şükela:  tümü | bugün
34 entry daha
  • çok önemli durumdur, bütün bunların yanı sıra ülkenin tarım arazileri, ormanları, hayvanların göç yolları, gölleri, doğal yaşamı büyük bir hızla yitirilmekte. ata tohumlarına sahip çıkmaya çalışan bir avuç insan kalmış durumda.

    nehirler zehir akıtır halde, çünkü bütün fabrikalar atıklarını bulduğu ilk hareketli suya atıp, keyfine bakmakta. hem bu akarsularda, hem bu suların beslediği göllerdeki canlılar; hem de bu kaynakları kullanan köylerdeki insanlar hasta, ölüyor.

    ama cebe giren ve girdiği gibi çıkıp giden kayme önemli ne de olsa.

    korkunç günlere doğru gidiyoruz.
  • herşey ithal ülkede.en basitinden ekmek yaparken yerli un, fabrikalar maliyetleri karşılayamadığı için ithal ürünlere göre mecburen pahalıdan veriyor fırınlara.acilen ekonomik reform şart.gidişat gerçekten iyi gözükmüyor.
  • ülke gelişmiş bir sanayii ülkesi olsa, harıl harıl üretim olsa bu durumu anlayacağım da, o da yok. don lastiğini bile ithal ediyoruz. ufak tefek montaj temalı fabrika haricinde ülkede gelişmişlik namına bir şey yok. tarım ülkesi de değiliz, hayvancılığı gelişmiş bir ülke hiç değiliz. yiyeceklerimizin alayı çakma. et ürünlerinde sadece etin kokusu var, gerisi nişasta.

    buldum, çakma, ucuz maliyetli nişastalı ürün bombardımanı nedeniyle nişasta ülkesi olduk.
  • (bkz: var mıydı ki?)

    yıllardır tağşiş hile yapanlar ifşa edile edile bitmediler. gıda güvenliği var mıydı ki?

    hormonu ayrı, tarım ilacı ayrı, gdo su ayrı...

    (bkz: çizmedin ki kesesin.)

    köylüyü üreticiyi dürüst, sağlıklı, ekonomik, faydalı, sürdürülebilir ve geliştirilebilir üretime teşvik etmek yerine çok uluslu şirketlerin kölesi yaparsan sonuç bu.

    (bkz: neden şaşırıyorsunuz ki?!)
  • iyi olmus butun nufusu 3 buyuk sehire toplayip ucuz isci yaparsan, o gerizekalilarda varoslarda fare gibi yasamayi marifet sayarsa su veren itfaiyenin hortumu su vermesin ac kalin.

    devlet tarimsal uretime onem vermiyor hatta engelliyor da sen cok mu onem veriyorsun bir sor bakalim kendine.
  • son yıllarda yeni doğumlarda ve sonraki gelişimlerinde bebek ve çocuklara bakmak yeterli aslında. türlü hastalıklardan tut zeka eksikliğine kadar, nesiller mahvoluyor ötesi var mı.
  • (bkz: #118225383) bakın gençler o kadar eskilerde kaldı ki tarihini hatırlamıyorum. o zamanlar en iyilerden olan şehirler arası bir kaç otobüs firması vardı. iyi isim yapmış, tercih edilen bir firmada sanıyorum nasıl olmuşsa olmuş, bir iki eskimiş araç ta varmış. üç büyük şehir arasındaki yolculuklarımızda bu araçlara pek rast gelmez, genel olarak yolculuklarımızdan memnun olurduk. bir yolculuğunda böyle bir arabaya denk gelmiş olan arkadaşlarımızdan birisi araçtan "varamayan" diye söz etmişti. işte nasıl olduysa istanbul veya izmir'den ankara'ya bir gündüz yolculuğunda ben de böyle bir araca rastlamıştım. otobüs, gidiyor gidiyor yol bitmiyordu.
    ne kadar zaman, kaç saat geçmişti bir türlü ankara terminaline ulaşamıyorduk. sonunda çilemiz sona erip, indiğimiz de, terminal yönetimine otobüste bitmek bilmeyen yolculuk sırasında dolan fakat araçtan atılamayan doğal atıklar yüzünden havanın ağırlaşıp kötü koktuğundan, içeride sinekler uçtuğundan şikayet ettiğimde aldığım yanıt, "söyleseydiniz güzel bir koku sıkarlardı." olmuştu, ağırlaşan havaya bir de koku sıkılması sağlıklı bir çözüm olamazdı. klimasız, molasız, açılamayan pencereleri, birikmiş atık maddelerin kokusu ve bir türlü bitmek bilmeyen yolculuktan rahatsız olan yolcular sıkıntıdan konuşmaya başlamışlardı. otobüste
    ziraat dalında akademisyenler, mühendislerden bir grup ta vardı. yolcular arası sohbet içerideki hava kirliliğinden genele, toprak, su ve hava ve yediklerimize uzandı. hiç unutmam ziraatçi gruptan bir hanım şunları söyledi: "20 yıl oluyor, türkiye'de
    zehirsiz su ve toprak kalmadı. toprak ve sudaki bu kirlenme nedeniyle çiftçi, kimyasal gübre ve hormon kullanmazsa ürün alamıyor."
  • bize yedirdikleri şeylerin hala gıda ile bir ilişkisi olduğunu düşünüyor musunuz ?

    ((bkz: mide kanseri ölümlerinin çığ gibi büyümesi) )
  • doğru tespittir.

    aynı markanın 200 gr çayını ve 1000 gr çayını karşılaştırdığınızda paketlerin içindeki çayın farklı olduğunu göreceksiniz. 1 kg olan çayda daha çok toz var ve 200 gr olan çayla aynı değil. aynı durum 1 kg olan un ve 5 kg olan un için de geçerli. gramajı fazla olanlar daha uygun fiyatlı oluyor. artık uygun fiyat kalmadı gerçi. tüketici uygun fiyatlı diye gramajı yüksek olan ürünü alıyor ama kalitesi farklı. fark ettiğim durum çaykur tirebolu 42 ve sinangil un için geçerli. diğer markalarda da eminim ki benzer durum vardır.

    markanın yüksek gramajlı aynı ürünü daha hesaplı vereceğine inanarak başta hata yapmışım. içi aynı değil, düşük gramajlı olan da pahalı. çözüm belli, en iyisi yememek. nefes alıyoruz ya daha ne. hem nefes almak bedava.

    bu durumla ilgili başlık varsa bilgilendirirseniz memnun olurum.
  • türkiye akp hükümeti yönetiminde, özellikle içeride, sürekli olarak kararlar değiştirdiği için türkiye'nin iç kollarında güvenilirliği çok azaldı.

    ne yapacağımız hiç belli değil. bundan dolayı kimse güvenemiyor. erdoğanın yetkileri çok fazla, onun moral bozukluğu bile piyasaları etkiliyor bundan dolayı.

    umarım yeniden kurumları arasında güçler dengesi olan bir ülke konumuna geliriz yakın zamanda.
15 entry daha