntular peşinde koşarlar, hırçınlaşanlar da yedi düvelle savaşa tutuşurlar. sonuç değişmez.

    ama elbette tek sebebi de islam değildir.

    yakın tarih için koşursak; türkiye'nin mustafa kemal atatürk’ün anladığı anlamda bir amacı da hayali de hiçbir zaman olmadı. türkiye hep para istedi, yani yoksulluktan kurtulmak.

    insan hakları, eşitlik falan filan hep bir avuç insanın "hobisi" oldu.

    türkiye, karnını doyuracağını sezdiği herkesi destekledi, aç bırakanı seçim sandığında sildi attı. onun için sadece belli bir zümrenin hep gönlünün partisi kalacak chp iktidardan bir daha dönmemek üzere uzaklaştı, onun için umutları boş çıkaran anap gibi partiler düştüler, onun için halk ecevit'i bir daha seçmedi.

    türkiye'de, 1890'ların rusya'sının devrim öncesi gerginliği yok, "fırtınadan önceki sessizlik" gözlenmiyor. türkiye, fırtınanın hep gözünde, sürekli çırpınıyor. türkiye'de devrim mevrim olmayacak ve olamaz da. iç savaş olmaz demiyorum, bu hiçbir şeyi çözmez diyorum.

    türkiye, imparatorluğu yıkılmış, onun yerine iyi kötü yeni bir devlet kurmayı başarmış ama eski düzenine dönememiş, yeni düzene de uyamamış bir ülke. büyüklük kompleksiyle aşağılık duygusu arasında sürekli gidip geliyor.

    eski değerler sistemi yıkılmış, yerine yenisini üretememiş, dolayısıyla "ithal etmek" zorunda kalmış, bunları da birbirine karıştırıp çorbaya çevirmiş, arap ilkelliğiyle amerikan sığlığı arasında şaşırmış bir ülke... ne idüğü belirsiz ama ne olmadığı kesin; avrupalı değil!

    türkiye, eski parlak günleri çok gerilerde kalmış fakat yeni dünyayı anlayamayan bir ülke. bu ülkede bürokrasi de, köylü de, aydın da çağdaş değil ve olamıyor. çağdaş olmak gibi bir dertleri de yok. üstelik ülkeyi ileri götürebilecek bir burjuva sınıfı da yok, bir işçi sınıfı da.

    kavga, herkesin ülkeyi "kendi geri kalmış hayallerine" çekme çabasıdır. bürokrasi için bu "eski günlerinin zart zurt düzeni", köylü için "başıboş zenginleşme" düşleri...

    korkmayın, büsbütün batıp yok olmaz da, çıkmaz da.

    peki ne mi olur? hiiç. orta büyüklükte bir galaksinin orta büyüklükte bir güneşinin çevresinde dönen orta büyüklükte bir gezegenin orta büyüklükte ve orta öneme sahip bir ülkesi. zaman zaman da gene orta büyüklükte depremlerle sarsılır.

    "kozmik" açıdan bakınca senin yunan ordusunu yenmiş olman da gülünç ve kadük kalır, devrimle şapka giymen de.

    herkese aleni bir şekilde şunu yazmak isterim; bu kadar amansız bir köylü kitlesinin, hele büyük çoğunluğu şehirlere yığılıp soğurulamamış, lümpen-proletaryaya dönüşmüş bir kara kalabalığın hayalleri, umutları ve umarı olamaz. hiçbir parti, hiçbir kadro, hiçbir rejim bu kitleye eğitim, iş, aş veremez.

    on dokuzuncu yüzyılı ıskalamıştık, yirminciyi de yakalayamadık, yirmi birinciyi de kaçıracağız.
  • herkes birbirini hortumlama peşinde olma çakallığını bıraksa her şey etik kurallar çerçevesinde küresel ve genelgeçer toplumsal normlara uygun bir durumda şekillenir.
  • neler olduğunu bilmiyorum ama en büyük sorunun çözümünün, en büyük çözüm olamayacağını biliyorum. en büyük çözümün sorunu da en büyük sorun değil.
  • bu saatten sonra sevsen düzelmez.

    haftasonu age of oynadım. 3 vs 3 olarak her şey çok güzel başlamıştı. güzel güzel kaynakları toplarken büyüdüğümü hissediyordum. sonuçta köylüler her istediğimi yapıyordu ve tek adam rejimine göre emirler veriyordum. yaklaşık 1 saat sonra çinli yavşak köyüme baskına geldi. ben ılımlı bir şekilde gelen saldırıyı püskürtürken hiç beklenmedik bir bölgeden diplomasi kurduğu arkadaşı surları aştı. 170 kusur köylü dahil var gücümle saldırmama rağmen olmadı... istatistiklere baktığımda teknoloji konusunda aşmış herifler. ben 18k gold kasarken adamlar 30k kasmış üstüne 25k ticaret yapmış. o dakikadan sonra insan anlıyor ki her şey için artık çok geç. çocuğum gibi gördüğüm 5 köylüyü puanı yüksek olan müttefik'ime yolladım orda yaşamaya devam ettiler. kendi topraklarım karış karış kaybolurken orda yeni bir hayat kurdum ama düşmanımız bizden 50 yıl ilerdeydi. sonuç yine yenilgi...
    düşmanı zayıflatacak veya stratejik ortaklıklarla kendini yükseltecek bir kaynak bulamazsan sonun hep yenilgi olur.
  • kimse kimseyi anlamıyor.
    herkes en haklının kendisi olduğunu iddia ediyor.
    kimse kimsenin değerlerine, kutsalına, özeline saygı duymuyor.
    herkes "önce ben" diyor.
    empati sıfır, anlayış sıfır.
    maddiyatçı bir toplum olduk. insanlara varlıkları ölçüsünde kıymet veriyoruz.
    helal, haram kavramlarına riayet etmiyoruz.
    sadece islami anlamda değil; vicdani anlamda da hak yemek bizi rahatsız etmiyor.
    birbirimize saygımız ve tahammülümüz iyice azaldı.
    birleştirici konuları hiç konuşmuyor, ayrıştırıcı konularda ise lafı kimseye bırakmıyoruz.
    vefa diye bir şey kalmadı.

    çözüm: ???
  • türkiye’nin en büyük sorunu eğitim ve ardılı olarak bu disiplin sonucu ortaya çıkan zihniyettir.
  • zavallı suriyeliler şu an en güncel sorunumuz, şebeke suyuna genetik olarak dizayn edilmiş bir biyolojik ilaç karıştırılıp veya haarpla falan bi şekilde telkin edilip kısa vadede hür iradeleriyle ülkelerine döndürülmeleri gerekiyor. aklıma başka çözüm gelmiyor ama umarım reisçimin bi planı vardır yetti bu böcekler hümanizm de bi yere kadar
  • türkiye'nin en büyük sorunu miras aldığı toplumsal ve siyasal kültürdür. tebaa olmaktan çıkamamışlıktır. mustafa kemal, bu kültürü değiştirmeye soyunduğu için sevilmez bu ülkede. habitusun değişmesini istemiştir mustafa kemal, bunun için çabalamıştır.

    çözüm ise, yine bu ülkede gizlidir. akılcı bir eğitim ve ezikliğin pedagojisi yerine yeni bir pedagoji ortaya koymaktır. diğer tüm çözümlerin ötesinde bir "üst çözümdür" bu. kültürü kırmak gerekli, bu toprakların insanı yutan sosyolojisine teslim olmamak.