şükela:  tümü | bugün
  • dış politika, terör ya da ekonomi sorunundan daha önemlidir ancak hiçbir hükümet eğitim seviyesini yükseltmek için bu sorunu öncelikli ele almaz. tam tersi eğitim seviyesinin artmaması için baskı kurulur. ipsos'un referandum tercihleri ve eğitim durumu anketinden de görüldüğü üzere eğitim seviyesi arttıkça hayır oyları çoğalmaktadır.

    benzeri bir tabloyu zamanında taner yıldız eğitim seviyesi yükseldikçe oy oranımız düşüyor şeklinde ifade etmişti.

    ülkenin bütün sorunları çözülebilir. ancak mantıklı, doğruyu ve yanlışı ayırt edebilen, geçmişini bilen, kolayca kandırılamayan, olayları analiz edip tespitler çıkarabilen eğitimli insan sayısı arttıkça terör de biter, ekonomi de düzelir. ancak ülkenin yarısı ilkokul seçmeni ise siyaset de bu seçmene yönelik kabadayı tavırlarla, altı boş ama kendisi heybetli laflarla sürecektir. eğitim insanı kandırmak zor olacağı için siyasi partiler insanları ikna edecek uzlaşımcı yollara gidecektir. "eeeey xxx" politikası genellikle eğitimli kısma hitap etmez.

    ülkenin eğitim seviyesi yükselirse refahın artacağı zaten kanıtlanmış bir durum. ben buna ek olarak diyorum ki eğitim seviyesinin düşük olması da ülkedeki diğer sorunların çözümünü tıkayan en büyük sorundur.

    tüikten alınabilecek türkiye'de bitirilen eğitim seviyesi istatistiklerine baktığımızda da bütün bu dediklerimin örüntülü olduğunu ve ipsos'un sonucuyla bir arada düşünüldüğünde gerçekten eğitim seviyesinin ülkenin refahı ile doğru orantıda olduğunu düşünebiliriz.

    bu durumda iktidar ve güç sahipleri halkın eğitim almasını, aydınlanmasını asla istemez bu da muhtemel çoğunluğumuzun farkında olduğu bir durum. bazıları eğitim seviyesinin yükselmesini sağlamadığı gibi bazıları da imam hatibification ile var olan eğitim seviyesini şişirirken sistemin içini boşaltmaktadır. her ile üniversite açmanın eğitim seviyesini yükseltmediği de bir başka gerçektir. üniversitelerde birikimli akademisyenlerden fazla slaytcı, yalayarak yakalakalık yaparak akademisyen olmuş insanların sayısı arttıysa da bu içi zaten boşalmış bir eğitim sistemini göstermektedir.

    eğitim verecek kalifiye eleman açığı olduğu için eğitimli insanlar yetiştirilmiyor. bu döngünün ilk başlangıcının köy enstitülerinin kapatılması olduğu görülebilir. 16 nisan 2017 referandumunda trabzon'un tek hayır çıkaran ilçesi beşikdüzü 1940'da açılan köy enstitülerinden birine ev sahipliği yapmıştı. bu ilçenin 1 kasım seçim sonuçlarına bakıldığında da bir tarafın ezdiği bir siyasi ortamdan çok daha öte resmen demokrasinin temsil edildiği bir sonuç gözlemlenebilir.

    bazı çevrelerden gördüğüm kadarıyla bu sorunun çözümünün zaman olduğu ve zamanla eski eğitimsiz nüfusun yaşlanıp hayatını kaybederken yeni gelen nüfusun eğitim seviyesinin yüksek olması sebebiyle bu sorunun kendiliğinden ortadan kalkacağı görüşü yaygın. ancak yukarıda da bahsettiğim gibi içi boş üniversiteler, imam hatipler, insanları intihara sürükleyen sınav sistemleri oldukça bu da yavaşlar. bugün milyonlarca genç ygs'ye girmek için kendini hırpalıyorsa bu ülkede süper bir üniversite eğitimi var bu yüzden talep de çok yüksek anlamına gelmiyor. tam tersine üniversite okumayanın aç kalacağı, adam yerine bile konmayacağı sözlü bir kural gibi algılanıyor ve bu yüzden sırf boşta kalmamak, askere gitmemek, lise mezunu musun sen ıyy denilmesin diye yönetici kişilerin de insanları yönlendirmesiyle üniversiteye yoğunlaşma vardır.

    üniversitelere yapılan bu yoğun talep eğitim seviyesini istenilen ölçüde artırmaz. tam tersi üniversiteli işsiz ve üniversiteli beceriksiz meslek gruplarını ortaya çıkartır. gerçi hoş, güzel ülkemizde profesörler çiftçilik yapıyor, akademisyenler mısır-pilav satıyor, tübitak sema gösterisi yapan robota 1 milyon lira veriyor.

    eğitim seviyesinin artması meritokrasi*ye kan ve can verir. meritokrasi de bu ülkenin tek kalkınma, tek aydınlanma yoludur.
  • her noktasına katıldığım önerme.
  • eğitimli insanları "elit" diye aşağılamaya kalkan götü boklu çomarların sürmesi için ellerinden gelen her şerefsizliği yapacağı sorundur eğitim sorunu. ülkedeki her sorunun kaynağıdır.
  • evet doğru eğitimsizlik ancak lütfen eğitimsizliği yanlış anlamayın anlatmayın.her 10 hukuk fakültesi mezunundan 5 i bütün adliyelerde kocamanca yazan adalet mülkün temeli nedir bilmiyorsa eğitimsizliğin başka bir boyutu var demektir.eğitimsizliğin çaresi herkes üniversite mezunu olması değildir.adam odtü elektrik-elektronik mühendisi ama norton ve thevenin eşdeğer devreler ile alakalı myo mezunlarının bile bildiği bir soruyu çözemiyor.bunu bizzat gördüğüm için söylüyorum.
  • bir eğitimci olarak itiraf etmeliyim ki berbat bir nesil geliyor. okumayan, yorum yapamayan, mukayese yeteneği olmayan bir nesil geliyor ya da yetiştiriyoruz demeliyim evet bu bizim de suçumuz ve en büyük suçta sistemde gereksiz ve ezbere dayalı bilgi yoğunluğu bunların yanı sıra berbat merkezi sınav sistemleri hala çocukları yarıştırmaya zorluyor ve bu da yetmezmiş gibi bunun üzerinden degerlendiyoruz bitmiyor çocukların geleceklerini dışarı taşırmadan doldurdukları yuvarlaklar ile belirliyor asla yeteneklerine bakmiyoruz güdülmeye hazır bir topluma yeni üyeler yetiştiriyoruz adeta ve atılan her adım yapılan her yenilik bu bok çukuruna bizi biraz daha batırıyor.
  • okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor.
    ben açıkçası korkuyorum, ben her zaman cahil halkın ferasetine güveniyorum.
  • emin çapa tedx talks'ta benzeri bir çıkarım yapmamızı sağlayan durumları anlatıyor. vakit bulan herkesin izlemesini öneririm.
  • bugün istanbul'un bir üniversitesinde kütüphanede bulundum saatlerce. ders, ödev, kitap, müzik derken saat 5'ten 10'a kadar vakit geçirmişim. ders çalışmaya geldiğimde %80'i tutulmuş olan masalara bu süre zarfında hiçbir öğrencinin uğramadığını belirtmek isterim. "yüksek eğitimli" çocuklar çarpıcı bir görgüsüzlüğe imza atmışlardır.

    bildiğimiz anlamdaki eğitimin bir işe yaramadığını söyleyebilirim. bizim sorunumuz ahlaksızlık.
  • eğitimi iş bulma odaklı alan bir toplumuz.
    yani kendini geliştirme odaklı değil.
    bu nedenle iş gören doktorlar, mühendisler, hukukçular ya da kasaplar inşaat ustaları yetiştiriyor ama donanımlı insan yetiştiremiyoruz.

    iş sahibi olma odaklı eğitim talebi o kadar içimize işlemişki sorunu burada başlığa taşıyan arkadaşımız bile işini iyi yapamayandan şikayet ederek bitiriyor düşüncesini.

    zenginininden fakirine, işçisinden hakimine, ülkenin doğusundan batısına hemen her ailede benim oğlum büyüyüp doktor olacak, kızım okuyacak avukat olacak gibi heveslerle büyütülür çocuklar.
    yani okumaya karşı bir tavır yoktur insanımızda.
    çoğunlukla da ellerinden geleni yapar aileler çocuk okusun diye.
    ama başta da dediğim gibi iş odaklıdır.
    tabi böyle olunca onu da tam yapamayız.
    yarım hukukçular, yarım mühendisler, avukatlar vs. yetişir ülkemizde.
    iş hedefine giderken nasıl olduysa kendini yetiştirmeyi becerebilenlerde genellikle toplumla bir çok konuda aynı fikirde olmazlar ki zaten öyle olmalıdır.
    fakat toplum bunu hazmedemez ve bu seferde linç kültürü devreye girer.
    halbuki toplumu yönlendirecek, kanaat önderi olması gerekenler işte bu sayıları az değerli insanlardır.
    özetle eğitim bizdeki gibi verilmeye devam ettiği sürece daha çook el sallarız uzay gemilerinin ardından.
  • eğitimsizlikten ziyade eğitimlilerin yeterince eğitimli olmamasıdır. diğer bir deyişle batı dünyasındaki eğitimlilerle bizim eğitimli insanlarımız arasında dağlar kadar fark var. eğitimsiz insan dünyanın neresine giderseniz gidin aynıdır. yapacağı iş, oy vereceği parti, yaşayacağı hayat. makarnaya oy veriyor diye aşağıladığınız bu insanlar aslında makarnayla hayatta kalabilecek insanlardır. bir ekonomik krizde en az etkilenen kesimdir. plan sende, adamda eğitim yok. sen planı düzgün de yapsan yamuk da yapsan eğitimsiz arkadaş o planda ne yazıyorsa onu uygulayacak. bu bağlamda eğitimsizliği sebep göstermek tutarsız kaçıyor biraz.

    ülkedeki eğitimliler siyasi görüşü ne olursa olsun eğitim alanı hangi alan olursa olsun kovaladığı tek mevzu bir üst basamağa çıkarken basacağı en uygun sırta sahip insan aramak. bir iş kurayım ülkeye değer kazandırayım yok, bilimsel konuda şunu yapıp şöyle satayım yok. varsa yoksa çakallık, şark kurnazlığı, dalavere, samimiyetsiz ortamlar vs. sanki tek akıllı sizsiniz.