şükela:  tümü | bugün
  • müspet yönde düşünmenin her geçen gün daha da zorlaştığı bir mevzu.
  • gençlere nedir diye sorulduğunda, %60'ının çok kötü dediği şey. öbür yandan kendi geleceklerini aynı oranda çok iyi görmekteler aynı rivayete göre.
  • aslında dolaylı olarak bizim gelecegimizdir..
    ulkenin ileride olumlu ya da olumsuz bir vaziyette olması insanlar uzerinde yadsınamaz etkilere neden olacaktır..ha ileriyi tahlil etmemiz icin eskiyi ve $u anki durumu cok iyi mukayese etmemiz gerekir..
    bunun icin once tarihimizi ele almak eskiyi ve yeniyi birle$tirerek eksiklerimizi ara$tırarak ulkenin gelecegini ve ilerideki politikasını masaya yatırmak gerekir..

    once gecmi$ten ba$layarak gunumuze gelelim ve gelecegimizi tahmin edelim..yani bir dun ve bugun analizi yapalım..
    gecmi$te yani milli mucadelede cetin ko$ullarda ve buyuk yoksunluklar icerisinde buyuk kahramanlıklar ve ozveriler pahasına tam bagımsızlıgını alan ve ataturk'un onderliginde "hasta adam" lıktan kurtulup,yabancılar gozunde yeniden buyuk itibar kazanan turkiye'de o zamandan beri neler degi$ti,neler degi$medi..degi$meyen hususlar nicin degi$medi..
    eger bizlerde olaylar uzerine,her namuslu turk insanı gibi biraz olsun durup du$unmezsek ya da bu meselelere kafa yormassak asıl gorevimizi/odevimizi yapmamı$ olacagımızı du$unuyorum..

    once degi$enlere bakacak olursak $ayet;
    -nufusumuz milli mucadele ba$langıcında on milyon kadardı..bugun 75 milyondur.demekki 7 kattan fazla artmı$ız..ma$allahımız var bu hususta hani..
    -okur yazar oranı %15 den en iyimser tahmin ve istatistiklere gore %40 a cıkmı$..
    -ce$itli yasalarla kadına e$it ve calı$anlara sosyal haklar tanımı$ız..
    -memleket celik aglarla orulmu$,fabrikalarla bezenmi$..ekonomimiz elli yıl oncesine oranla cok buyuk bir geli$me kaydetmi$....
    -milli mucadelede ilk butcemiz seksen milyon iken $imdiki butcemiz 17.7 milyar ytl yi coktan a$mı$..
    -bircok bozuk toprak yol asfalt yol olmu$..eski at arabalarının,tatar arabalarının,yaylıların yerini $ehirlerarası gidebilen buyuk geni$ otobusler,kamyonlar,otomobiller,vapurlar ve hatta yuksek konforlu ucaklar almı$..
    -buyuk kentlerimizde luks apartmanlar 15-20 katlı i$ hanları ve oteller yukselmi$,luks eglence yerleri,buyuk ticarethaneler,geni$ montaj atolyeleri meydana getirilmi$ ve buralarda vatanda$lara olabildigince istihdam saglanmaya calı$ılmı$..
    -memlekette barajlar yapılmı$;eskiden elektrik verilemeyen koylere,elektrik verilmeye ba$lanmı$ ve elektrik uretimi yuzlerce kat artmı$..
    -istanbul bogazı uzerine iki tane kopru yapılarak iki kıta birbirine baglanmı$..

    i$te butun bunların hepsinin toplamı turkiye'nin 80 yılda aldıgı gercek mesafeye e$ittir.bunlar ulkemizin geli$im evresini masaya yatırırken goz ardı edemeyecegimiz gerceklerdir..daha benim saymayı unuttugum veya arayıpta bulamadıgım cok ce$itli alanlarda ce$itli geli$meler olabilir..

    fakat,$imdi de degi$meyenlere bakalım;
    ben hemen hemen bir cok kent gezmi$ ve anadolu da,karadeniz de koy evlerinde kalmı$,gece tuvalete gitmek icin sıcacık yatagından kalkıp diz boyu karın icerisinden yuruyerek tuvalete gitmi$ ve gotu donmu$ biri oldugumdan yani turkiye'nin altyapısı olan insanı,halkyıgınlarını iyi bilirim..ya da bilmeye,tanımaya calı$ırım desem daha dogru olur..edinmi$ oldugum butun bu izlenimlerim dogrultusunda gormu$umdur ki;cumhuriyetin ilk zamanlarından bu yana halk,eski tarih kitaplarında anlatılan aynı halk,giyim yine aynı giyim,kadın yine aynı esir,ezilen tutsak,hor davranılan kadın..kısacası buyuk yıgınlar kadını erkegi ya$lısı,genci ile hep yarım yuzyıl onceki kitlelerin benzerleri..hatta aynıları..
    anadolu koylusunun yada koylerin yapısında bir degi$iklik,uretici kitlelerin genel iktisadi ya$amında gozle gorunur bir yukselme maalesef yok..
    bu ulkede halen tezekle ısınmaya calı$an,gunu gunune odun alarak ısınmaya cabalayan halk yıgınları buyuk bir cogunluk..anadolu evleri ve hanları yine susuz,sıvasız,badanasız,yamuk yumuk duvarlarla orulu ve dogru durust tuvaletsiz,banyosuz durumdadir..
    uzuntum o dur ki;evlerin curuklugu yuzunden bir depremde yuzlerce binlerce masum turk yurtta$ımızın can tehlikesi mevcuttur..

    bugun bizlerin ya$adıgı buyuk,konforlu diye tabi edilen metropollerdeki luks eglence yerleri,on be$ yirmi katlı devasa i$ hanları ve luks oteller bir gun icerisinde parmakla sayılabilecek kadar az yerlerdir..
    ki bunların sahipleri de toplum icerisinde kabul gormu$,ulkenin zaman zaman icine girdigi kriz tarzı donemleri kuvvetli baglantıları ile lehlerine cevirmeyi ba$armı$ ve bu sayede kitleler arasından sıyrılmı$ belli ki$ilerdir..fakat buna kar$ılık vatanımızdaki sefalet yuvalarını saymaya degil gunler,yıllar yetmez..$u durumda yogunla$mı$ kent zenginlikleri,yukselen plazalar,luks oteller fakir anadolu halkının genel durumu kar$ısında ovunulecek birer anıt gibi olmayıp yuz kızartıcı birer leke niteligindedir..i$te tam da bunun sonucu olarak;buyuk kentlerin sınırlı bayındırlık ve konforunun binde biri bile koye gitmemi$,buna kar$ılık koy yoksullugunun tumu buyuk kentlerin yoresini sarmı$tır..dar gelirli kent cocukları ve aileleri de yoksulluk yuzunden birer birer bu koy sefaletinin barınak bolgelerine ta$ınmak zorunda kalmakta ve boylece gobekteki zenginligin yoresini halka halka buyuyen sefalet cemberi ku$atmaktadır.
    varlıklı kimseler tarafından bir takım illegal suclar i$lemek uzerine kendilerine maddi olanak vaad edilen bu yıgınlar du$unulebilir ki parasızlıgın verdigi caresizlikle her turlu yola ba$vurmaktadır..
    bu sebepledir ki buyuk$ehirlerde istihdam olanagı saglanamayan bu halk yıgınları hırsızlık,kapkac gibi aslen legal olmayan fakat kendilerince me$ru zeminlere kayarlar ve kime,nicin hizmet ettiklerini bilmeden bir sahte duzenin icerisindeki dev carklar tarafından ne oldugunu anlayamadan ezilip giderler..
    geni$ halk kitlelerinin metropollere akın etmesine kar$ılık eli i$ tutan genc ve dinamik vatanda$lar ise yabancı ulkelere akın etmekte,pek coguda bu akına katılmak icin can atmaktadır..yabancı ulkeye gitmek metropol insanı icin bir kacı$,bir kurtulu$ kapısı olarak gorulmektedir..dı$ ulkelerde sosyal adaletin daha fazla oldugunu goren bu ki$iler ulkemize tekrar donmek istemezler cogunlukla..

    bir tarafta buyuk kentlere akan halk yıgınları ve diger tarafta ulkeyi terk eden genc ve dinamik kesim..taraflardan birine yada ikisine birden kızmak mantık dı$ı olur..cunku kızılması gereken bu insanlar degil,onlara bu ortamı yaratan ve bu ortamı surdurmek isteyen ki$iler ve mevcut duzendir..turkiye’nin gelecegini olu$turması gereken bu genclerin mevcut duzenden kacarcasına uzakla$ması ulke adına buyuk bir kayıptır.. ote yandan politikacıların alt yapı reformuna gecmemesi sonucunda buyuk halk yıgınları,geldigi yerdeki topragını,malı satarak metropol kentleri istila edecektir..
    biz metropollerde ya$ayan insanlar,gencler bogazlarımızdan gecen her lokmanın bu alt yapının emeginden geldigin bilmeli ve bunun uzerinde muhakeme yapmalıyız...fakat gelecek acısından alt yapı reformunun $art oldugunda soylemeden gecmek istemiyorum..
    bu ulkede parlak bir gelecek icin gercekle$tirilmesi zorunlu olan en onemli ilkenin sosyal e$itlik,yanı fırsat e$itligi oldugunu unutmamalıyız...
    bugune kadar turkiyemizde ne yazık ki "buyuk olabilecek yetenekte nice kucuk cevherler sonmu$,buna kar$ılık kucuk olması gereken nice insanda gereginden fazla buyuk olmu$tur..eger bu memlekette fırsat e$itligi ve sosyal adalet saglanıp o kucuk cevherler memleket yonetiminde yer alabilselerdi belki de benim ulkem yucelecek ve insanlarım refah icerisinde ya$ayacaklardı..vaktinde koy enstitulerini kapatıp boyle cevherlerin yeti$mesini engelleyenler bir bakıma ulkenin gelecegini tıkayan ya da onune set ceken insanlardır..
    nerede calı$kanın,ba$arılı insanın korunması,kollanması..bu duzen icerisinde seckin,bilgili insan yeti$ebilir mi..bu duzen icerisinde ancak cıkarcı,menfaatleri dogrultusunda her $eyi goze alabilecek,argo tabir de soylemek gerekirse “cakal” olarak tabir edilen insanlar yeti$ecektir ve bunların her biri birer fabrikasyon hatasıdır..
    i$te ulkenin gelecegi acısından en ba$ta degi$mesi gereken de budur..

    deginmek istedigim bir ba$ka nokta zamanında lozan ile kapitulasyonları kaldırarak iktisadı bakımdan tam bagımsızlıga kavu$mu$ bir ulke olarak $u anda icinde bulundugumuz konumdur..
    peki bugun bu sonuctan elimizde neler kamlı$tır..ataturk zamanında yapılan ve yukarıda bahsettigim i$lerin tamamı dı$a kar$ı borc yapmadan gercekle$tirilmi$ i$lerdir..gecmi$te borcsuz bu i$leri yapabilen bir ulkeyken $imdi nefesimizi borc olarak alıyoruz..
    ancak uzun yıllar sonra binlerce mehmetcigin kanı pahasına atabildigimiz kapitulasyonlardan yabancı imtiyazlarından yıllar sonra ulkede cirit atan yabancı sermayeye geliyoruz..$imdi hemen her ilde fabrikalarımız var..ama du$unuluyor mu ki acaba dı$arıya ne kadar borcumuz var..du$unuluyor mu ki,her dogan turk cocugu borclu doguyor artık..kime..hic tanımadıgı bir yabancıya..bırakınız lütfen..ulke gelecegini stratejik yerlerde konu$lanmı$ yabancı sermaye degil,kendi milleti belirlemektedir..bugun turk bankalarındaki nakit paranın cogu yabancı insanlara aittir..bu insanlar kendilerine ait olan bu paraları cektikleri anda ekonomimizin halini tahayyul etmek dahi istemiyorum..

    ote yandan egitim sorununda gozle gorunur bir catlak bulunmaktadır gunumuzde..gectigimiz gunlerde ntv’de bir program izledigim ve susurluk komisyonunda gorev yapmı$ sayın fikri saglar’ın vermi$ oldugu bilgiye gore ;
    “turkiye'nin henuz ki$i ba$ına du$en egitim seviyesi 3.9 yıldır”..
    yani turkiye bugun bir dorduncu sınıf talebesi durumundadır..yine ulkemizde nufusun buyuk bir kısmını gencler olu$turmaktadır..bir ba$ka istatistige gore ulkemizin ya$ ortalaması 24 tur..o halde denilebilir ki;ortalama olarak gorunen manzara 24 ya$ında ilkokul 4 seviyesindeyiz..dogal olarak ilkokul 4 seviyesinde bir egitim almı$ birinin insanlara ve sosyal hayata,diger toplumlara kar$ı duru$u daha farklı olacaktır..ornegin ataturk kadına hak e$itligi tanımı$tır,sosyal haklar tanımı$tır..
    bugun baktıgımız zaman,bunlar koyluler ve geni$ halk yıgınları tarafından sadece kagıt uzerinde kamlı$,buyuk kentlerin kimi cevreleri dı$ında uygulandıgı gorulmemı$tır..turk kadını gercekten kurtuldu ve memleketin sosyal ve ekonomik hayatında "vatanda$" olarak kendine yakı$an yeri aldı mı acaba?
    ben,asıl olarak karamsar bir insan degilim..
    fakat en onemli endustrileri yabancı ortaklarına borclu oldukca,sava$ sanayimizi milletce kuramadıkca,butun dogal zenginliklerimizi -tatil yorelerimizi- kendimiz icin degil,ba$kalarının iyi/ho$ zaman gecirmesi icin hazırladıkca,turk halkı turklukten uzakla$tırılıp ummetcilik batagında arapla$tırıldıkca turk kadını,cok buyuk cogunlukta bugun hala bir kulucka makinesinden farksız gorundukce erkeklerin gozune,milli gelir dagılımında adalet kurulmadıkca,calı$anlar ve turkiye uygarlık yolunda kendisinden henuz 100 yıl once ayrılmı$ olan balkan devletlerinin bile cok gerisinde yurudukce ben bu memlekette herhangi bir durumun ve verilen herhangi bir kararın cogunlugun yada geni$ halk yıgınlarının lehine oldugundan nasıl emin olabilirim ki..ve televizyon kanallarının aniden mikrofon uzattıgı aklı kıt,ufku kara pasif gencler gibi tek cumleyle
    “ulkemin gelecegini oldukca parlak goruyorum” nasıl diyebilirim.. gormuyorum kadre$im..gelecegimi parlak gormuyorum..gelecegimizi parlak gormuyorum..

    bu gercekleri soyleyenleri,eskiden oldugu gibi $imdi de hemen "komunistlik" ile sucluyorlar..komunizm tehdidini one surerek kendi servetlerini torunlarına,torunlarının torunlarına aktarmak icin turk halkına bugunku yoksullugu reva gorenler $unu du$unemiyorlar ki;bir memlekette halkın %70'inin kaybetmekten korkacagı bir dunyalıgı yoksa komunizm i$te asıl o memlekette ba$ gosterir..orada ye$erir..cunku asıl o topragın mahsulu kuvvetli olur..
    bu tehlikeyi gercek gorevinden saptırılmı$ din ve $eriat afyonuyla uzun sure onlemenin olanagı yoktur..bu tehlike ancak ulusun dogal zenginliklerinden saglanan paranın bireysel kazanc tesebbuslerine ve yabancı ortaklara bırakılmadıgı zaman ve tam bir sosyal hukuk devleti olundugu zaman onlenebilir..gelecegimiz bu $ekilde parlak gozukebilir..tunelin sonunda o zaman biraz da olsa ı$ık belirir..
    asıl olarak bu yazdıklarımın gercekle$mesi bir utopya degildir..ve benim bu yazdıklarımın gercekle$mesini istemem ,komunistlik degil,tastamam ve sapına kadar ataturkculuktur,milliyetciliktir,devletciliktir,halkcılıktır..buna kar$ılık ulkenin gelecegini tahlil eden ki$iler icin,bir kesimin kafasında ezelden beri var olan ve du$unce ozgurlugunu bogmak ve "solcu" denilen aydınları,ataturkcu gencligi,cahil halka kestirmeyi planlamak beyhude bir cabadan ba$ka bir $ey degildir..

    te$kilatlı bir kafa yıkama faaliyeti ile turkiye'yi yeniden yarı somurge durumuna getirmek ve bunun saglanması icin ataturk devrimini ve onun ilkelerini yıkmak icin cok sinci bir saldırı ile kar$ı kar$ıyayız bugun..gelecegimizi birilerinin yok etmesi veya calması an meselesidir..
    bugun ataturk'un kimi ilkeleri ise irtica hortlaklarının ve onları besleyen menfaat grupları tarafından masum halk kitlelerini etki altında bırakmak icin kullanılmaktadır..bu menfaat grupları bogazlayacakları yeni kubilaylar aramaktadırlar adeta..kafası yıkanmı$ ve kime neye hizmet ettiklerinin bilincinde dahi olmayan bu kesim kendilerince dini veya milleti korumak icin calı$tıklarını sanmaktadır..

    dedigim gibi karamsar biri degilim..ve ulkemin cok daha iyi gunler gorecegine ve yarınların umut ile dolu olacagına,sava$ların olmayacagına,nazım’ın dedigi gibi cocukların artık olmeyecegine,$eker de yiyebileceklerine inanmak istiyorum..ben de gelecek kaygısı olmayan bir ulke,gelecek kaygısı olmayan ve nereye gittigini bilen,onunu goren bir genc nesil istiyorum..
    cunku hepten battı sanıldıgı ve tum devletlerin gozunde bolunecek bir pasta gibi bakılan bir zamanda;bir mustafa kemal yeti$tiren ve du$manlarını ezen turk ulusu,butun tarihi boyunca ba$ına tutsaklık boyundurugunu bir kez olsun taktırmamı$tır..turkiye somurge guclerine kar$ı ilk kez direnmi$ ve bu direni$inden zaferle ayrılmı$ olan yegane ulkedir.
    ve mustafa kemal'in vatanı ve inkılapları ve ulkenin gelecegini turk gencligine emanet etmesi bo$una degildir..

    son soz,gelecekte;

    "milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır."

    mustafa kemal
  • "türkiye'nin geleceği takla atmış, gelemeyecek çocuklar!"

    dedirten durumdur.
  • budur:

    "... soruyorum; sizin, bizim bugünkü durumumuz, samsun'a çıkmadan önce 16 mayıs 1919'da atatürk'ün karşı karşıya olduğu sorunlardan daha mı büyük? hayır değil. ordun yok, paran yok, anadolu insanı savaş yorgunu. o anadolu insanı ki, yılların verdiği ihmalle bayanların okuma yazma oranı yüzde 5, erkeklerin yüzde 10. atatürk tüm bu olumsuzluklara karşı 'biz bu olumsuzlukları yeneriz' diyor. şimdi türkiye cumhuriyeti bu kadar mı kötü? değil.

    en kötüsü, ümidini kaybeden insan, gerek bireysel, gerek kurumsal olarak... türkiye cumhuriyeti, onu oluşturan insanlar ümitsiz olduklarında kaybederler, olmamaları lazım. şimdi zaten türkiye cumhuriyeti'nin insanları da şu anda böyle değil. kendimize güvenmemiz lazım. türkiye cumhuriyeti büyük, güçlü bir devlettir. bu gücünün bilincinde olması lazım. türkiye güçlü bir ülke. türkiye, onun bunun iteleyeceği bir ülke değildir.”

    ***

    "bazı korkularımız var. bu korkularımızın üstesinden gelmemiz gerekiyor. türkiye bölünüyor mu? kim bölecek türkiye'yi? kim bölebilir? türkiye'yi bölmeye kimin gücü yeter? türkiye'yi bölmeyi rüyalarında görenler, bu rüyanın sonunda kabus görür. o dinamik güçler, türkiye'yi koruyan o dinamik güçler varolduğu sürece, o rüyayı görenler kabusla uyanırlar ve derslerini alırlar. bir kere buna inanmamız lazım. biz inanıyoruz. kimse türkiye'yi bölemez, ona cesaret edemez. onu düşünenlerin biz gereğini yaparız. böyle bir güç var mı? yok. hayal kuranlar var. hayal kuranlara destek verenler de var. geçmişte de hayal kurulmuş. o hayallerin içinde boğulurlar. kimseye türkiye'yi böldürmeyiz.

    hiç kimse, hiçbir kurum türkiye'yi anayasasıyla belirlenmiş rejiminin dışına çıkaramaz. türkiye demokratik, laik, sosyal ve üniter bir devlettir. bunun dışına türkiye'yi çıkaracak hiçbir güç yok ve olmayacaktır."

    "türkiye cumhuriyeti, atatürk'ün kurduğu bir cumhuriyettir ve bu cumhuriyet, rejimiyle, temel ilkeleriyle sonsuza kadar varolacaktır. bunun aksini söyleyen az sayıdakiler düş kırıklığına uğrayacaktır."

    yaşar büyükanıt - http://www.hurriyet.com.tr/…gid=112&srid=3602&oid=1
  • üniversite öğrencilerine sormuşlar, türkiye' nin geleceğini nasıl görüyorsunuz diye: umutsuz demişler.
    üniversite öğrencilerine sormuşlar, kendi geliceğinizi nasıl görüyosunuz diye: umutluyum demişler.
    işte türkiye' nin geliceği budur.
  • kalp kırmaktadır. hayal kırmaktadır. düşünce yormaktadır.

    taksim parkında öğle arası yürüyüşüne nazlı nazlı süzüledururken oluyor bunlar: günlerden cuma, malum, iş kıyafetleri giyme zorunluluğu yok. bir kot bir kazak bir mont. elde kahve. kafa dinleme vaktidir zira, diyorum kendi kendime. taksim parkı dediğin kaç metrekare. hızlı yürüsem çabul bitecek. oysa daha iki sigara daha içmem lazım ofise dönmeden.
    (şahitoluveriyorsun her şeye daha çok- yavaş yavaş iken nefes alışların.)

    karşıdan bir adam geliyor, genel trafik kurallarına bağlı olan ben, sağdan tıpışlarken, adamın da aynı yönden tıpışlayasıgeliyor koskoca geniş yürüyüş parkurunda. göbekli. hitler bıyığını andıran gıcık bir bıyık var yüzünün en anlamsız yerinde. son bir kaç yıldır çok görür oldum ben bu bıyıklardan. kitle ile iletişmesem bile o kadar, televizyonda en çok gördüm o bıyığı. daha ilerde, benim yanımdan az önce geçmiş iki kadın ona sesleniyor. “hadieee, çabbuh yüürüüeeee”. kadınların her tarafı kumaşla kaplı. kalçalarını savurarak yürüyorlar. kazayla çarparsan, düşersin.

    adam yolun sağ ucuna sıkıştırıyor beni tam karşımda. son anda bir hamle yapıp sol şeride kayar gibi oluyorum, adam sendeliyor. bedenimin herhangi bir yerine değemeyeceği ihtimalini es geçmiş olsa gerek ki- “allah belanı versin” diyor. sanki benim suçummuş gibi, onun tüm olasılıkları hesaplamamış olması.

    (kırıldım. allah belamı verecek diye kırılmadım. allah belamızı vermiş diye kırıldım.)

    ağır adımla sinirleri bozmamak daha güç. bir sigaram daha kaldı içecek. güneş var bir de belleğe kaydedilecek- günün geri kalanında teselli olsun diye. ağır ağır gideduruyorum, ayakkabı boyacısı yükü tek omuzunda, yampiri yürüyor karşıdan. büyükçe bir fırçası düşüveriyor. görmedi. duymadı. kim bilir zihninde hangi gölgeler dolaşıyor.

    “beyefendi! fırçanızı düşürdünüz,”

    gözleri parlıyor, geri dönüp alıyor, tek bir an bile kaçırmamak istercesine, “çok teşekkür ederim hanımefendi, çok kibarsınız,” diyor. türkçeyi ne kadar da güzel telaffuz ediyor, diye düşünüyorum kendi kendime. ses tonu ne kadar şık. görüntüsünden hangi sosyo-ekonomik bağlamdan geldiğini çıkartabiliyorum. dolapdere veya tarlabaşı civarında yaşıyor olsa gerek. teni esmer. ne hoş diyorum. ve ne acı.

    karşılıklı gülümsüyoruz ve tam yollarımıza devam edecekken, “dilerseniz ayakkabınızı temizleyebilirim,” diyor. “teşekkür ederim ama lüzum yok,” diyorum. belli belirsiz başını eğip iyi günler diliyor ve yoluna devam ediyor.

    canım yanıyor.

    bıyıklar sarıyor sonra belleğimin tümünü. görüntüler var, geri çağırıyorum: taksiden inmek üzereyim. ellilik uzatmışım. para üstü gelecek. dikiz aynasının altında “bismillahirahmanirrahim” yazıyor. para üstü geliyor. yirmiliklerden bir tanesi sahte. adama geri uzatıyorum, “sahte bu,” diyorum. “de hade get ya şıfrıntı” diyor, elimi itiyor. bıyığı var. televizyondakiler gibi. çenesinde çirkin kıllar var. üstelik seyrek ve upuzun. sakal deniyor onlara. her şey allah’ın adıyla başlar. “dalga mı geçiyorsunuz, bu para sahte alın şunu gerçek para verin bana,” diyorum. gaza basıyor. allah’ın adıyla iniyorum taksiden apar topar. allah’ın adıyla sahte para sahibi oluyorum.

    “bismillahirrahmanirahim”

    seçimler yaklaşıyor. günler akıp geçiyor ve döne döne uzaklaşıyor çocukluğum. “çocuk” hayal oluyor bu topraklarda gitgide. kırılıyorum. düşünüyorum: allah’a mı emanetiz artık sadece gerçekten.

    sadece allah’a mı emanetiz.
  • "doğu-batı, kuzey-güney gerilimlerinde türkiye çok ilginç bir yerde duruyor. doğudan bakıldığında batının uzantısı, batıdan bakıldığında doğunun uzantısı, kuzeyden bakıldığında, kişi başına düşen gelir oranıyla güneyin uzantısı, güneye bakıldığında, oecd ülkesi, ab aday ülkesi, nato üye ülkesi olmasıyla kuzeyin uzantısı.
    türkiye bugün; doğunun erdemini, batının rasyonalitesini, güneyin eşistsizlik karşısındaki adalet arayışını, kuzeyin de ekonomik üretkenlik ve verimliliğini bir senteze kavuşturabilirse -ki bunu yapabilecek birikimi var- önümüz büyük ölçüde açılır."

    (bkz: ahmet davutoğlu)