şükela:  tümü | bugün
  • sözcü gazetesi ekonomi yazarı ege cansen'in tespitidir. son derece haklıdır. türkiye'nin yaşadığı tüm kronik sorunların altında türk lirasının yapısal kusurları yatmaktadır.

    yüksek enflasyon, yüksek faiz, devalüasyon gibi sorunların temelinde türk lirasının kronik zaafları vardır.

    popülist harcamalarda bulunan, abartılı kamu harcamaları yapan ve bu sayede ekonominin canına okuyan hükümetlerin temel dayanağı sıkıştıkça darphanede para basmak değil midir ?

    hatta daha da ileri gidip demokrasi ve laikliğin altını oyanların da temel dayanağının bu güç olduğunu söyleyebiliriz.

    bunların hepsinin de çözümü lirayı feshedip onun yerine euro gibi istikrarlı ve güçlü bir rezerv para birimine geçmektir.

    ilk başta çok sancılı bir süreç yaşansa bile bir süre sabredilmesi durumunda kronik sorunlardan kurtulmak ve her alanda refaha ulaşmak gibi bir meyvesi vardır günün sonunda.

    almanlar tutup ankara'nın hırsızlıklarını finanse etmek için para basmayacaklarına göre !

    --- spoiler ---

    türk ekonomisinde yapılabilecek en büyük yapısal reform, tl'yi bırakıp euro'ya geçmek olacaktır. isterseniz bunu dolara geçmek diye de okuyabilirsiniz. ikisi aynı kapıya çıkar. bu konuyu geçmişte de birkaç kez gündeme getirdim. iktisat hocalarımız şiddetle karşı çıktı. bu, ekonomimiz için bir felaket olur dediler. merkez bankamız euro basamayacağına göre, euro'lu kamu borçlarını ödeyemeyeceğimiz söylendi.

    bundan da anlaşıldı ki, pek çok iktisatçımızın kafasının gerisinde “icap ederse” vadesi gelen tl'li devlet tahvillerini, merkez bankası'na para bastırıp itfa etmek gibi gayri iktisadi ve gayri ahlaki çözümler var. (o zaman enflasyon yüzde kaç bine çıkar siz tahmin edin.)

    ben, iki yıl önce euro'ya geçme önerisini tekrarlayınca, bazı iktisat profesörleri euro'nun zaten ortadan kalkmak üzere olduğunu ileri sürüp böylesi “batmakta olan” bir para birimine geçmek akılsızlıktır buyurdular. hatırlatayım: parası euro olan ekonomisi zayıf güney avrupa ülkeleri krize girdi, ama hiçbiri euro'dan çıkmadı.

    euro'ya geçmek niçin iktisadidir

    öncelikle şunu söyleyeyim: euro'ya geçmek “teşvik paketi” açmak gibi basit bir iş değildir. dış borçla yapılan yatırımları “cebimizden tek kuruş çıkmadan yapıyoruz” diyerek kendimizi kandırmaktan vazgeçmeyeceksek euro'ya geçerek ancak ikinci yunanistan oluruz. euro'ya geçmek “yapısal reform”ların hem anası hem de babasıdır. kararı bugün alınsa en az 5 yıl sonra gerçekleşebilecek devasa bir projedir bu.

    eğer danimarka veya norveç gibi paçasını “devalüasyon-enflasyon” sarmalına kaptırmamış bir ülke olsaydık tl'de kalınsın diyebilirdim. bu reform yapılmalıdır. çünkü: türk ekonomisi, türk lirası ile “düşük faiz-düşük enflasyon” fazilet çemberine giremez. cumhurbaşkanı'nın adeta takıntısı haline gelen “faiz düşürme”nin en emin yolu euro'ya geçmektir.

    türkiye'nin yıllık maliyeti ortalama % 6 olan kabaca 400 milyar dolar “net dış yükümlülüğü” vardır. buna yılda 24 milyar dolar faiz, kâr payı veya kira ödenmektedir. günümüzde portekiz'in bile kamu borçlanma faizi % 1.5'dur. türkiye euro sistemi içinde olsa, yabancılara her yıl en az 16 milyar dolar daha az para öder, cari açığımız sırf bu sebeple 16 milyar dolar düşük olurdu. tl'de kaldıkça, emeğimizin “faizle sömürülmesi” devam edecektir. türk lirası, kaç sıfır atılmış olursa olsun, “riskli” bir para birimidir.

    zaten osmanlı'dan beri hem faizler hem de enflasyon yüksektir. yüksek faize şeyhülislamlar bile cevaz vermiştir. bu ne zavallılıktır ki, sözde faizin haram addedildiği islam'da, islam'ın en yüksek otoritesi, faiz, hem de fahiş faiz, islam'a uygundur demek mecburiyetinde kalmıştır. türkiye, zaten çok büyük çapta “dolarize” olmuştur.

    tasarruf mevduatının çoğu dövizdir. devlet ihaleleri dövizle yapılmakta, köprü, tünel geçiş ücretleri, nükleer santralin üreteceği elektriğin garantili alım fiyatı, avm kiraları dövizle tespit edilmektedir. hürriyet gazetesi dolarla satılmıştır. allah aşkına hangi milli iktisatçı orta vadeli kestirimlerini “yerli ve milli” para birimiyle yapıyor? son söz: ben paraya para demem, eğer param dövizle değilse.

    --- spoiler ---

    ege cansen'in ezber bozan o köşe yazısı
  • karadağ euro bölgesinde olmamasına rağmen geçti,ancak geçerken fiyatlar da yükseldi,yunanistan da aynı şeyle karşılaştı.bu geçiş sürecini aşabilsek euro’ya geçiş şahane olur.
  • ülkenin kurtuluşu kağıt üzeri oyunlar ile değil kendi parasına değer kazandırmak ile olur... bak ingiltere ab üyesi olduğunda ben para birimimden vazgeçmem dedi ve öyle kaldı. neden ? adamların parası değerli; adamların hem fikir hem teknoloji üretimleri sağlam, adamların halkı eğitimli, adamların ekonomi güçlü, adamlarda torpil değil işin uzmanı işi yönetiyor ve haliyle güçlüler. şimdi de bak adamlar ab den çıkıyor neden ? gördükleri 50 yıllık resimde ab'nin yürümeyeceğini görüyorlar. çünkü şu anda ana üretimi sırtlayan almanya dahi durumdan rahatsız olmaya başladı. bütün avrupa 2-3 ülkenin kaymağını yiyor... dolayısıyla ingiltere gemiyi terkeden fare oldu ve bana ne dedi ?

    gelelim ülkemize
    1 - demokrasiyi adam gibi uygulaman gerekir.
    2 - gerek devlet gerek özel sektörde amca oğlu teyze kızı değil işi bilgisi ve emeği ile hak edene verilmesi gerekir.
    3 - enkaz olmuş eğitim sistemini düzeltmeniz gerekir.
    4 - insanları devlet memuru olmaya veya birilerinin adamı olmaya değil, kendi işini kurmaya, üretmeye istihdam sağlamaya ön ayak olmanız gerekir.
    5 - uluslararası organizasyonlarda görev almaya ve dışarıda kalmamaya dikkat etmeniz gerekir (bkz: dünya kupası)

    siz bu 5 maddeyi adam gibi sağlarsanız bu ülke zaten kendi yağı ile kavrulur hale gelecektir. bu çark dönmeye başlayınca ülkenin katma değeri artacak, vatandaşın değeri artacak , ülkenin değeri artacak ve türk parası değer kazanacaktır.

    üretim yapmak, boş boş residence veya yol yapmak değildir allahın maymunları... yüksek teknoloji üretmektir, sanayi 4.0 a ayak uydurmaktır. zengin gibi gözükmek değildir. üretip kalkınarak zenginleşmektir. ama kime konuşuyorsun ki ? adam elinde tencere tava alıp diriliş ertuğrul izleyip gün aşırı büyük oyunu bozduk diye afyonlaşmış şekilde geziyor ortada... bu kafa düzelmeden, emperyalizmin uşakları bu ülkeden siktir olup gitmeden, başımıza eğitimli, vicdan sahibi, kul hakkı yemeyen biri gelmeden bu iş düzelmez. şu anki haliyle nereden tutarsan tut elinde kalıyor.
  • (bkz: para kurulu)

    ironi olsun diye yazılmış gibi duran yazı da,

    adam bir bakıma haklı. özetle, "madem mesele düşük faiz, biz de politika faizi düşük bir paraya geçelim." diyor.

    ayrıca, akut olarak düşünüldüğünde, politika faizi nominal olarak %18,5 olsa da, reel politika faizinin negatif olarak dahi hesaplanması gerektiğini düşündürecek iddialar da var.

    (bkz: gerçek yıllık enflasyon oranının % 39 olması)
  • bi sene daha bekleyelim 7 olunca geceriz
  • sor bakalim euro bunu istiyor mu?
  • daha önce bu konuylu ilgili bir yazı yazmıştım. ekonomistlerin en büyük sorunu mesleki körlüktür. yakındaki ekranları sayıları o kadar çok incelersin ki uzağı, ileriyi, bir süre sonunda da önünü göremezsin.

    türkiye euro’ya değil hukuka geçmelidir. ülkedeki okumuş kesim, anayasayı ve yasaları savunurken, mecliste bile bu kesim darp edilirken “anarşikler dayak yiyor, hizmet düşmanları dayak yiyor, sokaklar lüks araba dolu, avmler full, bize ne” diyen tayfa şimdi soğanı-domatesi yaz ortası 7 liradan yiyor. peki neden 7 liradan yiyor?

    o “dayak yiyen anarşikler” 2017 ortasında dediler ki “hazine kamu borçlanma tavanını geçti. kanunsuz borçlanıyorsunuz, anayasayı ihlal ediyorsunuz batacağız.”

    kanunsuz iş yapmaya alışkın güruh evinde çay çekirdek yaparken “bu anarşikler yine niye ötüyor, hizmet düşmanları,bunlar köprü istemiyor, yol istemiyor” dedi o sırada. oysa kamu borç tavanı aşılması şuydu, devlet ödeyemeyeceği hızda borçlanıyordu. çok kısa sürede bu parayı bulması gerekecekti ve acil bulunacak para yüksek faiz demekti. yani 2017’de mecliste üstüne yürünmüş cılız bir bütçe konuşması dinlenseydi bugün soğan 7 lira olmayacaktı.

    o yüzden euroya değil hukuka geçilmelidir.
  • diymi efendim diymi ? dıjgüj dıjgüj derken ekonomimizi alman devinin insafına bırakalım da bu sefer gerçekten dış güç gelip ebemize kaysın. dibimizde yunanistan örneği var amunakoyim gerizekalı mısınız ?!
  • ödüllü ve atatürkçü duruşu ile bilnen bir ekonomistin son derece haklı tespitidir.

    adam da gelmiş sanki bütün bu sorunlar son 5 senedir varmış gibi ahkam kesmiş.

    ulan 1940'lardan beri var bu kronik sorunlar. türkiye'nin ekonomi tarihini de mi hiç açıp okumadın ?

    türkiye kurulduğundan beri devalüasyon, yüksek faiz, yüksek enflasyon sorunları var. zaman zaman azalıyor, zaman zaman da artıyor bu sorunlar. hatta osmanlı'dan beri var bu kronik sorunlar. akp döneminde bu sorunların azmış olması bu sorunları bu partiye özgü yapmaz.

    sebebi de ortada. adam gerçekleri net bir biçimde ortaya koymuş. argo tabirle göte göt demiş.

    bu arada dibimizdeki yunanistan ve hatta portekiz gibi ülkelere krizde diyorsunuz ama bizim ülke onlardan beter durumda.

    hiçbirinde bizdeki gibi yüksek faiz, enflasyon ve devalüasyon yok.

    çünkü onların para birimleri olan euro'nun bu denli yapısal sorunları yok.

    o yüzden krize girseler bile batmıyorlar. biz ise devamlı krizdeyiz. zaten osmanlı'dan beri batık bir halde olduğumuz için ekonomik batışın nasıl bir şey olduğunu da unutmuş durumdayız.

    şu aptal milliyetçilik anlayışını bir kenara bırakıp ülke insanının alınterinin sömürülmesine ve insanların yoksullaşmasına neden olan ve maalesef artık iyice paçavraya dönen tl'yi komple lağvetmek ve euro gibi güçlü ve istikrarlı bir rezerv paraya geçmek gereklidir.

    5-10 yıl çok sancılı bir dönüşüm süreci yaşanır ama sonrasında kronik hastalıklarımızdan kalıcı olarak kurtuluruz.

    bilmem anlatabildim mi ?
  • (bkz: merkez bankasının 23 milyar tl para basması)

    bugünkü gelişme ile bir kez daha gerekliliği anlaşılan ekonomik devrimdir.

    bu yapılmadan kalıcı olarak ekonomi düzelmez.