şükela:  tümü | bugün
  • vay be nereden nereye...
    100 milyon dolar kredi dilimi serbest bırakıldı, heyyyooo diye sevindiğimiz günlerden buralara geldik.
    üzülmeyin olm akp yapıyor diye iyi bişey bu.
    bari bunda yan çizmeyin. bir kere takdir edin.
    yok pardon durmayın, aynen devam edin çamura da biz de gülelim arada.

    http://www.ntvmsnbc.com/id/25149817/

    bak önceden başka ülkelerin durumunu nası konuşuyormuşuz:
    (bkz: arjantin ve brezilya'nın imf borçlarını kapatması)
  • -gonsular duydunuz mu, turkiye imf'e olan borclarini odemis!
    -dur tahmin edeyim. hala asgari ucretle calisiyon de mi?
    -?
    -seni sikiyorlar haberin olsun!
  • ipotek ile evini kaybeden insanin yasasin borcum kalmadi diye sevinmesidir.
  • imf borçlarını sanırım normal zamanında kapatıyoruz. brezilya ve arjantin döviz rezervlerini kullanıp yüksek faizden kurtulmak için erken kapatmıştı. hatta imf bu faiz gelirinden olunca zor duruma düştü denmişti. bizde öyle bir durum yok. imf, kriz zamanında borç bulamayan ülkelerin olağan faiz oranlarının biraz üstünde borç vererek iflasını engeller, ekonomik krizin global bir hal almasını engeller, kendi görev tanımı aşağı yukarı böyledir. bu görece yüksek faize rağmen yine de kurtarıcı ve patron olarak tecelli eder ülkelere o dönemlerde, türkiye'de de böyle olmuştu. şimdi türkiye daha uygun faizle borç bulabilip maliyesini çevirebildiği için imf ile hesabı kapatınca ondan para almayacak gibi.

    imf dışı dış borçlanmanın 350 milyar dolar civarı ile korkunç boyutta olduğu söyleniyor. verilere göre türkiye'nin dış borcu gsmh'sinin %36'sı. bu yıllık gsmh'sinin 10 katı borçlanmış irlanda, 4 katı kadar borçlanmış ingiltere vs. göre "korkunç" değil, hatta makul. dünyanın ekonomi büyüklüğüne göre en fazla borçlu ekonomileri en gelişmiş ülkeleri, herhalde borç bulacak güveni verebilmekle ilgili.

    linki tıklamayın onun yerine (bkz: #33879741)

    http://img227.imageshack.us/img227/8788/borcd.jpg
  • o değil de 2006 senesinde de buna benzer bi öngörü vardı, hatta haberleştirilmişti.
    imf borcu 2010'da bitecek

    noldu şimdi, bi seçim için daha mı koz olarak tutacağız bunu ? bakın az bir borcumuz kaldı, biraz da zaman tanıyın öderiz'e mi getirdiler? stand by'da yapmadık, bakın gördünüz mü istedik mi posta da koyuyoruz, bizden başka kim yapabilirdi'ye yatıp saf kimseleri yeniden kandıracaklarını mı düşünüyorlar?

    kaldı ki bırakalım şimdi, 8 milyar dolarlık borç kaldı geyiğini de, şu son rakamlara bakalım, asıl ibretlik tablo orada..
    2010 yılının ilk 9 ayında, 130 milyar dolarlık ithalat yapılmış, 81 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirilmiş, ve arada hemen hemen 50 milyar dolarlık açık var. türkiye'nin sorunu burda.

    üniversite gençliğinin beklentilerini biraz daha düşürürsün, daha ucuza tamah ettirirsin, sigarasına, rakısına, benzinine çakarsın % 75 vergi, arada bir de % 30 % 40 filan zam döşersin vatandaşının bu türden ihtiyaçlarına, yaratırsın, o 8 milyar dolarlık kaynağı. iyi de sonrası?

    üretimin yerlerde zaten. dış açığına bakacaksın. 50 milyar dolar boru değil.
    hayır biliyoruz zaten yıllar yılı, imf'yle yapılan stand by'ler eften püften işlere harcandı. öyle ki, daha çok şeffaflık beklenince sizden ve seçim harcamaları için kullanmanıza izin verilmeyince, bu son stand by'a yanaşamadınız bile, sonra istedik mi imf'yle anlaşmayız ayağına yattınız.. geçiniz efendim bunları.

    normalde hepimiz, imf'ye borçların tamamen kapandığı bir ülkede yaşamaktan onur duyarız da, gayet iyi biliyoruz ki, üretimi yerlerde, dışa bağımlılığı had safhada, cari açığı yüksek oranda bir ülkede yaşadığımız sürece, hükümetin kemer sıkma ve ekonomiyi toparlama hamleleri bizim cebimizden kesiliyor. onlar özel uçaklara binme alışkanlığından, lüks merakından vazgeçmezken, sen aldığın benzinde % 70 soyuluyorsun, içtiğin rakıyı burnundan getiriyorlar.

    olaya böyle bakıcaz. yoksa yap yap dur, anti-imf'ci propagandanı. ne mal olduğun belli.
  • işe bak, yaşananları bilmesem neredeyse imf'ye tekrar borçlanmamızı isteyecem.
    cidden aynı geçmişi mi yaşadık biz?
    sakin olun şampiyonlar.
    valla sakin olun kimse nirvanaya ermedi.
    kimse cennetteyiz demedi.
    ama vururken de güzel vurun.
    diğer sorunlar önceden yokmuş gibi davranmayın.
    ilgiyi alakayı gözetin de dikkate alalım.

    yaklaşım çok güzel.
    paradan 6 sıfır atılması gibi olmuş.
    önce "atamazsın" diyolar.
    atınca da "ama bi halta yaramıyo ki yaramıyo ki yaramıyo ki..."
    komiksiniz vesselam.

    bu arada tüh ya, abd'nin de 14 trilyon dolar borcu var.
    napsalar acaba imf ile mi çalışsalar. ay yazık.
  • reyhanli'yi unutturmasi icin birilerinin dua edecegi hadise.
  • buz daginin gorunen kismini gosterenlerin icrasi. kimilerini sevindirik etmis belli ki ..

    "türkiye’nin dış borcunu duyunca şaşıracaksınız

    14.04.2013 15:55
    karakter boyutu :

    chp genel başkan yardımcısı umut oran, imf'ye olan borcun düşmesine karşın toplam dış borç yükünün büyük bir şekilde arttığını açıkladı.

    başbakan erdoğan’ın grup toplantısında söylediği “biz göreve geldiğimizde türkiye'nin imf'ye para borcu 23,5 milyar dolardı. o günden beri ödedik ödedik, şu anda 400 milyon dolar borç kaldı, son taksit. önümüzdeki ay bunu ödüyoruz ve imf ile borç, alacak artık bitiyor. bunu biz ödedik” sözlerini hatırlatan oran, “erdoğan, sürekli vatandaşın kafasına bunu kazıyor: “borcu sıfırladık”... vatandaşta “allah razı olsun, akp ile borcumuz sıfırlanmış” yanılsamasına yol açıyor. ama iktidarları döneminde türkiye’nin toplam iç ve dış borç miktarında yaşanan patlamayı ise hiç gündeme getirmiyor. sanki türkiye’nin tek dış borç kalemi imf’ye olanmış, o da bittiğine göre türkiye’nin hiç borcu kalmamış gibi... oysa işin gerçeği şu ki erdoğan döneminde kamunun toplam borcu ve özel sektörün dış borcu rekor üstüne rekor kırdı” dedi.

    borç üç katina çikti

    başbakan erdoğan’ın göz boyama ve illüzyonda houdini’yi de mandrake’yi de kendine hayran bırakacak kadar marifetli olduğunu iddia eden oran, türkiye’nin borcuna ilişkin şu bilgileri verdi:

    2002’de 129.6 milyar dolar olan türkiye’nin toplam dış borcu, 2012 sonunda 336.9 milyar dolara fırladı. bunun içinde kamunun dış borcu yüzde 59,8 oranında net 38.6 milyar dolar artarak 64.5 milyar dolardan 103.1 milyar dolara yükseldi. merkez bankası’nın dış borcu 22 milyar dolardan 7.7 milyar dolara gerilerken, özel sektörün dış borcu ise 2002-2012 döneminde yüzde 425’le artış rekoru kırdı. bu dönemde net 183 milyar dolar büyüyen özel sektör dış borcu 43.1 milyar dolardan 226 milyar doları yükseldi.

    bu da akp politikalarının bir ürünüydü; devlet daha az dış borç alırken, özel sektörü buna teşvik etti. akp’nin 10 yıllık iktidarı döneminde kamunun rekor borç artışı, büyük oranda piyasadan yapılan iç borçlanmadan kaynaklandı. bu dönemde özel sektör dışarıdan, devlet ise özel sektörden borçlandı. yoğun sıcak para girişlerinin reel döviz kurunu düşürmesinin de etkisiyle özel sektör çılgınlar gibi dış borç aldı, aşırı bir kur riski üstlendi.

    dışarıdan yüklü borçlanmalara giden banka ve finans kuruluşları bu fonları, iç borçlanma ihalelerinde devlete sattı, özel sektörün dış borcu ile kamunun iç borcu paralel biçimde hızlı bir büyüme gösterdi.

    yurt dışından borçlanma yoluyla sağlanan fonlarla, vatandaşlar da adeta tüketici kredisi bombardımanına tutuldu, iç tüketim pompalanarak hormonlu büyüme süreci yaşatıldı. bu şekilde yurda giren dövizler nedeniyle merkez bankası’nın rezervleri de yapay biçimde büyütüldü.

    ey hokus pokusçu başbakan, cevap ver; “imf’ye borcu sıfırladın, aferin! peki 337 milyar dolarlık dış borç yükü bizim değil mi, yunanistan’ın borcu mu bu, yoksa güney kıbrıs’ın mı?”…

    kamunun toplam borcu 563 milyar tl

    kamunun 2002 yılında 155.2 milyar tl olan iç borç stoku, yüzde 163 oranında net 253 milyar lira büyüyerek 2012 sonunda 408.3 milyar liraya yükseldi. aynı dönemde kamunun dış borcunun tl karşılığı da 102 milyar liradan 154.6 milyara yükseldi. böylece kamunun iç-dış toplam borcu 2002-2012 döneminde yüzde 119 oranında net 316 milyar lira büyüyerek 563 milyar liraya yükseldi. yani cumhuriyetin ilk 80 yılında devletin 257 milyar lira olan toplam borcuna, son on yılda 316 milyar lira eklendi. akp, on yılda devleti önceki 80 yıldakinden daha fazla borçlandırdı.

    2012 sonu itibariyle kamunun toplam 563 milyar tl’lik iç ve dış borcu ile özel sektörün 226 milyar dolarlık dış borcu birlikte düşünülünce türkiye’nin toplam borç yükü, 1 trilyon tl’ye yaklaşıyor, bu da 564 milyar dolarlık bir büyüklüğe işaret ediyor.

    vatandaşi ağir borç yükü altina soktular

    akp döneminde en hızlı artış hane halklarının borçluluğunda yaşandı. akp’nin 10 yıldır uyguladığı ekonomi politikaları çalışan kesimlerin reel alım gücünü geriletirken, halk borçlanarak tüketmeye özendirildi. geliri artmamasına rağmen, finans sektörü imkanlarıyla eskisinden çok daha fazla tüketmeye alıştırılan halka sanal bir refah yaşatıldı. bankacılık kesimi yurt dışından, vatandaşlar da bankalardan borçlanmaya teşvik edildi. “yüksek faiz-düşük kur” politikasını dünyadaki en yüksek reel faizi vererek uygulayan akp, rantiyeyi ve bankaları ihya ederken, vatandaşı ise tüketici kredisi ve kredi kartlarına mahkum etti; erdoğan döneminde ailelerin borç yükü katlandıkça katlandı. tüketici kredileri ve bireysel kredi kartları ile yapılan borçlanma 2002-2012 döneminde tam 38 kat büyüyerek 6.4 milyar liradan 255 milyara yükseldi. tüketici kredilerinin 2002 sonunda sadece 2.2 milyar tl olan bakiyesi 2012 sonunda 185.9 milyar liraya, kredi kartlarındaki borç bakiyesi de 4.1 milyar liradan 68.8 milyar liraya yükseldi.

    ey erdoğan!

    imf ile yeni anlaşma yapmayıp vadesi gelen eski borçları da ödeyerek borcu bitirdin, güzel, aferin sana!…

    ama devletin toplam borcunu devasa boyutlara ulaştırdın, özel sektöre de dış borçlanma rekoru kırdırdın.

    sana göre o “sayılmaz” öyle mi? varsa yoksa imf…

    peki ya vatandaşın ağır borç yükü? bu da mı sayılmaz?

    bir illüzyon da rezervlerle ilgili

    illüzyonist başbakan, “iktidara geldiğimizde merkez bankası’nın döviz rezervleri 27.5 milyar dolardı, biz üzerine 100 milyar dolar koyduk” diyor.

    oysa erdoğan bununla, türkiye’nin rezerv-dış borç dengesinde tehlikeli boyuttaki bozulmayı gizliyor. rezervlerin kısa vadeli yükümlülükleri karşılama oranı on yılda yüzde 169’dan yüzde 81’e gerilemiş durumda.

    evet, merkez bankası’nın kasasındaki altın ve döviz rezervlerinin toplam hacmi 2002 sonundan bu yana yüzde 351.6 oranında net 97.6 milyar dolar artışla 125.4 milyar dolara ulaştı. bu büyüme, on yılda yaşanan yüklü miktardaki sıcak para girişleri ve aşırı dış borçlanmanın bir eseri. rezervlerdeki büyüme tamamen suni ve hormonlu.

    bir de madalyonun öbür yüzüne bakalım: aynı dönemde türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku 2002 sonundan bu yılın ocak ayı sonuna kadar olan dönemde yüzde 555 oranında 91.1 milyar dolarlık net artışla 16.4 milyar dolardan 107.6 milyar dolara çıkmış durumda. 2002 yılında sadece 626 milyon dolar olan cari işlemler açığı da bu yıl ocak itibariyle yıllık bazda 47.6 milyar dolar oldu. merkez bankası rezervlerinin kısa vadeli dış borçları karşılama oranı yüzde 2002 sonu itibariyle 169 düzeyindeydi. başka deyişle türkiye’nin her 100 dolarlık kısa vadeli dış borcuna karşılık, merkez bankası’nın kasasında 169 dolarlık döviz rezervi bulunuyordu.

    aynı tarihte toplam rezervlerin kısa vadeli dış borç ve cari açığı karşılama oranı da yüzde 163 düzeyinde bulunuyordu. merkez bankası’nın altın ve döviz rezervlerinin kısa vadeli dış borçları karşılama oranı bu yılın ocak sonu itibariyle yüzde 116.6’ya; cari açıkla birlikte toplam yükümlülüğü karşılama oranı ise yüzde 80.8’e indi.

    kısa vadeli dış borç ve cari açık toplamının 155.1 milyar dolar olduğu baz alındığında, 2002 yılındaki yüzde 169’luk karşılama oranına ulaşmak için ya rezervlerin 253 milyar dolar olması; ya da kısa vadeli dış borç-cari açık toplamının 77 milyar dolara çekilmesi gerekiyor.

    öte yandan, her ne kadar kısa vadeli dış borç stoku 107.6 milyar dolar ise de türkiye’nin, orijinal vadesine bakılmaksızın önümüzdeki bir yıl içinde yapması gereken toplam dış borç servisi 149.6 milyar dolar. yani övünülen rezervler, bir yıl içinde yapılacak bu geri ödemeye yetmiyor.

    diş açik veren ekonomide rezerv artişi neye yarar?

    bir ülke için olumlu bir gelişme olan rezervlerdeki artış, o ekonomi için güveni artırıp, kırılganlığı azaltıcı etki yapar. türkiye’nin rezervlerinin de son on yılda hızlı bir artış gösterdiği görülüyor. ancak, rezerv artışının ne şekilde gerçekleştiği, yani kaynağının ne olduğu büyük önem taşıyor.

    çin, almanya, rusya gibi harcadığından daha fazla döviz kazanan ekonomilerin ödemeler dengesinde ortaya çıkan cari işlemler fazlası kaynaklı rezerv artışı, bu ekonomiler için sağlıklı bir gelişme niteliğinde. buna karşılık türkiye gibi dış açık veren, yani harcadığından daha az döviz kazanan bir ekonomide, yabancı sermaye yatırımları da yeterli değilse, net borcu artırmadan rezerv artışı gerçekleşemiyor. başka deyişle dış açık veren ekonomide rezerv artışı, bununla paralel biçimde dış borcun da artması anlamına geliyor. başbakanın “rezervleri 100 milyar dolar büyüttük” böbürlenmesi, bankadan kredi (borç) alıp mevduat hesabına yatıran birinin, mali varlığıyla övünmesine benziyor. "

    bir zahmet linkteki cetvellere de goz atin ..

    (bkz: http://www.odatv.com/…nca-sasiracaksiniz-1404131200)
  • kapanmasından çok "nasıl" kapandığı önemli olan hadise. iç borç katlanmış gitmiş, kimsenin umrunda değil. en basitinden belediyeler deli gibi bankalardan borçlanıyor. bankalar kimin? aa çoğunluğu yabancıların değil mi?
  • kredi kartiyla borc odemekten farksiz olay.