şükela:  tümü | bugün
  • son bir kac ayda meydana gelen olaylarin ciddi $ekilde du$undurdugu ve korkuttugu hadisedir. $oyle bir zihnimi yokladigimda birbiriyle baglantili gibi gorunen olaylar sirasiyla: amerika'nin irak'a mudahalesinden sonra meydana gelen tezkere krizi ile birlikte guneydogu anadolu bolgesi'nde pompalanan kurt milliyetciligi, pkk'nin tekrar hareketlenmeye ba$lamasi (askerin yaptigi aciklama sinirdaki sizmalarin pkk'nin en guclu oldugu 91 yilindaki orana ula$tigi yonunde), cuval krizi, talabani ve barzani'nin ayagi yere basmayan aciklamalari, kerkuk'teki olaylar ve turkmen'lere uygulanan planli soykirim ve zorunlu goc ile birlikte amerika-turkiye ili$kilerinde ciddi $ekilde farkedilen bozulma, mahkum durumdaki eski depli milletvekillerinin avrupa birligi'nin baskisiyla alelacele serbest birakilmasi ve bu ki$ilerin etnik milliyetciligi goze batiran aciklamalarina goz yumulmasi; ve nihayet mersin'deki nevruz kutlamalarinda meydana gelen bayrak yakma hadisesi ve akabinde gosterilen ulusal demokratik tepkinin gittikce bir kurt kar$itligina/du$manligina donu$turulmesi, odtu'ye egitim gormek icin gelen polise ogrencilerin tepkisi ve jandarmayla cikan olaylar, trabzon'da meydana gelen linc giri$imi ve ardindan goz gore gore gelmesine musade edilen ikinci linc giri$imi.

    bugun gazetede okudum ki sivas cumhuriyet universitesi'nde kar$it goru$lu iki grup birbiriyle cati$mi$. universitede okudugum yillarda bu tur olaylar yine olurdu ancak cok buyumeden bastirilir, gazetelerde de cok goze batirilmadan verilirdi. dogrusunu yanli$ini tarti$madan kafami kurcalayan mesele $u ki; ba$ta milliyet ve hurriyet gazeteleri olmak uzere, gerek universite olaylari gerekse toplumsal karga$a olaylari, bir ucundan da etnik boluculugu ki$kirtacak $ekilde, niye surekli man$etten ve haber niteliginde degil de yorum katilmi$ olarak verilmeye ba$landi? televizyonlarda da saatlerce kar$it goru$lu gruplarin birbirlerini ezmelerini, oldurmelerini, linc etmelerini izliyoruz. haber programlari turkiye'nin nereden nereye gittigini, birbirinin devami gibi gorunen bu olaylarin sebebini gormezden gelerek her gun ortaya atilan yepyeni bir senaryoyu sanki oncekilerden bagimsiz bir $eymi$ gibi duyurmaya, halkin damarina $iringa etmeye devam ediyor. tek parti hukumeti olarak goreve gelen akp, cumhuriyet tarihinin bence kokune koyulmu$ dinamit olan demokrat parti-adalet partisi-anavatan partisi zincirini tamamlayacak $ekildeki icraatlari ile sac ba$ yolduruyor. birazcik siyaset ve di$ politika okumu$ biraz da universitede turk devrim tarihi dersine girmi$ herkes goruyor ki beceriksizliklerini, cesaretsizliklerini, kendi iclerindeki uyu$maziklarini gozumuze batiriyor; buyuk ağbilerinden aldiklari emirleri uygulamada gercek bir yureklilik gosteriyorlar. kibris gibi yillarca bu ulkenin can damarinda ya$ayan bir problemin uzerine giderken bile yine tarihte gorulmemi$ bir $ekilde rauf denkta$ gibi usta bir siyasetciyle, kendilerini on kez cebinden cikartacak bir devlet adamiyla basin onunde kavga ediyor, birbirlerine giriyorlar. du$unun ki, annan plani gibi tarihte ilk kez cozume inanilmaz yakla$an bir planin goru$melerinden once bile ne kibris'in cumhurba$kaniyla oturup goru$uyorlar ne de hukumetiyle.

    yok ba$kani onceki gun "olaylarin universitelere sicramasindan endi$e ettigini" soyledi. ayni anda tbmm ba$kani birden bire sanki ba$ka sorun yokmu$ gibi "casus belli" olayinin artik gereksiz oldugunu ortaya atarak yepyeni bir tarti$ma ba$latti. dikkat edin daha henuz "apo" tarti$masini ya$amaya ba$lamadik. dun turkiye'nin pe$merge, gocebe olarak baktigi celal talabani bugun artik ahmet necdet sezer'e e$ konumda bir devlet ba$kani oldu ve turkiye, irak devlet ba$kanligi secimlerinde zerre kadar rol oynayamadi.

    amerika'ya ili$kilerin bozuldugu donemlerde turkiye rus hukumetiyle cok yakin dirsek temasina girmi$ti, azicik uyanik olanlar farketmi$tir. rusya devlet ba$kani vladimir putin tarihte ilk kez turkiye'ye bir ziyaret yapmi$, bir kac gun sonra da rte iade-i ziyarette bulunmu$tu. avrupa birligi ve amerika'nin bu durumdan ho$nutluk duydugunu soyleyebilmek oldukca guc. aynen "gitmeyin" dedikleri ve terorist ulke olarak gordukleri suriye'ye cumhurba$kanimizin "tabi ki gidecegiz" diyerek gitmesine pek mutlu gorunmedikleri gibi.

    turkiye ve amerika-avrupa birligi arasinda cok ciddi bir satranc musabakasi yapiliyor ve ben birilerinin bu oyunu kazanmak, arzu ettigi ilimli islam cumhuriyeti'ni hayata gecirmek, ba$ina ciftliklerde palazlandirdigi halifesini atamak, onun yanina da imamini dikmek ugruna; tek bir vucut olup tirnaklariyla kaziyarak egemenligini haketmi$, devrimini kendisi yapmi$, bir zamanlar kuyruklarini bacaklarina kistirmalarina sebep olan bu milleti bir ic sava$a surtuklemekte hic tereddut etmeyeceklerini du$unmekteyim.
  • devletten büyük olmayanların olmayacak duası.
  • 17 aralık 2004'te türkiye'yle müzakerelere başlanması ve devam edilmesinin şartlarından birinin de türkiye'de demokratik rejime zeval gelmemesi olduğu düşünüldüğünde ab içindeki türkiye karşıtlarının (hatta ab'nin) perspektifinden de bakılması gereken ihtimal.
  • belki tedirginlikle ve iyi niyetle olusturulmus ama ister istemez provakasyona neden olabilecek kelimeler obegi.

    ic savas diye bir sey soz konusu degildir. turkiye ic savas nevi bir seyi 15 sene boyunca yasamasina ragmen bu konuda uzlasma adina bir takim kararlar almis ve uygulamaktadir. zira ic savasin olmasi icin illa ordunun ikiye bolunmesi degil, ulke icinde silah sahibi gruplarin birbiri ile catismasi gerekmektedir ve 1980'lerin ortalarindan daha dune kadar soz konusu olan bir durumdur.

    yani basimizda, bir ulkenin* dinamikleri, ozellikle ulkenin kurt olsun farkli etnik kokenden gelsin tum turkiyeli insanlarinn hassas oldugunu bir konu cercevesinde degisirken buna cesitli seslerin yukselmesi son derece uzucu olmakla beraber diger yandan oldukca da dogaldir.

    ancak burada sagduyulu olmak, toplumsal uzlasmayi saglamak, kavramlari karistirmamak ve kotu haber cigirtkanligi yapip tedirginligi provakasyona donusturmemekte fayda vardir. ayrica yanibasimizdaki ulkenin dinamikleri degisirken, diger yandan icte bazi olaylarin hortlatilmasi belki bilincli belki bilincisiz bir sekilde dikkatimizi iraktan cekip ice vermemize neden olmustur ki bunun da birilerinin bilincli bir politikasi oldugu konusunda suphelerim var.
  • abd yanlısı bir darbe yapıp iktidarı ele geçirmesinden şüphelendiğim grupların yürüttükleri psikolojik savaş operasyonu sonucunda zihinlerde belirmesini istedikleri düşünce. sonra da "kardeş kavgasını önlemek için yaptık" demeyi düşünüyorlar, herhalde. ancak, unuttukları bir şey var: biz bu filmi görmüştük.
  • şu dönem itibariyle abartmak. iç savaşın tarafları mhp ve tayad mı olacak, yoksa ekşi sözlük yazarlarıyla sözlükten atılanlar mı? her millet gibi türk milleti de bayrak konusunda gaza geliyor, ama ortadaki fol ile yumurta aslında yok*.
    yani yok böyle bişiy, ama şöyle bişeyler var belki alakalıdır:
    (bkz: bayrağa saygı)
    (bkz: gaza getirmek)
    (bkz: nifak sokmak)
    (bkz: duygu sömürüsü)
  • başlıkta belirtilen önermenin önümüzdeki on yılda siyasi olarak önemli bir ağırlığı olacağı aşikardır. şimdilerde abd dışişleri bakanı olan rice hanımefendi ulusal güvenlik danışmanı olarak ilk açıklama yaptığında ortadoğu ve kafkaslarda 26 ülkenin sınırının değişeceğini belirtince türkiye sermayesi ve siyasileri bunu pek üzerlerine alınmamışlardı. fakat ilerleyen zamanlarda ırak'ın işgal edilmesi,sonrası kürtlere verilen geniş özgürlük alanı ve devletli bir biçimde örgütlenmesi bazı korkularıda beraberinde getirdi. bütün bunlar olurken ülke,medya nın inanılmaz şişirilmesiyle ab ci bi havaya sokuldu. işte ab ye girince herşey çözülecek tarzında bir hava yaratıldı ama havanın öyle olmadığı aksine geliştiği çok kısa zamanda ortaya çıkdı. bütün bunlar olurken abd ye olan tepki %80 lerin üzerine çıkarken ab ye olan destek de %50 lere doğru düşmeye başladı, genel olarak kandırılmışlık duygusu egemen oldu. bu süreç içerisinde ülkeyi birlikte kuran türk ve kürt halklarının arasına bazıları nifak tohumu sokmaya başladı. özellikle denetimden çıkmaya başlayan mhp tabanı ( ki alpaslan türkes 1971 de savunmasında biz nato nizamnamesine göre kurulmuş savunma örgütüyüz cümlesi varoluş sebeblerini açıklar) pkk gündeminin geri çekilmesinden sonra sokakdan çekilmiş fakat bir yandanda gözü gönlü sokakta olmuştur. buna uygun yer olarak önce neden mersin seçilmiştir ( tarsu amerikan koleji neden bu kadar eski bi kolejdir ve her nedense abd büyükelçiliği adana da bulunmaktadır bu konu üzerine ayrıca düşünülebilir). mersin de yere düşen bayrak üzerine genelkurmay başkanın çok sert açıklaması özellikle "sözde vatandaşlar" cümlesiyle kürt halkını bütünüylen karşısına almasıyla önünün açıldığını düşünen mhp tabanı sokakta kendini göstermeye başlamıştır ( bunda geçmişteki dönemde tasfiye edilen mhp il örgütlerinin ne kadar önemi vardır buda ayrı bi tartışma konusu). trabzonda yaşananlar ise her nedense bukadar planlı olamaz dedirtmektedir. bildiri dağıtanlar a karşı ilk önce erzurumlular denen 200 kişilk bir grup kahvelerden adam topalamaya başlamış ve sonrasında "bayrak yakılıyor" diyerek insanları linç etmeye çalışmışdır. bu süreçde gündemin ne kadar gegin olduğu ve provakasoyan ne kadar açık olduğu ortaya çıkmışdır ( burda daha ilginc bi tartısma için yunan gizli servisinin pontus devleti için trabzon ve yöresinde çalışma yaptığı herhalde buna karşılık türkiye devletininde elinin boş durmadığı düşünülebilir). bütün bu gerekçlerden kalkılarak ülke gündemin süreçte dahada gerileceği aşikardır ama ülke bir iç savaşa gitmez çünkü devlet bahçeli böyle bi sürecin genel başkanı değildir ancak yeni faşizan partriler kurulur ve bunlar örgütlenirse tartışma olası olabilir. diğer yandan ülkede sivil bir türk-kürt çatışmasını yaratmakda o kadar kolay gözükmemektedir. ama yinede çok dikkatli olarak takip etmektede yara olduğu aşikardır.

    not: parantez icindeki komplo teorisine eslik eden bilgiler cokda onemli degildir farklı bakis icin veri sunmaktadir. bu ulke burdan bolunmez kolay kolay. esas afganistana bakmak lazım unutturulan yada 1-2 yıl icinde ırak a nato üzerinden asker gondermek zorunda kalan bir ülkenin açmazlarının neler olacagi tartisilmalidir.
  • 15 yıl önce aynı olaylar yugoslavyada başladıgında, kimse yüz yıllarca beraber yaşamış toplumların birbirlerini katledecegini, ülkenin on parçaya bölünecegini tahmin edemezdi.
    türkiye de aynı senaryoya sürüklenmeye çalışılıyor. umarım sonumuz yugoslavya ya benzemez.
  • kürtler eliyle gerçeklestirilemeyen bölme planlarinin türkler eliyle gerçeklestirilmesi senaryosudur. söyle ki; önce çesitli provokasyonlarla asiri milliyetçi bir dalga yükseltirsiniz. daha sonra bu dalgayi istanbul'da, izmir'de, her yerde yasayan kürtlerin üstüne salarsiniz. bu milliyetçi dalgayla yetinmeyip, yanina bir de "radikal islamci" diye birilerini de masaya sürersiniz. büyük bir kargasa, siddet, cinnet baslar ve dayanilmaz bir hal aldiginda birileri buna müdahale eder. müdahale edenlerin de yapacaklari ilk sey abd'ye, ab'ye, nato'ya bagliliklarini açiklamak olur. yani bu milliyetci dalganin sonucu, gerçekten milli ve tam bagimsiz bir devlet yaratma sonucuna ulasmaz.

    özetle kimsenin provokasyonlara gelmemesi gerekiyor. ancak trabzon örnegi bunun tersini söylüyor. sahsi kanaatim trabzon'un bir deneme alani olarak kullanildigi yönünde.

    edit:
    milliyetçi bir dalganin yükselmesi halk orijinli, atatürk milliyetçiligi baglaminda kalirsa iyi. ancak görülen o ki, "kavgam kitabi - nihal atsiz kitaplari çok satiyor" gibi uydurma ve aniden pompalanan haberlerle ortaya çikmasinin paralelligi, milliyetçi degil irkçi bir yükselisin ortaya çikmasinin belli güçlerce istendigi ve hedefinin türkiye'de istikrarsizlik ve siddetli terörizm yaratarak kürdistan'in kurulmasi oldugu gerçegi gözden kaçirilmamalidir. çok dikkatli olmak gerektir.