şükela:  tümü | bugün
  • belki de ülkenin geleceği adına daha iyi olabilecek gelişme. insanların kendi kültürlerini, yaşama biçimlerini ve düşüncelerini yaşadığı toplum bazında geliştirmesi beklenenden daha iyi bir etki oluşturacaktır.
    peki muhafazakarlıktan kastımız nedir?
    kendi kültürünü ve ananesini koruyan, dış etkiler altında kalıp globalleşmeye bir şekilde karşı duran ve hayatını kendi yönetebilen bir yaşam şekline sahip olmaktır benim gözümde.
    anlaşılır bir şekilde insanlar önce dini açıdan sorgulamaya başlıyor bu durumu. ama merak etmeyin. din zaten bu ülkede azalarak biten bir şey maalesef. hatta kendi ayağına kendi kurşununu sıkan bir oluşum.
    bu açıdan bakarsanız ortada telaşlanacak bir şey kalmıyor.
  • muhafazakarlik ne demek ? bunu bir tanimlasaniza. muhafazakar denilince degerleri olan bir kitle aklima geliyor benim. aileye deger vermek, cocuklarina deger vermek, toplumun ortak konsensuslarina inanmak gibi. halbuki memleketim muhafazakari bir sterotip olarak sunlar geliyor aklima: "cocuklarimin anasi olarak karim, sevgilim olarak metresim", "aciktan yapma gizliden yap", "seytana uydum"...

    bunlari da gectim, bizim toplumun ortak konsensuslari nelerdir ? bunu bir izah edebilir misiniz, "komsum farkli siyasi partiden olmasin, farkli cinsel kimlikten olmasin, farkli etnik koken/dini egilimden olmasin" diyen insanlarin topluma orani yuksekse, bu durumda bizim ortak konsensus dedigimiz sey ne kadar ortak ?

    sizin muhafazakarliktan anladiginiz bir kilif mi ? cumada is baglayan insanlar mesela, muhafazakar midir ? gostermelik bir sekilde dini bir yasam tarzina donusturerek bundan, dunyevi amaclar icin faydalanan kisiler muhafazakar midir ? temel ahlaki konularda bile bocalayip, o ahlaki konsensuslarin geregini yapan dinsizlere, ateistlere, ya da farkli mezhepten olanlara onyargiyla bakanlar, muhafazakar midir ? nedir bu muhafazakarlik ?

    tutarliligin olmadigi bir memleketimiz var. amerikan mallarini protesto edip iphone kullanan, tarihi bilgisi olmadan osmanlici olan, ulkenin nasil yonetildigi hakkinda temel fikri olmadan siyasi tartismalara giren insanlarin siklikla bulundugu bir memleket bizimkisi. ahlak diyorsun, adam sana tacizi savunuyor, ben muhafazakardan "eline beline diline hakim ol" desturunu benimsemesini beklerken, adam "acik gezen tacize ugrar" dusuncesini savunuyor. bu mudur muhafazakarlik ?

    her turlu ahlaksizligi yapip "seytana uydum" ya da "benim iradem yok, ben ancak kendi icimdeki pisligi kotulugu bastirarak iyi bir insan gibi-olabiliyorum" diyen birisi, ne denli muhafazakardir. bunlar muhafazakarliksa bizim ciddi sorunlarimiz var toplum olarak.

    sonra asayis, toplumun asayisi, sozlu ahlakin etkisiyle oturur. minibuscusu, otobuscusu, taksicisi halki ezim ezim ezer, halkin icinden de ali kiran bas kesenler onlari ezim ezim ezer, falanca macta filanca tanidiklari olan bir teknik direktor, onune gelene kufurler savurur, canli yayinda "onu cekme bunu cek" der, uzerine bunlar yetmezmis gibi mekan basar, gene de bu kisi onemli noktalara gelir, bunun uzerine tek bir tartisma olmaz, toplumsal baski olusmaz. hani sozlu ahlak, hani toplumun kendi dinamikleriyle olusan ortak konsensus ?

    yahu kardesim, ali kiran bas kesenlerin oldugu bir toplumda ortak konsensus falan olmaz, tutarliligin olmadigi yerde durustluk yokedilmistir. daha bunlar cozulmemisken hangi muhafazakarliktan bahis ediyorsun ? bunca insan bu durumdan bunalmisken muhafazakarliktan bahis etmek de bambaska bir kafa. degerlerin olmasi lazim, sundugun bir yasam tarzinin kendi kitleni mutlu edebilmesi lazim, savundugun hayatin kendi icinden 3. sayfa haberleri cikarmamai lazim. bunlari basaramamis bir muhafazakarlik, sekilcilikten baska nedir ki ?
  • katılmadığım önermedir. daha çok sanki (bkz: muhafazakarlığın türkiyeleşmesi)gibi bir durum varki bu işimizi yani bu türkiyeleşmiş muhafazakarlıktan toplumsal olarak kurtulmak için gereken enerji dikkat ve sorumluluğumuzu artırıyor.
    türk tipi islam
    türk tipi kapitalizm.
  • gerçek olmayan söylem. türkiye’de değerler değişir ama yaşantı hiç değişmez. insanlar daha muhafazakar gözükmeye başlayabilir ama toplumsal yozlaşma ve pislik aynı şekilde devam eder. tam tersi türkiye daha laik, seküler gözükebilir ama içindeki duyguları tek başına kaldığında dizginleyemez. söylemler, değerler değişiyor ama türkiye değişmiyor maalesef.
  • siyasal islamcıların sayıca artmasından dolayı ortaya çıkan durumdur.
    fakat ben muhafazakarım diyenler neyi muhafaza etmemeyi kabul etmişlerdir?
    (bkz: kul hakkı)
    (bkz: yolsuzluk)
    (bkz: cinsel istismar)
    aklıma gelen ilk üç şeyden hangisini muhafaza etmemeyi tercih ettiler de muhafazakar oldular?
    ismet özel şöyle der "muhafazakarlık müslümanlık yerine kullanılıyorsa bu sahtekarlığa bir son vermek lazım"
  • doğru bir saptama değildir.

    doğru olsaydı;

    gemi azıya alıp da istanbul'un çeşitli "modern" semtlerinde ve hatta meclis'de katliam yapmamayı "barışçıl yanlarına" dair bir delil olarak gösteren tv sunucusu o şahıs işinden uzaklaştırılır mıydı?

    ya da, imam hatipler'de sıralar boş kalırken çoğunluğunu dindar yurttaşlarımızın oluşturduğu halkımız, çocuklarını laik eğitim veren okullara göndermek için her türlü fedakarlığı yapar mıydı? bedava servis, yemek, neredeyse üniversite garantisi, burslar vs. desteğe rağmen halk, çocuklarını laik okullara veriyor.

    güya imamlara resmi nikah kıyma yetkisi verdiler... halk yine koşa koşa belediyeye gitmiyor mu?

    kadın cinayetleri devam ediyor. sırf şubat ayında 47 kadın katledildi. toplum, kadın cinayetlerini ve çocuklara yönelik cinsel saldırıları kabul ediyor mu? hayır! istemeden de olsa, o korudukları ve "iyi hal" indirimi verdikleri pedofil ve kadın katillerini içeriye atmak zorunda kalıyorlar. gerici-faşist itin biri, kendi halinde otobüste/minibüste oturan veya sokakta yürüyen kadına saldırıyor. gözaltına alınıp, aferim denilip başı okşandıktan sonra geri salınıyor; ama, yeniden gözaltına alınmak zorunda kalınıyor.

    bu halktan ümidinizi kesmeyin. mücadele eden emekçiler, kendilerini solda konumlandırırlar. örnek olsun; üçüncü havalimanı inşaatında çalışan işçiler, iş bıraktıklarında ve taleplerini gündeme getirdiklerinde, aylardır ayak direten patronlar neden kabul ettiler?

    ya da, bir dizinin setinde emekçiler direniyor. maaşlarını alamamışlar. kanaldan parasını aldığı halde işçilere maaşlarını ödemeyen yapımcı firma, arkasındaki iktidar desteğine rağmen geri adım atıyor...

    halen ebedi başkomutanımız mustafa kemal atatürk'ü ve --her ne kadar nefret etseler de-- türkiye cumhuriyeti bayrağını sahiplenmek zorunda kalıyorlar.

    neden?

    büyüklerimizin o çok güvendiği kurum da yok artık. ama, türkiye'nin emekçi insanları var. neredeyse bu ülkenin %60'ına yakın bir kesimini oluşturan, ülke ekonomisinin %90'ını sırtında taşıyan, şalterleri elinin altında bulunduran, çarklıları çeviren, tarlalarda eken, üniversitelerde ve okullarda ders veren, çocuğuna annelik eden, vs. emekçi, iyi yürekli, aydınlık ve yurtsever insanlar var. biz varız.

    türkiye'nin gitgide muhafazakarlaşması gibi bir durum yok, ama halkımızın cumhuriyet devrimlerini, ülkeyi ve kutsal bayrağımızı sahiplenme durumu var.

    bakın, o bizans bayrağını göndere çekemeyeceksiniz. türkiye cumhuriyeti'nin bayrağı, bu dünya durdukça, bu ülkenin üzerinde dalgalanacak.
  • doğru bulmadığım önerme. her yönden elde ki verilere uymuyor.

    inanan insan sayısı azalıyor, yeni kuşaklar özellikle inançsız.
    vatandaş, başta siyasiler olmak üzere inançlı insanların uygunsuz hareketleri nedeniyle dinden soğuyor
    sosyal medya ve internet sayesinde gerçek bilgiye ulaşmak kolaylaştığı için, her kitle araştırıyor ve dinden uzaklaşıyor.
    inançlı kesim daha çok dini gösteriş peşinde olan kesim veya birilerine şirin gözüken kesim. ateist sanayici arkadaşlarım bile cumaları 2 kadeh üzerine naneli şeker atıp namaza gidiyor. devlete iş yaptıklarından. (diyanet kadrosunda cuma'ya diye içmeye giden kişileri deşifre etmiyorum ki çocuklar işinden olmasın)

    düşünüldüğü gibi kimse dini bir muhafaza içerisinde değil. en dindar ailelerin çocukları bile dini muhafaza etmiyor. anlatırdım ama sen bizim seçmenimize, bacılarımıza laf ettin geyiği olur, anlatmayacağım.

    türkiye de muhafaza edilen tek şey, ne acı ki cehalet olmaya başladı.cehaleti muhafaza ediyoruz ve dinden bu kadar hızlı uzaklaşan ve alt yapısını ahlak ve erdem ile doldurmadan bunu yapan bir toplum olarak çok sıkıntılar yaşayacağız. türkiye'nin git gide daha fazla yozlaşması daha doğru bir başlık olurdu. dini açıdan çok büyük bir aydınlanma ve sıyrılma yaşamamızın en büyük sıkıntısı yozlaşma. avrupa'nın 400 yılda kurtulduğu dini dogma batağından 50 yılda kurtulmanın dezavantajı daha fazla görülecek.
  • öte yandan git gide dinden uzaklaşan bir kesim de var. az buz bir kesim de değil bu. sadece türkiye'de değil; bütün dünyada siyasal islam islam'a öyle zarar verdi ki, insanlar dine, dindarlığa, muhafazakarlığa mesafeli bakar oldu.
    darbe yapıp devleti ele geçirmeye çalışan islamcı mi ararsın, devleti babasının çiftliğine çevirip yağma erenini mi; terör örgütü kurup insan yakıp boğaz kesenini mi ararsın yoksa belden yukarı fetva veremeyenini mi; hala kadrolaşıp devleti ele geçirmeye çalışanını mı ararsın yoksa kadınlara araba kullanmayı daha geçen sene lütfedenini mi, sürekli yalan, komplo ve sahte belgelerle nifak saçanını mı ararsın yoksa ölünün dirinin arkasından iftiralarla küfredenini mi. düşününüz camiler bile parti bürosuna dönüştü, cuma hutbesi diye parti bülteni okunuyor.

    yani diyeceğim muhafazakarlık adına öyle işler yapıldı ki; "gerçek islam bu değil"ci takımın bile tutunabilecekleri dal kalmadı; insanlar dinle arasına mesafe koyar oldu. tabi bu arada muhafazakar kesim hala "dış mihrakların" islamofobi pompaladığı, müslüman ülkeleri karıştırdığı iddiasında. lutfedip aynaya baksalar mihraksız hallerinin de pek parlak olmadigini görecekler halbuki.

    bu da dursun burada.
  • seçmenleri için cehaleti benimseyip, gündemlerini ileri götüren liderler ve asla gerçeklere maruz kalmak istemeyen kitleleri dışında olmayan durum. riyakarlaşması deseydin daha mantıklı olurdu.