şükela:  tümü | bugün
929 entry daha
  • iş gereği türkiye'nin çok büyük bir kısmını gezdim ve birçok sosyolojik saptama yapabilecek kadar gözlem ve deneyimlerim oldu.

    yobazlık konusunda doğu karadeniz, doğu anadolu ve iç anadolu illerinin sicilleri zaten ortada. burada herkes hemfikir olmuş durumda.

    bayburt, gümüşhane, erzurum, yozgat, sivas, kayseri, kahramanmaraş, adıyaman, rize ve trabzon gibi şehirlerin yobazlığını bir nebze olsun insan anlayabiliyor. gardırop atatürkçülerinin geçmişte yediği haltlar yüzünden anadolu köylüsü olarak aşağılanıp, yıllarca ihmal edilmiş ve tarikat propagandalarının beyin yıkama faaliyetleriyle, hurafelere biat etmiş kapalı toplum yapısındaki bu şehirlerde aksini düşünmek zaten imkansız.

    lakin sakarya şehrinin gerçekten yobazlık konusunda en zirvede olması gerektiğini düşünüyorum. ne erzurum ne de konya böyle bir barbarlığa ev sahipliği yapamaz. 54 plakalı bir araca trafikte denk geldiğinizde bile, bunu bariz görüyorsunuz. sakarya'ya uyduları düzce ve hendek'te eklenebilir.

    istanbul'a 1 saat uzaklıkta bulunan ve marmara bölgesinin önemli bir sanayi şehri olan bu şehir, gelişime neden bu kadar kapalı bunun sosyolojik olarak gerçekten incelenmesi gerekiyor. cennet gibi bir doğa, yeşillikler içinde ve kısmen bakir kalmış köyleriyle istanbul'a çok yakın olan bu batı şehri zihniyet olarak nasıl erzurum'dan daha tutucu olabiliyor gerçekten insan algılayamıyor. ramazan ayında konya ve erzurum'da kaldım ve aslını söylemek gerekirse; sakarya'da yaşadığım gerilimi oralarda asla hissetmedim.

    batıda yaşayıp, iyi kötü bir sanayi şehri olup, doğudakilerden daha fazla çomar kalabilmek gerçekten sosyolojik olarak incelenesi gereken psikopatolojik bir durum. sakarya üniversitesi bu konuda bilimsel çalışmalar yapabilir.

    burada yaşayan gençlerin neredeyse tamamı antisosyal kişilik bozukluğu tanı ölçütlerine uyuyor.