şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ülkenin kötü gidişatını açıklar bir durumdur.

    türkiye'de, en zeki öğrenciler, tıp sektörünü seçerek hasta bakıcı oluyorlar. matematik, fizik, biyoloji ve kimya alanında çok güzel başarı elde eden öğrencilerin tek yaptığı iş, hastaneye gelen hasta ile ilgilenmek oluyor.

    mühendisler bu ülkede para kazanamıyor. dolayısıyla öğrencilerde kolay yoldan meslek sahibi olmak için tıp sektörünü seçiyorlar.

    üreten bir ekonomi yok. çalışan bir ekonomi yok. araştırma kültürü yok. ar-ge kültürü yok. önemli olan bir ülkede mühendise yatırım yapmaktır. çünkü mühendis, teknoloji anlamında ülkenin gelişimine en büyük katkı olacaktır. mühendisin yapmış olduğu bir ürün dış pazarda satılarak türkiye'ye gelir olacaktır. bu sebeple mühendis el üstünde tutulmalıdır. mühendise verilen maaş fazla olmalıdır. fakat böyle olmuyor.

    tıpa giden öğrencileri yargılanıyorum. sonuçta garanti meslek. fakat devletin artık bazı konularda ciddi bir şekilde çalışma yapması gerekiyor. bakın bu çok ciddi bir konudur. dünya hızla ilerlerken türkiye sadece ucuz kredilerle kalkınmaya çalışıyor.

    örneğin bir arkadaşımdan bahsetmek istiyorum. çocukta zehir gibi zeka vardı. türkiye'de ilk 500'e girmişti. bu çocuk iş bulamam diye mühendislik yerine tıp fakültesinde gitmeyi tercih etti. hacettepe üniversitesi tıp fakültesinde okudu. bu çocuk mühendis olsaydı, devlette bu çocuğa sahip çıksaydı, iyi bir maaşı olsaydı, bu çocuğun yapmış olduğu arabayı yurt dışında satsaydık işte o zaman türkiye'nin gelişmesinden bahsedebılırdik.

    yazık günah şu ülkenin haline.

    bu ülkede herkes siyaset uzmanı gibi, cahilce eleştirdiği siyasi partileri savunurken, dışarıya ne kadar gereksiz göründüğünü fark etmiyor.

    eğer gerekli bir şey yapmak istiyorsanız gelecek nesile yatırım yapın. eğer gerekli bir şey yapmak istiyorsanız sürekli siyaset konuşmayın. biraz da eğitim konuşun.

    burada ifade ettiğimiz satırlar içerisinde sadece doktor olmak ya da sadece mühendis olmak tek seçim değildir. bir ülkenin gelişmesinde bütün bilim dalları bu ülkenin gelişmesine katkı olur.

    bu ülkeye felsefede lazımdır. bu ülkeye psikolojide lazımdır. bu ülkeye edebiyatta lazımdır. bu ülkeye tarihte lazımdır. türkiye'de zaten sadece tıp sektöründe iş imkanı vardır. sorun da bu.

    ayn rand, 1950'li yıllarda, kapitalizm sistemini inşa edecek fikirlerini kaleme alırken, atlas silkindi isimli eserinde, işadamlarının sadece paraya değil felsefeye de ihtiyacı olduğunu yazıyordu. felsefe olmadan gerçek dünyada ticaret yapmanın imkansız olduğunu yazıyordu bu yazar.

    amerikalılar bu konuda çok şanslıydı. çünkü ayn rand gibi bilim insanları onlara yol gösteriyordu. bugün amerika birleşik devletleri küresel süper güç. çünkü sadece paraya değil aynı zamanda felsefeye de önem veren insanlardır.

    bu konuların derin bir şekilde analizi yapılmalıdır. karl marks ve adorno'nun bahsettiği endüstrinin kültür üzerindeki sorunlarına dair analizler yayınlanmalıdır. devlet, sadece tıp değil diğer meslek gruplarına da gereken özeni göstermelidir. adorno'nun "aydınlanmanın diyalektiği" çalışması incelenmelidir.

    tıp fakültesine giden öğrencilerde çok mutlu değildir. sadece iş garantisi olduğu için bu bölümleri tercih ediyorlar. heidegger'in değindiği gibi, bu zorlanmışlık; "atılmışlık ve terkedişlik" duygusu içeriyor.

    sekülerleşen toplumun bir yansıması içinde, bu konular ayrıntılı incelenmelidir. eleştiri yapılmalıdır.

    daha ne kadar bu durumlar inançla manipüle edilecek?

    herşeyin hayırlısı olsun demekle olmuyor bazı işler.
  • diyelim ki zekiler diğer dallara eşit dağıldı .ne değişecek! hepimizde eninde sonunda memur olma zihniyeti olduktan sonra.. .memur demek bürokratik çarkların arasında öğütülen insan demektir.bizden steve jobs veya bill gates çıkamaz .çünkü biz kolaycıyız kurulu düzene uymak daha konforlu geliyor.adamlar üniversiteyi bırakmış ,sonra çalışmalarıyla dünyayı değiştirmişler.burada üniversite diploması olmayana adam gözüyle bakılmıyor.
  • çok da zeki olmadıklarını gösterir. aldıkları en fazla 7-8 bin lira para ve 32 saat kesintisiz mesai yapan doktor var nöbet vs. bayramı yok tatili yok. her an çağrılabilirsin bir yerlere. bu işi seçmek için mal olmak gerekir.
  • (bkz: zeki değil çalışkan)

    ayrıca puan sıralamasına bakılırsa tıp, elektrik elektronik ve hukuk bölümleri aşağı yukarı eşit sayıda tercih edilmiş.

    edit: bu entryden doktorların gerizekalı olduğunu düşündüğüm fikrine kapılan mahlukatlar var. evet bunlar var.

    ama doktorlara saygım büyük, onların da bu şekilde anlamayacağına eminim.

    sadece başarılı olmanın bir zeka göstergesinden çok çalışkanlık göstergesi olduğunu düşündüğümü belirteyim dedim.
  • beyler adam değişik birşeyler söylüyor bir dinleyelim dedigim tespit. vestel, beko gibi markalar artık avrupa'nın tenezzül etmediği işleri yapıyor. avrupalı için buzdolabı yapmak çamaşır makinesi yapmak ufak uğraş. bunun yanında bilim üretecek insan yok memlekette. fizik kimya biyolojo bölümü öğrencileri öğretmen olayim diye uğraşıyor. odtü gibi üniversitelerden mezun olan da zaten soluğu amerikanya da alıyor mezun olur olmaz.
  • her tarafta mantar gibi fakülte bitiyor. senede mezun olan doktor sayısı 10bine yaklaştı. bu sırada tıp eğitimi ise yerin dibine geçmek üzere. sınıfta yer olmadığı için derse giremeyenler var. sınıftaki koridorlar bile dolu insanlar yere oturuyorlar. içeri adım bile atılamıyor. tıpkı öğretmenlik gibi çalışana boğarak tıbbın sonu getirilecek. bakanlığın geçen seneki açıklamasına göre 5 sene içerisinde doktor açığı kalmayacak ve atamalar duracak ona rağmen hâlâ inanılmaz kontenjan artışı var. 5 sene sonra tıp okuyanlar açıkta kalmaya başlayınca bu sorun çözülür artık.

    okullarda öğrenciler sadece tıp seçmesi bu konuda yarışması için yönlendiriyorlar. okulların başarısı ne kadar tıp kazandırdığına göre belirlenir oldu.

    canan dağdeviren'i gördükçe nasıl bir yol çizmem gerektiğini daha iyi anladım. fakat çevrenin inanılmaz baskısı ve yönlendirmesi zorla tıbba itti. tıpta bir yenilik üretmek zor. çünkü tıp pahalı bir alan. sadece parası olan üretim yapar. biz ise yapılmış olanı bile kopyalayamıyoruz. bilimsel anlamda ilerlemek isteyen biri asla tıp seçmemeli.

    parası için seçenleri yadırgamıyorum herkes en garanti en güvenli en yüksek maaşlı işi ister ama buradan şunu hatırlatmak istiyorum tıp para kazandıran bir alan değil. çevrenizde isim yapmış uçlarda yaşayan insanlara göre düşünmeyin. ki o adamlar bile o seviyeye gelmek için 40lı 50li yaşları buluyorlar.

    bir memur haftada 40 ayda 160 saat çalışır 3bin maaş alır. bir pratisyen doktor 240 saat çalışır 4.5 bin kazanır. sanırım herkesin matematiği vardır ne kadar mantıklı bir iş olduğunu hesaplama yaparak bulabilir. bazı yerlerde görevlendirme filan alırsın maaşın artar ama artık doktor ihtiyacı terörün çok olduğu imkânların inanılmaz az olduğu yerler dışında yok. o yüzden görevlendirme de yok. uzman olan kişi 8bine yakın maaş alır muhteşem değil mi? ama o maaşa gelene kadar yaşınız 30 olur. aynı çalışmayı hangi sektörde verseniz bu maaşa yükselirsiniz zaten. aldığınız sorumluluğun haddi hesabı yok. kafanıza kaldırım taşı yemek bıçaklanmak normal bu işte. parası için seçen bunları duysun da bir daha yaklaşmasın. zaten 5 sene sonra çoğunuz açıkta kalacaksınız.

    edit: o kadar almıyorlar daha fazla diye inanılmaz sayıda mesaj alıyorum. 4.5 kendi aldığım maaştı. doktor maaşı dediğimiz şey stabil bir şey değil. çalıştığınız yere 657 veya sözleşme durumuna göre bakılan hasta ve yapılan işleme göre değişiyor. ben çevremde gördüğüm ve kendi aldığım rakamları söylüyorum. gidip istanbul'da inanılmaz yoğun bir hastanede 2 3 katına çıkan rakamlar alabilirsiniz. çalıştığınız yerde teksinizdir icap nöbeti sayınız fazladır hastanız çoktur şansınız vardır sözleşme yakalamışsınızdır artar. biz normal alan kişilerden bahsediyoruz. zaman geçtikçe zaten dediğim şartlar azalacak. tek olmayacaksınız çalıştığınız yerde sözleşme alamayacaksınız performans düşecek. uzman olup 5 bin lira alanda var mesela uzmanlar 5 bin aliyor demedim ama. çünkü bunun altı da var üstü de var bunlar ortalama
  • bu konu bir furyadir. zeki cocuklar daha az zeki çocuklara gore daha garantici oluyor.
    bu ulkede derin ekonomik kriz zamani ve de öğretmen açığı varken yani ogretmenlik garanti meslekken, ogretmenlikler muhendisliklerin onune bile gecmisti puan olarak.
    sonra bir donem bazi muhrndislikler on plana geçti mesela 98 sinavinda bilgisayar mühendisliği cok yuksekti. tip fakültelerinin hayli onunde idi. bugun baktiginda tıbbın fersah fersah gerisinde kalmışlar.
    diger bir yandan bugun de insanlar zeki cocuklar garantici olup hukuk ve tip seçiyor. hatta bir mesleği olan kişiler de yeniden hukuk okumaya çalışıyor. zira insanlar emekliliklerinde ya da yas beklerken gecer akce bir meslekleri olsun istiyor.
    ozetle memleketin durumuna gore degisen bir furyadir o donemin en zekilerinin seçtiği bolumler..
  • amerikadan haberi yoktur bunu diyen adamın, amerikadada en iyileri tıp'ı seçiyor, üstelik bizdeki gibi 6 senelik değil tıp, tıp fakultesine kabul alman için 4 yıllık bir bölüm okuman şart (biyoloji vb gibi)

    yani 10 yıllık bir eğitim var.
    bütün dünyada doktorlar daha fazla para kazanıyor mühendislerden nerdeyse, hele abd'de bu makas çok daha açık.
  • dünya genelinde en çok yatırım yapılan araştırma alanının tıp olduğu bilmeyen yazar hezeyanı.

    ınsan araştırmayı insan için yapar. eğer ürettiğin teknolojiyi kullanıcak bir insan yoksa o teknoloji hiç demektir. bir doktor araştırmacı olsun ya da başlığı açanın dillendirdiği gibi "hasta bakıcı" olsun var olan teknolojileri değerli kılar.

    ülkemizde ciddi miktarda (türk tabibler birliği başkanının 100 bin dediğini duymuştum) tıbbi araştırmacıya ihtiyaç vardır. bu tıbbi araştırmacılar da ya temel bilim lisansına sahip olur ya da tıp mezunu "hasta bakıcılar" olur.

    tıbbi araştırmalar ciddi multidisipliner araştırmalardır ve ne yazık ki temel bilim mezunu insanlara ve mühendislere ihtiyaç duyulduğu gibi tıp mezunu "hasta bakıcılar" a ihtiyaç duyulur.

    keşke görevi insan kurtarmak olan bir meslekten bu kadar nefret etmese insanımız.

    (bkz: doktor düşmanı başlıklar)
  • trajikomik bir durumdur.

    çocukların iğneden, hastane ortamlarından çok korkarken, sorulduğunda büyüyünce doktor olup hastane çalışıp, hastaları tedavi edeceğim demesi, çocukların muhteşem hayal güçleri ile kesinlikle ters orantılıdır.