şükela:  tümü | bugün soru sor
  • geri kalmamızın en büyük nedenlerinden biri. gerçi yeni yeni motor üretilmeye başlanmış ama araba motoru gibi tüksek teknoloji isteyen üretimler için daha çok zamanımız var. mikroişlemci ise kendi uçağımız, kendi helikopterimiz kısacası kendimize ait ne varsa üretmemiz için bir gereklilik. ikisi birbirine bağımlı şeyler çünkü. biri olmadan diğeri zor oluyor. ayrıca adam gibi ihracat yapmak istiyorsak bu ikisinin üretimi şart.

    mikroişlemciden kasıt bilgisayarın içindeki işlemci değil sadece. silikon teknolojisini geliştirip akla gelebilecek her türlü çipi üretebilecek seviyeye çıkmamız lazım. mevcut hükümetin gelişmek adına en önemli icraatı yol ve baraj yapmak. bunlarla olmuyor malesef. önce motor, sonra mikroişlemci. 20 yıl sonra görüşürüz.
  • mikroişlemci üretemeyen bizim gibi ülkeler bunu dışardan almak zorunda. evet güzel mantık ama şöyle bir sorun var, adam satmıyor. ne kadar basit değil mi? uçak yapımında kullanabileceğin mikroişlemciyi, sensörü, motoru sana satmıyor. türkiye'ye girişleri yasak. çünkü biz onlarla uçak yapabiliriz.

    sattığı ıçakların içindeki yazılım ve donanım da onlara ait olduğu için tek tuçla senin uçağını tümüyle kilitleyebiliyor. hem de binlerce km öteden.

    bunun önüne geçmek için %100 yerli işlemci, chip, motor sensör vs. üretilmesi gerekmektedir.yoksa daha çok bilmemkaç yüz tane amerikan f-16'mız var diye övünürüz.
  • işlemci ve motor gibi ekipmanların üretimi, çok uzun ar-ge çalışmaları, bilgi ve yetişmiş eleman gerektiren bir süreçtir.

    bugün bilgisayarlarımızda yer alan işlemciler öyle "hadi yapalım" denilerek geliştirimliş şeyler değiller. 1970'lerden beri her yıl damla damla biriken bir tecrübenin ve bilgi birikiminin ürünleri. halihazırda, bu işlemcileri daha iyi ve kusursuz hale getirmek için harıl harıl çalışan bir yığın manyak mühendis ve bilim adamı ordusu mevcut. motor dediğimiz nane de keza aynı şekilde. o kadar farklı yöntemlerle o kadar geliştirilmiştir ki içten yanmalı motorlar, neredeyse teknolojik olarak mükemmelliğe erişmiş durumdalar. bugün, sayılı motor üreticilerinin hedefi "motor üretmek" değil, "çok daha iyi motor üretmek".

    biz bu konularda geride kaldık, hem de çok geride. evet, motor ve işlemci üretme kapasitemiz var ve istersek bunu yapabiliriz (hatta yapıyoruz da). fakat, aradaki teknoloji ve bilgi birikimi farkı o kadar büyük ki, diğer ülkeler eğer bir nükleer savaş veya felaketle bu yeteneklerini yitirmedikleri takdirde, her zaman bizden önde olacaklar.

    örneğin, şu anda biz cmos entegre ve işlemci üretme denemeleri yapıyoruz. fakat, işlemci üreticileri artık çok daha farklı teknolojiler üzerine uzun süredir araştırmalar yapıyorlar. biz bir şey yapıyoruz, fakat onlar çok daha iyisi için zaten çalışıyor oluyorlar. biz 65 nanometre üzerinde çalışmalar yapmaya başlıyoruz, onlar 22 nanometrelik işlemciler geliştiriyorlar. hatta yakında memristor tabanlı işlemciler diğerlerinin yerlerini almaya başlayacaklar ama, biz daha memristorun gerçekte ne olduğunun detaylarına bile vakıf değiliz. çünkü bu bilgiyi vermiyorlar, dolayısıyla bizim çoğu şeyi yeniden keşfetmeye çalışmamız gerekiyor. bu da zaten geriden geldiğimiz bir alanda bizi daha geriye itiyor.

    hani bazen denir ya, biz niye uzaya çıkamıyoruz diye. istesek çıkarız, 80-100 milyar dolar arası bir kaynak ayırıp, 10-15 yıl içinde yörüngeye insan gönderecek teknolojiye ulaşmak o kadar zor değil. evet, bunu biz de yapabiliriz. fakat biz onların 1960'larda eriştiği bu bilgi ve teknolojik düzeye ulaşana kadar, onlar ay'da üs kurmuş, yahut mars'a insan göndermiş olacaklar. bakın iran harıl harıl uzaya insan gönderebilmek için çalışıyor ve yüksek ihtimalle de 10 yıl içinde bunu başaracak. iran bu teknolojiye ulaşmaya çalışadursun, nasa'nın pluton'a doğru yol alan bir uzay aracının (new horizons) olduğu gerçeği değişmeyecek. biz, yörüngeye ulaşabileceğimiz sıvı yakıtlı roketler geliştirmeye çalışaduralım, nasa bir ayda sizi mars'a götürebilecek plazma motorlarının denemelerini yapıyor.

    böyleyken böyle işte...
  • mikroişlemcilerin fiziksel olarak üretilmesinin yanı sıra mikroişlemci tasarımı diye bir şeyde söz konusu. biz ilk önce kendi mikroişlemcimizi tasarlayalım üretmesi kalsın. üretim işlemi dışarıya yaptırılabilir. ayrıca mikroişlemcinin fiziksel olarak üretilmesi öyle "şuraya fabrika yapalım, içine cihazları robotları koyalım 1 hafta sonra üretime başlarız" gibi olmuyor maalesef. silikon çiplerin üretimi son derece hassas bir süreçtir. üretim için yapılacak tesisin sırf mikropartiküllerden temizlenmesi için yıllarca boş çalıştırılması ve içerideki havanın temizlenmesi gerekmektedir.
  • aselsan ve bilkent üniversitesi ortaklığında kurulacak türkiye'nin ilk çip fabrikasının temeli 23 aralık 2014 salı günü düzenlenecek törenle atılacakmış.
    http://www.memurlar.net/haber/494156/
  • (bkz: tümosan)
  • üretir üretiyor ama seri üretmiyor. bunu yapabilecek insanlar mevcut. bu ülkenin deli dehaları çürüyor küçümsemeyin o kadar da. şu var ki şanssız coğrafyada, kötü kişilerin elinden geçmiş ve bağnaz bir yapısı olan bir toplumda yaşıyor olmamız bütün bunlara engel.

    kardeşim sen gidip milyar dolara şu çipi yaptım dersen benim yozgatlı bayburtlu konyalı halkım siktir ulen der.

    adamlar yol istiyor. köprü istiyor arabaları olmasa da. oturamasalar da toki konutları istiyor. ibadet etmese de cami istiyor her köşe başına. imam hatipte ahlaklı öğrenci yetiştirildiğini düşünüyor. ve bunları yapana oyunu değil canını veriyor.

    sen bu toplumda neyin çipini neyin motorunu üretebilirsin? şunu üretirsin ancak

    besmele çeken bardak
    kuran okuyan seccade

    vesaire..
  • motor üretmek zor değil, pahalı bir iştir. ilk yatırım maliyeti milyon dolarlar gerektirir. kimse milyon dolarlarca yatırım yapıp 10 yılda, 15 yılda (oda batmaz işini tutturabilirse) geri kazanacağı bir işe de para yatırmaz.

    edit: devrim otomobilleri seri üretime geçip o zamandan beri motor ve tabiki otomobil üretiyor olsak ve sürekli arge çalışmalarında bulunsak şu anda 3-4 otomobil firmamız olabilirdi bizimde.
  • bizim geleneklerimizde ezberci sistem olduğu için, öyle analitik şeylere kafamız basmaz bizim.